Browsing by Author "Atabek, Gülseren Şendur"
Now showing 1 - 17 of 17
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis 12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından verilen ölüm cezalarının Türk basınında sunumu(2021) Özşarlak, Pınar; Atabek, Gülseren Şendur12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında Sıkıyönetim Mahkemeleri'nce ölüm cezası kararı verilmiştir. Bu çalışmada, konuya ilişkin haberlerin yakalama, yargılama ve infaz dönemlerine göre Türk basınında nasıl sunulduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylelikle, basının iktidara göre konumu ve üstlendiği rol Gramsci'nin 'hegemonya', Althusser'in 'devletin ideolojik aygıtları' kavramsallaştırmalarına dayanarak eleştirel bakış açısıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın temel varsayımı, basının rızaya dayalı bir hegemonya kurmasında iktidara destek olan ideolojik bir araç olduğudur. Araştırmada niceliksel ve niteliksel çözümleme yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Nicel çözümlemede, örnekleme alınan Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman Anahtar sözcükler: Deniz Gezmiş ve arkadaşları, ölüm cezası, Britanya Kültürel Çalışmaları, ideoloji çözümlemesi, Türk basını gazetelerindeki haberler, köşe yazıları, fotoğraflar ve karikatürler nicel açıdan çözümlenmiştir. Niteliksel çözümlemede ise Stuart Hall vd.'nin (1978) yapısalcılık etkisindeki kültürel çalışmalara denk gelen kategorilendirmelerine dayalı ideolojik çözümleme yapılmıştır. Araştırma sonucunda, özellikle Tercüman gazetesinin, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını 'vatan haini' çerçevesi içine yerleştirerek belirgin bir ideolojik üretim yaptığı saptanmıştır. Cumhuriyet gazetesinin Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında en fazla haber yapan gazete olduğu, Tercüman gazetesinin ise en fazla köşe yazısı ve fotoğraf yayımlayan, keskinleştirme ve kızıştırma gibi yollarla iktidar lehine en fazla ideolojik üretim yapan gazete olduğu görülmüştür. Hürriyet gazetesi, ana akım habercilik anlayışına uygun şekilde, sansasyonel başlık, haber içerikleri ve fotoğraflarla öne çıkarak, çok satmayı hedefleyen, bunu yaparken de iktidarla ters düşmemeye özen gösteren bir sunum sergilemiştir. Sonuç olarak, gazetelerin siyasi iktidarla kurdukları ilişkiler ve yapısal konumları ideolojik üretimde temel belirleyiciler olarak rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler: Deniz Gezmiş ve arkadaşları, ölüm cezası, Britanya Kültürel Çalışmaları, ideoloji çözümlemesi, Türk basınıMaster Thesis Altın Portakal Film Festivali: Ödüllü filmlerde sinematografik özellikler ve toplumsal cinsiyet temsillerinin değişimi(2019) Seçen, Devrim; Atabek, Gülseren ŞendurCinema is one of the most important and influential mass media that goes back to the 19th century and maintains its popularity today. Previously seen as an entertainment medium, the cinema soon became a commercial field. Cinema is also treated as a source in the social sciences with the idea that it reflects the society in which it was created. Through cinema films, it is possible to see the traces of a society and how individuals and their relationships are presented. Similarly, the examination of the films contesting in cinema festivals makes it possible to follow the social-historical changes in this context. In this thesis, the changes in the technical dimensions of the basic cinematographic features and the representation of the male and female characters in the films with the Best Film award in Antalya Golden Orange Film Festival were examined. For this purpose, the technical and basic artistic features of 52 films which received the Best Film award between 1964 and 2016 were included in the scope of the study. Thus, the general changes in the Turkish cinema industry through the basic cinematographic features of the festival films were examined. In addition, the representation of male and female lead characters in award-winnig films in terms of gender and the transformations in the Turkish social structure in this period were examined. Visual content analysis method was used in the study. The analysis of the films shows that the award-winning films follow the changes in the Turkish cinema industry from technical aspects such as color and duration. While literature adaptation films were seen in the early years of the festival, original scenarios became common in the following years. From the 1980s, while women issues have become more visible, women have also gained a place among the directors of award-winning films. In addition, a significant number of films have representations of male and female stereotypes identified in the literature and in this context, it can be said that gender codes have been generally reproduced in the festival films.Article Değişen Sinema Anlayışları Çerçevesinde Türk Filmlerinde Evlilik ve Boşanma(2015) SEVCAN SÖNMEZ; GÜLSEREN ŞENDUR ATABEK; Deniz BiLGE; Sönmez, Sevcan; Bilge, Deniz; Atabek, Gülseren ŞendurTüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de evlilik kurumu temel toplumsal kurumlardan biridir. Ancak 1990'lı yıllardan sonra bu temel kurumda sonucu boşanma ile biten çatlaklar oluşmaya başlamıştır. Toplumsal yaşamdaki bu önemli değişim filmler aracılığı ile de sıklıkla ele alınan konular arasındadır. Günümüz toplumlarında sinema hem kapitalist kültürün bir parçası hem de sunduğu içeriklerle kültürün oluşturucusu ve taşıyıcısıdır. Toplumsal kurumlara ilişkin temsillerin sinema filmleri aracılığı ile dolaşıma girmesi iki açıdan önem taşımaktadır: Temel toplumsal kurumlara filmler aracılığıyla anlamlar yüklenirken aynı zamanda bu filmler toplumun belli kurumlara bakışını da biçimlendirmektedir. Bu çalışmada evlilik ve boşanma ilişkisinin 1960-1980 arası Yeşilçam filmlerinde, 1980 dönemi kadın filmlerinde ve 1990 sonrası \"Yeni Sinema\" anlayışı çerçevesinde nasıl kurulduğu analiz edilmiştir. Böylelikle filmlerde boşanma nedenleri ve boşanma sonrası travmalar bakımından dönemsel ve sinemasal yaklaşım farklılıkları olup olmadığı sorgulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda 1980 öncesi filmlerde orta sınıf aile değerleri yüceltilmekte ve boşanma kabul edilemez bir durum olarak nitelendirilmekteyken 1980 sonrası filmlerinde boşanmanın kabul edilebilir olağan bir durum olarak sunulduğu bulgulanmıştır.Master Thesis Facebook'ta sanal cemaatlerin oluşumu ve sürdürülmesi: İzmir merkezli facebook grupları üzerine bir araştırma(2020) Yiğit, Gözde; Atabek, Gülseren ŞendurHistorically, a relationship between the social structure and communication is evident. Innovations in the forms of communication triggered social change and social change affected the communication environment. Face-to-face interpersonal communication corresponds with the classical communities and mass communication has been the dominant communication environment of modern nation-states. This thesis investigates how the virtual communities, which emerged as a new mode of sociality through the changes in communication technology, have been formed and maintained on Facebook in the context of Izmir-based Facebook groups. In some works in the literature, virtual communities are either considered very broadly to include all kinds of convergence on the internet, ignoring the conditions of being a community, or are considered as pseudo societies that replace 'real' social relations with reference to being outside the reality evoked by the connotation of the word 'virtual'. This study distances itself from both approaches by investigating virtual communities not as an alternative of real sociality, but as a new form of sociality that emerge in relation to social networks in the physical world. The first part of the study discusses the historical transformation of the community, the new communicative environment that emerge with the changes in communication technology, the concept of virtual community and the characteristics of virtual communities along with the relevant debates in the literature. In the second part, the emergence and current status of social media networks and the characteristics of Facebook and Facebook groups are considered. The third part is devoted to the interpretation of the data from five Izmir-based Facebook groups, which were obtained through purposive sampling and analyzed by in-depth interview method. In the conclusion of the study, general observations are made on the formation of the virtual communities on Facebook, their interactions with the physical world and their maintenance and their main features are classified. Some of the results reached in the research include that virtual communities are single-centered and independent of geographic boundaries, that they provide members with various levels of social connections and, that they interact with social networks in the physical world.Master Thesis Glocalization Practices of Global Brands in Turkish Market: A Case Study on a Beverage Company(2017) Canbaz, Emre; Atabek, Gülseren ŞendurSon dönemde reklamcılık alanında büyük değişimlerin yaşandığı görülmektedir. Bu değişimlere neden olan en etkili akımlardan birisi globalizasyondur. Globalizasyonla yeniden şekillenen ekonomik dinamikler, uluslararası markaların stratejilerinde radikal değişiklikler yapmalarını gerektirmiştir. Bu çalışmada markaların globalizasyon sürecinde hazırladıkları reklamların süreç içerisinde geçirdikleri değişimleri gözlemlemek için global bir marka olan Coca-Cola'nın Türkiye pazarı için hazırladığı televizyon reklamları incelenmiştir. Çalışmanın amacı global yaklaşımlar kapsamında Coca-Cola markasının global kimliğini korumak için dönemin oluşturduğu koşullar bağlamında lokal değerleri reklamlarında bir gereklilik olarak kullandığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, 1986-2017 yılları arasından amaçsal örneklem tekniği ile seçilmiş olan toplam 31 televizyon reklamı söylen, ön plana çıkan sosyal yapı öğeleri, ön plana çıkan global ve kültürel değerler, reklamlarda yer alan oyuncuların yaş aralıkları ve lokalize edilmiş reklam öğeleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Yapılan analizler, reklamlardaki global içeriklerin zaman içerisinde farklı beklentileri karşılayabilmek için lokal değerleri gözeterek glokal olgusunu ortaya çıkardığı ve bu olgunun global markaların reklam stratejilerinde odak noktası haline geldiğini ortaya koymuştur. Anahtar sözcükler: globalizasyon, lokalizasyon, glokalizasyon, reklam, söylen,göstergebilim, Coca-ColaResearch Project Gündelik Yasamda Medya Teknolojileri Anlatıları ve Toplumsal Degisim: Izmir Örnegi(2021) Atabek, Umit; Atabek, Gülseren ŞendurGündelik Yasamda Medya Teknolojileri Anlatıları ve Toplumsal Degisim: Izmir Örnegi Toplumsal degisimleri anlamak bakımından çesitli medya teknolojilerinin insanların gündelik yasamında nasıl deneyimlendigine iliskin anlatılar önemli malzemelerdir. Bu arastırma, çesitli medya teknolojilerinin sundugu araçları kullanarak deneyimlemis ve içeriklerini izlemis kisilerin anlatılarını sözlü tarih yöntemiyle degerlendirerek, tekno-kültürel bir perspektiften medya teknolojilerinin degisimini ve toplumsal rolünü ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Sözlü tarih yöntemi ile medya, toplum ve teknoloji iliskisini ele alan bu çalısma, toplumsal tarihteki degisimleri anlamada, gündelik yasamda medya teknolojilerinin kullanım ve deneyimlerinin önemli bir veri kaynagı oldugu temel kabulünden hareket etmektedir. Çalısmanın temel yöntemi sözlü tarihtir. Izmir?de yasayan farklı demografik ve sosyoekonomik özelliklere sahip kisilerle sözlü tarih yöntemine uygun görüsmeler yapılarak elde edilen nitel veriler, medya teknolojileri baglamında toplumsal dönüsümü açıklamakta kullanılmıstır. Incelenen kitle iletisim araçları gazete, sinema, radyo ve televizyon olarak sınırlandırılmıstır. Amaçsal ve kartopu örneklem teknikleriyle 70 kisilik örneklem olusturulmustur. Arastırmada elde edilen sözlü tarih verileri, katılımcıların yaslarına baglı olarak anımsayabilecekleri dönem göz önüne alındıgında, 1960?lardan itibaren ilerleyen döneme iliskin Türk toplumunda medya teknolojilerindeki degisim ve dönüsümü kapsamaktadır. Sözlü tarih yönetimine uygun olarak katılımcılardan medya teknolojilerine iliskin kendi deneyimlerini ayrıntılı olarak anlatmaları istenmistir. Bu anlatılar video olarak kaydedilmis ve transkripsiyonu yapılarak analize uygun hale getirilmistir. Anlatılardan elde edilen toplam 1170 sayfalık metin, NVivo ve KNIME yazılımları ile nitel ve nicel analize tabi tutulmustur. Çalısma üç arastırma sorusuna yanıt vermek üzere yapılandırılmıstır. Medya teknolojilerine iliskin anlatılarda hangi temel temaların bulundugu hakkındaki birinci arastırma sorusu baglamında, NVivo ile yapılan nitel analizle toplam 8 tema saptanmıstır. Bu temalar 1) Ilk Karsılasma; 2) Profesyonel Uyum; 3) Yaratıcı Çözümler; 4) Yeniliklere Açıklık; 5) Kisisellestirme Egilimi; 6) Nostalji Egilimi; 7) Geçis Teknolojileri ve 8) Tamir Edilebilir Teknolojiler temalarıdır. Medya teknolojilerine iliskin anlatılarda hangi kavramların sıklıkla kullanıldıgı hakkındaki ikinci arastırma sorusu baglamında, KNIME yazılımı ile anlatılarda kullanılan kavramlardan bir kavram haritası elde edilmistir. Son olarak, medya teknolojilerine iliskin anlatılarda kullanılan kavramların teknolojilere göre dagılımı hakkındaki üçüncü arastırma sorusu baglamında ise, FactoMineR yazılımı kullanılarak yapılan uyum analizi ile, elde edilen kavramların medya teknolojileriyle iliskisi görsellestirilerek tekno-kültürel baglam ortaya konmustur. Ayrıca, sözlü tarih görüsmelerinden elde edilen video görüntülerinden 1 saatlik bir belgesel kurgulanmıstır.Article İletişim Eğitiminde Farklı Perspektifler: Öğrenciler Akademisyenler ve Meslek Mensuplarının İletişim Eğitimi Hakkındaki Tutumları(2014) GÜLSEREN ŞENDUR ATABEK; Umit Atabek; Atabek, Umit; Atabek, Gülseren ŞendurTürkiyede iletişim eğitimi 1960lardaki başlangıç yıllarından bu yana tartışılmaktadır. Bu çalışma iyi bir iletişim eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda öğrencilerin akademisyenlerin ve meslek mensuplarının tutumlarını ve bu tutumların nasıl farklılaştığını araştırmaktadır. Bu amaçla toplam 309 kişiden oluşan uygunluk örneklemi grubundaki akademisyenlerin (n=149) iletişim fakültesi öğrencilerinin (n=112) ve iletişim meslek mensuplarının (n=48) temel iletişim eğitimi konularındaki tutumları ölçülmüştür. Öğrencilerin akademisyenlerin ve meslek mensuplarının uygulamalı derslerin ve yüksek teknolojik olanakların artırılması ile yabancı dil eğitiminin önemi konularında ortak ve yüksek düzeyde olumlu tutuma sahip oldukları görülmüştür. Öğrenciler alan dışı derslere karşı olumsuz tutum sergilerlerken meslek mensupları Türkçe dili ve edebiyat derslerinin artırılmasına yönelik olarak daha olumlu tutuma sahiptirler. Tutumlar genel olarak değerlendirildiğinde paydaşların bazı tutumlarının gelişiminin paradoksal olduğu görülmektedir. Bu sorunlu durumun iletişim eğitimi paydaşlarının akılcı ve katılımcı tartışmalarıyla aşılabileceği öngörülmektedir.Master Thesis Bir kitle iletişim aracı olarak televizyonun sinemada temsili(2017) Satıcı, Hale; Atabek, Gülseren ŞendurIt is obvious that cinema reproduces reality and also shapes it. Cinema realizes this by representations. In doing so, it also legitimizes dominant institutions and traditional values. Thus, cinema has a function of indoctrinating and spreading ideologies. This thesis questions how television is represented in films as a medium of mass media and that what the aims of these representations are. This subject study was inspired from the fact that in the literature there are not sufficient number of studies on the representation of television in cinema. For this study, twenty films was chosen: The Network (1976), The China Syndrome (1979), Videodrome (1983), Broadcast News (1987), The Running Man (1987), Natural Born Killers (1994), Quiz Show (1994), Mad City (1997), The Truman Show (1998), Edtv (1999), 15 Minutes (2001), Good Night, and Good Luck Good Luck (2005), Man of the Year (2006), Live! (2007), Frost/Nixon (2008), Morning Glory (2010), God Bless America (2011), Nightcrawler (2014), The Eichman Show (2015), Money Monster (2016). These films were selected from popular cinema with the purposive sampling technique. Discourse analysis method is applied to these films and discourses are examined under six categories: 1) Television in the context of advertisement, 2) Television in the context of relationship with politics and other institutions, 3) Television in the context of professionals and ethics, principals, values, 4) Television in the context of gender, race, and class, 5) Television in the context of ratings, 6) Television in the context of law and legislation. It is found that all the films examined under these categories represent television as a medium of mass communication in a very negative way. Further assessments of the films suggest that popular cinema has an ideological function and reproduces the dominant ideology through representations. Keywords: Representation, Cinema, Television, Ideology.Article Mothers' Perceptions of Substance Addiction: A Research Design for Components of a Public Communication Campaign(TURKISH GREEN CRESCENT SOC, 2020) Umit Atabek; Gulseren Sendur Atabek; Ali Galip Ayvat; Ayvat, Ali Galip; Atabek, Umit; Atabek, Gülseren ŞendurBased on data from mixed designed research the purpose of this study was to develop design elements of a public communication campaign on the fight against substance addiction. A focus group was conducted with mothers from the city of izmir Turkey. Based on the focus group findings a survey was conducted by distributing a questionnaire to 403 mothers in Izmir. Focus group qualitative data revealed that mothers were generally aware of the risks regarding substance addiction, however they do not relate the issue to their own children. Further mothers were shown to be the people closest the children in their families. Survey results revealed that mothers from higher socioeconomic backgrounds were more knowledgeable regarding substance addiction. A cluster analysis showed that mothers with less education and lower income levels had lower perceptions about substance addiction risk for school environments neighborhoods and the city while mothers with more education and higher income levels had higher levels of such perceptions. Considering the results of our study mothers were chosen as the main target for the public communication campaign. Additionally increasing social awareness about substance addiction was decided as the campaign's main objective.Article Citation - WoS: 2Perceptions about Gossip and Rumours in Academic Organizations(DEOMED PUBL ISTANBUL, 2021) Umit Atabek; Pinar Ozsarlak; Gulseren Sendur Atabek; Atabek, Umit; Atabek, Gülseren Şendur; Özşarlak, PınarGossip and rumour as forms of informal communication in academic organization have attracted little research attention in the literature. This paper examines the perceptions of Turkish academics of gossip and rumours gossip topics and their relationship with certain organizational cultural issues. A web-based questionnaire was sent to 356 academics working in the communications field. The findings revealed that gossip and rumours are quite common in academic organizations. Internal gossip and rumours are perceived to be more common than the external gossip and rumours. Gossips and rumours about the management and the personnel rights are among the top topics. On the other hand academics generally have negative opinions about gossip and rumours. However such negative opinions about gossip and rumours were found to decrease when the perceived organizational democracy and internal communication levels increase. It is clear that academic administrators may not cope with gossip and rumours successfully unless they improve democratic participation and internal communication.Master Thesis Şiddet içerikli reklamların algılanması: Balıkesir ili ortaöğretim öğrencileri üzerine bir uygulama(2016) Eryılmaz, Ayşegül; Atabek, Gülseren Şendur1990'lı yıllarda ekonomik ve teknolojik gelişmeler, televizyon yayıncılığında yeni bir dönem başlatmıştır. Bu dönemde reklamcılar, televizyon reklamlarında etkili olmak için, izleyicinin cinsellik ve saldırganlık gibi temel dürtülerine dayalı duygularını daha sık kullanmışlardır. Şiddetin televizyon program ve reklamlarında kullanılması toplumu özellikle de çocukları olumsuz etkilemektedir. Bu tez çalışmasında, Balıkesir ilindeki bir özel okul ve bir devlet yatılı bölge okulundaki 6. sınıf öğrencilerinin şiddet içerikli televizyon reklamlarını nasıl algıladığı incelenmiştir. Çalışma temel olarak şiddet içerikli reklamları farklı sosyoekonomik statüdeki öğrencilerin nasıl algıladığını araştırmaktadır. Uygunluk örneklemi tekniği kullanarak, Balıkesir il merkezindeki bir özel ortaokuldan 10 öğrenci ve Balıkesir ili içinde bir bölge yatılı ortaokulundan 10 öğrenci farklı sosyo-ekonomik statülerden olacak şekilde seçilmiştir. Bu öğrencilere monografik örneklem tekniği ile seçilmiş, tipik bir sembolik şiddet içeren televizyon reklamı olarak tanımladığımız Cips de mi Yasak? başlıklı Profilo Elektrikli Süpürge reklam filmi iki kez izletilmiş ve öğrencilerin bu filmi çizimleriyle öykülendirmeleri istenerek çizimler analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; reklam filmindeki sözel ve sembolik şiddeti 13 öğrencinin algıladığı, 5 öğrencinin sembolik şiddeti algılamadığı ve 2 öğrencinin de her iki şiddet türünü de algılamadığı bulgulanmıştır. Farklı sosyo-ekonomik statüdeki öğrencilerin çoğunun reklam filmindeki sözel ve sembolik şiddeti algıladığı ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin başarı durumları, sosyo-ekonomik statüleri, televizyon izleme alışkanlıkları ve şiddet eğilimli davranışları ile izledikleri reklamdaki sembolik şiddeti algılamaları arasında bir ilişki bulunmamaktadır. Bununla birlikte, yüksek sosyo-ekonomik statüdeki öğrencilerin sözel şiddet söylemlerini öykülendirmede ve sembolik şiddet göstergelerini betimlemede daha yetkin oldukları bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Televizyon Reklamları, Şiddet, Sembolik ŞiddetMaster Thesis Sinema salonlarının dönüşümü: İzmir örneği(2015) Kasapoğlu, Sedef; Atabek, Gülseren ŞendurCinema, since the end of the 19th century, became an art, depending on socio - economic, cultural, political and technological developments of the society which lived in, and sometimes transforming the society of which is included. Movie theaters, that are forming the impression in society, of cinema which consists of production, distribution and representation processes, also displayed changes and transformations in parallel with the break points in the society which lived in. Cinema sector and movie theaters are also affected by neoliberal policies that began to be widely accepted in Turkey as it is in the whole world after 1980. American distribution companies have come to Turkey and movie theaters began to split with Decree No. 32 which came into force in 1989. The neighborhood movie theaters closed gradually and began to leave their place to the movie theaters located in the shopping center locations especially after the 2000s. In this thesis, the transformation of the movie theaters in Izmir, which is affected from Decree No. 32 holding good in 1989, has been studied via 12 oral interviews by people who had worked in movie theaters of Izmir. The interviews have been evaluated by four main categories. The categories consist of; the people working in the cinema sector, the position of the cinema and movie theaters of Izmir before 1989, Decree No. 32 coming into force in 1989 and the beginning of division of Izmir's movie theaters, and the condition of cinema industry and the movie theaters in Izmir after 2000s. At the end of the study the reasons of movie theaters's divisions has been considered, and the change and transormation after 1989's policy changes and digitalization have been evaluated. Keywords: Cinema, Movie Theaters, Movie Theaters of Izmir, Oral HistoryResearch Project Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Tüketici Algısı Medyada Yanlış Enformasyonun Etkisi(2015) Gülay, Göker; Atabek, Umit; Atabek, Gülseren Şendur; Albayrakoğlu, Ezgi; Gökaliler, Ebru; Karakaya, SibelArticle Türk Üniversitelerinin İmajı: Üniversitelerin Basın Reklamları Üzerine Bir Çalışma(2015) GÜLSEREN ŞENDUR ATABEK; Umit Atabek; Atabek, Umit; Atabek, Gülseren ŞendurDevlet ve vakıf üniversiteleri sayısındaki son yıllardaki hızlı artışa bağlı olarak Türk üniversiteleri ağır bir rekabet baskısı altına girmişlerdir. Bu rekabet üniversitelerin öğrenci çekmek üzere özelliklerini öne çıkarmak ve pozitif bir imaj oluşturmak amacıyla verdikleri basın reklamları üzerinden izlenebilir. Bu reklamların üniversitelerin kendi kurumsal imajlarıyla örtüştükleri söylenebilir ancak özellikle yeni kurulan vakıf üniversitelerinin güçlü bir imaj oluşturmakta başarılı olduklarını ileri sürmek güçtür. Bu çalışmada Türk üniversitelerince 2010 ve 2011 yıllarında basına verilen reklamlar incelenmiştir, 6 büyük gazetede yayımlanan toplam 1063 reklam (397si özgün 666sı tekrar) niceliksel ve niteliksel özellikleri bakımlarından analiz edilmiştir. Eski ve tanınmış üniversitelerin görece çok az reklam verdiği yeni kurulan vakıf üniversitelerinin ise reklamlarında daha çok kampus olanaklarını ve fiziki altyapıyı görsel olarak öne çıkardıkları saptanmıştır. ElArticle Türkiye’de Gazetecilik Literatürü: 1992-2018 Yılları Arasında Yayımlanmış Makaleler Üzerine Bir İnceleme(2019) GÜLSEREN ŞENDUR ATABEK; Umit Atabek; Atabek, Umit; Atabek, Gülseren ŞendurTürkçe gazetecilik literatürü oldukça güçlüdür ve tarihi 1960’lı yıllara kadaruzanmaktadır. Bu alanda hakemli akademik dergi sayısı sınırlı olsa da çok sayıdamakalenin gazetecilik alanının birçok farklı yönünü kapsadığı görülmektedir. Bumakale seçilmiş beş akademik dergi üzerinden Türkçe gazetecilik literatürünün nasıldönüştüğünü incelemektedir. Toplam 558 makale için yapılan bibliyometrik analizsonucuna göre tek yazarlı makaleler en geniş grubu oluşturmakta ve makalelerde ençok Türkçe kaynaklara atıfta bulunulmaktadır. Ayrıca makalelerin çoğunda yöntemkonusunun yeterince açık olarak belirtilmediği görülmektedir. Buna karşın genç veüretken yeni akademisyenler kuşağının Türkçe gazetecilik literatürünün kalitesini yakıngelecekte iyileştireceği öngörülmektedirMaster Thesis Türkiye'de medya hayranlığı ve hayran kurgu okur-yazarlığı(2015) Albayrakoğlu, Ezgi; Atabek, Gülseren ŞendurHayran araştırmaları, 1980'lerin sonlarında popüler kültür ve izleyici çalışmalarının bir alt dalı olarak ortaya çıkmıştır. Analog dönemde bir yeraltı kültürü olarak görülen hayranlık, dijital teknolojilerinin gelişimi ile birlikte görünürlük kazanmış ve hayranlar tarafından üretilen sanatsal eserler anaakıma taşınmıştır. Bu eserlerin akademik çevreler ve ticari medya üreticileri tarafından en çok ilgi gören biçimlerinden biri, hayranlar tarafından bir kaynak medya metnindeki unsurlar kullanılarak yazılan, kurmaca edebi eserlerdir. Bu çalışmada, hayran kurgu adı verilen bu eserlerin okur ve yazarlarına odaklanılarak, Türkiye'de medya hayranlığı ele alınmıştır. Yalnızca Türk hayranlara hitap eden en kapsamlı hayran kurgu arşivi olan, TurkFanFiction.net örneğinde, hayran okur ve yazarların genel olarak hayran kültürünü nasıl deneyimledikleri ve hayran kurguya yönelik tutumları araştırılmıştır. 121 kişiye uygulanan çevrimiçi anket sonucu, hayranlık tecrübesinin sınırlılıkları nedeniyle Türkiye'de hayran kültürünün ve hayran eserlerine bakış açısının dijital dönemden çok, analog döneme benzerlik gösterdiği görülmüştür.Master Thesis Yazılı basında maden kazalarının sunumu (1949-2016)(2017) Oflamaz, Buse; Atabek, Gülseren ŞendurThe media reproduces reality and affects the public by presenting a large number of messages to the public every day. Every event communicated in the media, which shapes the perception of the society through the reality and meaningfulness it produces, is presented as realities to the public with its built-in narratives and often emphasized aspects of the event. In this thesis, the ideological reflection of the reality through the contents of the media in the news texts and the presentation of the social events of the media have been examined in detail in the context of the mine accidents. This thesis aims to reveal the problems of the representation of mining incidents in the media in terms of meaning, representation and reconstruction of reality. In this thesis, all the mining accident reports which resulted in death between 1949-2016 in Hürriyet and Cumhuriyet newspapers were examined through the first day news of the newspapers and were selected as samples. In accordance with the aims of the study; the frequency of use of source person, photo usage, distribution of photographs and words used in describing accidents and use of language and discourse in news were determined according to the newspapers between 1949-1980 and 1981-2016. A total of 424 mining accidents have been subject to quantitative and qualitative content analysis. As a result of the findings, it can be said that although two newspapers have differences in publishing policy, they generally use close reporting practices when they report mining accidents. Keywords: Mine accidents, reporting, representation, quantitative and qualitative content analysis


