Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://gcris.yasar.edu.tr/handle/123456789/13679
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Language "en"
Now showing 1 - 20 of 483
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis ± 45° dual polarized base station antenna enhanced with parasitic elements / Parazitik elemanlar ile geliştirilmiş ± 45° çift polarize baz istasyonu anteni(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2018) ORHAN MURAT KADAĞANBu tez, çapraz polarizasyon ayrım (ÇPA) değerleri artırılmış bir ± 45° çift polarize baz istasyonu anteninin tasarımı ile ilgilidir. Toprak düzlem üzerinde birbirine dik konmuş iki kompakt kıvrımlı dipolden oluşan anten tasarımına dikey parazitik elemanlar eklenmiştir. CST Microwave Studio programı ile tasarlanan anten, GSM 1800/3G/LTE bantlarını kapsayacak şekilde 1.71-2.69 GHz frekans aralığında VSWR ≤ 2 değerlerine sahiptir. Azimut düzleminde (ϕ = 0°) bant boyunca 120° açı hüzmesinde (± 60°) en az 0 dBi kazancı bulunan antenin, 1.71-2.4 GHz frekans bandında ± 60° için parazitik elemanlar olmadan en az 2 dB olan ÇPA değerleri parazitik elemanlar ile 10 dB seviyelerine çıkarılmıştır. Antenin ilk tasarımı, toprak düzlem üzerinde birbirine dik iki yatay düz dipol anten şeklindedir. Bu anten, önce mikrostrip balun ile beslenmiştir, ancak ÇPA değerleri beklenen sonuçlara ulaşmadığından görüntü teorisi kullanılarak, dikey parazit elementler eklenmiştir. Daha sonra, meander dipol yapısı anteni küçültmek için uygulanmıştır. Son olarak, baz istasyonu uygulamalarına göre, anten frekansları 1.71 GHz ve 2.69 GHz'e optimize edilmiştir. Tasarlanan ve optimize edilen anten laboratuvar ortamında üretilmiş ve ölçülmüştür. Port 1 ve Port 2 için geri yansıma kayıpları 10 dB 'den fazladır ve portlar arası izolasyon değerleri 20 dB'den fazla ölçülmüştür. Ayrıca, maksimum kazanç değerleri band boyunca 3 ile 7 dB arasında ölçülmüştür. Son olarak antenin ÇPA değerleri band boyunca en az 10 dB ölçülmüştür. This thesis is related with the design of a ± 45° dual polarized base station antenna with improved cross-polarization discrimination (XPD) values. Parasitic elements are added to antenna design formed by orthogonal two compact meandered dipole above ground plane. The antenna designed with CST Microwave Studio program has VSWR ≤ 2 within 1.71-2.69 GHz frequency band, which covers GSM 1800/3G/LTE bands. The antenna has minimum of 0 dBi gain in the beamwidth of 120° (± 60°) at azimuth plane (ϕ = 0°) along the band, and XPD values being minimum of 2 dB at 1.71-2.4 GHz for ± 60° without parasitic elements are improved to 10 dB with parasitic elements. This design initially had two horizontal straight monopoles on the ground plane perpendicular to each other. Afterwards, antenna with microstrip balun feed applied but the XPD values were not appropriate to expected results. Because of that, by using image theory, vertical parasitic elements were added to get appropriate XPD values. Later, meandered structure used to make antenna smaller. Finally, according to base station applications, antenna frequencies optimized to 1.71 GHz and 2.69 GHz. The designed and optimized antenna produced and measured in laboratory environment. Return losses for port 1 and port 2 are measured above the 10 dB and isolation between the port 1 and port 2 are measured above the 20 dB. In addition, the maximum gain values are measured between 3 dB and 7 dB in 1.71 GHz and 2.69 GHz frequency band. Finally, XPD values are measured more than 10 dB in bandwidth.Doctoral Thesis A big data analytics based methodology for strategic market analysis / Büyük veri analitiği yöntemiyle stratejik pazar analizi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) MURAT ÖZEMREGünümüzün rekabetçi iş ortamı, şirketleri içinde bulundukları iş ortamları ile ilgili daha iyi tahmin yapmaya ve daha doğru kararlar almaya zorlamaktadır. Bu nedenle, stratejik pazar analizi şirketler için en kritik görevlerden birisi olmaktadır. Ancak, karar vericiler stratejik kararları vermeden önce ellerinde bulunan yüksek hacimli veriyi, farklı bakış açılarını da katarak iyice özümsemelidirler. Bu tez, Büyük Veri Analitiği kullanarak stratejik pazar analizi için bütünsel bir yöntem sunmaktadır. Sunulan yöntem, açık ticaret verilerinin kullanılması ve iki farklı makine öğrenme algoritması (Random Forest (RF) ve Yapay Sinir Ağları (YSA)) yardımıyla, ülkeler arasında ürün bazında ihracat hacmini tahmin etmektedir. Ardından, elde edilen sonuçlar stratejik pazar analizi yapmak için Boston Consulting Group (BCG) Matrisine dahil edilir. Önerilen metodolojinin etkinliğini göstermek için, İngiltere'ye buzdolabı ve dondurucu ihraç eden farazi bir Türk ve bir Çin şirketi üzerinde uygulanmıştır. Uygulamanın ardından elde edilen sonuçlara göre yönetsel çıkarımlar sunulmuştur. Today's competitive business environment forces companies to make better predictions and decisions for their business environments. Therefore, strategic market analysis is one of the most critical tasks for companies. However, business decision-makers should absorb the high volume of data with different views before making their strategic decisions. This dissertation presents a novel and holistic methodology for strategic market analysis by using Big Data Analytics. The proposed methodology of this dissertation employs two different machine learning algorithms, Random Forest (RF) and Artificial Neural Networks (ANN), to forecast the export volumes using an extensive amount of open trade data. Then, the forecasted values are included in the Boston Consulting Group (BCG) Matrix to conduct strategic market analysis. To demonstrate the effectiveness of the proposed methodology, two hypothetical case studies of a Turkish and Chinese company exporting refrigerators and freezers to the United Kingdom are considered and the managerial implications after implementing the proposed methodology are presented.Doctoral Thesis A comparative study of the road metaphor in American fiction in the novels on the road, revolutionary road and the road / Amerikan kurgusundaki yol metaforunun yolda, devrim yolu ve yol romanlarında karşılaştırmalı çalışması(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2015) ŞAHSADE DİLAY AYDOĞDUBu çalışma Jack Kerouac'in Yolda (1957), Richard Yates'in Devrim yolu (1961) ve Cormac McCarthy'nin Yol (2006) romanlarını bir araya getirerek Amerikan kurgusundaki yol metaforunun yakın analizini yapmayı hedeflemiştir. Bu çalışma, sunulan üç yol romanının yolda olma kavramını ele alış şekillerine göre kıyaslayarak, yol metaforun algısına yeni alternatifler sunmak adına yürütülmüştür. Bahsedilen yol metaforu, genel olarak, mutluluk ve macera arayışı, özgürleşme durumu ve daha iyi bir özbenlik kavramına yönelik yapılan bir arayış olarak kabul gördüğünden, diğer olasılıklar metaforun tek taraflı bir değerlendirmeye tabi tutulmasının bir sonucu olarak arka planda kalmıştır. Kerouac, yolda olma durumunu maceracı bir anlatıma dönüştürerek, yol metaforunu yaygın olarak kabul gördüğü şekliyle ele alırken; Yates ve McCarthy yolun aslında durağanlık ve hayatta kalma savaşı gibi farklı amaçlara da hizmet edebileceğini göstermiştir. Son olarak, bu üç farklı Amerikan kurgu romanının yakın incelemesi, alternatif yaklaşımlar önererek ve yolda olmanın amacıyla ilgili karşıt elementleri ele alarak, yol romanına yaklaşımın değişmesine olasılık yaratmıştır. Anahtar Kelimeler: Kerouac, Yates, McCarthy, Yol metaforu, Amerikan This thesis aims to provide a close analysis of the road as metaphor in American fiction by combining three different road novels On the Road (1957) by Jack Kerouac, Revolutionary Road (1961) by Richard Yates and The Road (2006) by Cormac McCarthy. More precisely, this study is conducted to suggest new alternatives to the perception of the road metaphor by comparing these three road novels regarding to their approach to being on the road. Since the road metaphor is generally read as a search for joy and adventure, or as a journey of self- transformation, other possibilities for reading this trope are neglected. While Jack Kerouac presents an example of the road as a site of adventure and development, Richard Yates and Cormac McCarthy show how the road can serve alternate and contradictory purposes such as stasis and a battle for survival. Finally, the close analysis of these three American fiction novels gives rise to the possibility of changing critical approaches to the road metaphor by suggesting alternative readings and discusses different functions for the road novel. Key Words: Kerouac, Yates, McCarthy, Road metaphor, American fiction.Doctoral Thesis A comparative study of the sense of displacement and unbelonging in the novels: The Saint of Incipient Insanities and The Buddha of Suburbia / Araf ve Varoşların Budası romanlarındaki yerinden edilmişlik ve aidiyetsizlik hissinin karşılaştırmalı çalışması(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2013) GÜLDEN KAZAZBu çalışma, yerinden edilmişlik ve aidiyetsizlik hissini Elif Şafak'ın Araf ve Hanif Kureishi'nin Varoşların Budası romanları doğrultusunda incelemektedir. Bu romanlar bir yandan sürgün, ev, arada kalmışlık ya da hiçbir yere ait olamama gibi kavramları sorunsallaştırırken bir yandan da aidiyet hissini gerçekleştirebilecek alternatif ev ve aile yapıları önerir. Göç ve melezlik temaları açısından zengin olan bu romanlar, sadece göçmenlerin değil onlarla iletişim içerisinde olan insanların da hayatlarını ve deneyimlerini anlatır. Bu yüzden, yerinden edilmişlik ve aidiyetsizlik hissini konu alan bu romanları çalışmak oldukça önemlidir çünkü bu romanlar bu hislerin sadece göçmenlere özgü olmadığını ve hatta sürgün ve göç yaşantılarının bile olumlu ve yapıcı etkilerinin olabileceğini gösterir.Bu çalışma, ilk olarak sürgün edilmişlik ve aidiyetsizlik hissini kuramsal metinlerin yardımıyla açıklamaya çalışır; daha sonra bu hislerin anlaşılması zor olan yerinden edilmişlik hissini nasıl ortaya çıkardığı yakın okumalarla sunulur. Göçmen olsun ya da olmasın, bu iki romandaki tüm karakterler bu hislerle bütünleşen ve sevilen bir evin, ailenin ya da vatanın yitimi ile ortaya çıkan melankolinin üstesinden gelmeye çalışırlar. Bazen de bu karakterler bir yitimin ardından oluşan bu melankoli hissinden dolayı yeme problemleri ile karşı karşıya kalırlar. Sonunda, bu iki romandaki karakterler aracılığıyla, yitim hissini yok edip doğduğu ve bulunduğu yere alternatif üçüncü bir yer oluşturabilmek için, farklı yaşam, ev ve aile yapıları tartışılıp, tanımlanır.Anahtar Kelimeler: Göç, yerinden edilmişlik, aidiyetsizlik hissi, ev kavramı, çokkültürlülük This thesis explores the sense of displacement and (un)belonging in the novels The Saint of Incipient Insanities by Elif Shafak and The Buddha of Suburbia by Hanif Kureishi. These are novels which problematize the notions of diaspora, home, being in between or out of place while suggesting new alternative home and family structures. Rich in disputes concerning migrancy and hybridity, the novels vividly depict the lives and experiences of not only migrants but also the people who have contact with them. Therefore, the novels provide insights into questions of displacement and (un)belonging and suggest that these are feelings which are not limited to migrants. Although these terms suggest the negative effects of diaspora, which have often been noted, these novels also stimulate us to think that there may be some constructive impacts of diaspora and migrancy as well.Firstly, the sense of displacement and (un)belonging are clarified with the help of theoretical texts; and then through a close reading of both novels, those feelings which also bring out the problematic sense of diaspora are examined. The characters of the novels (whether migrants or not) try to deal with the sense of melancholia which occurs after the loss of a beloved home, family and even nation and sometimes they need to cope with the eating problems which are also caused by the same sense of melancholia. Finally, different strategies to compensate for the loss of home and to produce a ?third space? in order to survive are discussed alongside the attempts to establish alternative life or family structures.Key Words: Migrancy, displacement, the sense of (un)belonging, the notion of home, multiculturalismDoctoral Thesis A comparative study of Turkey and Turkishness as a subject of English language fiction in the novels of The Shirt of Flame and Birds Without Wings / İngiliz dilinde bir kurgu unsuru olarak Türkiye ve Türklük kavramlarının Ateşten Gömlek ve Kanatsız Kuşlar romanlarında karşılaştırmalı çalışması(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2013) DERYA BADEMKIRANBu çalışma Halide Edip Adıvar?ın Ateşten Gömlek (1924) ve Louis de Bernieres?in Kanatsız Kuşlar (2004) romanları ışığında İngiliz dilinde bir kurgu unsuru olarak Türkiye ve Türklük kavramını incelemektedir. Bu çalışma özellikle kurgunun Türk milli kimliğinin gelişimindeki, bu kimliğin sorgulanmasındaki ve bu kimliğin hâlihazırda devlet eliyle oluşturulmuş haline alternatif sunmaktaki rolünü değerlendirmektedir. Bu iki roman Anadolu?da Osmanlı İmparatorluğu?nun Türkiye Cumhuriyeti?ne dönüşümünü tarihi ve siyasi açılardan kurguladığından, bu çalışmanın bir diğer amacı da romanların Türkiye?nin çok kültürlü Osmanlı İmparatorluğu?ndan çıkıp bir ulus devlet olarak kuruluşunu nasıl betimlediğini göstermektir. Bu çalışma, her iki roman üzerinde yapılan incelemeler ışığında, Adıvar?ın otobiyografik eserleri ve erken Türkiye tarihine dair makaleleri referans alarak, dönemin iki yazar tarafından sunuluşlarındaki farklılıkları inceler ve her ikisi de İngilizce olarak İngilizce konuşan kitle için yazılmış bu tarihi anlamda farklı metinlerin olası tartışma yaratıcı işlevini araştırır. Ateşten Gömlek? in hikâyesi Türklerin emperyalist güçlere karşı savaşını meşrulaştırmaya ve yeni tanımlanmış Türklük kavramını Türk bakış açısından dünyaya tanıtmaya çalışırken, de Bernieres modern, İngiliz dili okuyucusuna Osmanlı tarihinin son, Türkiye tarihinin ilk yıllarını, savaşı ve Türk ulusunun doğuşunu Osmanlı?nın son döneminin çok kültürlü dokusunun yok oluş sebebi olarak sunarak kültür, etnik köken ve din çeşitliliğini yücelttiği bir tür fantezi olarak romanlaştırmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma Adıvar ve Bernieres?in metinlerinin Türkiye?nin gerçek tarihinden ziyade bireysel, kurgusal bir Türkiye?yi bir arzu nesnesi olarak ifade ettiklerini savunur. Anahtar Kelimeler: Adivar, de Bernieres, Türklük, Çok kültürlülük, Türk milliyetçiliği, Türk romanı This thesis explores the concepts of Turkey and Turkishness as subjects of English language fiction by analyzing two novels The Shirt of Flame (1924) by Halide Edip Adıvar and Birds Without Wings (2004) by Louis de Bernieres. More specifically, this study will assess the role of fictions in the development of a Turkish national identity, in questioning that identity, of presenting alternatives to the common and state-sponsored vision of that identity. Since these two novels fictionalize the historical and political transformation of the Ottoman Empire into the Turkish Republic in Anatolia, another purpose of this study will be to demonstrate how the novels dramatize the establishment of Turkey as a nation state out of multi-cultural Ottoman Empire. Through close readings of each novel, and from autobiographical works of Adıvar and early Turkish history, this thesis explores the differences in the fictional representation of the period between the two writers and also investigates the potential polemical functions of these two historically different texts, both composed in the English language for an English speaking audience. While the narrative in The Shirt of Flame works to legitimate the rebellion of Turkish people against Imperial powers and to introduce the new defined Turkish subject to the world through Turkish perspective, de Bernieres? fiction functions as a kind of fantasy presented to contemporary English speaking readers in which he values diversity of the cultures, ethnicities and religions of the late-Ottoman period by problematizing the war and the emergence of the Turkish nation. Subsequently, this thesis discusses that Adıvar and Bernieres? texts are the expressions of their individual, fictional perspectives on Turkey as an object of desire. Key Words: Adivar, de Bernieres, Turkishness, Multiculturalism, Turkish nationalism, Turkish novel.Doctoral Thesis A comparison of the performance of ensemble classification methods in telecom costumer churn analysis / Telekomünikasyon sektörü müşteri ayrılma analizinde birleştirmeli sınıflandırma yöntemleri performanslarının karşılaştırması(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2016) GÖKÇE KALABALIKVeri madenciliği, saklı bilgiyi ortaya çıkarmak için büyük veri kümelerini analiz etme sürecidir. Sınıflandırmaya dayanarak yapılan müşteri ayrılma analizi veri madenciliğinin en yaygın uygulama alanlarından biridir. Bu analiz, telekomünikasyon servis sağlayıcılarını değiştirme eğilimi gösteren müşterilerin tutumunu tahmin etmekte kullanılır. Böylelikle, bu müşteriler için özel kampanyalar oluşturulabilir. Günümüzde, ayrılacak müşteriler iş hayatını etkileyen en önemli problemlerden biridir. Müşteri ayrılma analizinin esas amacı müşterileri iki tipte sınıflandırmaktır. Bu iki tip müşteri; şirketten ayrılanlar ve şirketle işlerini yürütmeye devam edenlerdir. Gelecekte şirketten ayrılma eğilimi olan müşterileri saptamak için geçmiş verilere dayalı tahmin edici modeller geliştirilebilir. Bununla birlikte, sınıflandırma yöntemlerinin sayısı arttığından dolayı müşteri ayrılma analizi tahmini uygulamaları için uygun sınıflandırma yöntemlerini belirlemek daha da zor bir hal aldı. Telekomünikasyon sektöründe müşteri ayrılma analizi tahmininde, geleneksel istatistiksel tahmin yöntemleri çoğunlukla kullanılmaktadır. Bu tez, çoklu makine öğrenmesi algoritmalarının, birleştirmeli sınıflandırma yöntemlerini mevcut tahmin etme metotlarının ölçü doğruluğunu artırmak için kullanarak birleştirilmesini inceler. Başlıca amaç, bagging, boosting ve random forest birleştirmeli sınıflandırma yöntemlerini kullanarak telekomünikasyon sektöründe müşteri ayrılma yönetimi sınıflandırma sonuçlarının değerlendirmeye alınmasıdır. Yaygın bagging, boosting ve random forest tekniklerinin performansını değerlendirmek için Weka yazılım aracı kullanılmıştır. Sonuçlar sınıflandırma doğrulukları ve diğer ölçülerde makul iyileşmelere işaret etmektedir. Sonuçlara dayanarak, iyi bir sınıflandırma tabanı ile kullanılan birleştirmeli sınıflandırma yöntemlerinin müşteri ayrılma analizi tespitinde etkili olduğunu söylemek mümkündür. Bu tez; bu konuları, uygulamalarını ve sonuçlarını içeren sekiz bölümden oluşmaktadır. Anahtar sözcükler: Veri Madenciliği, Müşteri Ayrılma Analizi, Telekomünikasyon Sektöründe Müşteri Ayrılma Analizi, Sınıflandırma, Birleştirmeli Sınıflandırma Yöntemleri, Bagging, Boosting, Random Forest Data mining is used to analyze mass databases in order to discover hidden information. Churn analysis based on classification is one of the most common applications of data mining. It is used to predict the behavior of customers who are most likely to change the provided telecom service. In this way, specific campaigns can be created for them. Customer churn is one of the most significant problems that affect business nowadays. The main purpose of churn prediction is to classify the customers into two types. These two types are customers who leave the company and customers who continue doing their business with the company. In order to identify future churners, predictive models based on past data can be developed. However, it has become more difficult to assess the proper classification methods for churn prediction applications since the number of classification models have also increased. In the area of telecom churn prediction, conventional statistical prediction methods are used mostly. This thesis examines combining multiple machine learning algorithms using ensemble methods to increase the accuracy measures of the existing prediction methods. The major aim is to evaluate classification results in telecom customer churn management using bagging, boosting, and random forest ensemble classification methods. Weka software tool has been used to evaluate the performance of common bagging, boosting, and random forest techniques. The results indicate moderate improvements in classification accuracies and other measures. Based on the results, it can be said that ensemble methods with a good base learner are efficient in churn classification. This thesis comprises of eight sections which include these subjects, their applications, and the results. Keywords: Data Mining, Churn Analysis, Telecom Churn, Classification, Ensemble Methods, Bagging, Boosting, Random ForestDoctoral Thesis A critical analysis on the translations of the short stories the Cask of Amontillado and the Fall of the House of Usher by Edgar Allan Poe / Edgar Allan Poe'nun Amontillado Fıçısı ve Usher Evinin Çöküşü hikayelerinin çevirisi üzerine eleştirel bir inceleme(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2010) ASLI SELCENÇeviribilim alanında geliştirilen kuramlar, farklı türde metinlerin farklı gereksinimlerini karşılamak amacıyla çeviri eylemi sırasında takip edilmesi gereken adımları belirleyerek çeviri eleştirisinde farklı yaklaşımlar ortaya çıkarmaktadır. Öte yandan, benimsenen kurama bağlı olarak çevirmenin görevi ve yaklaşımı da tanımlanmaktadır. Hans J. Vermeer'in skopos kuramı işlevsel çeviri bağlamında erek odaklı kuramlardan bir tanesidir.Üç bölümden oluşan bu çalışma, skopos kuramını ayrıntılı bir şekilde irdelemekte ve gelecek çalışmalara ve bu kuram bağlamında yapılacak edebi metin çevirilerine ışık tutmak amacıyla çeviri eleştirisi üzerinde yoğunlaşmaktadır.Birinci bölümde, kuramsal kavramlara temel oluşturması bakımından işlevsel yaklaşımlara kadar çeviri bilimin gelişme süreci incelenmekte; ardından, skopos kuramının gerekli özellikleri ele alınmaktadır.İkinci bölümde, bu çalışma için seçilen kısa hikâyelerin yazarın biçemi hakkında bilgi verilmekte ve kuramsal incelemeyi desteklemek için hikâyelerin kısa bir edebi incelemesi yapılmaktadır.Son bölümde ise, seçilen kısa hikâyelerin çevirileri skopos kuramının çeviri eleştirisi düzeni çerçevesinde irdelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Skopos Kuramı, İşlevsel Çeviri, Erek Metin, Kaynak Metin Theories developed in translation studies bring out different approaches on translation criticism so as to meet the different requirements of different text types during the act of translation by proposing appropriate steps to be followed. On the other hand, the role and attitude of translator is defined depending on the adopted theory. Hans J. Vermeer?s skopos theory is one of the translation studies focusing on the target in terms of a functional translation.This study including three parts examines thoroughly the concepts of skopos theory and concentrates on translation criticism with a view to shed light on the further studies on this subject or translations of literary texts within this theory.In the first part, the development process of translation studies up to functional approaches are examined for constructing a basis for theoretical concepts. Then, the necessary features of skopos theory are depicted.In the second part, information about the style of the author of the selected tales for this study is given, and a brief literary analysis of the tales is made for supporting the theoretical analysis.In the last part, translations of the selected tales are analyzed within the framework of the translation criticism steps of skopos theory.Key Words: Skopos Theory, Functional Translation, Target Text, Source TextDoctoral Thesis A framework for improving energy efficiency in municipality buildings / Belediye binalarında enerji verimliliğinin geliştirilmesi için bir çerçeve(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2017) ELİF ESRA AYDINTürkiye Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'na göre, enerji dağıtım talebi, binaların toplam enerji tüketiminin % 35'ini oluşturduğunu ve küresel CO2 emisyonlarının kabaca %25'ine neden olduğunu göstermektedir. Bu bilgiye dayanarak, 2007 yılından beri, belediyeler tarafından, karbondioksit emisyonunun 2020 yılına kadar en az % 20, 2030 yılına kadar da en az % 40 oranında azaltılması çalışmaları dünyanın her yerinde uygulanmaya başlanmıştır. Belediye Başkanları Küresel Sözleşmesi bağlamında, bölgesel ve yerel yönetimler Avrupa Birliği (AB), projelerinin vizyonunu, sonuçlarını ve deneyimlerini paylaşarak iklim değişikliğine uyum sağlama konusunda endişe duymaktadır. Türkiye bir ortak olarak, 10 belediyede sınırları içinde CO2'de % 20'lik bir azalma hedefine ulaşmayı ve bu hedefi aşmayı hedefliyor; bunlardan ikisi büyükşehir ve sekizi ilçe belediyeleridir. Bunun yanı sıra, belediye binaları toplumla daha etkileşimli ilişkilere sahip oldukları için diğer kamu binalarından ayrılıyor. Belediye binalarının önemi açıktır ki; bu bölgelerde yaşayan vatandaşlar için en iyi örnek yapılardır. Bu nedenle, bu çalışmanın odak noktası, ofis tipi bina olarak çalışan belediye idari binalarıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de belediye binalarının program gereksinimleri ve enerji tüketim standartları için bir çerçeve oluşturmaktır. Bu anlamda, henüz inşa edilmemiş olan belediye binaları için enerji verimliliği performansının iyileştirilmesi için bir kılavuz, simülasyon aracı yardımıyla incelenmiştir. Bu incelemeyle ilgili, tez sorusu, belirli iyileştirmelerden sonra ne kadar enerji verimliliği kazanıldığına yönlendirilmiştir. Tezin üç amacı vardır, (1) belediye binalarının optimum program ihtiyaçlarını bulmak, (2) bir enerji tüketimi standardı belirlemek ve (3) İzmir, Türkiye'de ki örnek bina simulasyonları aracılığıyla mimari tasarım parametrelerini değiştirip enerji verimliliği seviyesini değerlendirmek. Sonuç olarak, tez, tasarım aşamaları ile ilgili olarak herhangi bir belediye binasının performansa dayalı tasarımı için bir çerçeve sunmaktadır: Erken Tasarım Aşaması: Belediye binalarının erken tasarım aşamaları için rehber olarak her belediye türü alanı için bir tasarım programı oluşturmak. Her belediye türü için bir bina programı elde etmek için bir kaynak anket analizi yapılmıştır. Bu analiz 1985-2015 dönemi için 22 belediye binası mimari yarışmasının değerlendirilmesi ile elde edildi. Bina programları, yarışmaların şartname ve standartların karşılaştırmasıyla oluşturulmuştur. Tasarım Aşaması: İzmir için belediye binaları anketi, enerji tüketiminin araştırılması ve sınırlandırılmasına ilişkin bir örnektir. Sekiz belediyeyle bireysel temas yardımı ile anket yöntemi kullanılmış ve belediye binaları için ortalama bir elektrik tüketimi belirlenmiştir. Gelişmiş Tasarım Aşaması: Enerji performans parametrelerinin simülasyonu ile ideal bir model olarak enerji verimliliğini değerlendirmek. Örnek bina, İzmir'de mimari yarışma projesi aracılığıyla tasarlanan Konak Belediye Binası olarak kararlaştırılmıştır. Simulasyon aracı, enerji performans parametrelerini (cam çeşitleri, pencere / duvar oranı, duvar tipi, yönlendirme, gölgelendirme cihazı) değerlendirmek için OpenStudio olarak seçilmiştir. Tez, bu konuların tümünü içeren altı bölümden oluşmaktadır. Anahtar sözcükler: enerji verimliliği, belediye binası, bilişimsel araçlar, simülasyon, OpenStudio, performansa dayalı tasarım, sürdürülebilirlik According to National Energy Efficiency Action Plan for Turkey, energy distribution demand illustrates that the buildings account for 35% of total energy consumption and cause roughly 25% of global CO2 emissions. In the highlight of this knowledge, since 2007 the Covenant of Mayor's projects have begun to be implemented all over the world by municipalities to reduce CO2 emissions at least by 20% by 2020 and at least 40% by 2030. Regional and local authorities in the European Union (EU) are concerned with adapting to climate change by sharing their project's vision, results and experiences; namely in the context of the Global Covenant of Mayors. Turkey, as a partner, has recently aimed to reach and exceed the objective of a 20% reduction in CO2 within the boundaries of their districts in 10 municipalities; two of them metropolitans and eight of them districts. Besides that, the municipality buildings dissociates from other governmental buildings as having more interactive relations with the community than others. The significance of municipality buildings are obvious; these are the best-case example for citizens who live in that district. Therefore, the focus of this study is on the municipality administrative buildings working as office type building. The aim of this study is to ascertain a framework for programmatic requirements and energy consumption standards of municipality buildings in Turkey. In this sense, a guide for improvement of energy efficiency performance for the municipality buildings, that have not been built yet, have been studied with the help of simulation tool. Regarding to the track, the question of the thesis has been directed as what amount of the energy efficiency is gained after specific improvements. Considering all, three goals of the thesis are (1) to find the optimum program necessities of municipality buildings, (2) to set an energy consumption standard and (3) to evaluate energy efficiency level by alterning architectural design parameters by simulations of case building in İzmir, Turkey. Consequently, the thesis provides a framework for performance based design of any municipality building regarding to the design phases: Early Design Stage: to create a design program for each type of municipality total areas as a guide for the early design stage of municipality buildings. A bibliographic survey analysis has been used to obtain a building program for each type of municipality. This analysis has been obtained by assessing 22 municipality building architectural competitions in the 1985-2015 period. The building programs have been created by competitions' specifications and standards comparison. Design Stage: For İzmir, municipality buildings' survey is a sample of the investigation and limitation of energy consumptions. The help of personal contact has used questionnaire survey method with eight municipalities, and an average electricity consumption has been set for municipality buildings. Advanced Design Stage: to evaluate energy efficiency by the simulation of energy performance parameters' impact as an ideal model. The case building has been decided as Konak Municipality Building designed by the architectural competition project for İzmir. The tool has been chosen as OpenStudio to evaluate the energy performance parameters (glazing type, window to wall ratio, wall type, orientation, shading device). The thesis consists of six chapters that include all of these subjects. Keywords: energy efficiency, municipality building, computational tools, OpenStudio, simulation, performance-based design, sustainabilityDoctoral Thesis A framework for integrating lean management and high involvement work practices / Yalın yönetim ve yüksek katılım sağlayıcı iş sistemleri: Bütünleştirici bir çerçeve(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2020) BURAK İZCİGünümüzde yönetim sistemlerinde gerekli iyileştirmeleri ve yenilikleri sağlamanın önemli yollarından biri, süreçleri olabildiğince yalın hale getirmektedir. Bu nedenle, tedarikçiler, müşteriler ve içsel süreçlerde değişkenliği ve israfı azaltma amacını taşıyan bütünleşik sistemler olarak yalın yönetim uygulamaları birçok işletme tarafından benimsenmektedir. Ancak, bu uygulamaların teknik ve mühendislik boyutları yazında genişçe incelenip tartışılırken, örgütün insan kaynakları yönetimi özellikleriyle olan ilişkisi yeterince anlaşılamamış ve insan odaklı bir perspektif yeterince geliştirilememiştir. Bu çalışmanın amacı, çok-uluslu bir üretim firmasının Türkiye şubesinde yalın yönetim sistemlerinin nasıl tasarlandığını ve uygulandığını incelemek ve bu uygulamaların örgütün İK sistemiyle, özellikle de yüksek katılım sağlayıcı iş uygulamalarıyla ilişkisini ortaya koymaktır. Bunun için 20 yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler hem nitel hem nicel olarak analiz edilmiştir. Bulgular, çalışanların yürütülen yalın yönetim uygulamalarından, özellikle de takım çalışması, beraber problem çözme ve iletişim mekanizmalarından memnuniyetini göstermektedir. Yalın yönetim uygulamalarının olumlu sonuçlarının özellikle çalışanın işe daha fazla katılımını sağlayan mevcut İK süreçleriyle ve örgüt kültürüyle yakından bağlantılı olduğu görülmüştür. Öte yandan, işe alma, eğitim, iş tasarımı ve performans değerlendirme süreçlerinde önemli eksikler saptanmıştır. Gelecekteki çalışmalar, farklı yöntemler ve örneklemler kullanarak bu ilişkileri daha derinden araştırabilir ve test edebilir. Anahtar kelimeler: Yalın yönetim, İKY, yüksek katılım sağlayıcı iş sistemleri, örgüt kültürü Today, providing improvements in management systems is to make the processes as lean as possible. For this reason, lean management has been widely adopted which represents an integrated system for reducing supplier, customer, and internal variability. However, there is a lack of understanding about how lean management links to organizational HRM context and human-related perspectives as opposed to the widely covered technical and engineering aspects of lean implementations. The purpose of this study is to investigate how lean management system is designed and implemented in a Turkish plant of a multi-national production company with respect to the availability of enabling HR practices and high involvement work practices (HIWPs). To this end, 20 structured interviews were conducted with the company employees and the data was analyzed both qualitatively and quantitatively. The findings indicate a general satisfaction of employees about the ongoing LM applications, especially concerning working in teams, collective problem solving and communication mechanisms. It is also found that the positive outcomes of these practices were realized mostly through the support of specific HR policies and structures as well as the particular organizational culture, letting employees more involved in the system. However, important shortcomings in recruitment, training, job design and performance evaluation processes were also identified. Future studies can investigate and test these relationships in more depth by using different methods and samples. Keywords: Lean management, HRM, high performance work practices, organization cultureDoctoral Thesis A guideline proposal for acoustic issues in sustainable building assesment tools office case / Ofis binalarında sürdürülebilir bina değerlendirme sertifikaları için akustik amaçlı kılavuz önerisi(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2017) DİLARA KARADünya kaynaklarının hızla tükenmesi sonucu hayatımıza giren sürdürülebilirlik olgusu ve çalışma nufusunun artışı ile ön plana çıkan açık planlı ofisler günümüzde en yaygın kullanılan mimari kavramlardandır. Fakat ne yazık ki sürdürülebilir olması kaygısıyla hayatımızın büyük bir kısmını geçirdiğimiz açık ofis alanlarımız tasarlanırken, insan duyusunun en önemli, engellenemez ve değiştirilemez parçası olan işitme olgusuna yeterli önem verilmemektedir. Yaşam kalitesini ve enerji korunumunu desteklemek adına oluşturulan sertifikasyon sistemleri içerisinde de akustik gerekliliğe yeteri kadar yer verilmediği görülmüştür Bu tezde yeşil sertifika sistemlerinde eksik olduğu anlaşılan akustik konuların iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalar ışığında iyileştirme önerilerinin bulunduğu check list hazırlanmış ve hazırlanan bu check list hali hazırda kullanılmakta olan yeşil bina sertifika sistemleriyle karşılaştırılmıştır Tezin önerisi yeşil bina sertifika sistemlerinde eksik görülen akustik konuların güçlendirilmesidir. Because of the rapid depletion of world resources, sustainability fact that is entered into our life and open-plan offices that are leaded the way with the increase of the working population are most widely used architectural nation in todays. But unfortunately, when designin the open plan offices with concern of sustainability, where is spend most of life, we are not thinking about hearing that is the most important, unobstructed and irreversible part of the human sense. Certification systems are created to support quality of life and energy conservation, but it has been observed that the acoustic requirements are not sufficiently included in the certification systems. In this thesis, studies have been conducted on the improvement of acoustic issues that appears to be missing in green building certification systems. A check list is prepared in the result of studies that include improvement suggestions and this checklist is compared with the green building certification systems. The proposal of thesis, that is the strengthening of the acoustic issues in certifications systems.Doctoral Thesis A home decorating application using augmented reality / Artırılmış gerçeklik kullanan ev dekorasyon uygulaması(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2013) UĞUR ÇAĞRI DOĞANArtırılmış Gerçeklik, bulunduğumuz gerçek ortamı bilgisayar yardımı ile oluşturulmuş sanal nesneler ile birleştiren bir sistemdir. Sanal Gerçeklik, nesneleri tamamen sanal bir ortamda sergilediğinden, gerçek ortamda sanal nesneleri sergileyebilmek için Artırılmış Gerçeklik daha etkilidir. Bu tez, 3 boyutlu mobilya modellerini kullanıcının bulunduğu gerçek ortamda (özellikle kapalı ortamlarda), dekor değişikliklerini ön-izleme amacıyla görüntüleyen bir Artırılmış Gerçeklik uygulaması sunmaktadır. Tezin amacı, kullanıcılara, bulundukları gerçek ortamda 3 boyutlu mobilya modellerini ve ev tasarım eşyalarını göz önüne getirme imkânını verip, satın alma sürecinde kolaylık sağlamaktır. Bu uygulama, 3 boyutlu modellerin görselleştirmesi için üç teknik kullanmaktadır. İlki, modeli sahneye yerleştirebilmek için işaretleyici takibi yapan, işaretleyici tabanlı bir tekniktir. İkinci teknik de birincisi gibi işaretleyici tabanlı bir tekniktir; ancak birden fazla işaretleyiciyi takip eder. Her bir işaretleyici farklı mobilya modellerine atanmıştır. Ve sonuncusu, gerçek ortamdaki herhangi bir nesneyi, kullanıcıların takip işlemi için kullanabilmesini sağlayan işaretleyicisiz bir tekniktir. Ayrıca, bu tez SIFT ve eş düzlemli POSIT algoritmalarının sonuçlarını birleştiren bir bakış açısı sağlamaktadır. Önerilen sistem farklı ışıklandırma durumlarında başarıyla test edilmiştir. Augmented Reality is a system that combines real-world environment with computer generated virtual objects. It is more effective to exhibit an object in its real environment than Virtual Reality, since Virtual Reality places the design into a virtual environment. This thesis presents an augmented reality application that visualizes 3D furniture models in the user environment (especially indoor scene) for the purpose of previewing decor changes. The objective of the study in this thesis is to allow users to visualize 3D furniture models and home design items in their environment using Augmented Reality and to provide convenience before purchase. The application uses three techniques to visualize the models. The first one is a marker-based technique that tracks a single marker to place the models on the scene. The second one is also a marker-based technique which tracks multiple markers. Every one of these markers is assigned to a furniture model. The final technique is a markerless one that allows the users to use any object in the real environment for tracking. This thesis also provides a perspective that integrates the outcomes of SIFT and Coplanar POSIT algorithms. The proposed system has been successfully tested in different lighting conditions.Doctoral Thesis A hybrid flow shop scheduling problem in ink production / Mürekkep üretiminde esnek akış tipi çizelgeleme problem(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2016) AYLİN AKÇALIBu çalışmada, Esnek Akış Tipi (EAT) çizelgeleme problemi ve çözüm yöntemleri ile bunların mürekkep üreten bir fabrikadaki gerçek çizelgeleme problemi üzerindeki uygulaması ele alınmıştır. Makine yapısına, işlem özelliklerine ve amaç fonksiyonuna göre EAT çizelgeleme probleminin birçok varyasyonu vardır. Bu çalışmada fabrikadaki gerçek üretim sürecinin dikte ettiği özel bir varyasyon üzerinde durulmuştur. Buna göre modelde makine bloklama, sıra bağımlı hazırlık süreleri, sınırlı kuyruk ve makine uygunluğu kısıtları bulunmalıdır. Amaç fonksiyonu da en son bitirilen işin tamamlanma zamanını en küçük değerine düşürmektir. Bu problemi çözebilmek için bir Karmaşık Tam Sayılı Doğrusal Programlama modeli geliştirildi. Bu model kullanılarak küçük ölçekli problemlerin en iyi çözümleri gösterildi. Ancak EAT çizelgeleme problemlerinin NP-zor karmaşıklık sınıfında olduğu bilindiğinden, bu model orta ve büyük ölçekli problemleri çözmede yetersiz kalmaktadır. Bundan dolayı, genellikle sezgisel yöntemlerin kullanması gerekliliği ortaya çıkar. Bu çalışmada farklı sezgisel yöntemler üzerinde durulmuştur. İlk çizelgeyi üretmek için, En Kısa İşlem Süresi, En Uzun İşlem Süresi ve bunların varyasyonları olan farklı kurucu sezgiseller kullanıldı. İlk çizelgeyi geliştirmek için ise, Tabu Arama (TA) ve Benzetimli Tavlama (BT) meta sezgiselleri farklı kontrol parametreleri ile kullanıldı. Sezgisel yöntemlerin performansı, küçük ölçekli problemlerde, daha önce matematiksel model ile elde edilen en iyi çözümlerle karşılaştırılarak değerlendirildi. Son olarak, fabrikadaki gerçek çizelgeleme problem örnek alınarak, büyük ölçekli problemler oluşturuldu ve bunların sonuçları rapor edildi This study concerns with Hybrid Flow Shop Scheduling (HFS) problem and its real world application in a factory that produces ink and related special paints. There are many variations of HFS depending on the machine environment, process (job) characteristics and objective function. This study focus on a special variation that includes the constraints of machine blocking, sequence-dependent setup times, limited buffers and machine eligibility and having an objective of minimizing makespan. This variation is imposed by the properties of real production system in the factory. An original MIP model has been formulated to get the optimal solutions for small scale instances of the problem. The outcomes have been reported for a set of test problems. However, since HFS problems are classified as NP-hard, mathematical models are incapable of solving medium and large instances of the problem which may be seen in real world applications. Therefore, it is necessary to study heuristic methods. Different construction heuristics are used to generate initial schedule such as Shortest Processing Time and Longest Processing Time and their variants. To improve the initial solution, Simulated Annealing and Tabu Search methods are utilized with different control parameters. The performances of the heuristics have been evaluated on small scale problems by comparing with the optimal solutions obtained with MIP model. Finally, large scale problems have been generated to imitate real scheduling problems in the factory and their solutions have been reported.Doctoral Thesis A multi-compartment vehicle routing problem for incompatible products / Karışamayan ürünler için çok kompartımanlı araç rotalama problemi(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2016) BAHAR TAŞARBu tez dağıtım problemlerinin özel bir kategorisi olan karışamayan ürünlere odaklanmıştır. En az lojistik maliyeti ile farklı tip talepleri karşılamak için, karışamayan ürünler aynı araçta fakat farklı kompartımanlarda taşınmaktadır. Tez kapsamında Çok Kompartımanlı Araç Rotalama Problemi (ÇKARP) ve varyantları için yeni matematiksel modeller önerilmektedir. Birçok varyantı olan Araç Rotalama Problemi (ARP)'nin çok geniş bir literatürü mevcut olduğu halde, ÇKARP alanı hala araştırmaya açıktır. Tez kapsamında ARP literatürü için bir taksonomik çerçeve önerilmiştir. Çalışmamız bir gerçek hayat problemi olan, her çiftliğin tek bir depodan tek tip yem talep ettiği bir canlı hayvan yem dağıtım sisteminden yola çıkarak ortaya çıkmıştır ve ÇKARP'nin varyantları olan çoklu seferleri ve bölünmüş dağıtımları göz önüne almaktadır. Genel bir matematiksel model ve varyantları formüle edilmiştir. Geliştirilen matematiksel modellerin performanslarını test etmek için sayısal bir deney tasarlanmıştır. Büyük boyutlu problemler için sezgisel yöntemler önerilirken, kesin çözüm planları küçük boyutlu problem örnekleri için değerlendirilmiştir. Sonuçlarımız geliştirilen yöntemlerin gıda, yakıt ve diğer kimyasal dağıtım gibi gerçek hayat problemleri için de uygulanabileceğini göstermektedir. This thesis focuses on a special category of distribution problems for the case of incompatible products. To satisfy different type of demands with minimum logistics costs, incompatible products are carried on the same vehicle but in different compartments. The scope of this study is to explore new mathematical models for the corresponding Multi-Compartment Vehicle Routing Problem (MCVRP) and its variants. While there exists a vast amount of Vehicle Routing Problem (VRP) literature covering several variants, the MCVRP is still open for research. Our study is motivated by a real life instance of a livestock feed distribution system, where each livestock farm demands one type of feed from a single depot. We consider some variants of the MCVRP, as multiple trips of vehicles and the splitting of demand. A taxonomic framework for VRP literature is also suggested. A general mathematical model, and its variants are formulated. A computational experiment is designed for testing the performance of the developed models. Exact solution schemes are evaluated for small sized problem instances, whereas heuristic algorithms are proposed for larger instances. Our results indicate that the proposed methodology is applicable to real life logistics problems such as food, fuel and other chemical distribution.Doctoral Thesis A new warehouse layout model with intersecting non-traditional cross aisles / Kesişen ana kori̇dorlu geleneksel olmayan yeni bir depo tasarımı(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2018) AYŞEGÜL MAĞARAYakın zamanda yapılan depo tasarımları, sipariş toplama işlemlerinin tur mesafesinin geleneksel depo tasarımlarındaki koridorların açısını değiştirerek azaltılabilmesine ve geleneksel olmayan (yenilikçi) tasarımların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu tezde, sipariş toplama operasyonu için geleneksel iki bloklu depo tasarımlarından daha iyi bir dizayn arayışında, yeni bir tasarım fikri önerilmiştir; depolama alanının ortasında iki ana koridorun kesişmesine izin verilmiştir ve bu tasarım X şeklindeki depo tasarımı olarak adlandırılmıştır. Bu yeni fikir tarafından üretilebilecek tüm olası yerleşim seçeneklerini değerlendirmek için yeni bir koridor modeli geliştirilmiştir. Sipariş toplama için yapılan tur uzunluğunu hesaplamak için çok bilinen bir meta-sezgisel yöntem olarak Karınca Kolonisi Optimizasyon Algoritması kullanılmıştır. Sonrasında Diferansiyel Evrim Algoritması, verilen sipariş listesi uzunluğuna göre ortalama sipariş toplama tur uzunluğunu en aza indirmek için tasarlanan modelin değişkenlerinin en iyi değerlerini araştırmak için kullanılmıştır. Son olarak, maalesef ki çoğu durumda X şekilli tasarımların eşdeğer iki bloklu geleneksel tasarımlar üzerinde tur uzunluğunda herhangi bir tasarruf sağlamadığı gösterilmiştir. Elde edilen 3:1 şekil oranına sahip X şeklindeki en iyi depo tasarımlarında, eşdeğer iki bloklu tasarıma kıyasla küçük sayıdaki sipariş toplama işlemi için ortalama tur uzunluğunda %1,5 azalma sağlanmıştır. Recent studies of warehouse layout designs show that the travel distance for order-picking operations can be reduced by changing the angle of the cross aisles in the traditional warehouse layout, eventually leading to the emergence of non-traditional layouts. In this thesis, a new design idea is proposed to search for better layouts for order-picking operations than traditional two-block layouts. For this, two angled cross aisles are allowed to intersect in the middle of the storage area, therefore this design idea is called as X-shape warehouse layout. A new constructive aisle model is developed so as to evaluate all possible layout options that can be generated by the new idea. In order to calculate order picking tour length, one of the best known metaheuristics algorithm called Ant Colony Optimization algorithm is used. Next, Differential Evolution algorithm is used to explore the best values of the design variables to minimize average order-picking tour length for a given number of orders. Last, it was shown that the best-found X-shaped designs unfortunately do not provide any savings on tour length over the equivalent two-block traditional designs in many cases. Only best-found designs with 3:1 shape ratios presented 1.5% reduction on average tour length for small picklist sizes in comparison to the equivalent two-block layouts.Doctoral Thesis A novel computational approach in quantity take-off to support early design estimations / Ön tasarım aşaması metraj hesaplamaları için özgün bilişimsel bir yöntem(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2018) ALAATTİN ÇAĞLAR ŞENDİKİCİSon yıllarda mimarlar, meslek pratiklerindeki uygulamalarının verimliliğini ve hızını önemli ölçüde artıran bilişimsel tasarım araçlarını (CTD) benimsemişlerdir. CDT sadece farklı tasarım alternatiflerinin keşfi ve analizlerinde değil, aynı zamanda yapı metraj hesabı gibi maliyet tahminlerinin doğruluğunu da önemli ölçüde etkileyecek önemli aktivitelerin hızlı ve doğru bir şekilde hesaplanmasında da büyük bir potansiyel sunmaktadır. Fakat, bu tür faydaları kullanmak mimarların zamanın kısıtlı olduğu erken tasarım aşamalarında matematiksel tanımlar oluşturmasını gerektirir. Bu nedenle, sektörde çalışan mimarların birçoğu için bu aktivite son derece zordur. Bina modelleme bilgisi (BIM) yazılımı, bu konulara ve daha fazlasına, çözüm önerileri sunmaktadır. Buna karşın, BIM sisteminin metraj alma kapasitesi, doğruluğu ve sonuçları sınırlıdır. Bunun sebebi, BIM çıktılarının mimarın modelleme becerilerine bağlı olmasıdır. Dahası, BIM sisteminin sunduğu çözümlerinden yararlanmak için, mimarlık ofislerin ciddi bir maliyet ödemesi gereklidir. Özellikle küçük ölçekli mimarlık ofisleri için maliyet önemli bir sorundur. Mevcut sorunlar ele alındığında BIM yöntemine alternatif olarak standart matematiksel tanımların CDT kullanarak geliştirilmesi önerilebilir. Potansiyel faydalarına rağmen, literatürde çok az sayıda çalışma CDT yöntemi kullanılarak metraj hesabı uygulamalarına odaklanmıştır. Ek olarak, CDT, BIM ve geleneksel yoğun iş gücü gerektiren yaklaşımlardan elde edilen sonuçları karşılaştıran ampirik çalışmaların sayısında fazlaca eksiklik görülmüştür. Mevcut çalışma bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında ilk olarak parametrik bir CDT olan Grasshopper kullanılarak matematiksel tanımlamalar geliştirilmiştir. Ardından, on gerçek bina projesi seçilmiştir. Bu yapıların metraj hesapları çalışma kapsamında ele alınan üç farklı yönteme göre hesaplanmış ve sonuçlar hipotez testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, önerilen bilgisayımsal yöntem sonuçları ve gerçek değerler arasında anlamlı bir fark olmadığını önermektedir. Dahası, bilgisayımsal yöntem BIM ve geleneksel yöntemlerden elde edilen sonuçlara kıyasla, tahmin doğruluğunda anlamlı olarak daha yüksek sonuçlar vermektedir. In recent years, architects have adopted computational design tools (CDT), which significantly improves efficiency and speed of their practice. CDT offer great potential in not only the discovery of different design alternatives, but also rapid and accurate calculation of such crucial information as building quantities, which forms a foundation for and substantially influence the accuracy of cost estimations. However, using such benefits requires the architect to establish mathematical definitions in the early design stages where time is restricted. Therefore, the task is arduous to many. Building information modelling (BIM) software have been proposed to address such issues along many. Yet, BIM's quantity take-off (QTO) capacity is limited in accuracy and results are highly dependent on the modelling skills of the architect. In addition, to enjoy solutions provided by BIM, architectural offices must pay a financial cost which can be a significant issue especially for small ones. Arguably, developing standard mathematical definitions, which can be applied to given building project, using CDT may propose a strong alternative to BIM. Despite of its potential benefits, very few studies in the literature have addressed using CDT in building QTO practice. More, an empirical study that compares results obtained from using CDT vs. BIM vs. traditional labour-intensive approach has been highly missing. The current work aims to fill this gap. To achieve, first standard mathematical definitions of building quantity take-off were developed using parametric CDT, namely Grasshopper. Next, ten real building cases were selected. Quantities of these buildings were computed with three different methods, and the results were compared using formal test of hypothesis. The evidence is conclusive to suggest that no significant difference exists between actual values and estimations obtained from computational methods. More, the findings suggest computational methods provided results that are significantly higher in prediction accuracy compared to results obtained from BIM and traditional approaches.Doctoral Thesis A novel framework to evaluate the performance of responsive kinetic shading devices in the early design stages / Tepkisel kinetik gölgeleme araçlarının erken tasarım aşamalarında performans değerlendirmesi için özgün bir yaklaşım(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2017) MUSTAFA TEKSOYHesaplama araçları, mimari tasarımın erken aşamasında daha iyi çevresel etki sağlayan çok sayıda tasarım alternatifini keşfetmek için büyük bir potansiyel sunmaktadır. Özellikle, tepkisel kinetik gölgeleme araçları aracılığıyla günışığı kontrolünde hesaplama araçlarının işlevi daha da önemlidir; çünkü, kontrol parametrelerinin belirlenmesi dinamik bir problem teşkil eder. Bununla birlikte, konu ilgili literatür eleştirel bir gözle incelendiğinde, tasarım hesaplama araçlarının kullanımında bazı hayati yönlerin ele alındığını görülmüştür. Uzun hesaplama süreleri, birçok tasarım alternatifi ve hava koşullarının gözardı edilmesine neden olmuştur. Bu nedenle, bu çalışmada, tasarım alanını yeterince araştırmayı ve tepkisel kinetik gölgeleme aygıtlarının (TKGA) performansının değerlendirilmesi sorunu araştırıldı. Bu doğrultuda, rasgele seçilen gündüz saatlerinde, kavramsal bir TKGA' nin kontrol parametrelerini, denk-model tekniğine dayalı çok amaçlı optimizasyon uygulayarak bulan yeni bir yaklaşım önerdik. Önerilen yaklaşımın yeterliliğini test etmek için deneysel bir araştırma yapılmıştır. Bu tasarımda, öncül parametrelerin saptanması, rastsal değişken üretimi, simülasyon, veritabanı oluşturma, yapay sinir ağları, optimizasyon ve hipotez testi gibi yöntemler ardısıra kullanılmıştır. Sonuçlar, önerilen yaklaşımı kullanmanın, geleneksel simülasyon tabanlı optimizasyon yöntemlerine kıyasla, çok daha kısa bir zaman zarfında optimum çözüm setine ulaşabildiğini ortaya koymuştur. Dahası, önerilen yaklaşım kullanılarak statik gölgeleme ve TKGA performansları hipotez testi ile kıyaslanmıştır. Oluşturulan deneyde, TKGA, günışığı aydınlatması ve manzaraya bakış metriklerinde optimize edilmiş statik olandan daha iyi performans göstermiştir. Bununla birlikte, iç sıcaklık dikkate alındığında önemli bir fark gözlenmemiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu çalışma, son kullanıcıya, tepki veren kinetik ve optimize edilmiş statik gölgeleme arasında seçilmiş performans metriklerini resmi bir karşılaştırma yapmasını sağlayan bir çerçeve önermekte olan ilk çalışmadır. Gelecekteki çalışmalar, hava koşulları, tasarım parametreleri ve performans hedefleri arasındaki ilişkilere odaklanacaktır. Kullanılan teknikler arasındaki karmaşık etkileşimler nedeniyle, kullanıcı dostu bir grafik arayüz geliştirilmesi de gündeme gelecektir. Computational tools offer a great potential in the conceptual phase of architectural design, towards exploring numerous design alternatives that provide better environmental impact. Particularly in the domain of solar control with help of kinetic shading devices that respond to its environment, the function of computational tools is even more significant, since the determination of the control parameters introduces a dynamic problem. However, critical review of relevant literature suggests that the utilization of computational tools have failed to address some vital aspects. This has led exclusion of many design alternatives and weather conditions due to the high computational expenses. To this end, the current study aims to investigate the problem of adequately exploring the design space and evaluating the performance of responsive-kinetic shading devices (RKSD). For this purpose, we proposed a novel framework by implementing a surrogate-based technique for multi-objective optimization of control parameters of a conceptual RKSD on randomly sampled daylight hours. To test the adequacy of the proposed framework, an experimental research was designed. In this design, such methods as parameter initiation, variable randomization, simulation, database generation, neural networks, optimization, and hypothesis test were used in combination. Results revealed that using proposed framework one can adequately reach to optimum set of solutions in a fraction of a time when compared to traditional simulation-based optimization methods. More, utilizing proposed framework one can formally compare the performances between static shading and RKSD. In the case of our experimental design, RKSD outperforms the static one in daylighting and view metrics. However, considering indoor temperature no significant differences observed. To the best of our knowledge, the current work is the first to propose a framework, which allows an end user to conduct a formal comparison of selected performance metrics between responsive-kinetic and optimized-static shadings. The further works shall focus on the relationships between the weather conditions, design parameters, and the performance objectives. Due complex interactions among employed techniques, a user-friendly graphical user interface establishment shall also be in the agenda.Doctoral Thesis A parallelization approach to Haskell language through category theoretic implementations / Kategori kuramı uygulamaları altında Haskell diline bir paralelizasyon yaklaşımı(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2012) BURAK EKİCİKategori teorisi, cebirsel yapıların evrensel bileşenlerini görselleştirmemizi ve bazı farklı yapıların aralarındaki ilişkileri kurmamızı sağlayan güçlü bir kuramsal çerçeve ve soyut cebirsel dildir. Teori son yıllarda, bilgisayar bilimlerinde alt uygulama alanları bulmuş, özellikle fonksiyonelprogramlama dilleri alanında birc¸ok yenili?gin ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Bubağlamda; çalışma, kategori teorisinin fonktörleri, doğal transformasyonları ve monadları ile birlikte gelen soyutlama yeteneğiyle; çözümlerine katkıda bulunduğu ya da alternatif bakış açıları getirdiği problemlerin ve bu problemlerin ait oldukları alt alanların, ?fonksiyonel bir programlama dilinin saflığından, yarı-belirgin paralelizasyon uygulamalarına? kadar, incelenmesini hedeflemektedir. Category theory is a powerful abstract algebraic language and a conceptual framework that lets us visualize universal components of structures of given types and how those structures of different types are interrelated. In recent years, category theory has found new application areasin theoretical computer science and has contributed to developments of new logical systems, especially in the area of functional programming languages. In that sense, this study aims to indicate the areas to which category theory brings alternative solution methods by increasing the number of abstraction layers together with the usage of its functors, natural transformations and monads varying from ?purity of a functional programming language? to ?semi-explicit parallelization in functional programming?.Doctoral Thesis A patriarchal assault on gender: Representation of women in Nigerian newspapers / Toplumsal cinsiyete ataerkil bir saldırı: Nijerya basınında kadının temsili(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2014) FAROUK MUSA ISANijerya basınında kadının sistematik bir biçimde negatif temsili yönetici sınıfın kadınların bedenini denetleme arzusunu tatmin etmek amacıyla ortaya çıkmış olan geleneksel prototipler ile belli bir uyum içinde işlemektedir. Bu çalışma, hegemonya ve feminist eleştirel yaklaşımlarından yola çıkarak Nijerya basınında yer alan suç haberlerinde kadının nasıl temsil edildiğini incelemektedir. Araştırma, bu temsillerde yerleşmiş olan gizli ideolojik anlamları ortaya çıkarabilmek ve gazete haberlerinde toplumsal iktidarın istimarının, egemenlik alanlarının ve eşitsizliğin nasıl sergilendiğini keşfedebilmek amacıyla Nijeryada en çok okunan iki tabloid gazetede 12 ay boyunca yer alan haberleri eleştirel bir bakış açısıyla analiz etmektedir. Araştırma bulguları Nijerya basınındaki haberlerin kadınlara karşı tutarlı bir biçimde olumsuzluk içerdiğini, kimi zaman ise düşmanca ve nefret içeren bir söylem taşıdığını ve kadınları suçlayıcı bir dille temsil ettiklerini göstermektedir. Bununla birlikte, inceleme sonuçları Nijerya basınının kadına yönelik eskiden beri gelen 'zayıf' ve 'kırılgan' gibi tanımlamaları değiştirme konusunda çok az bir ilerleme gösterdiğini, ve bunun yerine aslında varolan ataerkil algı ve yargıları pekiştirdiğini ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmada incelenen gazetelerdeki kurbanlaştırmaya ilişkin temsillerin büyük bir oranda kültürel basmakalıplara dayandığı gözlemlenmektedir. Kadının suç haberlerinde kurbanlaştırılmasına ilişkin söylemler ve çerçeveler kadını güçsüzleştirme, kadının kırılganlığını pekiştirme ve kadınlar arasında 'korku kültürü' yaratmaya yöneliktir, çünkü bu gazeteler kadının kurbanlaştırılmasındaki sorumluluğu kadını ezen toplumsal sisteme yüklemekten çok, bunu kadının bir suçu olarak görmektedir. Anahtar sözcükler: Toplumsal cinsiyet temsilleri, Suç haberleri, Kurbanlaştırma The systematic negative media portrayals of women in Nigerian press are orchestrated by and work out according to the conventional archetypes of the ruling elites in order to quench their patriarchal obsessive desire to 'control the bodies' of the female folks. Drawing upon hegemonic approach and feminist critical theories, this study examines the ways in which Nigerian newspapers portray women in crime stories. To uncover the hidden ideological meanings embedded in these depictions and explore the way social power abuse, dominance, and inequality are enacted and reproduced in such newspapers, this research critically analyzed two most widely read Nigerian tabloids for the period of 12 months. The findings shows that the newspaper coverage in Nigeria has been consistently negative and, at times, hostile and hateful toward women accused of violent crimes. The study also found that the Nigerian press does little to challenge the age-old impressions of women as 'weak' and 'vulnerable', instead they actually reinforce these preexisting patriarchal perceptions. Finally, it's discovered that the newspapers analyzed in this study rely heavily on cultural stereotypes in their portrayal of victimization. Their formats of presenting victimization of women in crime stories are meant to disempower women, reify women's vulnerability, and promote the 'culture of fear' among them, because these newspapers attribute victimization of women to the victim's behavior rather than the social systems that may oppress women. Keywords: Gender Representations, Crime News, VictimizationDoctoral Thesis A physics-based design method of gridshell systems: optimization of form and construction cost / Ağ kabuk sistemleri için fizik tabanlı tasarım yöntemi: Form ve inşaat maliyeti optimizasyonu(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2019) ARDA AĞIRBAŞYapısal kabuk sistemleri güvenilir yapısal davranışları ve etkili malzeme kullanım doğası nedeniyle farklı tasarım problemleri ile başa çıkabilmek adına mimarlar tarafından uzun yıllardır kullanılmaktadır. Geleneksel kabuk yapıların bir türevi olan ağ kabuklar, serbest biçimli şekillerde oluşturulabilmeleri sebebiyle çağdaş mimarinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Çok sayıda avantajına rağmen ağ kabuklar, karmaşık yapıya sahip olmaları yüzünden tasarım ve uygulama zorlukları sebebiyle tercih edilmemektedirler. Bilgisayar destekli tasarım teknolojilerinin mimarlık alanındaki artan kullanımı, biçimsel ve hesaplamaya dayalı yapısal özelliklerin bir arada kurgulanabilmesini ve hesaplamalı tasarım yaklaşımı ile entegre çözümler geliştirilebilmesini olanaklı kılmıştır. Bu tezde, içerdiği fizik tabanlı form bulma prosedürü, yapısal performans değerlendirme sistemi ve optimizasyon süreci sayesinde adaptif bir hesaplamalı tasarım metodolojisi geliştirmeye odaklanmaktadır. Tezin amacı ağ kabuk tasarım problemlerinin kavramsal fikir geliştirme aşamalarına dahil edilebilecek bir hesaplamalı tasarım yöntemi geliştirmektir. Söz konusu yöntem, problemlere ilişkin amaçlara ve kısıtlamalara uygun olarak bir dizi alternatif tasarım çözümü oluşturacaktır. Tezde tarif edilen yöntem, ağ kabuk tasarımları ile ilişkili mühendislik gereksinimlerinin yanı sıra, mimari tasarım kararlarına ve sınırlamalara büyük önem vermektedir. Statik olarak dengeli bir şekil bulmak için "Dinamik Gevşeme" form bulma yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra, "Sonlu Elemanlar Analiz" yöntemi kullanılarak ağ kabuk yapısındaki deformasyonlar hesaplanmıştır. Son olarak, ana kabuk şeklinin yüzeyine mümkün olduğunca yakın ayrık bir uyarlaması oluşturulurken, inşaat maliyetini en aza indirmeyi amaçlayan çok amaçlı bir optimizasyon süreci formüle edilmiştir. Structural shell systems have been used by numerous architects for many centuries to coop with different design problems due to their reliable structural behavior and effective material utilization nature. As a kind of traditional shell structures, gridshells have become an essential part of contemporary architecture since they can possess free-form shapes. Despite the numerous advantages, gridshells are not often utilized due to their complex structural nature. The increasing usage of the computer-aided design technologies in the architectural field allows the seamless translation of a design problem to a digital environment in order to overcome the architectural and structural problems simultaneously. This study focuses on creating an adaptive computational method that includes a physics-based form finding procedure, a workflow for structural performance evaluation and an optimization process. This thesis aims to develop a computational and iterative workflow that can be employed in the conceptual idea development phase of different gridshell design problems in order to generate a set of suitable alternative design solutions in accordance with the design-related objectives and constraints. Besides the engineering requirements of a gridshell, the method gives significant importance to the design decisions and limitations in the architectural viewpoint. In order to reach a shape in equilibrium, the "Dynamic Relaxation" form-finding method has been utilized. Afterward, the "Finite Element Analysis" related to the nodal displacements have been performed. Lastly, a multi-objective optimization process has been formulated that aims to minimize the construction cost while creating a discrete transformation of a smooth shell surface as close as possible to the parent shape.Doctoral Thesis A practical and formal analysis of distributed private key generation for identity based cryptography / Kimlik tabanlı kriptografik sistemler için dağıtık gizli anahtar üretiminin işlevsel ve biçimsel açıdan incelenmesi(Yaşar Üniversitesi / YÜKSEK LİSANS, 2012) GÖRKEM KILINÇTemelleri gizlilik paylaşımı yöntemlerine dayanan dağıtık gizli anahtar üretimi(DGAÜ) kriptografide gizli anahtarların dağıtık olarak güvenli bir şekilde üretilmesiamacıyla kullanılmaktadır. DGAÜ kullanımına en uygun olan kriptografik sistemlerdenbir tanesi kimlik tabanlı kriptografik sistemdir. DGAÜ kullanımı, kimliktabanlı kriptografik sistemlerde var olan ve sistemin pratik olarak kullanımındaengel teşkil eden anahtar emaneti probleminin bir çözümü olarak bilinmektedir. Her ne kadar bilinen matematikselproblemler üzerine oturmuş olsa da, öngörülmeyen açıklar içerebileceği için protokolün doğrulanması çok önemlidir. Bu tezde, DGAÜ protokolünün hem işlevsel hem de biçimsel açıdan analizi hedeflenmiştir. Bu amaçla öncelikle DGAÜ protokolü, endüstriyel kontrol sistemleri üzerinde büyük ölçüde kullanılmakta olanSCADA protokolünde eksik olan kimlik denetimi sağlanarak güvenli hale getirilmesi için uygulanmıştır ve işlevsel analiz bu uygulama üzerinde yapılmıştır. Biçimsel (formal)analiz için ise protokol basit Petri ağları kullanılarak modellenmiştir. Daha sonra bu model üzerinde yapısal ve davranışsal analizler yapılarak protokolünbiçimsel olarak doğrulanması için gerekli güvenlik özellikleriispatlanmıştır. The basis of distributed private key generation (DPKG) scheme lies on secret sharing and it has been used in cryptography for generating keys distributively and securely. One of the most suitable cryptographic system for DPKG is identity based cryptographic system. DPKG is enormously used for generating private keys for the clients of an identity based cryptographic system. The scheme is claimed to be a solution for the key escrow problem which exists in the identity based cryptography and leads to impractical cryptographic systems. It is highly important to verify the protocol even though the protocol lies on well known mathematical problems. Clearly, the protocol might always preserve some unforeseen flaws.In this thesis, we aimed to analyze DPKG protocol in both practical and formal manners. For this aim, we implemented the protocol on industrial control systems (ICS) in order to secure the widely used ICS protocol SCADA by providing it with authentication and performed a practical analysis on the implementation. In order to perform formal analysis, we first modeled the DPKG protocol by using elementary Petri nets then we performed structural and behavioral analysis on the model for proving essential security properties of the protocol with the eventual aim of formal verification.

