Özyurt, Berrin
Loading...
Name Variants
Job Title
Dr.Öğr.Üyesi
Email Address
Main Affiliation
01.01.05.03. Psikoloji Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
SDG data is not available

Documents
6
Citations
23
h-index
4

Documents
6
Citations
18

Scholarly Output
10
Articles
6
Views / Downloads
0/0
Supervised MSc Theses
4
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
18
Scopus Citation Count
23
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
1.80
Scopus Citations per Publication
2.30
Open Access Source
1
Supervised Theses
4
| Journal | Count |
|---|---|
| Journal of College Student Retention: Research, Theory & Practice | 2 |
| Anatolian Journal of Clinical Investigation | 1 |
| Journal of GLBT Family Studies | 1 |
| Social Behavior and Personality: an international journal | 1 |
| Yeni Symposium | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

10 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 10
Article Citation - Scopus: 5A Pilot Study of the Reliability and Validity of Automatic Thoughts Questionnaire in Assesment of Schizophrenic Patient’s Automatic Thoughts(2013) Özyurt, Berrin Eylen; Sevi, Oya MortanArticle Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 4Why Some Students Adjust Easily While Others Can Not? Stress and Adjustment to University: Personality as Moderator(SAGE PUBLICATIONS INC, 2023) Ayse I. Kural; Berrin Ozyurt; Kural, Ayşe I.; Özyurt, BerrinResearch has demonstrated consistently that personality and perceived stress independently are essential factors for university adjustment among university freshmen, however little is known about the associations between personality perceived stress and adjustment together. Our primary goal was to explore the predictive utility of perceived stress for explaining university adjustment among university freshmen (N = 290). We also tested the moderating role of personality traits and this research was embedded within a Big Five model of personality including the sixth trait for Turkish context 'Negative Valence'. Results addressed that only conscientiousness and negative valence moderated the perceived stress and adjustment association. Students high on negative valence and/or conscientiousness tended to experience the detrimental effect of perceived stress on university adjustment more due to their personality. These results suggested that personality might be an important factor to include in adjustment fostering interventions for freshmen at universities.Article Citation - WoS: 6Citation - Scopus: 7The Relationship Between Attachment Orientations and University Adjustment Among Freshmen: Mediating Role of Perceived Stress(SAGE Publications Inc., 2023) Ayşe I. Kural; Berrin Eylen Özyurt; Kural, Ayse I.; Ozyurt, BerrinIn the current study we examine the novel hypothesis that perceived stress is a mechanism through which the relationship between attachment orientations and university adjustment can be explained. Present study explored both attachment orientations and perceived stress regarding adjustment, and perceived stress as mediator for the relationship between attachment orientations and adjustment among in 277 university freshmen. Attachment anxiety and avoidance positively correlated with perceived stress whereas resulted in poor university adjustment. Perceived stress partially mediated the relationship between attachment anxiety and poor university adjustment. The findings suggest that enhancing attachment security and stress management skills among insecurely attached students may lead to greater university adjustment. © 2022 Elsevier B.V. All rights reserved.Master Thesis The Role of Mothers’ and Fathers’ Emotion Regulation and Parenting on Their Preschoolers’ Emotion Regulation(2021) Yeşiltaş, Ayten Burçak; Özyurt, BerrinDuygu düzenleme karmaşık bir süreçtir, bebeklikte başlar ve hayat boyu ebeveynin desteği ile devam eder. Bu yüzden ebeveyn ve çocuk etkileşimi çocukların duygu düzenleme becerilerinin şekillenmesinde önemli bir role sahiptir. Okul öncesi dönem özellikle çocukların akran ilişkilerini, aile ilişkilerini ve organizasyonunu öğrenmesinde, sosyal yeterliliğinin gelişiminde önemli bir parçadır. Araştırmalar okul öncesi dönemde çocukların sosyal davranışlarının ilerleyen dönemdeki sosyal davranışlarını etkilediğini bulmuştur. Bu nedenle sosyal yeterliliği belirleyen faktörleri bilmenin gerekli olduğunu belirtmişlerdir (Eisenberg, Fabes, Shepard, Murphy, Guthrie, Jones, & Maszk, 1997). Duygu düzenleme, çocuk gelişiminin önemli bir parçasıdır. Duygu düzenleme becerileri, duygusal ilişkilerde nasıl tepki verilmesi gerektiğini anlama ve öğrenme ile ilgilidir. Ebeveynler çocuklarının duygu düzenlemelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmacılar, özellikle okul öncesi yıllarda anne-çocuk etkileşiminin, çocuğun duygusal düzenleme becerisin gelişiminde önemli olduğu bulmuştur (Altan, Yağmurlu ve Yavuz, 2012). Yapılan araştırmalar, anne çocuk etkileşimlerinin çocukların duygu ve davranış düzenlemeleri için önemli olduğunu, bunun bakım ortamındaki sıcaklık, duyarlılık ve hassasiyetle başlayıp, annelerin model olması ile okul öncesi yıllarına kadar devam ederek ve çocukların duygu düzenleme stratejilerini desteklediğini göstermiştir (Cassidy 1994; Eisenberg, Fabes, Shepard, Cumberland, Losoya, Guthrie & Murphy 2001; Jacobsen, Huss, Fendrich, Kruesi, & Ziegenhain, 1997; Raikes and Thompson, 2006; Russell, Londhe, & Britner, 2013). Literatürün çoğunluğunda çocuğun duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde annenin rolü üzerinde durulmuş, baba faktörüne çok fazla değinilmemiştir. Bu çalışmanın amacı hem annelerin hem de babaların duygu düzenleme becerisinin çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki rolünü incelemektir. Buna ek olarak, her iki ebeveynin, ebeveyn davranışlarının çocukların duygu düzenleme becerisiyle ilişkisine bakmaktır. Bu çalışma İzmir'de yaşayan 97 anne babaya hem kendilerini hem de okul öncesi dönem (3-6 yaş aralığında) çocuklarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Katılımcılardan yalnızca anneler çocukları için Duygu Düzenleme Ölçeği (Emotion Regulation Scale), hem anneler hem de babalar; Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (Difficulties in Emotion Regulation Scale), Çocukların Olumsuz Duygularıyla Başetme Ölçeği (Coping with Children's Negative Emotions Scale), Çocuk Yetiştirme Stili Ölçeği'ni (Parenting Practices Questionnaires) tamamlamışlardır. Toplanan veriler SPSS'de, Pearson korelasyon, t-test ve Çoklu Hiyerarşik Regresyon analizleri yapılarak test edildi. Toplamda 5 hipotez üzerinde çalışıldı. Sonuçlara bakıldığında; annelerin ve çocukların duygu düzenleme becerisi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Babalar ve çocuklar arasında yalnızca toplam duygu düzenleme becerisi açısından anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çocuklardaki değişkenlik/olumsuzluk alt ölçeği annelerin kendi duygusal tepkilerini kabul etmemesi ve duygu düzenleme stratejilerine sınırlı erişiminin olması ile ilişkili bulunmuştur. Annelerin duygusal tepkilerin anlaşılmaması, duygusal tepkilere ilişkin farkındalığın olmaması duygusal tepkilerini kabul etmemesi ve duygu düzenleme stratejilerine sınırlı erişiminin olması çocuklardaki duygu düzenleme ile ilişkili bulunmuştur. Çocuklarda toplam duygu düzenleme, annelerin kendi duygusal tepkilerini kabul etmemesi ve duygu düzenleme stratejilerine sınırlı erişiminin olması ile ilişkili bulunmuştur. Babaların ise olumsuz duygular deneyimlerken amaç odaklı davranışlarda bulunmada güçlük çekmeleri çocuklardaki toplam duygu düzenleme ile ilişkili bulunmuştur. Anne ve babalar birbirlerinden ayrı duygu düzenleme becerileri kullanmaktadır. Anne ve babanın duygu sosyalizasyonu ile çocukların duygu düzenleme becerisi ilişkili bulunmuştur. Sonuçlara bakıldığında; hem annede hem de babada sıkıntılı tepki çocuklarda değişkenlik/olumsuzluk ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Buna ek olarak, annelerin probleme odaklı tepkileri çocuğun değişkenlik/olumsuzluk davranışıyla negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Hem annenin hem de babanın küçümseyici tepkileri çocuklardaki duygu düzenleme ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Bunun yansıra, annelerin problem odaklı tepkileri çocuklarda duygu düzenleme ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Toplam duygu düzenlemeye baktığımızda, annelerin problem odaklı tepkileriyle pozitif, sıkıntılı tepki göstermeleriyle negatif yönde ilişki bulunmuştur. Anne babaların kullandıkları ebeveyn davranışları ile çocukların duygu düzenleme becerisi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Annelerin özerklik tanıması (autonomy-granting) babaların sıcaklık göstermesi çocukların değişkenlik/olumsuzluk davranışıyla negatif ilişkili babaların duyarlı (responsiveness) olması ise pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Hem annelerin hem de babaların sıcaklık davranışı çocuklarda duygu düzenleme ile ilişkili bulunmuştur. Bunun yanı sıra annenin talep kâr olması çocukların duygu düzenlemesi ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Toplam duygu düzenlemeye baktığımızda babaların sıcaklık davranışı pozitif ilişkili, annelerin talep kâr olması ve babaların da duyarlı (responsiveness) olması negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygu düzenleme, duygu sosyalizasyonu, ebeveyn davranışları, duygu düzenlemede zorlukMaster Thesis Öz kendilik değerlendirmesi ve iyilik hali arasındaki ilişkide arkadaşlara bağlanmanın rolü(2025) Şanlı, Birsu İpek; Özyurt, BerrinBireyin yaşamındaki özellikle üniversite yıllarındaki önemli ilişkilerden biri olarak, arkadaşlara bağlanma konsepti daha fazla dikkati gerektirir, çünkü bu ilişki türünün yaşam deneyiminde rolü önemlidir. Bu çalışma arkadaşlara bağlanmanın rolünü yaşamın iki temel boyutu olan öz-kendilik değerlendirmesi ve öznel iyilik hali arasındaki ilişki bağlamında incelemektedir. Örneklem 200 kişiden oluşmaktadır, yaş aralığı 16-26'dır. Demografik bilgi formu, Ergenler İçin Arkadaşa Bağlanma Ölçeği (EİABÖ), Öz-Kendilik Değerlendirmesi Ölçeği (ÖKDÖ) ve Bütüncül İyilik Hali Ölçeği (BİHÖ) Türkçe uyarlanmış versiyonlarıyla kullanılmıştır. Analizler için Spearman korelasyon katsayısı, hiyerarşik regresyon, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri ve Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Sonuçlar hem arkadaşlara bağlanma, Öz Kendilik Değerlendirmesi ve Öznel İyilik Halindeki bağlantıyı, hem arkadaşlara güvenli bağlanma stilinin öz kendilik değerlendirmesi ile bilinçli farkındalık (∆R²= .070, ∆F(3,195)= 5.246, p=.002) ve bağlı olmama (∆R²= .053, ∆F(3,195)= 4.715, p<.01) arasındaki ilişkide katkı sağlayıcı rolünü ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar tartışma bölümünde ele alınmıştır. Bu çalışma alana arkadaşlara bağlanmanın bireylerde Öz Kendilik Değerlendirmesi ve Öznel İyilik Hali arasındaki katkı sağlayıcı ilişkisini göstererek katkı sunmaktadır. Çalışmanın sınırlılıkları ve ilerideki çalışmalar için öneriler tartışılmıştır.Master Thesis Genç yetişkinlerde siber flört istismarının yetişkin bağlanması, duygu düzenleme ve büyük beşli kişilik özellikleri üzerinden incelenmesi(2022) Çakır, Ceren; Özyurt, BerrinTeknolojinin gelişmesi ile yeni istismar davranışları da ortaya çıkmaktadır. Çalışma yetişkin bağlanması, duygu düzenleme ve büyük beşli kişilik özellikleri ile siber flört istismarını incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma örneklemi 18-40 yaş arası son 1 yılda romantik ilişki içerisinde olan veya olmuş 356 kişiden oluşmaktadır. Demografik Bilgi Formu, Siber Flört İstismarı Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE-II), Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği (KDDÖ) ve Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DGGÖ-16), Beş Faktör Kişilik Envanteri veriyi elde etmek amacıyla kullanılmıştır. Data Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Çoklu Regresyon ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, siber flört istismarına maruz kalma ve maruz bırakma arasında çift taraflı bir ilişki bulunmuştur. Ek olarak izleme ve kontrol maruz kalma ile kaçıngan ve kaygılı bağlanma, kabul etmeme, açıklık, sosyal modelleme arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Ayrıca, izleme ve kontrol maruz uygulama ile kaçıngan bağlanma, açıklık, amaçlar, dürtü, stratejiler, kabul etmeme, bakış açısı edinme, yatıştırılma sosyal modelleme ve nörotisizm ile pozitif; uyumluluk, sorumluluk ve deneyime açıklıkla negatif ilişkili olduğu bulunmuştur. Üçüncü olarak, siber flört istismarı cinsiyet ve yaş bağlamında farklılık göstermezken ilişki uzunluğu açısından farklılık göstermiştir. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarını kullanım süreleri ile siber flört istismarı arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Son olarak, sadece kaygılı bağlanmanın izleme ve kontrol uygulama ve maruz kalmayı yordadığı bulunmuştur. Dolayısıyla, tez daha derin bir anlayış sağlayarak siber flört istismarı literatürüne katkıda bulunmuştur. Araştırmanın sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler tartışılmıştır.Master Thesis The Relationship between University Adjustment, Attachment, Personality and Perceived Stress(2017) Kural, Ayşe Iraz; Özyurt, BerrinBağlanma stillerinin yaşam boyunca orta derecede dengeli olduğu kabul edilir. Gelişimsel geçişler veya travmatik deneyimler gibi önemli yaşam olayları, farklı düzeylerde stres algısına neden olabilir ve bu da bağlanma'nın istikrarını etkileyebilir. Üniversiteye başlamak, diğer bir deyişle üniversite öğrencisi olmak, söz konusu gelişimsel geçişlerden biridir ve her öğrencide önemli derecede strese neden olur. Bununla birlikte, bu tür stres faktörlerine verilen tepkiler algılanan stres, kişilik ve bağlanma stilleri gibi bireysel değişkenlere göre değişiklik gösterir. Ayrıca algılanan stres ve kişilik türleri arasındaki bağlantı iyi bilinmektedir. Belli bir yetişkin bağlanma stiline ve kişilik özelliğine sahip bazı öğrenciler, algılanan stres düzeyleri açısından daha fazla değişiklik yaşayabilirler ve bu durum üniversitenin ilk yılında üniversiteye uyum düzeylerini daha iyileştirebilir/ kötüleştirebilir. Bu çalışmada, üniversite öğrencileri arasında algılanan stres değişim kalıplarının bağlanma stilleri ve kişilik özellikleri ile ilişkili olup olmadığı ve bu ilişkilerin bazıları için daha belirgin olup olmadığı incelenmiştir. Dahası, algılanan stres ve üniversiteye uyum seviyelerindeki değişiklikler arasında bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla, iki uygulama noktası ile (güz dönemi ekim ayı, bahar dönemi nisan ayı olmak üzere) uzunlamasına bir çalışma yürütülmüştür ve yaşları 18-25 arasında değişen, bahar dönemi uygulaması sonucunda sayıları 147'ye düşen 277 üniversiteye yeni başlamış öğrenci çalışmaya katılmıştır.147 katılımcının tamamı hem sonbahar hem de bahar döneminde şu ölçek setlerini tamamlamıştır; Yakın İlişkilerde Deneyim Envanter, Algılanan Stres Envanteri, Üniversite Yaşam Envanterine Uyum, İlişki Anketi ve Temel Kişilik Özellikleri Envanteri. Her iki dönemde de uygulanan testler, öğrencilerin algılanan stress düzeyleri ve anksiyete düzeylerinin düşmeden ilkbahara doğru arttığını, bununla birlikte kaçınma düzeyleri ve endişe düzeylerinin azaldığını göstermiştir. Çoklu Regresyon Analizi sonuçları, üniversiteye uyum puanlarında gözlemlenen değişikliklerin, algılanan stres seviyelerindeki değişimler ve bağlanma stillerinde gözlemlenen değişimler ile kişilik özellikleri açısından sadece dışa dönüklük ve deneyime açıklık tarafından yordandığını ortaya çıkarmıştır. Öğrencilerin bağlanma stillerinin orta dereceli bir istikrar gösterdiği, katılımcıların neredeyse yarısının bağlanma stillerinin sonbahar döneminden bahar dönemine değiştiği ve söz konusu değişikliklerin algılanan stres düzeylerindeki değişimler ile yordandığı bulunmıştur. Algılanan stres düzeylerindeki artışın güvenli bağlanma stilinden güvensiz bağlanma stillerinden birine gerçekleşen değişimi açıkladığı bulunurken, azalmanın ise güvensiz bağlanma stillerinden güvenli bağlanma stiline doğru gerçekleşen değişimi açıkladığı ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, algılanan stres düzeylerindeki düşüş ile kaçınma ve kaygı bağlanma boyutlarındaki azalmanın üniversiteye daha iyi bir uyum örgüsünü yordadığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yetişkin Bağlanma Stilleri, Algılanan Stres, Kişilik, Üniversiteye UyumArticle Citation - Scopus: 1The Predictive Factors of Risky Alcohol Consumption in University Students(Istanbul Universitesi, 2015) Tok, Emine Sevinç Sevi; Özyurt, Berrin EylenArticle Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 2Gender differences in buyer-seller negotiations: Emotion regulation strategies(Soc Personality RES Inc, 2013) Gülçimen Yurtsever; Berrin Eylen Özyurt; Zohar Ben-Asher; Ozyurt, Berrin; Ben-Asher, Zohar; Yurtsever, GulcimenIn this paper we examined gender differences in face-to-face buyer-seller negotiations. We investigated the relationship between gender and negotiation outcomes and the mediating effects of cognitive reappraisal and cognitive reappraisal suppression on this relationship. The data were obtained from 176 middle and lower managers in Turkey. The negotiation simulation developed by Kelley (1966) involved bargaining for the prices of 3 products. There were 2 phases in the research. In Phase 1 1 woman and 1 man were paired randomly and assigned to play the role of either buyer or seller in a negotiation simulation. In Phase 2 participants filled out questionnaires regarding their cognitive reappraisal and cognitive reappraisal suppression. The results indicated that gender had no effect on profit achievement when mediator variables were controlled. © Society for Personality Research. © 2013 Elsevier B.V. All rights reserved.Article Citation - WoS: 6Citation - Scopus: 4The Comparison of Grandparents'- Parents'- and Young People's Attitudes Toward Lesbians and Gay Men in Turkey(ROUTLEDGE JOURNALS TAYLOR & FRANCIS LTD, 2017) Berrin Eylen Ozyurt; Veli Duyan; Özyurt, Berrin Eylen; Duyan, VeliThe present study aimed to compare attitudes toward lesbians and gay men across three generations in Turkey. Participants were 112 young people 169 parents and 125 grandparents. A total of 406 men and women were involved. The short form of Herek's (1998) the Attitudes Toward Lesbians and Gay Men Scale was used. MANOVAs and ANOVAs were used to analyze the data. Results showed the attitudinal differences toward gay and lesbian people across generations. Grandparents have the most negative attitudes whereas parents have more negative attitudes than their children. When comparing attitudes of each generation across sex we found that young women have more liberal attitudes toward gay men compared to all other groups. Discussion focuses on understanding the results within the unique cultural context of Turkey.

