Browsing by Author "Çetinkaya, Hakan"
Now showing 1 - 10 of 10
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis FMRI kullanılarak otomatik DEHB teşhisi(2025) Taşpınar, Gürcan; Özkurt, Nalan; Çetinkaya, HakanDikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), birçok çocuk ve ergenin okul ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. DEHB aynı zamanda ailelere ve topluma da önemli yükler getirebilmektedir. Ayrıca, günümüzdeki dijitalleşme düzeyinin dikkat sürelerine olumsuz etki ettiği, belirlenmiş oyun alanlarının azalmasının ise çocuklarda biriken enerjinin dışarı atılmasında olumsuz etki yarattığı gözlenmektedir. Son yıllarda bu faktörlerin, en bilinen ruhsal sağlık bozukluklarından biri olan bu hastalığın farkındalığına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Görüntüleme ve makine/derin öğrenmedeki hızlı gelişmeler sayesinde, teşhisi acil ve önemli olan DEHB için geçmişte geleneksel yöntemlerle kullanılanlardan daha güvenilir teşhis yöntemleri artık mevcuttur. Bu tez çalışmasında oldukça geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Literatürde gözlenen bazı eksikler de gözetilerek, son zamanlarda DEHB teşhisinde sıklıkla kullanılan fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRG) verilerinden faydalanılarak bazı alternatif yöntem önerileri sunulmuştur. Bu alternatif yöntem önerilerinin etkinliğinin niceliksel olarak karşılaştırılabilmesi amacıyla DEHB teşhisinde genelde kullanılan yöntemleri içeren, sıklıkla atıf alan ve karşılaştırma için sıklıkla kullanılan 3 adet çalışma seçilmiştir. Bu çalışmalarda kullanılan yöntemler ortaklaştırılarak, bir referans modeli oluşturulmuştur. Bu referans modelin parametre optimizayonundan sonra alternatif yöntem önerileri tek tek ve bir arada referans modele entegre edilmiştir. Her bir entegrasyon sonucunda oluşan yapı optimize edilerek referans model ve literatür ile niceliksel olarak karşılaştırılmıştır. DEHB teşhisi için oluşturulan modellerin genelde sahip olduğu her bir aşama için ayrı bir alternatif yöntem önerisi yapılmıştır. Tüm beyin bölgelerinin kullanımı yerine varsayılan mod ağı (VMA) beyin bölgelerinin kullanılması, beyin bölgeleri arasındaki işlevsel bağlantıların hesaplanması için Pearson'ın ilişki katsayısı yöntemi yerine dalgacık dönüşüm uyumu (DDU) yönteminin kullanılması ve veri dengeleme ile özellik seçimi için sentetik azınlık aşırı örnekleme tekniği ve elastik ağ tabanlı özellik seçici yerine oto kodlayıcı'nın (OK) kullanılması önerilmiştir. Önerilen yöntemlerle elde edilen yapıların hepsi DEHB teşhisinde gelişim göstermiştir. Önerilen yöntemlerin referans modele entegre edilmesi ile oluşan yapılar arasında en yüksek sınıflandırma sonucuna ulaşan yapının VMA ve OK'nin birlikte kullanıldığı yapı olduğu gözlendiği için bu yapı geliştirilmiştir. Bunun için literatürde sıklıkla araştırılan teknik yöntemler yerine DEHB ile beyin bölgelerinin ilişkisi araştırılmıştır. Literatürde bu alandaki boşluk da gözetilerek DEHB'nin bireylerin hareket, dürtüsellik, hissi and karar alma işlevlerinde hasarlar oluşturmasından hareketle beynin 'basal ganglia', 'limbic system', and 'frontal cortex' alt sistemlerine odaklanılmıştır. Bu alt sistemleri oluşturan beyin bölgeleri seçilerek DEHB teşhisinde tüm beyin bölgelerinin kullanılmasından sonra en çok tercih edilen ağ olan VMA beyin bölgelerinin kullanılmasına bir alternatif oluşturulması istenmiştir. Bu alternatif oluşturulurken DEHB teşhisinde özelleşmiş bir odaklanma ve gelişimin elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu uygulama esnasında bu sefer DEHB alt tipleri de sınıflandırmaya dahil edilmiş ve hemen tüm sınıflandırma olasılıkları için uygulama tekrarlanarak alternatif yöntem önerilerindeki gibi geniş, karşılaştırmalı ve niceliksel sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlardan gözlendiği üzere DEHB teşhisi için doğru beyin bölgeleri seçilmiştir. Ayrıca niceliksel sonuçlardan gözlendiği üzere bu tez çalışmasında DEHB-H teşhisine dair olası bir sorun üzerine bir hipotez ortaya atılmış ve niceliksel sonuçlarla incelenmiştir. Literatürde kullanılan veri tabanlarındaki DEHB-H teşhisi konan hasta sayısındaki dramatik azlık ve DEHB teşhisinde kullanılan öznel kriterlerdeki yoruma açıklık, bu çalışmada elde edilen geniş, karşılaştırmalı ve niceliksel sonuçlarla desteklenmiştir.Doctoral Thesis FMRI kullanılarak otomatik DEHB teşhisi(2025) Taşpınar, Gürcan; Özkurt, Nalan; Çetinkaya, HakanDikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), birçok çocuk ve ergenin okul ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. DEHB aynı zamanda ailelere ve topluma da önemli yükler getirebilmektedir. Ayrıca, günümüzdeki dijitalleşme düzeyinin dikkat sürelerine olumsuz etki ettiği, belirlenmiş oyun alanlarının azalmasının ise çocuklarda biriken enerjinin dışarı atılmasında olumsuz etki yarattığı gözlenmektedir. Son yıllarda bu faktörlerin, en bilinen ruhsal sağlık bozukluklarından biri olan bu hastalığın farkındalığına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Görüntüleme ve makine/derin öğrenmedeki hızlı gelişmeler sayesinde, teşhisi acil ve önemli olan DEHB için geçmişte geleneksel yöntemlerle kullanılanlardan daha güvenilir teşhis yöntemleri artık mevcuttur. Bu tez çalışmasında oldukça geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Literatürde gözlenen bazı eksikler de gözetilerek, son zamanlarda DEHB teşhisinde sıklıkla kullanılan fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRG) verilerinden faydalanılarak bazı alternatif yöntem önerileri sunulmuştur. Bu alternatif yöntem önerilerinin etkinliğinin niceliksel olarak karşılaştırılabilmesi amacıyla DEHB teşhisinde genelde kullanılan yöntemleri içeren, sıklıkla atıf alan ve karşılaştırma için sıklıkla kullanılan 3 adet çalışma seçilmiştir. Bu çalışmalarda kullanılan yöntemler ortaklaştırılarak, bir referans modeli oluşturulmuştur. Bu referans modelin parametre optimizayonundan sonra alternatif yöntem önerileri tek tek ve bir arada referans modele entegre edilmiştir. Her bir entegrasyon sonucunda oluşan yapı optimize edilerek referans model ve literatür ile niceliksel olarak karşılaştırılmıştır. DEHB teşhisi için oluşturulan modellerin genelde sahip olduğu her bir aşama için ayrı bir alternatif yöntem önerisi yapılmıştır. Tüm beyin bölgelerinin kullanımı yerine varsayılan mod ağı (VMA) beyin bölgelerinin kullanılması, beyin bölgeleri arasındaki işlevsel bağlantıların hesaplanması için Pearson'ın ilişki katsayısı yöntemi yerine dalgacık dönüşüm uyumu (DDU) yönteminin kullanılması ve veri dengeleme ile özellik seçimi için sentetik azınlık aşırı örnekleme tekniği ve elastik ağ tabanlı özellik seçici yerine oto kodlayıcı'nın (OK) kullanılması önerilmiştir. Önerilen yöntemlerle elde edilen yapıların hepsi DEHB teşhisinde gelişim göstermiştir. Önerilen yöntemlerin referans modele entegre edilmesi ile oluşan yapılar arasında en yüksek sınıflandırma sonucuna ulaşan yapının VMA ve OK'nin birlikte kullanıldığı yapı olduğu gözlendiği için bu yapı geliştirilmiştir. Bunun için literatürde sıklıkla araştırılan teknik yöntemler yerine DEHB ile beyin bölgelerinin ilişkisi araştırılmıştır. Literatürde bu alandaki boşluk da gözetilerek DEHB'nin bireylerin hareket, dürtüsellik, hissi and karar alma işlevlerinde hasarlar oluşturmasından hareketle beynin 'basal ganglia', 'limbic system', and 'frontal cortex' alt sistemlerine odaklanılmıştır. Bu alt sistemleri oluşturan beyin bölgeleri seçilerek DEHB teşhisinde tüm beyin bölgelerinin kullanılmasından sonra en çok tercih edilen ağ olan VMA beyin bölgelerinin kullanılmasına bir alternatif oluşturulması istenmiştir. Bu alternatif oluşturulurken DEHB teşhisinde özelleşmiş bir odaklanma ve gelişimin elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu uygulama esnasında bu sefer DEHB alt tipleri de sınıflandırmaya dahil edilmiş ve hemen tüm sınıflandırma olasılıkları için uygulama tekrarlanarak alternatif yöntem önerilerindeki gibi geniş, karşılaştırmalı ve niceliksel sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlardan gözlendiği üzere DEHB teşhisi için doğru beyin bölgeleri seçilmiştir. Ayrıca niceliksel sonuçlardan gözlendiği üzere bu tez çalışmasında DEHB-H teşhisine dair olası bir sorun üzerine bir hipotez ortaya atılmış ve niceliksel sonuçlarla incelenmiştir. Literatürde kullanılan veri tabanlarındaki DEHB-H teşhisi konan hasta sayısındaki dramatik azlık ve DEHB teşhisinde kullanılan öznel kriterlerdeki yoruma açıklık, bu çalışmada elde edilen geniş, karşılaştırmalı ve niceliksel sonuçlarla desteklenmiştir.Article Measuring SNARC Effect: Different Task Setups Reveal Divergent Spatial-Numerical Associations(Nature Portfolio, 2026-03-16) Bulut, Merve; Haugen, Beria; Dural, Seda; Candemir, Ayşenur; Şefikoğlu, Melike; Çetinkaya, HakanSpatial-Numerical Associations (SNAs) reflect the cognitive link between numerical magnitude and spatial orientation. While the SNARC effect, faster-left responses for small numbers and right responses for large ones, is robust in Western populations, findings from Turkish samples have been inconsistent. This study investigated whether methodological factors, including statistical power, sensitivity of measurement, and task setup, contribute to these inconsistencies. Using high-powered, lab-based parity judgment (PJ) and magnitude classification tasks, which are standard task setups when investigating the SNARC effect, as well as a novel Go/No-go (GNG) paradigm with lateralized stimuli and a central response, we examined directional SNAs in Turkish participants. Results revealed a weak reverse SNARC effect in the standard PJ task and a weak left-to-right SNA in the GNG PJ task, but no reliable group-level effects in magnitude tasks. Task setup significantly influenced directional SNA patterns, with opposite effects observed between standard and GNG PJ tasks. These findings suggest that SNAs are context-dependent, with different task setups activating distinct directional SNAs. This highlights the critical importance of methodological design when investigating SNAs.Master Thesis Renk algılamada dilin rolünün bir görsel tarama göreviyle incelenmesi: Görsel yarı alan etkisi(2025) Cinoğlu, Özce; Çetinkaya, HakanAccording to the Whorf Hypothesis, perception of world, thoughts and experience of the reality were influenced by the spoken language (Whorf, 1956). However, when the relationship between language and perception were evaluated through the functional organization of the brain, hemispheric lateralization becomes a significant factor. Previous research has shown that the right visual field (RVF) is more dominant than the left visual field (LVF) due to the left hemisphere's dominance in language processing (Gilbert et al., 2006). Building on this, the current thesis aimed to investigate the role of language and the visual half field effect on color perception using a visual search task, while also replicating the findings of Gilbert et al. (2006) in a Turkish sample. To achieve this, the visual search task was designed to assess the participants' ability to identify and discriminate the target colors presented in either the RVF or LVF under three different types of interferences: no interference, verbal interference and non-verbal (spatial) interference. The results revealed that language affected color discrimination in the RVF but not in the LVF. Reaction times were faster in the RVF for between group color pairs (BCP), whereas faster reaction times were observed in the LVF for within-category color pairs (WCP). Interestingly, the lateralization effect in color identification persisted despite both verbal interference and non-verbal interference. The thesis was able to replicate the findings of Gilbert et al. (2006) with Turkish native speakers, extending their results. It demonstrated that the Whorf Hypothesis and hemispheric lateralization yield consistent findings and are applicable across different cultures and languages.Master Thesis Renk algılamada dilin rolünün bir görsel tarama göreviyle incelenmesi: Görsel yarı alan etkisi(2025) Cinoğlu, Özce; Çetinkaya, HakanAccording to the Whorf Hypothesis, perception of world, thoughts and experience of the reality were influenced by the spoken language (Whorf, 1956). However, when the relationship between language and perception were evaluated through the functional organization of the brain, hemispheric lateralization becomes a significant factor. Previous research has shown that the right visual field (RVF) is more dominant than the left visual field (LVF) due to the left hemisphere's dominance in language processing (Gilbert et al., 2006). Building on this, the current thesis aimed to investigate the role of language and the visual half field effect on color perception using a visual search task, while also replicating the findings of Gilbert et al. (2006) in a Turkish sample. To achieve this, the visual search task was designed to assess the participants' ability to identify and discriminate the target colors presented in either the RVF or LVF under three different types of interferences: no interference, verbal interference and non-verbal (spatial) interference. The results revealed that language affected color discrimination in the RVF but not in the LVF. Reaction times were faster in the RVF for between group color pairs (BCP), whereas faster reaction times were observed in the LVF for within-category color pairs (WCP). Interestingly, the lateralization effect in color identification persisted despite both verbal interference and non-verbal interference. The thesis was able to replicate the findings of Gilbert et al. (2006) with Turkish native speakers, extending their results. It demonstrated that the Whorf Hypothesis and hemispheric lateralization yield consistent findings and are applicable across different cultures and languages.Article Representational Context Modulates the Direction and Transiency of Practice Effects on SNARC(SAGE Publications Ltd, 2025-09-30) Palaz, Ezgi; Çetinkaya, Hakan; Dural, SedaThe Spatial-Numerical Association of Response Codes (SNARC) effect typically results in faster left-hand responses for small numbers and right-hand responses for large numbers, aligning with the concept of the mental number line (MNL). It is a robust but a flexible phenomenon that can reverse direction depending on the spatial-numerical mappings employed. This study investigates the potential modulatory effects of two contrasting representational contexts (ruler vs. clockface) on the emergence and persistence of the SNARC effect under two opposing spatial-numerical practices (MNL-compatible vs. MNL-incompatible). In Experiment 1, a magnitude classification task was employed as a practice session including either MNL-compatible or MNL-incompatible stimulus-response mappings, and the transfer and transiency of practice effects were examined by engaging participants in three test parity judgment tasks administered 5 min, 1 day, and 1 week after the practice session. In Experiment 2, different representational contexts were introduced during practice sessions. Experiment 2a utilized an image of a ruler as the context consistent with the MNL, while Experiment 2b employed a clockface image as an inconsistent context. Participants underwent testing three times to assess changes in performance over time. Results revealed that MNL-compatible practice effects did not transfer while MNL-incompatible practice effects resulted in a reverse SNARC effect persisting for up to 1 day. However, introducing the ruler context eliminated this transfer, while the clockface context reduced the persistence of the practice effect.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 3SNARC effect in a transfer paradigm: long-lasting effects of stimulus-response compatibility practices(SPRINGER HEIDELBERG, 2025-01-18) Merve Bulut; Hakan Cetinkaya; Seda Dural; Bulut, Merve; Dural, Seda; Çetinkaya, HakanThe Spatial-Numerical Association of Response Codes (SNARC) effect refers to the phenomenon of faster left-hand responses to smaller numbers and faster right-hand responses to larger ones. The current study examined the possible long-lasting effects of magnitude-relevant stimulus-response compatibility (SRC) practices on the SNARC effect in a transfer paradigm. Participants performed a magnitude classification task including either SNARC-compatible or SNARC-incompatible trials as practice. They performed a parity judgment task in the subsequent transfer session administered five minutes one day or a week after the practice session. Results revealed significant SNARC effects after compatible practices and significant reverse SNARC effects after incompatible practices in all time-interval conditions. However a control group without practice showed no reliable SNARC effect. These findings suggest that the SNARC effect can be influenced by magnitude-relevant associations formed a week previously highlighting the long-lasting effects of magnitude-relevant SRC practices on the SNARC effect.Master Thesis SNARC görüntüsünün büyüklük karşılaştırma denklik değerlendirme süreçleri ile incelenmesi(2024) Göker, Deniz; Çetinkaya, HakanSayısal bilişin önemli bir parçası olan Mekânsal Sayısal Yanıt Kodlaması (SNARC), küçük sayılara sol elle ve büyük sayılara sağ elle daha hızlı yanıt verme anlamına gelir. SNARC etkisine sıklıkla eşlik eden etkilerden biri Yanıt Kodlarının Belirginliği (MARC) olarak adlandırılır ve tek sayılara sol elle, çift sayılara ise sağ elle verilen hızlı yanıtlarla tanımlanır. İki Koşullu Yol Modeli, sayılar zihinde uzamsallaştığında yanıtları nasıl etkilediğini açıklamak için iki zihinsel yol önerir: koşullu ve koşulsuz yol. Bu tezde, İki Koşullu Yol Modeli aracılığıyla SNARC etkisi ve MARC etkisi araştırılmıştır. Zihinsel Sayı Çizgisi (MNL) uyumluluk durumuna göre iki gruptan oluşan çalışmada, katılımcılara büyüklük sınıflandırma ve tek/çift sayı yargılama görevleri dönüşümlü görevler olarak sunulmuştur (N = 79). Sonuçlar, MNL uyumlu grupta düz SNARC etkisini gösterirken MARC etkisi gözlenmemiştir. Bununla birlikte MNL uyumsuz grupta ters SNARC etkisi ve ona eşlik eden ters MARC etkisi gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, bu etkilerin esnek olduğunu ve İki Koşullu Yol Modelinin önerdiği gibi koşullu ve koşulsuz yollar arasındaki etkileşimlerden kaynaklandığını desteklemektedir. Bulgular, soldan sağa okuma/yazma alışkanlığı olan ve daha önce düzenli SNARC etkisinin gözlemlenmediği bu örneklem için önem taşımaktadır.Master Thesis SNARC görüntüsünün büyüklük karşılaştırma denklik değerlendirme süreçleri ile incelenmesi(2024) Göker, Deniz; Çetinkaya, HakanSayısal bilişin önemli bir parçası olan Mekânsal Sayısal Yanıt Kodlaması (SNARC), küçük sayılara sol elle ve büyük sayılara sağ elle daha hızlı yanıt verme anlamına gelir. SNARC etkisine sıklıkla eşlik eden etkilerden biri Yanıt Kodlarının Belirginliği (MARC) olarak adlandırılır ve tek sayılara sol elle, çift sayılara ise sağ elle verilen hızlı yanıtlarla tanımlanır. İki Koşullu Yol Modeli, sayılar zihinde uzamsallaştığında yanıtları nasıl etkilediğini açıklamak için iki zihinsel yol önerir: koşullu ve koşulsuz yol. Bu tezde, İki Koşullu Yol Modeli aracılığıyla SNARC etkisi ve MARC etkisi araştırılmıştır. Zihinsel Sayı Çizgisi (MNL) uyumluluk durumuna göre iki gruptan oluşan çalışmada, katılımcılara büyüklük sınıflandırma ve tek/çift sayı yargılama görevleri dönüşümlü görevler olarak sunulmuştur (N = 79). Sonuçlar, MNL uyumlu grupta düz SNARC etkisini gösterirken MARC etkisi gözlenmemiştir. Bununla birlikte MNL uyumsuz grupta ters SNARC etkisi ve ona eşlik eden ters MARC etkisi gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, bu etkilerin esnek olduğunu ve İki Koşullu Yol Modelinin önerdiği gibi koşullu ve koşulsuz yollar arasındaki etkileşimlerden kaynaklandığını desteklemektedir. Bulgular, soldan sağa okuma/yazma alışkanlığı olan ve daha önce düzenli SNARC etkisinin gözlemlenmediği bu örneklem için önem taşımaktadır.Article Space-Magnitude Associations Modulate the Familiar-Size Stroop Effect in Visual Size Judgments(Springer Heidelberg, 2025-11-08) Dural, Seda; Çetinkaya, Hakan; Şefikoğlu, MelikeThe familiar-size Stroop effect shows how prior knowledge of an object's real-world size influences visual size judgments, slowing reactions when familiar and visual sizes conflict. This study examined how space-magnitude associations, specifically mental number line (MNL) compatibility, interact with Stroop congruency. Participants compared the visual sizes of two objects, ignoring real-world sizes, and identified either the smaller or the larger object across four conditions: Stroop-congruent/MNL-compatible, Stroop-congruent/MNL-incompatible, Stroop-incongruent/MNL-compatible, and Stroop-incongruent/MNL-incompatible. Tasks followed small-then-large or large-then-small identification sequences. Results showed MNL compatibility modulates Stroop interference: MNL-compatible (small-left, large-right) presentations reduced interference, while MNL-incompatible (large-left, small-right) presentations increased it, depending on task type and order. RT distribution analyses revealed MNL effects emerged in slower bins for Stroop-congruent trials and faster bins for Stroop-incongruent trials within small-then-large sequences. These findings suggest that space-magnitude associations shape the familiar-size Stroop effect, revealing a complex relationship between spatial and conceptual representations in size judgment.

