Bilgilendirme: Kurulum ve veri kapsamındaki çalışmalar devam etmektedir. Göstereceğiniz anlayış için teşekkür ederiz.
 

Doktora Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://gcris.yasar.edu.tr/handle/123456789/13679

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 219
  • Doctoral Thesis
    Yapay zekânın cezalandırılabilirliği sorunu ve yapay zekâ kullanımından kaynaklanan ceza sorumluluğu
    (2025) Göksoy, Resul; Erdem, Mustafa Ruhan; Koltuksuz, Ahmet Hasan
    Bu çalışma, temel olarak iki soruyu ele almıştır. İlk olarak, 'Yapay zekâlı sistemler cezalandırılabilir mi?' sorusuna yanıt aranmıştır. İkinci olarak 'Yapay zekâ kullanımından kaynaklı suç söz konusu olduğunda sorumluluk kimlere yüklenecektir?' sorusuna yanıt verilmiştir. Çalışmada, doktriner yaklaşıma uygun olarak, araştırma soruları yürürlükteki hukuk düzeni açısından ele alınmıştır. Konu ile ilgili mevzuat ve bilimsel eserler incelenerek sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma neticesinde, günümüzdeki gelişmişlik seviyelerine bakılarak, yapay zekâlı sistemlerin çağdaş ceza hukuku ilke ve prensiplerine göre cezalandırılmalarının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Yapay zekâ kullanımından kaynaklanan ceza sorumluluğu açısından ise, somut olayın özelliklerine göre üretici, yazılımcı veya kullanıcının ceza sorumluluğu bulunabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmanın, yapay zekâ alanındaki literatüre ve gelecekte ortaya çıkabilecek mevzuat ihtiyacına, gerçekçi bir yaklaşımla katkı sunacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: yapay zekâ, hukuki statüsü, ceza sorumluluğu, üreticinin ceza sorumluluğu, yazılımcının ceza sorumluluğu, kullanıcının ceza sorumluluğu
  • Doctoral Thesis
    Türk borçlar hukukunda belirli süreli ticari satış sözleşmesinde satıcının temerrüdü sonucu sözleşmeden dönme
    (2024) Gür, Mustafa; Havutcu, Ayşe
    Belirli süreli ticari satış sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen, ani edimli bir sözleşmedir. Alıcının asli edim yükümlülüğü bedel ödemek, satıcının ise mülkiyeti geçirmek amacıyla zilyetliği devretmektir. Ticari satış sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması nedeniyle, temerrüt hâlinde, TBK. m. 112 vd. hükümleri ve TBK. m. 125 hükmü uygulama alanı bulmaktadır. Bunun yanı sıra, özel düzenleme olan satıcının temerrüdüne ilişkin olarak TBK. m. 212 hükmü uygulanmaktadır. TBK. m. 212 hükmü uyarınca alıcı, zilyetliğin devri bakımından belirli vade öngörülen satışları kesin vade ile bir tutmakta, alıcının temerrüdü ihtar etmesi ya da süre vermesine gerek olmaksızın seçimlik haklarını kullanmasına olanak tanımaktadır. TBK. m. 212 hükmünün uygulanabilmesi bakımından, satış sözleşmesinin TBK. anlamında ticari satış teşkil etmesi gerekmektedir. Buna göre, ticari satış sözleşmesi, satış konusu malı tekrar satmak, kiraya vermek ya da herhangi bir şekilde kâr temin etmeyi amaçlayan alıcı ile yapılan bir sözleşmedir. Sözleşmeden dönme yenilik doğuran bir haktır. Doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Sözleşmeden dönme, karşı tarafın onayı ya da mahkeme kararına ihtiyaç olmaksızın borç ilişkisine doğrudan etki eder. Bu nedenle, hakkın kullanılmasında belirli ilkeler ile sınırlandırılma getirilmiştir. Sözleşmeden dönme hâlinde talep edilen zarar, satıcının sözleşmeden dönmeye yol açan borca aykırı davranışı neticesinde sözleşmeden dönülmesi nedeniyle, dönülen sözleşme hiç yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. TBK. m. 125/ II hükmündeki 'borcun ifa edilmemesinden doğan zarar' olumsuz zarar teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ticari satış sözleşmesi, sözleşmeden dönme, temerrüt, olumsuz zarar.
  • Doctoral Thesis
    Transit yolcular için giden uçuşların planlanması
    (2025) Taçoğlu, Melis Tan; Örnek, Mustafa Arslan; Kazançoğlu, Yiğit
    Mega aktarma havalimanları, trafiği merkezi bir noktada yoğunlaştırmak ve yeniden dağıtmak amacıyla büyük ölçekli yolcu akışlarını yönetmek için gerekli hale gelmiştir. Bu merkezler öncelikle, ihtiyaçları özelleştirilmiş çizelge ve filo atama kararları gerektiren transit yolculara hizmet vermektedir. Transit yolcuların beklentilerini karşılayan hem uçuş çizelgeleme (uçuş oluşturma ve frekans planlama) hem de filo ataması (uçak atama) için özel karar verme modelleri ve çözüm yaklaşımları gerektirirler. Ancak geleneksel yaklaşımların çoğu, Başlangış–Varış (O-D) veya uçuş ağı genelinde optimizasyona odaklanmakta olup genellikle transit yolcuların kendine özgü dinamiklerini ve mega aktarma havalimanlarının kompleks yapısını göz ardı etmektedir. Bu tez, Entegre Uçuş Çizelgeleme ve Filo Ataması (ISDFA) problemi çerçevesinde, transit yolcu dinamiklerini göz önünde bulundurarak mega aktarma havalimanlarında dış hat uçuşlarının giden uçuş planlanması ve uçak atama stratejilerine yönelik yeni çözüm yaklaşımları sunarak literatürdeki boşluğu doldurmaktadır. Ayrıca, yolcu dinamiklerini ve planlama ihtiyaçlarını daha iyi yakalamak için hem mevcut hem de yeni rotalar için farklı matematiksel modeller ve çözüm yaklaşımları önerilmektedir. Bu tez mevcut rota çizelgelemesi kapsamında, havayolundaki talebin mevcut kapasitenin üzerine çıktığı durumlarda isteğe bağlı ek uçuşlar ekleyerek mega aktarma havalimanındaki kalkışlarını ve uçak atamalarını dinamik olarak ayarlayan iki matematiksel model ve üç sezgisel yaklaşım önerilmektedir. İlk matematiksel model, bekleme süresi ve operasyonel maliyeti en aza indirmeyi hedeflemektedir. İkinci matematiksel model ise ek uçuşlar için uçak kullanımını da modele dahil ederek bu yapıyı genişletmektedir. Uygulanabilir zaman çizelgeleri oluşturmak amacıyla üç sezgisel yöntem geliştirilmiştir: OFWT (bekleme süresi minimizasyonu), OFWR (bekleme süresi ve koltuk kullanım oranının dengelenmesi) ve OFWS (yerde uçaklar arası ayrım süresi ve yerde kalma süresi kısıtlarının uygulanması). Sayısal analiz sonuçları; koltuk kullanım oranı ile bekleme süresi dengesinin sınırlı bir iyileştirme sağladığını ancak yerde uçaklar arası ayrım süresi ve yerde kalma süresi kısıtlarının, zaman çizelgesi ve uçak atamaları üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Bu sezgisel yöntemler, mevcut zaman çizelgesindeki mega aktarma havalimanındaki gelen uçuşlara müdahale etmeksizin hava yollarına rehberlik edebilecek uygulanabilir çizelgeler üretmektedir. Bu sayede ek operasyonel güçlüklerin ortaya çıkması önlenmektedir. Bu tez yeni rota çizelgelemesi kapsamında, haftalık uçuş frekanslarını, kalkış saatlerini, uçak tiplerini belirlemek ve yolcuları uygun uçuşlara atamak için bir matematiksel model ve üç çözüm yaklaşımı önerilmektedir. Bu kararlar birbiriyle ilişkilidir ve bütünleşik bir kapsamda planlanmalıdır. ISDFA problemi çerçevesinde eşzamanlı olarak karara bağlanmaya çalışılmaktadır. Zamanı ayrıntılı düzeyde modellemek, yüksek hesaplama karmaşıklığına neden olduğundan, üç farklı çözüm yöntemi geliştirilmiştir: haftalık matematiksel modeli günlük alt problemlere bölen Çok Periyotlu Model (MPM); özelleştirilmiş kromozom yapısı, yerel arama ve mutasyon içeren Genetik Algoritma (GA); ve probleme özgü üç farklı başlangıç çözüm algoritması ile dört farklı yok etme operatörünü içeren Büyük Komşuluk Araması (LNS). Dünyanın en büyük havayollarından birinin mega aktarma havalimanındaki gerçek uluslararası gelen uçuş verileri kullanılarak yapılan sayısal analizler, sunulan modellerin dört farklı yeni rota için geçerliliğini ortaya koymaktadır. MPM, talebin öğle saatlerinde zirve yaptığı durumlarda rekabetçi performans sergilemektedir, çünkü bu senaryoda günler arası yolcu dinamiklerinin etkisi sınırlıdır. GA, yolcu atamaları ile bekleme süresi arasında denge kurarak rekabetçi bir uçuş çizelgesi üretmektedir. LNS, her iki yönteme kıyasla daha iyi performans göstererek bazı rotalarda optimal çözümler üretmektedir. Ancak bunun karşılığında, önemli ölçüde daha uzun bir model çalışma süresi gerektirmektedir. Bu yaklaşımlar, havayolu karar vericilerinin havayolu karlılığını ve yolcu bekleme sürelerini göz önünde bulundurarak çeşitli senaryoları değerlendirmelerini sağlar. Çizelgeleme öncelikleri zaman içinde değişebileceğinden, modeller yeni rota çizelgelemesinde farklı stratejik konuların ele alınmasında kullanılabilir.
  • Doctoral Thesis
    Sera gazı emisyonu açıklamalarının firmanın piyasa değeri üzerindeki etkisi: BIST sürdürülebilirlik endeksi uygulaması
    (2024) Şentürk, Çiğdem Ede; Durak, Mustafa Gürol
    ÖZ SERA GAZI EMİSYONU AÇIKLAMALARININ FİRMANIN PİYASA DEĞERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: BIST SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ENDEKSİ UYGULAMASI Ede Şentürk, Çiğdem Doktora Tezi, İngilizce İşletme Danışman: Doç. Dr. Mustafa Gürol DURAK Aralık 2024 Son dönemlerde, iklim değişikliği ve etkileri global bir konu haline gelmiştir. Bu farkındalık kapsamında, çevresel düzenlemeler son 20 yılda hız kazanmıştır. Buna paralel olarak, geniş katılımlı paydaşlar (müşteriler, çalışanlar ve sivil toplum örgütleri gibi) iklim değişikliğinin sonuçlarına yönelik, firmalara sera gazı emisyonlarını azaltmaları yönünde baskı yapmaya başladılar. Bu nedenle, firmalar stratejik yönetim karar alma süreçlerinde küresel ısınmayı deneyimlemiş ve benimsemişlerdir. Özellikle, çevresel raporlamalarında sera gazı emisyonu bilgilerinin açıklanması, firmalar tarafından meşruiyetlerini sağlamak için bir iletişim aracı olarak görülmektedir. Bu ilişkiyi değerlendirmek için birçok akademisyen, firmaların çevresel performanslarını geliştiğinde iyi bir finansal performansa sahip olup olmadıklarını araştırmaya çalışmıştır. Ancak, literatürde çevresel performans ile finansal performans ilişkisine ilişkin karışık bulgular bulunmaktadır. Bu tez çalışması, literatüre kanıt eklemek için GHG Açıklama Puanı olarak ölçülen çevresel performansı ile sırasıyla EPS ve MTB olarak ölçülen şirket performansı ve piyasa performansı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Tez çalışması için kullanılan örneklem, 2016-2021 döneminde BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde işlem gören firmaları kapsamaktadır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, çevresel performansın (GHG Açıklama Puanı) şirket performansı (EPS) üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu, ancak şirket piyasa değeri (MTB) ile çevresel performans (GHG Açıklama Puanı) arasında önemsiz bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, yatırımcıların Türkiye'de riski değerlendirme ve yatırım kararlarını almada karbon açıklamalarını yararlı bulduğunu göstermektedir. Ancak, piyasa tepkisi ile çevresel performans göstergesi olan GHG Açıklaması Puanı ile anlamlı bir ilişkiye bulunamamıştır. Kontrol değişkenlerine ilişkin sonuçlar kaldıraç oranının MTB ile anlamlı ve negatif bir ilişkiye sahip olduğunu, kurumsal yönetimin ise MTB ile anlamlı ve pozitif bir ilişkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu tez, Türkiye için çevresel performans ile finansal performans arasındaki ilişkiye dair devam eden akademik tartışmaya katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, karbonla ilgili açıklamanın önemi konusunda yatırımcılar, yöneticiler ve politika yapıcılar için gelecekteki araştırmalara önemli katkılar sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sera gazı emisyonları, finansal performans, çevresel performans.
  • Doctoral Thesis
    Sektörler, ülkeler ve bölgeler arasında uluslararası çeşitlendirme
    (2025) Harb, Hadi Ahmad; Umutlu, Mehmet
    Bu tez, büyük küresel krizler sırasında ülkeler ve sektörler arasındaki finansal bulaşma dinamiklerini araştırmakta ve istikrarsız dönemlerde etkili çeşitlendirme stratejilerini vurgulamayı amaçlamaktadır. Geleneksel varlık tahsisi stratejilerini değerlendiren çalışma, bulaşmayı belirli bir tanım temelinde ele alarak iki ampirik test geliştirmiştir. Farklı bölgelerden sektör ve ülkeleri kapsayan örneklem, çalışmayı küresel bir çerçeveye taşımaktadır. İlk olarak, bulaşmayı ülke ve sektör düzeyinde değerlendirmek için yenilikçi bir bulaşma ölçütü kullanılmıştır. Korelasyon analizi ve küresel endeks ile yapılan analizler, piyasa dinamikleri ve küresel bağlantılar hakkında kapsamlı bilgi sağlamaktadır. Bu çerçevede, bir VAR modeli kullanılarak bulaşma ölçütünün belirleyicileri açıklanmıştır. İkinci olarak, krizlerin sınırlarını ve şokların yayılma mekanizmalarını inceleyen tez, küresel şokların etkilediği sektör ve ülkeleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, şokların kaynaklandığı yerden diğer bölgelere yayılımını dikkatle değerlendiren bir korelasyon kanalı ölçüsüne dayanmaktadır
  • Doctoral Thesis
    Sağlık turizmi destinasyonlarının seçimini etkileyen faktörlerin incelenmesi: Türkiye'deki uygulayıcıların bakış açısından bir vaka analizi
    (2025) Khaleel, Raneen; Yarımoğlu, Emel
    Bu çalışmanın temel amacı, Türk medikal turizm pazarında, özellikle İstanbul'daki uluslararası hastalar arasında, müşteri memnuniyeti ve sadakatini etkileyen faktörleri incelemektir. Araştırmacı, 648 katılımcıdan toplanan anket sonuçlarıyla birlikte, çeşitli doktorlar, CEO'lar ve medikal koordinatörlerle yapılan 16 yarı yapılandırılmış mülakatın bulgularını analiz etmiştir. Tanımlayıcı istatistikler kullanılmış, güvenilirlik testleri yapılmış, ANOVA ve regresyon analizleri uygulanarak algılanan güven, hizmet verimliliği, hizmet kalitesi ve demografik özelliklerin memnuniyet ve sadakat üzerindeki etkileri araştırılmıştır. En önemli faktör olarak hizmete duyulan güven ve hizmet sunum şekli öne çıkarken, gelir düzeyi ve yaş da önemli bulunmuştur. Diğer yandan, Miles ve Huberman'ın yöntemiyle gerçekleştirilen nitel analiz, güven inşa etme, bütçe, çevrimiçi görünürlük ve cerrah isminin etkisi gibi birçok konuyu ortaya koymuştur. Bu analiz, regülasyon eksikliklerinin kör noktalar oluşturduğunu, pazarın aşırı kalabalıklaştığını ve hastanelerle medikal personel arasında anlaşmazlıklar yaşandığını göstermiştir. Bu bulgular, yalnızca anketlerle elde edilemeyecek hasta davranışları ve sektör uygulamaları hakkında derinlemesine bilgi sağlamıştır. Sonuç olarak, Türkiye'nin uzun vadede popüler bir medikal turizm destinasyonu olarak kalabilmesi için daha sıkı devlet denetimleri, yüksek kalite güvencesi ve hastalar ile sağlık çalışanları arasında şeffaf ve güvene dayalı ilişkiler kurması gerekmektedir. Çalışmanın tüm bulguları, sağlık sektörü profesyonellerine, pazarlamacılara ve politika yapıcılara hasta deneyimini geliştirme ve Türkiye'nin sağlık turizmindeki başarısını sürdürme konusunda yol göstermektedir.
  • Doctoral Thesis
    Saf Garanti Sözleşmesi ve kira sözleşmesine etkisi
    (2024) Kalkancı, Yasemin; Cumalıoğlu, Emre
    Garanti sözleşmesi, uygulamada sıklıkla başvurulan kişisel teminat türlerinden biridir. Bununla birlikte; Türk Kanunlarında düzenlenen sözleşmeler arasında bulunmamaktadır. Doktrinde; üstlenilen riskin özelliğine göre iki alt türe ayrılarak incelenmektedir. Bunlardan birisi olan saf garanti sözleşmesi; karşı tarafı belirli bir davranışta bulunmaya teşvik etmek için yapılan bir sözleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Kira sözleşmesinin kurulması; bir taraf açısından ekonomik anlamda risk teşkil eden bir davranış teşkil ediyor olabilir. Kira sözleşmesinden kaçınan tarafı sözleşmesel ilişkiye teşvik etmek isteyen diğer tarafın, kira sözleşmesi nedeniyle meydana gelmesinden çekinilen sonuca dair ekonomik çekinceleri gidermesi gerekir. Bu çerçevede; karşı tarafa ait bir risk kısmen ya da tamamen üstlenilerek belirli bir sonuç garanti edilir ve istenmeyen olay gerçekleştiğinde meydana gelecek olumsuz etkinin giderileceği veya belirli bir meblağın ödeneceği ya da farklı bir edimin ifa edileceği, asli ve bağımsız bir biçimde taahhüt edilir. İşte bu şekilde kurulan sözleşme; saf garanti sözleşmesidir.
  • Doctoral Thesis
    Retro oyun tasarımlarının Tetris oyunu özelinde incelenmesi ve günümüz modern oyun tasarımı yazılımlarıyla artırılmış gerçeklik üzerinden yeniden yorumlanması
    (2024) Altaş, Ahmet Doğuhan; Okay, İsmail
    Bu çalışmada; retro bir oyun olan Tetris'in oyun teknolojisinin ulaştığı teknolojik son noktalardan birisi olan AR sistemine aktarılması ve oyun dünyasında bu noktaya gelene kadar yaşanan süreç anlatılmaktadır. Retro oyun tasarımının daha iyi anlaşılabilmesi için araştırma, retro kavramının kapsamlı bir şekilde açıklanmasıyla başlamaktadır. Retro sanat akımları ışığında sanat ve tasarımda retronun etkileri incelenmekte ve örneklendirilmektedir. Retronun oyun dünyasına etkileri kapsamında oyun kavramının tarihsel ve teknolojik gelişimi anlatılmış oyun dünyasına yön veren oyunlardan biri olan Tetris genel tarihçesi ve oyun dünyasına katkıları ile açıklanmıştır. Oyunların dönüşümünün altında yatan teknolojik gelişmeler oyun bilgisyaralarının donanımsal ve yazılımsal değişimleri üzerinden ifade edilmiştir. Son olarak retro bir oyun olan Tetris'in oyun teknolojisinin son adımı olan AR sisteminde çalıştırılması ve kullanılır hale getirilmesi anlatılmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Pekiştirmeli öğrenme ile dönel kavşaklarda trafik ışıklarının optimizasyonu
    (2024) Ağbulut, Onur; Karabulut, Korhan
    Traffic congestion has been a problem as the cities and urban areas have become more crowded, which brings a rise in the number of vehicles running through roads. This increase in the number of vehicles, combined with insufficient infrastructure and the number of roads fails to cover the number of vehicles travelling every day. Some environmental effects, such as weather conditions and accidents happening on the roads also increase congestion. Traffic light controllers are the prominent elements of traffic flow in the modern world. They control the current active flow direction either by letting the vehicles pass or stop. Roundabouts are also traffic elements for regulating the traffic flow. They are an alternative traffic component to intersections that aim to organize vehicles flowing through traffic properly. In some ways, they are very similar to intersections; however, some notable differences make roundabouts distinct from intersections. Together with this, AI has made a lot of progress. Improved hardware technology made it possible to train and test AI agents much faster, thus enabling them to be applicable in a shorter time, which was very hard to achieve before. Apart from this, new solutions and algorithms have been developed that took AI and its sub-fields like ML and RL systems to become more intelligent. This also enables AI to become more engaged in the current daily life. In this thesis study, a reinforcement learning-based solution for congestion problems in traffic flow was developed to optimize roundabout traffic flow by controlling traffic lights. A solution based on the Q-Learning Algorithm is developed. Reward and state mechanisms are implemented to optimize various traffic metrics. This study aims to optimize traffic flow in roundabouts in terms of mean waiting time, the number of stopped vehicles, average speed of cars, etc., by controlling the change of traffic lights. Several experiments for different traffic flow scenarios are designed and simulated independently multiple times to obtain statistically significant results. To compare the performance of the proposed method, experiments in which traffic lights change sequentially are also designed and executed. In these experiments, outputs for different traffic metrics are calculated. Later, the results of the proposed method are compared with these baseline results. As a result, the proposed method using Q-Learning algorithm-based reinforcement learning has been observed to produce better results than baseline results in more than one metric: mean waiting time, number of stopped vehicles, average of cars, etc., especially when there is a high traffic volume.
  • Doctoral Thesis
    Multivitamin kutu görsellerinin nöropazarlama kapsamında göz izleme yöntemi ile deneysel analizi
    (2024) Küden, Murat; Pırnar, İge
    Geleneksel pazarlama araştırmaları, tüketicilerden aldıkları veriyi kullanarak onların davranışlarını incelemektedir. Tüketiciler pek çok nedenden dolayı sınırlı bilgiler verebilmektedir. Nöropazarlama araştırmalarında ise, tüketicinin fizyolojik verileri kullanılabilmektedir. Yapılan araştırmada, multivitamin sektöründe ürün görsellerinin işletme ve tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılama düzeyi, anket ve nöropazarlama yöntemi birlikte kullanılarak araştırılmıştır. Ülkemizde az sayıda yapıldığı görülen nöropazarlama deney çalışmaları arasında yer alan çalışmanın temel amacı; multivitamin sektöründe nöropazarlama uygulamalarının araştırılması ve sonuç olarak uygulanabilir örnekler ortaya konulmasıdır. Multivitamin ürün resimleri incelenerek uyaranların (yazı, resim, renk) etkinliği incelenmiştir. Katılımcılara ilk olarak, deney öncesi anket yapılmış ve sonrasında deney aşamasına geçilmiştir. Katılımcılar görsellere bakarken, göz izleme cihazı aracılığı ile göz hareketleri kaydedilmiştir. Son aşama olarak, deney sonrası anket yapılarak çalışma tamamlanmıştır. Analiz aşamasında, 15 farklı ürün seçilmiş ve kolayda örneklem yöntemi 30 kadın ve 30 erkek olmak üzere toplamda 60 kişi çalışmaya katılmıştır. Çalışma sonucunda, anket verileri ve göz izleme cihazı ısı haritası verileri, hem ayrı ayrı hem de karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Multivitamin sektöründe kutu görsellerinin anket ve göz izleme tekniği ile beraber analiz edilmesi sonucunda; anket yönteminin tek başına yeterli veriyi sunmada tam yeterli olmadığı, nöropazarlama tekniği ile farklı verilerin de elde edilebildiği ve bu 2 farklı tekniğin sonuçlarının birleştirilmesi ile beraber gerçek veriye ulaşılabildiği tespit edilmiştir. Katılımcıların anket sorularına verdikleri cevaplar ile deneydeki yaklaşımları farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, karma araştırma yöntemleri sayesinde hem şirketler hem de araştırmacılar daha güvenilir sonuçlar elde edebilir. Multivitamin sektöründe kutu görsellerini hedef kitleye göre tasarlamanın hem tüketicilere hem de şirketlere oldukça fayda sağlayabileceği görülmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Mı̇krodalga frekanslarında karbon bazlı elektromanyetı̇k gı̇rı̇şı̇m kalkanlama malzemeleri tasarımı ve gerçekleştirilmesi
    (2024) Ertekin, Zeynep; Seçmen, Mustafa
    The exchange of electromagnetic signals is fundamental to personal devices such as computers and telephones, as well as more complex systems such as antennas and radars used in applications such as weather forecasting, satellite communications, navigation and national security. It is essential that these devices operate within the limits of electromagnetic compatibility (EMC). This prevents them from interfering with or damaging each other. However, interference and interaction can sometimes occur when electromagnetic signals are exchanged at close frequencies. These disturbances can be the cause of equipment or system malfunction or data corruption or loss. This is why protecting equipment which uses electromagnetic signals is vital. This thesis investigates the development, optimisation and implementation of two novel electromagnetic shielding composites, both of which use expanded graphite as a conductive filler in polymer matrices to provide effective shielding against electromagnetic interference (EMI). The focus of the research is on the actual EMI shielding performance of the composites rather than ideal conditions. Scattering data were collected using a vector network analyser, microwave parameters calculated using the Nicolson-Ross-Weir algorithm and simulations performed in CST to reduce experimental material costs and improve accuracy and efficiency of the proposed composite. The first of these composites, composed of ionic liquid and expanded graphite co-doped PVDF (Poly(vinylidene difluoride)), demonstrated sufficient electromagnetic shielding success in the 8-18 GHz range. However, it was discarded due to its high cost. The second composite, a structure containing 11 wt.% expanded graphite embedded in screen printing ink, proved to be both cost-effective and successful in broadband applications, providing effective electromagnetic shielding as confirmed by both simulation and experimental methods. Electromagnetic analyses were carried out under both ideal conditions (waveguide) and realistic lossy conditions (free space). A total of seven different methods were used - three experimental and four simulation techniques. As a contribution to the literature, the electromagnetic homogeneity of the novel composite material was evaluated for the first time using two different methods. Homogeneity percentages were obtained over a broadband frequency range (2-30 GHz). For a real-world application, a cube made from the designed composite structure was tested in both experimental and simulation environments. Several antennas operating in different frequency regimes were placed inside the cube to assess its protection from electromagnetic signals. The extent to which these antennas were affected by external electromagnetic signals was investigated. This cube application is a contribution to the literature by demonstrating its use in both electromagnetic shielding and absorption test applications. The material characterisation of this composite structure, presented for the first time in the literature, has also been carried out, underlining its potential effectiveness and practical application.
  • Doctoral Thesis
    Minimalismin tüketicilerin satın alma davranışlarına etkisi: İtalya ve Türkiye karşılastırması
    (2025) Özer, İdil; Yarımoğlu, Emel
    Bu tez minimalizmin tüketicilerin tüketim davranışlarına etkisini sürdürülebilirlik kapsamında İtalya ve Türkiye için araştırmaktadır. Araştırma nitel ve nicel metodolojileri birleştiren karma yöntem kullanmaktadır. Nitel araştırma kapsamında Türkiye'de ve İtalya'da 22 yavaş tüketim markası ile röportaj yapılmıştır. Röportaj sonuçlarına göre her iki ülkede de yavaş tüketim markalarının yöneticileri minimalizmi sadelik ve kaliteye değer vermek olarak değerlendirmişlerdir. Nicel araştırma kapsamında müşterilerle anket yapılmıştır. İtalya'da 1463 kişiyle, Türkiye'de de 786 kişiyle anket düzenlenmiştir. Bulgulara göre minimalizmin tüketicilerin sürdürülebilir satın alma davranışlarını olumlu yönde etkilediği bulunmuştur. Aynı şekilde, yavaş modanın alt boyutları olan eşitlik, orijinallik, işlevsellik ve yerlilik boyutlarının yavaş modanın sürdürülebilir tüketimi desteklemedeki önemi vurgulanmıştır. Buna karşılık, minimalizmin statü ve gösteriş tüketimi ile ters etkide olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Benzer şekilde, İtalya ve Türkiye'de minimalizm ve sürdürülebilirliği değerlendirme konusunda farklar gözlenmiştir. İtalyan katılımcıların minimal değerlere ve sürdürülebilir çalışmalara daha yatkın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kalite ve etik hususları ön plana çıkararak işletmelere daha sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını teşvik etmeleri önerilmiştir. Benzer şekilde, farklı kültürler için farklı stratejiler uyarlanması gerektiği ön görülmüştür. Her ne kadar önemli çıkarımlar sağlasa da çalışmanın örneklem büyüklüğü, öz bildirimli verileri, boylamsal bir çalışma olmaması ve coğrafi odaklanma gibi kısıtları da belirtilmiştir. Sonuç olarak bu tez, sürdürülebilir bir gelecek için hem bireysel hem de kolektif çabaları vurgulayarak mevcut çalışmalara katkıda bulunmaktadır. Minimalizmin değerlerini anlamanın ve desteklemenin daha sürdürülebilir bir geleceği desteklemek açısından önemi vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: minimalizm, sürdürebilirlik, yavaş tüketim, İtalya, Türkiye
  • Doctoral Thesis
    Medyada tüketim öznesi olarak çocuk: Harf Devrimi'nden günümüze çocuk dergilerindeki reklamlar üzerine bir inceleme
    (2024) Tuncer, Pınar Ayşe; Önk, Ürün Yıldıran
    Tarihsel süreçte birey olarak algılanmasının ardından çok geçmeden tüketici olarak konumlandırılan çocuğun, günümüzde kitle iletişim araçlarının gelişim ve yaygınlaşmasının da bir sonucu olarak tüketim öznesine dönüştüğü gözlenmektedir. Bu dönüşümde kitle iletişim araçlarının payının oldukça büyük olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı çocuk dergilerinde yayınlanan reklamlar üzerinden çocuğun tüketim öznesi konumuna gelme süreci araştırmaktır. Bu bağlamda çalışmanın evreni Türkiye'de geçmişten günümüze yayımlamış çocuk dergileridir. Çalışmada nicel ve nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Harf Devrimi'nden önce çocuk dergilerinin eski alfabe ile yazılması nedeniyle araştırma kapsamında Harf Devrimi'nden günümüze kadar yayımlanan çocuk dergileri arasından her bir onar yıllık periyod için ikişer derginin ilk ve son sayıları olmak üzere toplam otuz altı dergide bulunan tüm reklamlar (yüz on iki) incelenmiştir. Çocuk dergilerindeki reklamlarda çocukların tüketici olarak nasıl konumlandırıldığı araştırılmıştır. Elde edilen veriler Türkiye'de yaşanan toplumsal dönüşümler ve değişen çocukluk kavramı ile yorumlanmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Liman hizmetleri sözleşmesi ve liman işletenin sorumluluğu
    (2025) Burucuoğlu, Göktuğ; Aksoy, Sami
    Liman işletenler, liman hizmetleri sözleşmesi ile iş sahiplerine liman hizmetlerini sunmaktadırlar. Liman hizmetleri sözleşmesi, liman işleten ile iş sahibi arasındaki ilişkileri düzenleyen ve liman hizmetlerinin sağlanmasına dair şartları belirleyen önemli bir sözleşmedir. Bu sözleşme, denizcilik sektöründe şeffaf ve düzenli bir işleyişin teminatını oluşturarak liman operasyonlarını etkin bir şekilde yönetmeyi amaçlar. Denizyolu ile eşya taşımacılığında taşıma konusu eşyanın zıyaa veya hasara uğramasının sıklıkla, liman işleten tarafından taşıma öncesi ve sonrasında ifa edilen yükleme, boşaltma veya depolama hizmetlerinin ve bunlarla bağlantılı işlemlerin yerine getirilmesi sırasında olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle çalışmanın konusu eşyaya ilişkin liman hizmetleri ve buna bağlı liman içinde sunulan hizmetleri kapsamaktadır. Bu doğrultuda, çalışmanın kapsamında liman işletenin sunduğu yükleme ve boşaltma hizmetleri, depolama hizmetleri ve kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri incelenmiştir. Liman hizmetleri sözleşmesinin ihlali halinde liman işletenin sorumluluğunun nasıl belirleneceği hususu liman hizmetleri sözleşmesinin içerisinde birden çok farklı sözleşme türünün karakteristik unsurlarını barındırması sebebiyle açıklanması gerekmektedir. Çalışmada bu çerçevede liman hizmetlerinin hukuki niteliği ve liman işletenlerinin sorumluluğu değerlendirilmektedir. Böylece, çalışma kapsamında liman hizmetleri sözleşmesinin ihlali neticesinde ortaya çıkan liman işletenlerinin sorumluluğu ile birlikte liman işletenin sözleşme dışı sorumluluğuna dair belirsizlikler giderilmeye çalışılmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Kaynak kisitli proje çizelgeleme problemlerinin modellenmesi ve çözüm yöntemleri üzerine çalişma
    (2024) Görgülü, Güler Öztürk; Öner, Adalet
    Sınırlı kaynaklarla projelerin etkin yönetimi ve zamanlanması, günümüzün rekabetçi ortamında, organizasyonların projeleri zamanında, bütçe dahilinde ve kaynakları en iyi şekilde kullanarak teslim etme baskısı altında giderek daha kritik hale gelmiştir. Kaynak Kısıtlı Proje Zamanlama Problemi (RCPSP), bu zorlukların üstesinden gelmek için güçlü bir çerçeve sunar. Bu tez, mevcut RCPSP literatüründe belirlenen önemli boşlukları doldurmayı, özellikle sürekli zaman matematiksel modellerinin uygulanmasıyla ilgili eksiklikleri gidermeyi amaçlamaktadır. Kapsamlı bir literatür incelemesi, özellikle Çok Modlu Kaynak Kısıtlı Proje Zamanlama Problemleri (MRCPSP) için sürekli zaman yaklaşımlarını kullanan çalışmaların dikkate değer bir şekilde az olduğunu ortaya koymuştur. Bu boşluğu gidermek için, yenilikçi bir sürekli zaman matematiksel modeli geliştirilmiş ve bu model, kıyaslama problemleri kullanılarak doğrulanmıştır. Sonuçlar, modelin karmaşık çizelgeleme senaryolarındaki etkinliğini göstermekte ve ayrık zaman modellerine ve literatürdeki diğer sürekli zaman temelli modellere göre daha esnek ve ölçeklenebilir bir alternatif sunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, tez geleneksel yaklaşımların ötesine geçen çözüm yöntemlerini de araştırmakta ve bu çalışmalar, özgün bir sezgisel çözüm yöntemi geliştirilmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu yöntem, hesaplama verimliliğini önemli ölçüde artırırken etkili çözümler sunmaktadır. Ayrıca, mevcut veri setlerinin sınırlamalarını gidermek için yeni bir kıyaslama problem kütüphanesi oluşturulmuştur ve bu kütüphane, gelecekteki RCPSP ve ilgili alanlardaki araştırmalar için değerli bir kaynak sağlamaktadır.
  • Doctoral Thesis
    İnsan merkezci olmayan perspektiften birlikte evrimsel estetik
    (2024) Atalan, Ozan; Kahyaoğlu, Mehmet
    Bu tez; sanat teorisi, görsel kültür ve posthümanizm alanlarında birlikte evrimin estetiğine yönelik sanatsal ve deneyimsel bir araştırmayı oluşturmaktadır. Birincil amacı psikoloji, biyoloji, antropoloji, felsefe, göstergebilim ve posthümanist teorileri kapsayan çok disiplinli bir mercek aracılığıyla otobiyografik ve sosyo-politik boyutların yanı sıra sanat yaratımının ifade ve kavramsal yöntemlerini bütünleştirmeye yönelik incelikli bir yaklaşım keşfetmektir. Kapsamlı teorik sorgulama ve pratik deneyler aracılığıyla, 21. yüzyıldan önceki insanmerkezci felsefi paradigmalara dayanan geleneksel sanatsal formlar eleştirel bir şekilde incelenmiş, yapıbozuma uğratılmış ve yıkıcı bir şekilde yeniden bağlamsallaştırılmıştır. Bu süreç, özellikle imgeler aracılığıyla, yerleşik antroposentrik bakış açılarının bir anlamda unutulmasını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, özellikle 'duygulanımsal epistemoloji', 'hipernesne heykel', 'negantropomorfoz' ve sanatta öznellik ve nesnelliğin otopoetik dengesi gibi anahtar terimlerin kavramsallaştırılması ve rafine edilmesiyle sonuçlanmaktadır. Duygulanımsal epistemoloji, geleneksel özne-nesne ikiliklerini aşarak bilgi ve duygu arasındaki dinamik etkileşimi vurgular. Hipernesne heykel anlayışı, geniş uzamzamansal ölçekleri nedeniyle doğrudan insan algısının ötesindeki sosyo-ekolojik olguların görselleştirilmesini ve kuramsallaştırılmasını içerir. Negantropomorfoz, doğaya bakışın tersine antropomorfize edilmesi ve marjinalleştirilmiş insan topluluklarına bakışın dekolonize edilmesi sürecini ifade eder. Bu araştırmanın önemi, sanatsal pratikte ikili olmayan ve insanmerkezci olmayan perspektiflere doğru posthümanist bir geçiş için felsefi spekülatüfliğinde yatmaktadır. Sanatsal söylemde hem maddi hem de düşünsel yönlere ilişkin bütüncül, disiplinler arası ve insan-merkezci olmayan bir anlayışı teşvik etmeyi ve aynı zamanda birlikte evrimin göz ardı edilen gerçekliğini kabul ederek eko-kültürel sistemler içindeki tüm varlıkların kolektif iyileşmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sanat, birlikte evrim, posthümanizm, duygulanımsal epistemoloji, hipernesne heykel, negantropomorfoz, kesişimsellik, yapısökümcülük, insanmerkezcilik, disiplinlerarası, bütüncül, eko-kültürel sistemler.
  • Doctoral Thesis
    İnsan hakları boyutuyla hapis cezasının infazı
    (2025) Sürücü, Ahmet Sinan; Erdem, Mustafa Ruhan; Akaner, Candide Şentürk
    İnsan, hakları var olduğu takdirde onurlu bir yaşam sürebilir. Bu nedenle sadece nefes alıp vermek ya da hayatta olmak onurlu bir yaşam olarak kabul edilemeyecektir. Onurlu bir yaşam için tüm insanların her geçen gün genişleyen insan haklarının tümüne sahip olması ve bu hakların bir kısmına asla, bir kısmına ise ancak zorunlu şartlar altında müdahalede bulunulabiliyor olması gerekir. Toplumlar açısından insan haklarına yeterli önemin verilip verilmediğinin en iyi gözlenebileceği yerlerden biri, belki de birincisi ceza infaz kurumlarıdır. Zira İHAM'ın da kararlarında belirttiği üzere hükümlüler de kişi özgürlüğü dışındaki haklarına sahip olmayı sürdürmektedir ve 'sözleşme cezaevi kapısında sona ermez'. Buna karşın hükümlülerin haklarına ölçüsüz ve keyfi müdahalelerde bulunulduğu görülmektedir. Bu çalışma hükümlülerin sahip olduğu hakları tespit etme ve bu haklara müdahalelerin insan hakları açısından değerlendirmesini yapma amacını taşımaktadır. Böylece insan haklarının gerçek anlamda sağlanıp güvence altına alınıp alınmadığını ortaya koyabilecek en iyi test alanı olan ceza infaz kurumları üzerinden tartışma gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu çabanın, seslerini duyurma olanağı son derece kısıtlı olan hükümlülerin hakları ile genel olarak tüm insan hakları alanının gelişimine fayda sağlaması umulmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Influence of Green Washing Activities on Purchasing Intentions- Case of Apparel Business
    (2024) Hossaın, Rubıya; Bulut, Çağrı
    Yeşil yıkama, bir ürün veya hizmetin ekosisteme gerçekte olduğundan daha az zararlı olduğunu göstermek için çevresel faydalarına ilişkin yanıltıcı veya aldatıcı bir eylemdir. Bu çalışmanın amacı, yeşil yıkama faaliyetlerinin hazır giyim sektöründeki alıcıların satın alma niyetleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Yeşil yıkama, çoğunlukla bilgisizlik, farkındalık eksikliği ve tüketicilerin favori markalarına aşırı güvenmesi nedeniyle gerçekleşmektedir. Bu araştırmanın belirlenen hedefleri doğrultusunda, hazır giyim sektöründeki şirketler tarafından gerçekleştirilen yeşil yıkama faaliyetlerinin, yanıltıcı reklamlar ve sürdürülebilirliğin nüansları konusunda sorumlu olma iddiaları içeren etkili ancak aldatıcı pazarlama stratejileri nedeniyle bazen satın alma niyetleri üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu da vurgulanmaktadır. Mevcut literatüre dayanarak, bu çalışma için yeşil yıkamanın yedi boyutu belirlenmiş ve üç boyutlu bir yapıda kategorize edilmiştir. Bu araştırmada kullanılan iki temel ana kategori yeşil yıkama faaliyetleri ve yeşil yıkama algılarıdır. Çalışma, uygun örneklemenin 200 katılımcıyla nicel bir çalışma yapılmasına olanak sağladığı bir anket aracılığıyla daha da geliştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları, farkındalık ve kafa karışıklığının satın alma niyeti üzerinde etkisi olan tek boyutlar olduğunu göstermektedir. Yeşil yıkama literatürünün basitleştirilmesi ve bu araştırmanın çok boyutluluğu, çalışmaların daha üst düzey araştırmaları teşvik etmesine olanak sağlayacaktır.
  • Doctoral Thesis
    Hizmet kalitesinin ölçümünde coğrafi modelleme
    (2024) Ayrancı, Gönül; Kandiller, Levent
    In producing durable consumer goods, the tangible product cannot be separated from the intangible elements of the after-sales customer services provided. For manufacturers to increase their market share and create value for buyers, it is insufficient for the product to be technically competitive alone. It is also crucial that the after-sales services related to the product are provided at a quality level that satisfies customers. Therefore, manufacturers continuously endeavor to develop and improve their after-sales services. However, to ensure a high level of service quality, it is first necessary to accurately evaluate the provided services and identify the factors that shape, and influence customer satisfaction derived from these services. This thesis investigates the factors affecting the after-sales service quality of manufacturing companies. The data are from after-sales service surveys conducted nationwide by a company producing durable consumer goods. Initially, the ability of the survey data to perform a multidimensional evaluation of service quality, as suggested in the literature, was examined using Exploratory Factor Analysis (EFA) and Confirmatory Factor Analysis (CFA) methods. The priority weights of the identified dimensions were then determined through an Analytical Hierarchy Process (AHP) analysis based on expert opinions. Finally, the primary contribution of the thesis, the impact of geographical variables on customers' sensitivities to service dimensions, is examined using the Geographically Weighted Regression (GWR) method. This methodology allows for both inter-dimensional comparisons and regional comparisons in the evaluation of after-sales service quality. The importance and impact of considering regional differences in service design for manufacturers providing after-sales services through a nationwide dealer network are particularly emphasized and demonstrated.
  • Doctoral Thesis
    Havalimanı operasyon yönetiminde net sıfır emisyonlu hidrojen çözümlerine geçiş: Airport örneği
    (2025) Sezer, Mürüvvet Deniz; Ada, Erhan; Kazançoğlu, Yiğit
    Hidrojene geçişin amacı, fosil yakıt bağımlılığını azaltarak daha sürdürülebilir, düşük karbonlu ve enerji güvenliği yüksek bir sistem geliştirmektir. Güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları ile üretilen hidrojen, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile de doğrudan ilintilidir. Özellikle yenilenebilir kaynaklardan üretilen yeşil hidrojen sıfır karbon emisyonludur ve iklim değişikliğiyle mücadelede kritik öneme sahiptir. Ulaştırma sektörü gibi karbon yoğun sektörlerde hidrojen etkili bir çözümdür. Hidrojen üretimi, depolama, taşıma ve altyapı yatırımlarıyla yeşil kalkınmaya katkı sağlamaktadır. Ancak hidrojen sisteminin oluşturulmasındaki en önemli engellerinden biri yüksek yatırım maliyetleridir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, yani geçişin daha ilk aşamasında olan ülkelerde, yeşil hidrojen üretimi, taşıma, depolama ve altyapı yatırımları oldukça pahalıdır ve hidrojen konusunda net politikalar, hedefler ve teşvik mekanizmaları eksik ya da yeni gelişmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı havaalanı yer hizmetlerinde hidrojene geçiş için fayda maliyet analizini yapmaktır. Ayrıca bu çalışma hidrojene geçişte, sürdürülebilirliğin üç saç ayağının başarılmasını sağlamayı hedeflemektedir. Yeşil hidrojene geçişin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri analiz edilmiştir. Bu dönüşümün en önemli etkisinin çevresel boyut üzerinde olacağı düşünülse de uzun dönemde hem sosyal hem de ekonomik fayda sağlayacağı görülmüştür. Sonuçlara göre hidrojene geçişin önemli ölçüde yatırım maliyeti gerektirdiği yadsınamaz, fakat hidrojene geçişin uzun dönemde rekabet avantajı sağlayacağı ve özellikle karbon emisyon vergileri de dikkate alındığında karlı bir yatırım olduğu görülmüştür. Sonuçlar baz alınarak, hidrojen ekosisteminin önemli paydaşlarından olan endüstri ortakları, politika yapıcılar, yerel ve küresel otoriteler ve araştırma kurumlarının bu hedeflerinin başarılmasındaki rolü tartışılarak çeşitli öneriler geliştirilmiştir.