Browsing by Author "Brody, Zehra Sak"
Now showing 1 - 14 of 14
- Results Per Page
- Sort Options
Article Citation - WoS: 1A BRIEF INTRODUCTION TO SUZUKI TALENT EDUCATION(ANADOLU UNIV, 2016) Zehra Sak Brody; Brody, Zehra SakThe Suzuki teaching method was created by Japanese violinist and pedagogue Shinichi Suzuki. The central tenet of his philosophy was that talent is not inborn, it can be gained through proper education. Therefore assuming that a child does not have some physical handicap 'every child can play'. Eventually it became one of the most popular teaching methods in the world. Suzuki started with the insight that if all children learn to speak their native tongues with the utmost fluency they must have the ability to learn to play an instrument fluently. The method is thus referred to as the 'Mother Tongue Method'. He believed that if a child starts at an early age learns with small steps and uses a violin of an appropriate size he or she could play the violin. The difference between the Mother Tongue Method and other traditional methods is that it starts at a very early age and includes the family - especially the mother - in the learning process. The formation of a cooperative triangle of teacher-parent-student is very important. Perhaps the most important factor in the success of this method is that Suzuki believed that children need to be taken seriously and that if they are they have the ability to learn and achieve anything.Master Thesis Beethoven 'Ay Işığı Sonatı'nın farklı yorumlarının karşılaştırılması(2016) Dilber, Çağrı; Brody, Zehra Sak; Duru, ŞenizInterpretation, in music, means the conversion of musical signs of acomposer's music piece to musical sounds by a performer. However, almost always, there are differences between performances. One of the reasons for these differences is the performer's attitude towards the composition. Some performers are loyal to the score, composer and the period; some prefer to be subjective. Another reason is that the score cannot contain every detail. In the first part of this thesis, the meaning and the purpose of interpretation is discussed. In the second part, Beethoven's 14th sonata, Op.27 No.2 is introduced. In the third part, the pianos Beethoven used are described. Views about tempo, dynamics and pedalling in his piano sonatas are explained with the hope that these may shed light on how his piano sonatas should be performed. In the fourth part, the performances of eight famous pianists are listened to. The interpretation of each pianist in each three parts of the piece is examined with special interest on their tempo choices, dynamics of playing and pedalling practices. The fifth part is the formal analysis of the piece. Harmonic analysis is given as supplement. These analysises provide clues on how to perform the piece. Keeping in mind that there are different views of the main idea of the piece- whether it is about a hopeless love or about humans' reaction to death-, comments are made on how different interpreters affect the listeners' perception of the music. Key Words: Piano, Sonata, Interpretation, Beethoven, 'The Moonlight Sonata'Master Thesis Bill Evans undefinedThe Complete Village Vanguard Recordings, 1961undefined: Analysis of Interplay(2018) Balcı, Seda; Brody, Zehra SakBill Evans, one of the most influential jazz pianists and composers of the 20th Century, with his trio involving bassist Scott LaFaro and drummer Paul Motian, created a more collaborative and free approach by redeploying the ordinary practices on the subject of interplay through the records they made at the Village Vanguard jazz club in 1961. Although Riverside Records produced two albums 'Sunday at the Village Vanguard' (1961) and 'Waltz for Debby' (1962) from the five sets of performances recorded live by the band, all of the records were released as packages of 3 CDs in 2005 under the name of 'The Complete Village Vanguard Recordings, 1961.' These albums evoked admiration among contemporaries because of their demonstration of interplay and are still shown as definitive examples of the subject. In this paper, as an indispensable element of jazz music, the subject of interplay was studied on the records of Bill Evans Trio 'The Complete Village Vanguard Recordings, 1961.' The literature review on interplay and analysis of the tracks, aim to explain the interaction techniques and how the group used these. Literature research and analysis of the transcriptions indicated that Bill Evans Trio constantly used different interaction techniques in their performances. These interactions predominantly develop between Bill Evans and Scott LaFaro. The duo's intensively intertwined parts, which are substantial by means of counterpoint, present motives that frequently complete each other by developing, imitating or responding to the musical idea in question. With Paul Motian also joining the interaction, his supportive and responsive features frequently cause poly-rhythms, double-time and half-time practices to occur. Jazz is considered a serious field of research, yet due to its short history compared to classical music, there is not a comprehensive Turkish source written about these techniques that are still used in contemporary jazz music. The goal of the study is to contribute to the Turkish literature on jazz music. This study also aims to guide Turkish researchers on jazz music regarding the Villange Vanguard Recordings and interplay. Keywords: Bill Evans, Scott LaFaro, The Complete Village Vanguard Recordings, Sunday at the Village Vanguard, InterplayMaster Thesis Klasik balede karakter dansların yeri ve önemi(2016) Sıcakyüz, Melodi; Brody, Zehra SakUygarlık tarihi boyunca hareket ve devinimin; coğrafi, kültürel ve yaşamsal koşullarda evrimleşmesi ve dönüşmesi sonucunda, kurallı bir sanat dalı olan balenin tarihi birçok farklı açıdan akademik olarak araştırılmıştır. Balenin tarihini araştırmak için; kültürel ve sosyolojik olguların katkısını, beden tarihini, dans tarihini araştırmalarına dahil eden kuramcılar, balenin içerdiği diğer dans türlerini de araştırmalarına konu etmişlerdir. Bale eserlerinin birçoğu karakter dans olarak adlandırılan dans türlerini içermektedir. Klasik bale tarihinde ve günümüzde sahnelenen eserler içerisinde birçok karakter dans türü kullanılmaktadır. Karakter dans, dönemin toplum gerçekliğine, kültürel birikimine bağlı olarak gelişmiş olan dans türünün; bale tekniği ve kuramsal koşulları açısından estetize edilmiş halidir. Karakter dans kavramı incelenirken; folklor ve halk dansları ile olan benzerliği ve ayrıştığı noktalar belirlenmiştir. Klasik bale sanatında icra edilen karakter danslar, kurallı ve estetize edilmiş bir şekilde oluşturulmaktadır. Günümüzde karakter dans bağlamında kuramsal çalışmalar çok kısıtlıdır. Bale sanatının böylesine güçlü bir dinamiğe sahip olması ve bu dinamik üzerine yapılan çalışmaların kısıtlı olması; geleceğin sanatçıları için yaratıcılık anlamında ışık tutmaması ve balenin sadece icra olarak devam etmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle dansın tarihi, kültürel yapının dans tarihine etkisi, karakter dansın kavramsal olarak araştırılması yapılmış; karakter dans türleri incelenmiş ve başlıca bale eserlerindeki karakter dans türleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dans, Bale, Karakter Dans, Bale Eserleri, Karakter Dans EgzersizleriMaster Thesis Ludwig van Beethoven'ın Coriolan uvertürü'nün müzikal analizi(2016) Altınsoy, Anıl; Brody, Zehra SakBu çalışmada; Alman asıllı dünyaca ünlü besteci, piyano virtüözü ve orkestra şefi Ludwig van Beethoven'in yaşamı, besteci ve müzikal kişiliği ile uvertürlere getirdiği yenilikler ele alınarak Coriolan Uvertürü üzerinde müzikal analiz yapılmıştır. Orkestraların gelişmesinde ve Klasik Dönem'den Romantik Dönem'e geçişte önemli bir rol oynayan Ludwig van Beethoven'in bestelemiş olduğu Coriolan Uvertürü'nün müzikal analizi, hem orkestra sanatçılarına hem de orkestra şeflerine gerek müzikal bir öneri olarak, gerekse orkestra çalışmalarında yoruma katkı sağlayacağı düşünülerek hazırlanmıştır. Birinci bölümde, operanın ve uvertürün tanımına, Avrupa ülkelerinde uvertürün nasıl şekillendiğine, dönemlere göre opera ve opera uvertürlerine değinilmiştir. İkinci bölümde, Ludwig van Beethoven'in hayatına ve müzikal kişiliğine değinilmiş, Coriolanus efsanesi hakkında bilgi verilmiş ve bestecinin uvertürler listesi eklenmiştir. Üçüncü bölümdeki müzikal analizde, ritmik yapılar, çalgıların partilerindeki zorluk, nüans farklılıklarının esere kattığı müzikal karakter incelenmiştir Anahtar Kelimeler: Coriolan Uvertürü, Beethoven, Müzikal AnalizMaster Thesis Miles Davis: Kind of Blue albümü ve önemi(2019) Muti, Yunus Emre; Brody, Zehra SakABD'li caz trompet sanatçısı Miles Davis, 1959 yılında Kind of Blue adlı bir albüm çıkartmıştır ve bu albüm caz tarihindeki en önemli yapıtlardan biri olmuştur. Albüm, müzikal ve toplumsal etkisi bakımından caz tarihinde önemli bir yere sahiptir. Albümde; trompette Miles Davis, tenor saksafonda John Coltrane, alto saksafonda Julian 'Cannonball' Adderley, piyanoda Bill Evans, davulda Jimmy Cobb, kontrabasta Paul Chambers ve Freddie Freeloader adlı parçada Bill Evans yerine piyanoda Wynton Kelly yer almaktadır. Doğaçlama, grup müziği, aranjman, spontan'lık, doğallık ve özgünlük donelerinin kendi zamanına göre en yeni yorumu olan Kind of Blue albümü ile modern caz'ın evriminde yeni bir kapı açılmıştır. Ayrıca albüm tamamlanana kadar geçen tüm süreç göz önüne alınacak olursa, yoğun sanatsal, estetik, felsefi değerler çerçevesinde önemli bir başyapıttır. Kind of Blue albümü hakkında yapılan çalışmaların genelde büyük çoğunluğu müzikal analiz içeriklidir. Bu çalışma, müzikal analiz odaklı olmasının yanında Davis'in müzikal yaklaşımıyla açığa çıkan sanatını anlamlandırmaya yöneliktir. Türkiye'de caz müziği hakkındaki kısıtlı Türkçe kaynak oluşu dikkate alınacak olursa bu çalışmanın, ülkemizdeki caz eğitiminde kullanılmak üzere literatüre katkı sağlaması hedeflenmektedir. Çalışma, literatür taraması ve eser incelemesi yöntemleri kullanılarak oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: Miles Davis, Kind of Blue, Bill Evans, Modal Caz, Miles Davis Quintet.Master Thesis Özge Gülbey Usta'nın 'Klarnete Atıf' isimli klarnet konçertosunun incelenmesi(2017) Tanrıkulu, Özlem; Brody, Zehra SakIn this study, while examining the historical development of the clarinet, we also wished to determine how the instrument received its place in orchestras and what kind of changes it experienced. We have assessed features that the Boehm system brought to clarinet, both physically and technically, in order to have a wider knowledge of the subject. We have specified the characteristics of this genre in general terms with the history of the concerto, which was written throughout the history of music. We have also intended to examine in general terms the concerto written by Özge Gülbey Usta for clarinet, which is called 'Klarnete Atıf'. In this context, the clarinet concerto 'Klarnete Atıf' by one of the contemporary Turkish composers, Gülbey Usta was selected due to the unique structure and style of the composition, which consists of national themes and a western style of composing and clarinet as its solo instrument which personifies the instrument throughout changes and the maturation within the three parts of the composition, and the composition was examined both technically and musically to understand the use way the clarinet was used and the structure of the concerto was formed. Keywords: clarinet, turkish composers, clarinet concertoDoctoral Thesis Pablo casals: Entonasyon ve ifadeli entonasyon kavramı(2021) Mamaç, Serdar; Brody, Zehra SakMüzik dünyası için önemli bir yere sahip olan Pablo Casals, ünlü bir çellist olmasının yanı sıra politik görüşü ve duruşu ile de saygı duyulan bir sanatçıdır. J.S. Bach çello süitlerini çello repertuvarına kazandırması ise müzik dünyasına olan en büyük katkılarından biridir. 'İfadeli Entonasyon' olarak adlandırdığı entonasyon kavramı, doğal olana ve seslerin ifadesine verdiği önemin bir göstergesidir. Entonasyon, eski zamanlardan günümüze sadece müzisyenler ve müzik teorisyenlerinin değil filozoflar ve matematikçilerin de üzerinde çalıştıkları bir konu olmuştur. Bu çalışmada Casals'ın hayatı, çello tekniğine getirdiği yenilikler ve kendi buluşu olan 'İfadeli Entonasyon' kavramı incelenerek; akort sistemleri, entonasyon, yaylı çalgılarda entonasyon problemleri ve çözümleri gibi konular tartışılmıştır. Eğitim ve performans alanında çalıcılara ve eğitimcilere farklı bir bakış açısı sağlayacağı düşünülen bu çalışmanın, entonasyon algısında yaratacağı zenginlikle, çalıcıların sahne performansına önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.Doctoral Thesis Rus keman ekolü ve Leopold Auer'in keman tekniğine olan yaklaşımları(2021) Fedorean, Aslıhan Koçer; Brody, Zehra SakThe Russian Violin School and Russian Violin Playing Technique, which left a legacy of great musicians, performers and pedagogues in the world of classical western music, developed in the 18th century as a force to change the direction of music. Leopold Auer, the most important representative of the Russian Violin School and a renowned educator who is almost synonymous with violin pedagogy in Russia, made his mark on the Russian School more with the virtuoso violinists he trained than with his performance. Having trained the vast majority of the most important Russian violinists who lived in the 20th century, Auer's most prominent feature as an educator was to approach each of his students as an individual, supporting them in adopting different performing styles according to their unique characteristics. From the 20th century onwards, a more innovative understanding developed in the Russian Violin School, which would start to make more of a name for itself, and violinists who were trained with this new understanding achieved great success. The most important element that contributed to this success of the Russian Violin School was the redevelopment of violin performance and education on the basis of scientific principles. This study examines the historical development of the Russian Violin School and other violin schools from the 18th century onwards and explains the violin playing techniques applied by Leopold Auer. The aim of the study, prepared by the literature scanning method, is to point out that the Russian Violin School, which has influenced centuries and still has the same importance today, is still taught as violin pedagogy in the century we live in, perpetuated by the musicians who have grown up with it. In sum, it is to demonstrate the importance of Leopold Auer in the Russian Violin School and his approaches to violin technique. Keywords: Leopold Auer, Russian Violin School, Violin SchoolsMaster Thesis Selman Ada'nın Aşk-ı Memnu Operası'nda fagotun kullanımına yönelik bir inceleme(2017) Usta, Aşkın; Brody, Zehra SakSelman Ada'nın Aşk-ı Memnu Operası'nda fagot, literatürdeki operalardaki kullanımının yanında, teknik, enstrümantal ve müzikal unsurlar açılarından oldukça sıra dışı kullanılmış; eser bir fagot konçertosuymuş gibi düşünülüp başlangıcından itibaren en az solistler kadar önemli bir noktada yer almıştır. Orkestradaki konumlanması da, belirtilen standart-dışı yazımdan kaynaklanarak değiştirilmiş; literatür opera yapıtlarında klarnetlerin yanında flüt ve obuaların arkasında, kısaca tahta nefesli gruptan, tını özelliklerini bozmamak adına soyutlanmaması nedeniyle konumlanırken bahsi geçen yapıtta viyolaların arkasında bulunacak şekilde tahta nefeslilerden ayrılıp solo enstrüman gibi değerlendirilmiştir. Bu çalışma, hem bir Türk opera bestecisine değinilmesi hem de bestecinin, fagotu, bir opera yapıtında standardın oldukça dışında kullanması ve bu enstrümanın kullanım alanının genişletilmesi açılarından oldukça önemlidir. Bilimsel araştırma türlerinden tarihsel ve betimsel yöntemler ile tümdengelim yöntemi ile şekillenen çalışmada, opera yapıtına konu olan romanın edebi yönü ve yazarı, tarihsel açıdan incelenmiş, opera yapıtına dönüşmeden önce hazırlanan libretto ile roman arasındaki ortak ve farklı yönler irdelenmiştir. Bahsi geçen eserin bestecisiyle yüz yüze görüşme yapılmıştır. Bunların dışında müzikal analiz, veri taraması, bulguların karşılaştırılması gibi niteliksel araştırma yöntemleri kullanılmıştır; araştırma, rasyonel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Selman Ada ile görüşme, besteci hakkında yapılan akademik çalışmalar, Selman Ada ve Halid Ziya Uşaklıgil ile ilgili kitaplar, ansiklopediler, tezler gibi yazılı materyallerin yanında tez konusu olan eserin partitürü ve librettosu, araştırmanın temel kaynaklarını oluşturmuştur. Bu çalışma ile fagotun bir opera yapıtındaki konumu, gerek ses sınırlarının standart kullanımın dışına çıkması gerekse eser boyunca fagot partisinin ritmik ve dinamik unsurlarındaki zorlayıcı yapısı incelenmiş olup yüzyıllardır orkestra içinde belli bir kimliği koruyan bu enstrümana besteci tarafından yeni bir kimlik kazandırıldığı ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Selman Ada, Aşk-ı Memnu, FagotMaster Thesis Ses ve müziğin terapötik amaçlı kullanımı(2024) Karlıdere, Melis; Brody, Zehra SakThis study aims to examine the therapeutic methods of using sound and music by addressing the questions 'How is healing achieved through sound?' and 'What are the differences between sound therapy and music therapy?'. A literature review was conducted on the use of sound and music for therapeutic purposes, compiling existing methods and highlighting the differences between them. The literature review indicated that organs in the human body have their unique signature vibrations, and various sound healing methods have been used for centuries to correct disrupted harmony in these vibrations. The use of sound as a tool to heal the body, mind, and spirit can be referred to by different names in the literature. However, since sound is the most general concept encompassing music, all methods using sound and music for therapeutic purposes in this study have been termed 'sound healing methods.' The results the literature review suggest that the most distinctive feature among sound healing methods is whether only specific frequencies of sound are used or whether music, including rhythm, melody, and harmony components, are used along with sound. Keywords: sound healing, sound therapy, music therapy, vibrational sound therapyArticle Suzuki Erken Yaş Keman Eğitiminde Çalışma ve Ders Uygulamaları(2020) ZEHRA SAK BRODY; Brody, Zehra SakSuzuki Erken Yaş Müzik Eğitimi Japon kemancı ve pedagogShinichi Suzuki’nin (1898-1998) II. Dünya Savaşı sonrasındageliştirdiği bir müzik öğretim yöntemidir. Keman içingeliştirilmiş daha sonra başka enstrümanlara da adapte edilmiştir.Eğitim enstrüman öğretmeye odaklı olsa da ana felsefesi küçükçocuklara müziği sevdirebilmektir. Çocuk psikolojisini ön plandaolduğu bu sistem ile küçük yaştaki çocuklara ulaşmak vebecerilerini en uygun zamanda ve en doğru şekilde geliştirmek isemetodun ana fikrini oluşturur.Suzuki eğitimi çocuğu 2 yaşından itibaren derslere başlatır.Enstrüman öğrenmek için en iyi zaman büyüme çağında kritikdönem dediğimiz 2-7 yaş arasıdır. Suzuki Eğitimi çocuk veeğitim psikolojisi barındıran bir felsefeye dayalıdır ve altında çoksistematik bir yöntem vardır. Bu yöntemde hiçbir adımınatlanmadan çalışılması ve eğitimin temel felsefesinin altındayatan tüm prensiplerin uygulamaya adapte edilmesi büyük önemtaşır. Ders uygulamalarında bu sistematik örgü çok küçük yaştakiçocuklar için özellikle detaylı bir şekilde çizilmiştir ve doğruşekilde uygulanması şarttır.Literatür tarama yöntemiyle hazırlanan bu çalışma Suzukieğitmeni olmak isteyen ya da metodun uygulanışındaki teknikleriverdikleri eğitimlerde kullanmak isteyen eğitmenlere faydasağlamak için yol gösterici pratik bir kılavuz niteliğindedir.Amaç Türkiye’de henüz çok tanınmayan bu metodun işleyişihakkındaki bilgiler ışığında yöntemin önemine dikkat çekerekmetodun erken yaş müzik eğitimine olan katkısını ortayakoymaktır.Çalışmada Suzuki Müzik Eğitimi Metodu kapsamında genelolarak çok küçük yaştaki çocuklara keman öğretme aşamasındaizlenilen yollar uygulama esasları ev çalışmaları ve derslerinnasıl planlandığı açıklanmış ve paralel olarak metodun anaprensiplerine değinilmiştir.Article Suzuki Yaklaşımı Örneği İle Erken Yaş Müzik Eğitiminde Motivasyon(2020) ZEHRA SAK BRODY; Brody, Zehra SakKemancı ve pedagog Shinichi Suzuki II. Dünya Savaşı sonrasında uygulamaya koyduğu bu metotla yeteneğin doğuştan olmadığını eğitim ile kazanılabileceğini ilk defa öne sürerek tüm dünyada dikkat çekmiştir. Ana Dil Metodu olarak da adlandırdığı bu yaklaşımla çocuklar çok küçük yaşta müzik eğitimine başlayabilmektedir. Klasik müzik eğitiminde enstrüman çalmaya başlama yaşı 7-8 iken Suzuki Metodu ile bu yaş 3’e inmiştir. Eğitim felsefesinin çekirdeğini oluşturan fikirde çocuğun doğduktan itibaren konuşmayı öğrenme basamaklarının müzik eğitimine adapte edilmesi düşüncesi vardır. Bu yaklaşım ile okul öncesi çocuklara ulaşarak becerilerini en uygun zamanda ve en doğru şekilde geliştirmek amaç olmuştur. Aileyi bire bir eğitimin içine alan Suzuki Metodunun başarısı eğitimin her aşamasında çocuğun motivasyonuna yönelik aile-öğrenci-eğitmen etkileşimine odaklı olmasından kaynaklanır. Bu yapı ile müzik çocuğun gelişiminde doğallıkla yer alır sürdürülebilir olur. Araştırma literatür tarama yapılarak yazılmış Suzuki Müzik Eğitimi Metoduyla verilen çalgı eğitimini oluşturan ögelerin önemi ortaya konularak bu ögelerin öğrenci motivasyonundaki etkileri açıklanmıştır.Master Thesis Tarihsel süreç içerisinde Dmitri Shostakovich'in 7.Senfonisi'nin incelenmesi(2016) Ayvazoğlu, Alp; Brody, Zehra Sak1906 yılında St. Petersburg'da doğan Shostakovich, dünya tarihinin önemli bir bölümünü oluşturan Sovyet döneminde yaşamış olan dahi bir Sovyet bestecidir. Yaşamı boyunca, 20.yüzyıl Rusya'sının politik karmaşasına tanıklık etmiş ve Stalinist rejimin etkilerini doğrudan tecrübe etmiştir. Bu atmosfer, yıllarca kişisel yaşamını ve bestecilik stilini etkileyerek, onu Sovyetler Birliği'nin kısıtlamalarının izin verdiği ölçüde çalışmaya zorlamış, ancak muhtemelen gizlice onların değerlerinden ve bu durumdan nefret etmiştir. Stalin rejimi altında, Sovyet hükümeti Rus halkını bir araya getirmek için kültür ve müzik alanında bir Nasyonalizm teması oluşturmuştur. Politik bir araç olarak, 'Sovyet Nasyonalizmi' edebiyat, sanat ve müziği de etkileyen kültürel bir form olarak da rol oynamıştır. Böyle bir ortamda, Shostakovich'in bestelerinde belirli müzikal dilleri kullanmaya yatkınlığının olması, onu politik bir hedef haline getirmiştir. Shostakovich gerçek anlamda 7. Senfoni için çalışmaya Temmuz 1941'de, sürekli düşman saldırısı altında Leningrad'da ilk üç bölümünü yazarak başlamış ve Alman birliklerinin kuşatması altındaki şehirden tahliyesinden sonra, finali ve enstrümantasyonu Aralık 1941'de Kuibyschev'de tamamlamıştır. 7. Senfoni, varoluşla bağlantıyı kesmenin ama unutmamanın nasıl bir şey olduğunu müzikal bir resim halinde tasvir eder; kırılmış bir ikonu resmeder. Senfoni, yoğun perküsyon, bir piyano, iki arp ve birinci, ikinci ve dördüncü bölümlerde zirvedeki anları kuvvetlendiren ekstra bir 'bakır nefesliler' yelpazesinden oluşan muazzam orkestra gücü ile değerlendirilir. Anahtar kelimeler: Shostakovich, Yedinci Senfoni, Leningrad, Stalin.

