Özgen, Emre

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Prof.Dr.
Email Address
Main Affiliation
01.01.05.03. Psikoloji Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
Documents

20

Citations

1226

h-index

12

Documents

25

Citations

1091

Scholarly Output

6

Articles

0

Views / Downloads

0/0

Supervised MSc Theses

6

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

0

Supervised Theses

6

Journals data is not available

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Master Thesis
    Edı̇nı̇lmı̇ş kategorı̇k renk algısı etkı̇lerı̇nı̇n tekrarlanması ve genı̇şletı̇lmesı̇
    (2023) Dayangaç, Merve; Özgen, Emre
    The aim of the current thesis is to examine the acquisition of categorical color perception by investigating the impact of perceptual learning, while also replicating and expanding upon the earlier findings of Özgen and Davies (2002). In addition, whether categorical color perception is a high- or low-level effect is a subject of debates, as well. This study investigates this with the total of 25 participants. They underwent a 3-day training session focused on acquiring new color boundaries specifically within the green region. Following the training, their performance was assessed using a two-alternative forced-choice task both before and after the training, under two different conditions: successive and simultaneous presentation. Building upon previous literature, the current study proposed two hypotheses. (Hypothesis 1) Categorical perception effects can be learned through laboratory training. Participants will improve on the discrimination of pairs of colors across the learned category boundary. (Hypothesis 2) Learned categorical perception is a low-level perceptual phenomenon. Participants will show categorical perception effects on the simultaneous presentation task as well as the successive presentation task. The findings indicated that the current thesis successfully replicated and expanded upon the findings of Özgen and Davies (2002) in a more robust study using a perceptually uniform color space. Also, the thesis had its own unique findings by indicating a pure perception effect in simultaneous representation.
  • Master Thesis
    Renk algısında dikkatin yönelimi
    (2019) Nazlı, Semih; Özgen, Emre
    In search of the 'origin of the categories', dual nature of the 'colour' gives us the opportunity to research how categorization and perception relates to each other. Debate on the literature emphasis on whether human perception is shapped biologically by innate determinants or by culture and environment. Colour categorical perception literature has contradicting results of showing pure perceptual effects and also top- down modulations. However 'colour' shows same pattern in the attention studies as well. Therefore in this study, attention used as an indicator for determining the cognitive aspects (top down / bottom up) of colour categorical perception. And also checked if attention creates a modulation too. For these reasons, colour category discriminations were run by participants, under attentional shifted conditions, exogenously oriented by cues. Therefore lateralization effects both suggested by perception and attention literature, controlled by equal attentional weighting through trials. Reaction time, accuracy and Inverse Efficiency Scores were reported to better indicate the possible effects. Therefore results suggests a bottom-up aspect of cross- category colour discriminations, a top-down modulation requirement for within- category discriminations, and a possible categorical facilitation role of attention.
  • Master Thesis
    Understanding the Effect of Orientation Information on Spatial Frequency Processing
    (2017) Yıldız, Gizem; Özgen, Emre
    Every visual pattern that we see comprises a combination of various physical information. Human visual system could extract the necessary visual information from vast amount of visual patterns in a very short time (Gazzaniga & Mangun, 2014). This remarkable processing speed makes us capable to understand the meaning (gist) of a complex scene within 50 ms (Oliva & Torralba, 2006). While this remarkable feature of human visual system is assumed to reflect a stimulus based visual analysis (Palmer, 1999), scene perception is also influenced by goals, expectations and knowledge about the incoming visual stimuli. This study was conducted to examine how expectations produced by similarities in configuration of complex scenes shape flexible spatial frequency processing. To assess this research question, we conducted two experiements. In both, performances in categorization with similar and categorization with different orientation tasks were compared. In the first experiment, the effect of scale certainty on flexible SF usage was replicated and used to assess the role of orientation information in SF processing. As it was expected it was found that participants in categorization with different orientation information group categorized scenes more rapidly. In the second experiement, the effect of hybrid type was assessed and it was found that not task relevance but congruency has an influence on flexible SF processing. These results showed that participants could use SF cahnnels flexibly and orientation takes role in categorization speed by facilitating flexible SF usage. In the absence of orientation difference, participants spent time to identify the scene and a higher interference from the non-attended SF was observed. Therefore both late and reccurent feedback mechanisms take role in scene perception and visual system use some strategies to categorize scenes accurately in a short time. Keywords: internal template, spatial frequency, flexible usage, orientation
  • Master Thesis
    Duygu yükü ve uyaran setinin hibrit yüzlerin uzamsal frekanslarının işlenmesi üzerindeki etkileri
    (2018) Canoluk, Mehmet Umut; Eryar, Aycan Kapucu; Özgen, Emre; Amado, Sonia
    Schyns & Oliva (1999) insan yüzlerini işlerken uzamsal frekans (UF) kanallarının gözlemciye verilen göreve bağlı olarak esnek bir şekilde kullanılabildiğini göstermiştir. İlk deneyde, bu çalışmanın cinsiyet kategorizasyonu görevi içeren kısmı replike edilerek bu görev sırasında kullanılan yüzlerdeki duygunun (nötr, öfkeli veya mutlu) uzamsal frekans kanalı kullanımını etkileyip etkilemediği incelenmiştir. Aynı uyaranlar kullanılarak yapılan replikasyon çalışmasında, sonuçlar cinsiyet kategorizasyonu görevinde yüksek uzamsal frekans kanallarının daha yüksek kullanıldığını göstermiştir. Ek olarak, bir duygu ve uzamsal frekans etkileşimi gözlenmiş, öfkeli yüzlerin yüksek frekans aralığında sunulduğunda daha belirgin olurken, mutlu yüzlerin iki frekans aralığında gösteriminde belirginliğinde bir fark olmadığı görülmüştür. Bu deney sırasında, gözlemcilerin cinsiyet kategorizasyonunu doğru yapamadıkları ve görülen yüz ne olursa olsun çoğunlukla erkek cevabı verdikleri saptanmıştır. Bu durum Schyns & Oliva (1999)'nın bulgularının geçerliliğini sorgular niteliktedir. İkinci deneyde FACES veritabanı (Ebner, Riediger & Lindenberger, 2010) uyaranlarına InterFace yazılımı uygulanarak (Kramer, Jenkins & Burton, 2017) daha iyi bir hibritleme ile cinsiyet kategorizasyonundaki bu durumun çözülmesi amaçlanmıştır. Bu deney gözlemcilerin cinsiyet kategorizasyonunu doğru şekilde yapmasıyla sonuçlanmış, fakat bu durumun çözülmesi aynı görevi uygularken düşük frekans kanallarının daha sık kullanılması sonucunu beraberinde getirmiştir. Ek olarak, duygu ile uzamsal frekans kanalı arasındaki etkileşimi ortadan kaldırmış, ve duygunun temel etkisini mutlu yüzlerin daha belirgin olması sonucuyla ortaya çıkarmıştır. Üçüncü ve son deneyde aynı paradigma sabit uyaranlar yöntemi kullanarak uygun kesme noktalarından oluşan UF hibritleriyle tekrarlanmıştır. Bu deneyin sonuçları, gözlemcilerin cevaplarının hibritteki yüzlerden birinde mutlu bir yüzün varlığına bağlı olarak değiştiğini göstermiştir. Yapılan çalışmalar, uzamsal frekans kanallarının her ne kadar gözlemciye verilen göreve göre esnek bir şekilde kullanılabiliyor olsa da, kullanılan uyaranların sahip olduğu duygusal yükün bu uyaranların algılanmasında aracı bir etkiye sebep olabileceğini, ve aynı zamanda bu etkilerin kullanılan hibrit uyaranın özelliklerine bağlı olduğunu göstermiştir.
  • Master Thesis
    Renk algısındaki bireysel farklılıkların iki özel vaka çerçevesinde incelenmesi: Elbise ve ayakkabı
    (2018) Çavdan, Müge; Özgen, Emre; Wıtzel, Chrıstoph
    2015 yılının başlarında internette paylaşılan bir elbise fotoğrafı özellikle renk araştırmacılarının ilgisini çekti ve araştırmalarını renk algısında bireysel farklılıklar konusuna yöneltti. Elbisenin algılanmasındaki bireysel farklılıkların, elbisenin üzerindeki renk dağılımının günışığı renkleri yönünde olduğundan kaynaklanabileceği öne sürüldü. İlk çalışmada, rengin farklı algılanmasının elbisenin üzerindeki renklerin yönünde kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırıldı. Bu amaçla, elbisenin üzerindeki renkler günışığına yaklaşacak ve günışığından uzaklaşacak şekilde manipüle edildi. Sonuç olarak, renkler günışığından uzaklaştıkça bireysel farklılıklar da azaldı. Geçtiğimiz ekim ayında paylaşılmış bir ayakkabı resmi elbise ile benzer algısal farklılıklara neden oldu. Buna karşın ayakkabının renkleri günışığına zıt renk yönünde dağılıyor. İkinci çalışmada, renk algısındaki bireysel farklılıklara dair daha fazla bilgi sahibi olabilmek adına aynı kişilerin elbise ve ayakkabı algısında benzer bir şekilde ayrışıp ayrışmadığı test edildi. Sonuçlar elbise ve ayakkabı algısı arasında bir ilişki olmadığını gösterdi. Son olarak, bağlamın bu iki resmin algılanmasına etkisi bağlamsal bilginin sistematik olarak azaltılması ile ölçüldü.Sonuçlar, rengi isimlendirme görevinde bağlamsal etkileri azaltmanın bireysel arası varyasyonu olumsuz etkilediği görüldü. İlginç bir şekilde, objeler kesildiğinde ya da düzenli renkler gösterildiğinde katılımcıların isimlendirmeleri objenin piksel renklerine yaklaştı. Bu nedenle, bireysel farklılıklar kısmen ortadan kalktı.Bu çalışmada genel olarak elbise ve ayakkabının renk algısındaki bireysel farklılıkları açıklayabilecek ortak ve farklı değişkenler tartışılmaktadır.
  • Master Thesis
    Algısal yükün çevrimiçi oyuncuların oyun ipuçlarına yönelik göstermiş olduğu dikkat yanlılığı üzerindeki rolü
    (2023) Subaşı, Hande; Altıntoprak, Ayşe Ender; Özgen, Emre
    İnternet oyun oynama bozukluğu (İOOB) olan bireyler genellikle ortamda bulunan oyunla alakalı ipuçlarına karşı dikkat yanlılığı göstermektedir. Diğer yandan, çalışmalar algısal yük seviyesinin seçici dikkat üzerinde rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, algısal yük seviyesini manipüle ederek İOOB'li oyuncuların oyun ipuçlarına yönelik sergilemiş olduğu dikkat yanlılığı üzerinde algısal yükün etkisini araştırmayı hedeflemiştir. 22 İOOB'li oyuncu ve 21 oyun oynamayan katılımcıya düşük ve yüksek algısal yük blokları içeren bir harf arama görevi sunulmuştur. Görev sırasında, görevle ilgisiz çeldiriciler olarak oyun ve çizgi film resimleri kullanılmıştır. Çizgi film çeldiricileri, Lavie ve Forster'ın (2008) çalışmasına dayanarak kontrol değişkeni olarak kullanılmış ve tüm katılımcılar için nötr uyarıcı görevi görmüştür. Çalışma sonucu, çizgi film çeldiricilerinin tüm katılımcılar tarafından düşük algısal yük altında işlendiğini, ancak bu çeldirici müdahalesinin yüksek algısal yük altında ortadan kalktığını göstermiştir. Elde edilen bu bulgu, Lavie ve Forster'ın çalışmasını sadece tekrarlamakla kalmayıp aynı zamanda algısal yük teorisini de destekler niteliktedir. Ayrıca, bu sonuç araştırmanın deneysel tasarımının potansiyel sağlamlığını da göstermektedir. Oyun çeldiricileri açısından, oyun oynamayan katılımcılar için çeldiriciler düşük algısal yük altında görev performansını etkilerken, bu etki yüksek algısal yük altında ortadan kalkmıştır. Benzer şekilde, İOOB'li oyuncular için düşük algısal yük altında oyun çeldiricileri göreve müdahale etmiştir. Ancak, yüksek algısal yük koşulunda karmaşık sonuçlar ortaya çıkmıştır. İOOB'li oyuncular için RT analizi açısından oyun çeldiricilerinin göreve müdahalesi ortadan kalksa da (oyun çeldiricilerinin varlığı ve yokluğu arasında anlamlı bir fark olmaması), bu katılımcılar doğruluk analizi açısından oyun çeldiricilerinin varlığında daha fazla hata yapmışlardır. Bu bulgu, İOOB'li oyuncularda yüksek algısal yük seviyesinin dikkat yanlılığını tamamen ortadan kaldırmadığını fakat baskılama konusunda etkili olabileceğini göstermiştir. Elde edilen bulgular, İnternet Oyun Bozukluğu tedavisinde yeni stratejiler geliştirilmesi açısından ışık tutabilir. Ancak, çelişkili sonuçlar nedeniyle algısal yükün bağımlılık üzerindeki etkisini etkili bir şekilde ortaya koymak için daha fazla araştırma yapılması gereklidir.