Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://gcris.yasar.edu.tr/handle/123456789/13679
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Publisher "Yaşar Üniversitesi / DOKTORA"
Now showing 1 - 20 of 60
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis A big data analytics based methodology for strategic market analysis / Büyük veri analitiği yöntemiyle stratejik pazar analizi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) MURAT ÖZEMREGünümüzün rekabetçi iş ortamı, şirketleri içinde bulundukları iş ortamları ile ilgili daha iyi tahmin yapmaya ve daha doğru kararlar almaya zorlamaktadır. Bu nedenle, stratejik pazar analizi şirketler için en kritik görevlerden birisi olmaktadır. Ancak, karar vericiler stratejik kararları vermeden önce ellerinde bulunan yüksek hacimli veriyi, farklı bakış açılarını da katarak iyice özümsemelidirler. Bu tez, Büyük Veri Analitiği kullanarak stratejik pazar analizi için bütünsel bir yöntem sunmaktadır. Sunulan yöntem, açık ticaret verilerinin kullanılması ve iki farklı makine öğrenme algoritması (Random Forest (RF) ve Yapay Sinir Ağları (YSA)) yardımıyla, ülkeler arasında ürün bazında ihracat hacmini tahmin etmektedir. Ardından, elde edilen sonuçlar stratejik pazar analizi yapmak için Boston Consulting Group (BCG) Matrisine dahil edilir. Önerilen metodolojinin etkinliğini göstermek için, İngiltere'ye buzdolabı ve dondurucu ihraç eden farazi bir Türk ve bir Çin şirketi üzerinde uygulanmıştır. Uygulamanın ardından elde edilen sonuçlara göre yönetsel çıkarımlar sunulmuştur. Today's competitive business environment forces companies to make better predictions and decisions for their business environments. Therefore, strategic market analysis is one of the most critical tasks for companies. However, business decision-makers should absorb the high volume of data with different views before making their strategic decisions. This dissertation presents a novel and holistic methodology for strategic market analysis by using Big Data Analytics. The proposed methodology of this dissertation employs two different machine learning algorithms, Random Forest (RF) and Artificial Neural Networks (ANN), to forecast the export volumes using an extensive amount of open trade data. Then, the forecasted values are included in the Boston Consulting Group (BCG) Matrix to conduct strategic market analysis. To demonstrate the effectiveness of the proposed methodology, two hypothetical case studies of a Turkish and Chinese company exporting refrigerators and freezers to the United Kingdom are considered and the managerial implications after implementing the proposed methodology are presented.Doctoral Thesis A cultural and relational approach to illegitimate tasks: A study from education sector / Meşru olmayan görevlere kültürel ve ilişkisel bir yaklaşım: Eğitim sektöründen bir araştırma(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2020) SERVER SEVİL AKYÜREKBu çalışma, günümüze dek kültürün ve sosyal ilişkilerin iş süreçlerindeki belirleyici etkisi gözönünde bulundurulmadan tartışılan meşru olmayan görevleri ve iki alt boyutunu (mantıksız ve gereksiz görevler) araştırmaktadır. Temel amaç, dikey toplulukçu kültürel değerler ve amirle ilişkilerin doğası kapsamında meşru olmayan görevlerin, çalışanın iş ve mesleki tutumlarını nasıl şekillendirdiğini keşfetmektir. Çoklu-yöntem kullanılan araştırmanın nitel aşamasında 28 öğretmenle yarı-yapılandırılmış mülakatla veri toplanırken, nicel aşamada toplam 521 öğretmene anket çalışması uygulanmıştır. Mülakat verileri tematik inceleme ile, anket verileri ise yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, gereksiz görevlerin çalışanın mesleki aidiyetini ve mesleki prestij algısını azalttığını, mantıksız görevlerin ise çalışanın işteki iyi halini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ancak, öngörülenin aksine rol boyutlarının (rol belirsizliği ve rol çatışması) anlamlı bir aracı etkisi bulunamamıştır. Öte yandan, kültürel değerlerin ve amirle etkileşimin bu süreçler üzerindeki etkileri anlamlı bulunmuştur. Sonuçlar, dikey toplulukçu değerleri yüksek çalışanların mantıksız görevlerin işteki iyi hal ve mesleki prestij üzerindeki olumsuz etkilerini daha az hissettiklerini göstermektedir. Benzer biçime, amirleriyle ilişkileri daha güçlü olan çalışanlar için mantıksız görevlerin işteki iyi hale verdiği zarar hafiflemektedir. Bu çalışma, örgütlerdeki ilişkisel ortamı ve kültürel değerleri göz önünde bulundurmanın meşru olmayan görevler ve iş stresi yazınına önemli kuramsal katkılar sağlayacağını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: meşru olmayan görevler, rol özellikleri, işyeri iyilik hali, mesleki özdeşleşme, mesleki itibar algısı, kültürel değerler, amir-çalışan etkileşimi. This study focuses on illegitimate tasks and its two dimensions, unreasonable and unnecessary tasks, which have been studied and discussed without considering the impact of relational context and cultural values on work processes. The main objective of this multi-method study is to explore how employee illegitimate task experiences have essential work and occupation-related consequences under the influence of vertical collectivist values and the nature of the supervisor-employee relationship. In the qualitative phase, data were collected from 28 teachers through semi-structured interviews, and in the quantitative phase, a survey was applied to 521 teachers. Thematic analysis was utilized to evaluate interview data whereas structural equation modeling was used for analysing the quantitative data. The findings suggest that unnecessary tasks significantly decrease employee's professional identification and perceived occupational prestige while unreasonable tasks reduce employee's work wellbeing. However, no mediation of role dimensions, role conflict and role ambiguity, was found between illegitimate tasks and these employee outcomes. Moreover, the moderation effects of cultural values and supervisor interaction were partially supported. That is, results show that employees with high vertical collectivist values feel a less negative effect of unreasonable tasks on their workplace wellbeing and occupational prestige. Similarly, if the supervisor-employee exchange is stronger, the adverse impact of unreasonable tasks on work wellbeing is alleviated. This study indicates that consideration of social relationships and cultural values at workplace can bring significant theoretical contributions to illegitimate task research and the general work stress literature. Keywords: illegitimate tasks, role attributes, professional identification, occupational prestige, workplace wellbeing, cultural values, supervisor-employee interactionDoctoral Thesis AB tek pencere sisteminin Türkiye dış ticaretinde pazarlama ve lojistik faaliyetlerine etkileri / Impacts of EU single window system on marketing and logistics activities in the foreign trade of Turkey(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2017) AHMET ÖZKENSon 40 yıldır dünya ticaretinin, liberal görüşlerin de etkisiyle giderek artan bir hızla küreselleşme eğilimine girdiği görülmektedir. Dünya ekonomisinde uzun bir süredir ülkelerin ticarette birbirine bağımlı olduğu görülmektedir ancak son yıllarda hava ve deniz taşımacılığında yaşanan gelişmeler insanların ve malların tüm dünyada hızlı bir şekilde dolaşımını kolaylaştırmıştır. Bunun yanında iletişim ve dijital haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler de küresel ticareti hızlandırmıştır. Küreselleşme dünyadaki tüm ülke ekonomilerinin bütünleşmesi anlamına gelmektedir bunun içinde para, mal ve emeğin hiçbir mali, bürokratik ve hukuki engele takılmadan ülkeler arasında dolaşabilmesi gerekmektedir. Ancak farklı ekonomik gelişmişlik düzeyine ve hukuki alt yapılara sahip birçok ülkenin dış ticarete katılmasıyla karmaşık bir hale gelen dünya ticaretinin düzenlenmesi, standart kurallara bağlanması ve bu kuralların uygulanmasında bağlayıcı ve zorlayıcı bir hukuksal mekanizma oluşturulmasını zorunlu kılmıştır. Bu amaçlara yönelik olarak 164 ülkenin de kabul ettiği ve üye olduğu, dünya ticaretindeki toplam payı %98 olan Dünya Ticaret Örgütü kurulmuştur. Bu aşamada en önemli hedef dünya ticaretindeki ithalat ve ihracat mallarına uygulanan vergi dışındaki her türlü engelin, gümrük tarifeleri ve kotaların kaldırılmasıydı. Zaman içinde bu hedeflere büyük ölçüde ulaşılınca dünya ticaret hacminde çok büyük artışlar meydana geldi. Bunlar sağlandıktan sonra ülkeler rekabet gücünü arttırabilmek için artık maliyet düşürücü yöntemler aramaya başladılar. Bunun içinde yapılması gereken en önemli şeyin; malların gümrüklerden hızlı bir şekilde geçmesi, müşteriye hızlı güvenli ve daha düşük maliyetle ulaştırılması, lojistik faaliyetlerinin iyileştirilmesi olduğu görüldü. Bu konuda yapılan çalışmalar ve dijital teknolojilerdeki büyük gelişmelerin sayesinde Tek Pencere Sistemi geliştirildi. Tek pencere Sistemi'nde ticarete konu olan malla ilgili izin ve onaylar karmaşık prosedürler gerektirmeden tek bir noktadan başvurularak alınabilmektedir. Bu uygulama sayesinde mükerrer veri girişlerine gerek duyulmaması belge sayısının ve prosedürlerin azaltılması, bilgilerin doğruluğunun kontrolünün sistem üzerinden kolaylıkla yapılması sayesinde işlemler düşük maliyetle, şeffaf, güvenli ve hızlı bir şekilde yapılabilmekte böylece hem zamandan hem de maliyetten tasarruf sağlanmaktadır. Sistemi uygulayan ülkelerde yatırım ortamının geliştiği ve uluslararası rekabet gücünün arttığı görülmektedir. Bu sistem halen dünyanın yarıya yakın ülkesinde uygulanmakta ve sisteme hızla diğer ülkelerde de geçilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada Tek Pencere sisteminin Türkiye'deki uygulamasının pazarlama ve lojistik faaliyetleri üzerine etkisi; ihracat, ithalat ve gümrük sektöründe faaliyet gösteren firmalarla anket yapılarak incelenmiştir. Çalışmanın anket analiz sonuçlarına göre Dış ticaret firmaları; tek pencere sisteminin gümrük işlemlerini hızlandırdığı, işlem maliyetlerini azalttığı ve ticari karlılığa olumlu katkısının olduğunu düşünmektedirler. Ayrıca uygulamadan dolayı hızlı çözümler alabildiklerinden dolayı müşteri memnuniyetinde de artış olduğunu söylemektedirler. Anahtar Kelimeler: Tek Pencere Sistemi, Dış Ticaret, Gümrük, Küreselleşme, Lojistik The past 40 years have witnessed the global trade has become increasingly globalized aided by the liberalization of trade policies around the world. The world economy has become increasingly interdependent for a long time however, in recent decades the process of globalization has accelerated due to the improved transportation in sea and air-travel, enabling movement of people and goods across the globe easily; and also the improved digital technology making easier to communicate. Globalization refers to global economic integration of many national economies into one global economy. It needs the removal of all trade barriers so that both capital and goods can flow freely between countries without any financial, bureaucratic and legal obstacles. However, the international trade has become more complicated by the involvement of a number of countries are at varying levels of economic development and have substantially different legal infrastructures. For this reason, international standard rules of law framework are established. The states which agreed and adopted this rules have been obliged by international law and agreements to regulate their trade policies that enhance competition. The World Trade Organization (WTO) hereby is established to regulate, policy and promote global trade and to penalize perceived anti-competitive behaviours. As of 2017 the WTO has 164 members and member states represented 98 % of global trade. The most important goal at first stage was to remove all kinds of barriers, customs tariffs and quotas except the tax applied to import and export goods of the world trade. In time, these targets have been achieved either fully or to a great extent and the world trade has increased dramatically. Once these goals are achieved, the countries started to look for new ways to reduce their costs of trade and to increase their competitive capacity and revenues. It has been that the most important thing to do this goods must be passed through customs quickly, transported safely with lower cost and so that logistic activities are improved. Thanks to the work done in this regard and great developments in digital technology, the Single Window System was developed to simplify the entire process and facilitate trade. The implementation of a Single Window System, enables the permissions and approvals for goods subject to trade can be obtained from a single point without the need for complicated procedures. Thanks to this implementation, it is possible to reduce the number of documents and procedures and to control the accuracy of the information through the system easily, so that transactions can be done with lower cost, more transparent, secure and fast so that both time and cost savings are achieved. The countries that implement the system seem to have improved investment climate and increased international competitiveness. This system is currently being implemented in the near half of the world, and the system is rapidly being introduced in other countries. The purpose of the study is to examine the effect of system on the marketing and logistics activities in Turkey from the firms involved foreign trade and customs operations. According to the results of the study's survey analysis; that the single window system accelerates customs transactions, reduces transaction costs, and positively contributes to commercial profitability. They also say that there is an increase in customer satisfaction as they can get quick solutions. Keywords: Single Window System, International Trade, Customs, Globalization, LogisticsDoctoral Thesis Aile işletmelerinde anayasalar ve getirdikleri bağlayıcı kuralların etkisi / Constitutions in family busi̇ness and the effect of their binding rules(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2018) ÖZGE TÜRKBAYAile işletmeleri konusu günümüzde gittikçe yaygınlaşmaya devam eden çalışmalarla kendine geniş bir yer edinmektedir. Değişen ekonomi koşulları ve dünya düzeni içerisinde ülkelerin ekonomilerinde büyük bir etkiye sahip olan aile işletmelerinin devamlılığını sağlayabilmek adına çözüm yolları geliştirmeye çalışılmaktadır. Aile anayasası bu yollardan biri olarak kabul görmektedir. Aile anayasası ciddi ve uzun bir çalışma sonucunda ortaya çıkarılan bir metindir ve uyulması beklenen kuralları kapsamaktadır. Türkiye'de aile anayasasına sahip olan işletme sayısının artması ile beraber literatür çalışmaları yaygınlaşmıştır. Çalışmada aile işletmelerinin konu edildiği, taraf olduğu, aile işletmesi üyelerinin taraf olduğu ve davaların unsurları arasında aile işletmelerinin bulunduğu ve temyiz mercii olan Yargıtay ve Danıştay'a temyizi için başvurulmuş davalar incelenmektedir. Davaların açılmasına sebep olan hususlar, anlaşmazlıklar ve talepler incelenerek bunlarla ilişkili aile anayasasında hangi koruyucu ve engelleyici önlemler ve kuralların oluşturulabileceği belirlenmiştir. Böylece hem aile işletmelerinin yargıya yansıyan sorunları irdelenmiş hem de benzeri sorunların oluşmaması için veya meydana gelmeleri halinde nasıl bir yol haritası izlenebileceğine ilişkin aile anayasasında olması öngörülen hususlar belirlenmiştir. Family business subject acquires to a wide range by the on going works that increasingly growing. In the changing economical conditions and the World order the solutions are being developed which ensure the continuity of family businesses that have a major impact on the economies of the countries. The family constution is one of these solutions. The family constution is a text that build with serious and long period of study and it holds the rules which are expected to be obeyed. In the study the cases about family businesses that appealed to the Supreme Court of Appeals and the Council of State are examined. In these cases, the family businesses are inolved as subjects, as parties or at least as elements. The issues, disputes and claims that led to the opening of the cases were examined to determine which relevant preventive and preventive measures and rules could be established in the family constitution. Thus, the problems faced by the family businesses in the judiciary have been examined and also the issues have been specified that must be part of the family constitution that offer a road map to follow to prevent the similar problems happen again or in case of they come to the scene.Doctoral Thesis Akademik girişimcilik yönelimi ve kariyer motivasyonu / Academic entrepreneurship orientation and career motivation(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) FİGEN SÜTAYAkademik girişimciliğin başlangıç noktası, bilim insanlarının kariyerleri boyunca edindiği bilgi ve deneyimleri ile gerçekleştirdikleri araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesi, ekonomik ve sosyal fayda yaratılması olarak ortaya konulmaktadır. Üniversitelerin öğretme ve araştırma ve misyonu ile ekonomik kalkınmanın uyumlaştırılması sonucu ortaya çıkan girişimci üniversite kavramı, akademik girişimcilik kavramına temel oluşturmaktadır. Bu çalışma akademik personelin girişimcilik niyeti ve girişimcilik yönelimlerini ayrıca bunlar üzerinde akademik personelin kariyer motivasyonu ve kariyer başarısı etkilerini araştırmaktadır. Araştırma verisi, Kasım 2017 ve Şubat 2018 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) bünyesinde fakültelerde çalışan 1425 akademik personel ile gerçekleştirilen, ve 81 cevabın elde edildiği online anket ile toplanmıştır. Araştırma yöntemi olarak; betimsel istatistiksel teknikler, güvenilirlik analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu regresyon analizi, pearson korelasyon analizi, scheffe çoklu karşılaştırma testi gibi analiz teknikleri kullanılmıştır. Bu tez, akademik girişimcilik araştırmalarına, akademik girişimcilik niyeti ve yönelimi ile kariyer motivasyonu ve başarısı arasındaki ilişkiye ışık tutarak katkıda bulunmuştur. The starting point of academic entrepreneurship is the commercialization of research results and the creation of economic and social benefits through the knowledge and experience of scientists during their careers. The concept of entrepreneurial university, which emerged as a result of the harmonization of economic development with the teaching and research mission of universities, forms the basis of the concept of academic entrepreneurship. This study explores the academic entrepreneurial intention and entrepreneurial orientation of academic staff, as well as the effects of academic staff on career motivation and career success. The data of the study was collected by an online questionnaire which was conducted with 81 of 1425 academic staff working in faculties of Dokuz Eylül University, between November 2017 and February 2018. Statistical analyses included: descriptive statistical techniques, reliability analysis, t-test, one-way analysis of variance, multiple regression analysis, pearson correlation analysis, scheffe multiple comparison test. This thesis contributes to academic entrepreneurship research by shedding light on the relationship between academic intention and orientation, and the motivation and success of career.Doctoral Thesis Aktörlerin gözünden aile işletmelerinin kurumsallaşamama sebeplerinin incelenmesi / The investigation of the reasons of non institutionality of family enterprises through the eyes of the actors(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2017) MUSTAFA İDUĞBu çalışmanın temel amacı, aile işletmelerinde kurumsallaşma sürecinde yaşanan sorunların irdelenmesi ve kurumsallaşamamaya neden olan faktörlerin incelenmesidir. Çalışmada öncelikle, yapılan yazın araştırması ile aile işletmeleri ve aile işletmelerinde kurumsallaşma kavramları tanımlanmış, daha sonra aile işletmelerinde kurumsallaşma sürecinde yaşanan sorunlar ve kuramsallaşmaya engel olan sebepler değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, bu çalışmada aile işletmeleri kavramı, kurumsallaşmanın ilkeleri, aile işletmelerinin olumlu ve olumsuz yönleri, kurumsallaşmanın önündeki temel engeller incelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise, önceden belirlenmiş olan aile işletmelerinde çalışan ile üyeleri, sahip yöneticiler, görev yapan diğer personel ve profesyonel yöneticilerden oluşan farklı gruplar üzerinde nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak görüşme yapılan katılımcılardan kurumsallaşma, sürdürülebilirlik, kurumsal işletme yapısını oluşturan unsurlar ve kurumsallaşmanın önündeki engeller gibi konularda bilgi elde edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen görüşme raporları içerik analizine tabi tutulmuş ve bu analizler neticesinde çalışmanın temel konusu ve ana kavramları çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. The aim of this study is to investigate the problems of institutionalization process in family businesses and to examine the main causes, problems and barriers that prevent the family businesses to be institutionalized. In the study, firstly a preliminary literature study had been done and in the light of the literature, the concepts of family business, institutionalization and institutionalization of family businesses were defined. Then, the basic problems of institutionalization in family business and the barriers for institutionalization were evaluated. In this framework, this study examined the concepts of family business, institutionalization, the principles of institutionalization, the positive and negative sides of family businesses and the barriers that prevent institutionalization of family businesses. In the application part of the study, a qualitative research had been conducted on a group of participants working in family businesses as employees, family members, professional managers, and owners. In this research, interview method was utilized in order to obtain information regarding the opinions of the participants in terms of institutionalization enhancing sustainability in family businesses, the factors that establish institutionalized management structure and the barriers or causes that prevent the family businesses to be institutionalized. The data obtained from the interviews were analyzed via content analysis and as a result of these analysis general evaluations were provided regarding the main purpose and concepts of the study.Doctoral Thesis An efficient model for representing sparkle effects in automotive paints / Araba boyaları üzerinde sedefli ışıltı etkisini temsil eden verimli bir model(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2020) SERMET MİROtomotiv endüstrisi için araba boyası plakalarının görüntülemesini tahminleme oldukça zahmetli ve önemli bir süreçtir. Araba boyası üreticileri plakaların görüntülemesini gerçekleştiren uygulamalara karşı ticari bir ilgi duymaktadır ve birçok bilgisayar grafikleri araştırmacısı bu bağlamda çözüm sunan modeller ortaya koymuştur. Fakat araba boyasının son görüntü üzerinde etkili olan çok katmanlı ve mikroskobik yapısı gereği, bu alan hala araştırmaya açıktır. Gerçek bir araba boyası materyali örnek bir ışık kaynağı altında perdah, parıltı ve gölge, renk değişkenliği ve sedefli ışıltılar gibi etkiler göstermektedir. Sonuç olarak, gerçekçi bir şekilde görselleştirilmiş bir uygulama çıktısı da aynı koşullar altında benzer etkiler görülmelidir. Sedefler ve renk değişimi gibi etkiler, materyal içerisindeki mikroskobik sedefler üzerinde gerçekleşen saçılım nedeniyle oluşmaktadır ve ışık süreç içerisinde birden fazla sedef ile etkileşebilir. Bu problem çoklu saçılım problemi olarak adlandırılmaktadır ve hesaplama açısından oldukça masraflıdır. Verimli bir model bu tarz problemleri kabul edilebilir bir hızla çözebilmelidir. Bu tez çalışmasında, plakanın görüntüsünü oryantasyona bağlı olarak çözümleyen yaklaşımsal bir model önerilmiştir. Çoklu saçılım hesaplamasında enerjinin korunumu yasası göz önünde bulundurularak denklemleri basit ve doğru bir şekilde çözen ekleme-çıkarma yöntemi kullanılmıştır. Tez aynı zamanda deneysel ve istatistiksel analizlerle çözümlerle çıktıların doğruluğunu test etmektedir. Predicting the appearance of the car paint coatings is an expensive and crucial process for the automotive industry. Car paint manufacturers have commercial interest in tools that can visually simulate the appearance of the coatings to speed up their production phase and many models have been proposed by computer graphics researchers in this regard. However, due to the nature of the car paint coating which is composed of multiple layers and microscopic features that affect the final appearance, this area remains as an open research problem. A real car paint structure shows the effects of gloss, glitter, shade, color shift and sparkling under some sample light. Consequently, in a realistically rendered output we must observe these effects under similar conditions. The sparkle and color shift effects are the result of the scattering caused by the microscopic flakes and the light may interact with multiple flakes during its scattering process. This problem is named as the multiple scattering problem which is computationally costly and an efficient model should solve this problem at adequate speed. In this thesis study, an approximate model is presented to simulate the appearance of the coatings from their orientation. The Radiative Transfer Equation is used for the representation of the multiple scattering, and it is computed with the Adding-Doubling method to provide the computational simplification and accuracy. The thesis also covers empirical and statistical analysis to ensure the correctness of the outputs.Doctoral Thesis Analyzing the impact of corporate governance on sustainability disclosure using a GRI based evaluation methodology / Kurumsal yönetişimin sürdürülebilirlik açıklamaları üzerindeki etkisinin GRI temelli değerlendirme metodolojisi kullanarak analizi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2018) BENGÜ YARDIMCIMevcut araştırma, kurumsal yönetim faktörlerinin, şirketlerin sürdürülebilirlik açıklamaları düzeyine etkisini, yeni oluşturulan GRI tabanlı değerlendirme yöntemini kullanarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemi, Borsa İstanbul'da işlem gören ve sürdürülebilirlik uygulamaları hakkında açıklamalarda bulunan 79 şirketten oluşmaktadır. Araştırma problemlerinin çözümüne yönelik analizler için hem nicel, hem de nitel yöntemler kullanılmıştır. Şirketler tarafından sağlanan sürdürülebilirlik açıklamasının düzeylerinin incelenmesi, açıklanan bilgilerin farklı sektörlerdeki şirketler arasında önemli ölçüde değiştiğini göstermektedir. Ayrıca, çalışma, kurumsal sürdürülebilirlik komitesinin varlığının, firma büyüklüğünün, halka açıklık oranının ve sektör türünün, Türkiye'deki kurumsal sürdürülebilirlik açıklamalarının üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular, sürdürülebilirlik açıklamasına ilişkin ortaya çıkan eğilimleri, mevcut uygulamalar hakkında bilgi sağlayarak açıklamaktadır. Ayrıca bu çalışma, gelişmekte olan bir ülkede, hem sürdürülebilirlik açıklama düzeyini ölçen yeni bir sistem önerisinde bulunması, hem de şirketlerin sürdürülebilirlik bilgilerini açıklama düzeyleri ile kurumsal yönetim ve şirkete özgü faktörler arasındaki ilişkiyi ortaya koyması nedeniyle, literatüre katkıda bulunmaktadır. The current research study aims to analyze the impact of corporate governance factors on the level of sustainability disclosure, using a newly constructed GRI based evaluation methodology. The sample of the study is composed of 79 companies, which are listed in Borsa Istanbul and disclosing information on sustainability practices. The quantitative and qualitative methods are employed for the data analysis in order to provide the best understanding of the research problems. The examination of the levels of sustainability disclosure provided by companies reveals that the information disclosed varies significantly among the companies in different sectors. Additionally, the study finds that the existence of corporate sustainability committee, firm size, free float rate and the type of industry have significant influences on corporate sustainability disclosure practices in Turkey. These findings present the emerging trends and practices related to sustainability disclosure by providing a knowledge about the current applications for the policy-makers. Moreover, this study contributes to the literatüre, since it proposes a new evaluation system that measures the level of sustainability disclosure, as well as reveals the association between the level of sustainability disclosure and factors of corporate governance and firm-specific factors in a developing country.Doctoral Thesis Bankacılıkta kanal yönetimi stratejileri ve Türkiye uygulamaları / Channel management strategies at banking and Turkey applications(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2016) TUNCAY ARISOYBankacılık da dâhil birçok sektörde teknolojiye adaptasyon konusu Teknoloji Kabul Modeliyle (TAM) incelenmiş, bu çalışmalarda ana model birçok dış değişkenle test edilmiş, söz konusu dış değişkenlerin kullanım isteğini ne kadar etkilediği veya etkilemediği deneysel çalışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışmasının literatüre katkıları, TAM Modelin performansını artırmak için bankaların teknoloji tabanlı bir dağıtım kanalına yatırım yapmadan önce (Tam Modeli öncesinde) ne gibi hazırlıklar yaptıkları, kullanışlık ve kullanım kolaylığına yönelik bakış açılarını nasıl geliştirdikleri ve bu konuda ne gibi özendirici tedbirler aldıkları, bu çalışmaların nerelerinde eksikliklerinin olduğu, hatalı planlamalarının var olup olmadığı, mevzuat ve regülasyonların çalışmalarını nasıl etkilediği, kurum içi eğitim çalışmalarında nelere dikkat ettikleri, insan kaynağı sermayesini nasıl planladıkları, inovasyonların ne kadarının müşteri ile birlikte ve ne kadarının kapalı oluşturulduğu yarı yapılandırılmış görüşme yaklaşımı ile araştırılmış ve yapılan mülakat çerçevesinde verilen cevaplar nitel analiz yöntemleriyle Nvivo bilgisayar programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda çok sayıda bulgu elde edilmiştir. Söz konusu bulgulara göre Modelin performansını artırmak için teknoloji tabanlı bir dağıtım kanalına yatırım yapmadan önce bankaların insan kaynaklarını, teknolojik alt yapılarını, uygulanan regülasyonları, organizasyonun şeklini, eğitim çalışmalarını, çalışanlarının "müşterinin isteği ne" sorusunu ön planda tutup tutmadıklarını, müşteriler ile "bağlantılı ve kapsayıcı" olup olmadıklarını ve son olarak da coopetition çalışmalarını gözden geçirmeleri önerilmektedir. Various studies in many sectors, including banking, have examined the technological adaptation issue by using Technology Acceptance Model (TAM), have tested main model against different external variables and through experimental studies, have tried to find out the extent to which those external variables affect usage preferences. This study contributes the literature, elaborates on issues such as, banks' preparation process before engaging in an investment concerning technology-based distribution channels (before TAM model), how banks improve their viewpoints with respect to practicality and suitability and what sort of incentives they offer in this regard, deficiencies in these efforts, whether there are erroneous planning or not, how laws and regulations affect processes, which points they emphasize in vocational training programs, how they use their human resources, and to what extent innovations are developed in touch with clients, through semi-structured interview approach and assesses the answers received in interviews via qualitative analysis methods by using Nvivo computer program. A deep interview counducted within this study resulted in many findings which suggest that in order to improve the performance of the Model, before investing in a technology-based distribution channel, banks should first review and reconsider their human resources, technological infrastructure, regulations of the field, type and shape of their organizational structure, vocational training programs, whether or not employees prioritize the question: "What does the client want?", whether they're "connected and inclusive" with their customers, and finally, coopetition studies.Doctoral Thesis Bir sosyal medya platformu olarak instagram kullanım güdüleri: Kullanıcıların kimlik sunumu üzerine bir araştırma / Motives for instagram usage as a social media platform: A research on the identity presentations of users(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) EZGİ SAATCIOĞLUSosyal medya kullanıcıları, birtakım psikolojik ve sosyal güdülerle sosyal medyada kimlik sunumları gerçekleştirmektedirler. Bu çalışma, birincil olarak sosyal medya kullanıcılarının bir fotoğraf/video paylaşım platformu olan Instagram'ı kullanım güdülerini cinsiyet, yaş ve kimlik stilleri temelinde karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ikincil amacı ise Instagram kullanıcılarının platformu kullanım güdüleri temelinde gerçekleştirdikleri farklı kimlik sunumlarını belirlemektir. Çalışma, nicel tasarıma sahip olup veriler, anket tekniğiyle çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırma evrenini Instagram kullanıcıları oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi, olasılıklı olmayan örneklem seçimi yöntemlerinden uygunluk örneklemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya 206 kadın ve 182 erkek olmak üzere toplam 388 Instagram kullanıcısı katılmıştır. Araştırma sonucunda; erkek katılımcıların ve kadın katılımcıların Instagram kullanım güdülerinin düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ancak yaş ile arşivleme, kaçış ve gözetleme güdüsünün düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre yaş arttıkça arşivleme, kaçış, gözetleme güdüsünün düzeyi azalmaktadır. Bilgi yönelimli kimlik stilinin düzeyi ile sosyal etkileşim ve gözetleme güdüsünün düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki vardır. Karmaşa yönelimli kimlik stilinin düzeyi ile kaçış güdüsünün düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmanın ikincil amacı doğrultusunda Instagram kullanıcılarının platformu kullanım güdüleri temelinde kimlik sunumlarını belirlemek üzere kümeleme analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda Instagram kullanıcılarının Çok Yönlüler ve İçe Dönükler olmak üzere iki farklı kimlik sunumu gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Social media users are motivated by socio-psychological motives. While using social media platforms, individuals present their identities. This study aims primarily to consider social media users' use of Instagram, a photo/video sharing platform, comparatively on the basis of sex, age, and identity styles. The secondary purpose of the study is to determine the different identity presentations of Instagram users, based on their motives of platform usage. The study has a quantitative research design, and the online survey technique was utilized for data collection. Instagram users make up the research universe. The survey sample was determined by convenience sampling. Total of 388 questionnaires (206 women, 182 men) were obtained. As a result of the study it's determined that there's no statistically significant difference between males and females. However there's a statistically significant relationship between age and the level of archiving, escapism, peeking motives. Accordingly, as age increases the level of archiving, escapism, surveillance motives decrease. There's a statistically significant relationship between the level of information-oriented identity style and the level of social interaction and surveillance motives. There's also a statistically significant relationship between the level of the diffuse-avoidant oriented identity style and the level of escapism motive. Finally, as a result of the cluster analysis, it's determined that the participants perform two types of identity presentations namely; Versatiles, and Introverts.Doctoral Thesis Defining the blue voyage concept through new service development approach / Yeni hizmet geliştirme yaklaşımıyla mavi yolculuk kavramının tanımlanması(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) NESLİHAN PAKERDeniz turizmi, ulusal ekonomide bir turizm çeşidi olarak büyük önem taşımaktadır. Mavi yolculuk, tanımı iyi yapılmamış ve yeterince pazarlanmamış olan, Türkiye'nin ulusal deniz turizmi konseptidir. Bu ihmal nedeniyle, konseptin neredeyse tüm paydaşları yat pazarındaki sürdürülebilirliği ile ilgili birçok endişeyi belirtmiştir. Bu çalışma, Yeni Hizmet Geliştirme yaklaşımı ile Mavi Yolculuğun ulusal turizm kavramı olarak geliştirilmesini amaçlamıştır. Kavramın tüm paydaşları ile 49 derinlemesine görüşme yapılmış ve araştırmacı oto-etnografik bir araştırma yapmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Daha sonra, geliştirilen bir anket formu 359 deneyimli müşteriye uygulanmıştır. Hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti ve sadakati içeren bir yapı kullanılmış ve AMOS 24 kullanılarak, sonuçlar doğrulayıcı faktör analizi ve daha sonra yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Bulgulara göre, Mavi Yolculuğun temel unsuru, Türkiye'nin sahil şeridinde yer alan koylardır. Mavi yolculuk; konaklama, taşıma, yemek pişirme ve temizlik hizmeti veren, kıyıya yakın bir yerde seyreden, mürettebatlı bir yat kiralama türüdür. Günlük bir tur değildir. Doğayı hissetmek, huzur ve rahatlığı yaşamak, aile ve arkadaşlarla zaman geçirmek ve yeni arkadaşlıklar geliştirmek, kavramın temel faydalarıdır. Mürettebat, yat, aktivite ve gastronomi genel hizmet kalitesini önemli ölçüde etkilerken, genel hizmet kalitesi, destinasyon ve diğer müşterilerle etkileşim müşteri memnuniyetinin önemli belirleyicileridir. Müşteri memnuniyeti ve genel hizmet kalitesi, sadakat ile pozitif olarak ilişkilidir ve ayrıca diğer müşterilerle olan benzerlik, diğer müşterilerle etkileşim ile pozitif olarak ilişkilidir. Marine tourism has an utmost importance as a type of tourism in a national economy. Blue voyage is a national marine tourism concept of Turkey which has not been well-defined and enough marketed. Due to this negligence, almost all stakeholders of the concept have stated several concerns related with its sustainability in the yacht market. This study aimed to develop Blue Voyage as a national tourism concept through New Service Development approach. 49 in depth interviews were conducted with all stakeholders of the concept, and the researcher did an auto-ethnographic research. The obtained data were analyzed via content analysis method. Thereafter, a questionnaire form developed was conducted with 359 experienced customers. A construct including service quality, customer satisfaction, and loyalty was used, and the results were tested via confirmatory factor analysis, and then structural equation modelling using AMOS 24. According to the findings, the key element of the Blue Voyage is bays located at Turkey's coastline. It is a crewed type yacht charter providing accommodation, transporting, cooking and housekeeping, which navigates close to shoreline. It is not a daily tour. Sensing nature, feeling peace and relaxation, spending time with family and friends, and developing new friendships are core benefits of the concept. While attributes of the crew, yacht, activity, and gastronomy significantly affect overall service quality, overall service quality, destination and interaction with other customers are significant predictors of customer satisfaction. Customer satisfaction and overall service quality were found positively related with loyalty, and similarity with other customers has positively related with interaction with other customers.Doctoral Thesis Designing dynamic and synchronized intermodal transportation plans for containers / Konteyner taşımacılığında dinamik ve senkronize intermodal taşıma planları tasarımı(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2018) SEL ÖZCAN TATARİBu tezde, operasyonel seviyede kargo yükü tahsisi ve gemi çizelgeleme problemi için karma bir tamsayılı doğrusal programlama modeli sunulmaktadır. Önerilen problemde elleçlenen konteyner miktarına bağlı liman kalış süreleri, transit süreler ve aktarma çizelge senkronizasyonları dikkate alınmaktadır. Matematiksel model toplam geç teslim edilen konteyner miktarını azaltmak için limanlara gönderileri bu doğrultuda tahsis ederken bir yandan da rıhtımda kalma zaman pencerelerini ayarlamak için liman yetkilileriyle koordinasyon kurmaya yönelik gemi çizelgelerini oluşturmayı hedeflemektedir. Matematiksel modele ek olarak probleme özgü geçerli eşitsizlikler önerilmiş olup Benders Ayrıştırma algoritması uygulanmıştır. Algoritma performansları gerçek test problemleri üzerinde incelenmiştir. Sonuçlar, geçerli eşitsizlikler ile zenginleştirilmiş Benders Ayrışması yönteminin en iyi performansı verdiğini göstermektedir. Buna ek olarak, gerçek hayat dinamiklerini yansıtmak amacıyla anlık liman performanslarının dikkate alındığı entegre bir çözüm yöntemi de önerilmiştir. Bu tez çalışması ile hem konteyner hat taşımacılığı firmalarına fayda sağlamak, hem de güncel literatüre katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. In this thesis, we present a mixed integer linear programming model for the operational level cargo allocation and vessel scheduling problem, where flow-dependent port-stay lengths, transit times and transshipment schedule synchronizations are considered. The proposed model aims to assign shipments to routes to minimize total tardiness, and construct vessel partial schedules for establishing coordination with port authorities to meet the berthing time windows. In addition to mathematical model, novel valid inequalities are proposed, and a benders decomposition algorithm is implemented. Algorithm performances are tested on real-life problem instances. The results show that benders decomposition with valid inequalities yields the best performance on the test instances. The thesis is further extended with the consideration of instant terminal port performances, and an integrated solution framework is proposed for this dynamic problem. The thesis study aims to contribute to both the practitioners and to the state-of-the-art literature.Doctoral Thesis Development of geographic Turkish question answering framework over linked data (GEO-TR) / Bağlı veri üzerinde Türkçe coğrafi soru cevaplama çerçevesinin geliştirilmesi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2018) CEREN ÖCAL TAŞARDoctoral Thesis Diferansiyel denklemlere dinamik denklemler ile yaklaşım üzerine / On approximation to differential equations by dynamic equations(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2020) GÖZDE KATİPOĞLU ÜNALDiferansiyel denklemler teorisinde nümerik analiz tam çözümü analitik yollar ile mümkün olmayan bir başlangıç değer probleminin (veya sınır değer probleminin ) diskretize edilerek fark denklemlerine çevrilmesini ve iterasyonlar ile orijinal problemin yaklaşık çözümüne ulaşmayı hedefler. Burada oluşturulan iterasyonlarda yakınsaklık çok önemlidir. Bu tezde diferansiyel bir problem çözümüne zaman skalası dizisi üzerinde tanımlı dinamik denklemlerin çözümlerinin dizisi ile yaklaşmayı hedefledik. "T_n zaman skalaları dizisi T 'ye yakınsıyor ise T_n üzerinde tanımlanan dinamik denklemlerin çözümlerinin oluşturduğu diziTüzerindeki problemin çözümüne yakınsar mı? " sorusundan yola çıkarak, bu yakınsama için en uygun topolojiyi bulmayı amaçladık. T zaman skalası, R reel sayılar kümesinin kapalı bir alt kümesi olduğundan R üzerindeki kapalı kümeler topolojilerini ele aldık. Çeşitli kapalı küme topolojilerini inceledik ve Kuratowski topolojisine göre yakınsakılığın diferansiyel problemlere dinamik problemler ile kurulmuş olan nümerik algoritmalar geliştiren türde bir yakınsakılık olduğunu gösterdik. Tezin son bölümünde çeşitli zaman skalaları dizileri üzerinde dinamik denkemler için örnekler verilmiştir. In the theory of differeantial equations, numerical analysis aims to find the approximate solution of an initial value problem(or a boundary value problem ) whose exact solution can not be found by analitic methods by discretizing the problem and iteratively find. For these iterations the convergence has great importance. In this thesis, we aim to the solution of a differential poblem by the sequence of solutions dynamic problems defined on a sequence of time scales. Starting from the question " If the sequence of time scales T_n converges to the time scale T, does the sequence constructed by solutions of dynamic equations on T_n converge to the solution of the dynamic equation on T ?" we aim to find the most proper topology for convergence. Since T is closed subset of real numbers, we consider the closed set topologies on R. We investigate several closed set topologies and show that Kurotowski convergence is the best option for approximating differantial problems by dynamic ones. Kurotowski convergence also extends the numerical algorithms. Finally we illustrate our results by examples of dynamic equations on several sequences of time scales.Doctoral Thesis Dinamik yetenekler, stratejik improvizasyon ve firma performansı / Dynamic capabilities, strategic improvisation and firm performance(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2015) GONCA ASLANBu çalışmanın amacı, stratejik yönetim literatürüne birkaç alanda katkı sağlamaktır. Öncelikle Wang ve Ahmed'in (2007) dinamik yeteneklerin kavramsal boyutlarına ilişkin önerdikleri üç temel boyutun; uyarlanma yeteneği (adoptive capability), emilim yeteneği (absorptive capability) ve yenilikçilik yeteneği (innovative capability) işlemşelleştirilerek, dağınık olan dinamik yetenekler literatürüne kapsayıcı ancak sade bir ölçme aracı kazandırmak hedeflenmektedir. Dinamik yeteneklerin alt boyutu olarak düşünülen yenilikçilik yeteneği için imitatif ve estetik yenilik olmak üzere iki yeni alt boyut geliştirilerek geniş bir yenilikçilik yeteneği ölçüm aracı oluşturulmak istenmektedir. İkinci olarak, improvizasyon kavramı firmalar için stratejik düzeyde tartışılarak, söz konusu kavrama ilişkin çok boyutlu bir ölçme aracının işlemselleştirilmesi hedeflenmektedir. Üçüncü olarak risk performansının ölçülmesi için yeni bir risk performansı boyutunun işlemselleştirilmesi hedeflenmiştir. Tezin birinci bölümünde dinamik yeteneklerin kavramsal çerçevesi çizilmektedir. İkinci bölümünde improvizasyon kavramına disiplinlerarası bakış ve ardından yönetim ile ilişkisi tartışılmaktadır. Üçüncü bölümde araştırma hipotezleri ve araştırma modeli, dördüncü bölümde araştırma yöntemi, beşinci bölümde ise analizler ve bulgular ve takip eden son bölümde elde edilen bulguların yorumlanması, araştırmanın kısıtları ve de ileriki araştırmalar ile yöneticiler için tavsiyeler yer almaktadır. Araştırmada kapsamında, İzmir ilinde faaliyet gösteren 181 firmanın üst düzey yönetici/sahibinin verdiği yanıtlar doğrultusunda yapılan analizler sonucunda, dinamik yeteneklerle ilgili arzu edilen üç düzeyli örtük yapı doğrulanmıştır. Bunun yanı sıra, stratejik improvizasyonun çok boyutlu yapısı elde edilmiştir. Dinamik yeteneklerin ve stratejik improvizasyonun firma performansı üzerindeki etkileri ortaya konarak, hem araştırmacılar hem de iş insanları için önemli bulgular elde edilmiştir. The main objective of this dissertation is to contribute to strategic management literature in some aspects. At first, Wang and Ahmed's (2007) conceptual dimensions regarding dynamic capabilities, namely; adaptive, absorptive and innovative capabilities, is aimed to operationalized as an inclusive, yet pure measurement scale. Innovative capability, as considered one of the sub-dimension of dynamic capabilities, has been expanded by developing two new sub-dimensions; imitative innovation and aesthetic innovation, in order to attain comprehensive innovative measurement scale. Secondly, improvisation is discussed at strategic level and in regard to concept, multi-dimensional construct is constituted and operationalized. Thirdly, in order to measure risk performance, new measurement scale is aimed to operationalize. In the first section of the study, conceptual framework of dynamic capabilities is defined. In the second section, improvisation is discussed from interdisciplinary perspective and then it's relation to management science. In the third section, research hypothesis and research model, in the fourth section research methodology, in the fifth section analysis and results and finally in the last section overall conclusion, research limitations and recommendations for the further research, and implications for business world are presented. Within the scope of this research, 181 firms' (which operating in the province of Izmir) executive managers/firm owners answers were evaluated. The results confirmed the third order dynamic capabilities construct. On the other hand, the multi-dimensional structure of strategic improvisation is obtained. The effects of dynamic capabilities and strategic improvisation on firm performance were executed and some important findings for both academicians and business people were attained.Doctoral Thesis Duygusal zeka ve iletişim becerileri ilişkisi: Örgüt kültürünün aracı rolü (İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Kent Hastanesinde görevli sağlık çalışanları örneği) / The mediating role of organization culture on the relationship between emotional i̇ntelligence and communication skills: A sample of health employees who work in Bozyaka Training, Research and Kent Hospitals(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2015) YASİN BARUTDuygusal zekası yüksek olan bireyler, iletişim becerileri konusunda duygusal zekası düşük olanlara göre daha başarılıdırlar. Literatürdeki araştırmalar daha çok bu iki kavram arasındaki ilişkiye yoğunlaşmış, fakat bu ilişkide örgüt kültürünün etkili olabileceği göz ardı edilmiştir. Bu nedenle, bu araştırmada Duygusal zeka, iletişim becerileri ve örgüt kültürü kavramları teorik çerçevede incelenerek aralarındaki ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini İzmir ilindeki bir eğitim araştırma hastanesi ve bir özel hastanede görev yapan 613 sağlık çalışanı (hekim, hemşire, sağlık memuru ve ATT) oluşturmaktadır. Çalışmada kullanılan veri seti dört bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Hall tarafından geliştirilen Duygusal Zeka Ölçeği, Korkut'un İletişim Becerileri Ölçeği, Denison'ın Örgüt Kültürü ölçeği ve Demografik özelliklerdir. Elde edilen veriler öncelikle, SPSS 20.0 paket programına girilmiştir. Sonrasında Açıklayıcı Faktör Analizi yapılarak, Güvenilirlik analizi için Cronbach Alfa Katsayısına bakılmıştır. Ayrıca Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılarak, araştırmada kurulan kavramsal model "yapısal eşitlik modeli" (YEM) ile test edilmiştir. Sonuçta, araştırma duygusal zeka, iletişim becerileri ve örgüt kültürü arasında pozitif ve anlamlı ilişkileri desteklemiş ve örgüt kültürünün aracı rolü tespit edilmiştir. The people who have high-level emotional intelligence are more successfull communication skills than others who have low level emotional intelligence. Research in the literature is more focused on the relationship between these two concepts, but effectiveness of organizational culture has been overlooked in among this relationship. Therefore, the Emotional Intelligence, Communication Skills and Organizational Culture were examined theoretical framework and the relationship between them were revealed in this research. The population of the research involves 613 health employees working at a Training, Research Hospital and a Private Hospital in İzmir (doctor, nurse, health staff and ATT). The data set used for the research consists of four parts. These are; Emotional Intelligence scale designed by Hall, Korkut's Communication Skills Scale, Denison's Organization Culture scale and Demographics Features. Firstly, The obtained data have been entered into the SPSS 20.0 (Statistical Program for Social Sciences) package program. After that, Exploratory Factor Analysis was made and the Cronbach's alpha coefficients were analyzed for reliability analysis. Also, confirmatory factor analysis was made, conceptual model which was established in the research were tested with "structural equation model" (SEM). Finally, Results suggest a positive and significant association between Emotional Intelligence, Communication Skills and Organizational Culture. Also, Mediating Role of Organizational Culture was determined.Doctoral Thesis Elektronik ağızdan ağıza pazarlama (e-AAP[e-WOM]) yönetimi, e-AAP[e-WOM] stratejileri ve çevrim içi tüketicinin satın alma niyeti üzerine bir araştırma / Electronic word-of-mouth (eWOM) management ewom strategies and research on online consumer purchase intention(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2015) HARUN GÜMÜŞBu çalışmanın amacı, teknolojik ürün satan e-ticaret web sitelerindeki Elektronik Ağızdan Ağıza Pazarlama (e-AAP[eWOM]) bileşenlerinin çevrim içi tüketici üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu çalışma beş sorunun cevaplanmasına odaklanmıştır: (1) Teknolojik ürün satan e-ticaret web sitelerinde e-AAP'nin (eWOM) her bir bileşeni (Reyting skoru, yorum sayısı, yorumcu kimliği ve yorum içeriği); risk, valans, bilgi kalitesi, bilgi güvenilirliği, kaynak güvenilirliği ve öznel normlar çevrim içi tüketicilerin algısını nasıl etkiler?; (2) Teknolojik ürün satan e-ticaret web sitelerinde reyting valansı, yorum içeriği, yorumcu kimliği ve yorum sayısı çevrim içi tüketiciyi nasıl şekillendirmektedir?; (3) Teknolojik ürün satan e-ticaret web sitelerinde hangi faktörler e-AAP (eWOM) etkisine karşı çevrim içi tüketicinin tutumunu etkiler?; (4) Hangi faktörler teknolojik ürün satan e-ticaret web sitelerinde çevrim içi tüketicilerin satın alma niyetini etkiler?; (5) e-AAP (eWOM) süreci nasıl yönetilmeli ve ne tür stratejiler geliştirilmelidir? Çevrimiçi tüketici davranışları üzerindeki e-AAP (eWOM) bileşen etkilerinin araştırmak amacıyla yarı deneysel senaryo yöntemi kullanılmıştır. 16 farklı senaryo, toplanan çevrim içi anket verileri ile bütünleştirilmiştir. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada olasılıklı örneklem metotları ile 579 adet kullanılabilir çevrim içi anket verisi toplanmıştır. Veri toplama işlemi, senaryo ve anketlerin entegre edildiği özel tasarım e-ticaret web sitesi (e-yorumcu.com) üzerinden yapılmıştır. Toplanan 579 adet veri, Varyans Analizi (ANOVA), Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) Basit Regresyon ve Çoklu Regresyon metodolojik teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. E-AAP (eWOM) yorum özellikleri incelendiğinde risk faktörünün, inanç ve tutumları şekillendirmesinde önemli bir rol oynadığı bulgulanmıştır. Herhangi bir satın almanın olumsuz sonuçları, mal veya hizmet özelliklerine yönelik algılanan riski etkilemektedir. Ayrıca algılanan riskin satın almaya karşı tutumu ve satın alma niyeti üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. e-AAP'lerde (eWOM) yüksek reyting skoru ile düşük reyting skoru arasında algılanan risk bağlamında bir farklılık olduğu bulgulanmıştır. Diğer e-AAP (eWOM) bileşenlerinde bir farklılık gözlemlenmemiştir. Bu çalışma çevrim içi tüketici algısının sadece değerlendirme puan bileşenine bağlı olmadığını, aynı zamanda E-AAP (eWOM) bileşenlerinden yorum içeriğine, kimlik belirginliğine ve yorum sayısına bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada, çevrim içi tüketicilerden elde edilen E-AAP (eWOM) 'un algılanan valansının e-ticaret web sitelerinde satın alma niyetleri üzerinde tek başına bir etkiye sahip olmadığı bulgulanmıştır. Bu çalışmada negatif e-AAP'lerin (eWOM) çevrim içi tüketici üzerindeki etkisinin pozitif e-AAP 'lere (eWOM) göre daha yüksek olduğu görülmüştür. E-AAP'ler (eWOM) çevrim içi tüketiciyi çekmek için etkili, güvenilir ve kullanışlı bir ticari silahtır. İşletme sahipleri bu etkili silaha yatırım yapmalı, geleceğe yönelik yapılan plan, program ve stratejilerde yer vermelidir. Böylece çevrim içinde yüksek rekabet avantajı elde ederken ürün veya hizmetlerin satışlarını da arttırabilir. The purpose of this study is to examine the impact of Electronic Word of Mouth (eWOM) components in electronic commerce web site that sells technological items on online consumers. This study focused to response of five questions: (1) How does each components of eWOM in electronic commerce web site that sells technological items (Rating score, number of reviews, the reviewer identity and review content) effect perception of risk, subjective norms, valence, information quality, informational trust, and source credibility? (2) How do rating score, number of reviews, the reviewer identity and review content form the online consumers in electronic commerce web site that sells technological items? (3) Which factors do effect the attitude of online consumer against the impact of eWOM in electronic commerce web site that sells technological items? (4) Which factors do effect the online consumers' purchase intension in electronic commerce web site that sells technological items; (5) How to manage the eWOM process and what strategies should be developed? In this study we used quasi-experimental scenario method to investigate affects of the components of eWOM on online consumer behavior. 16 different scenarios were integrated with all collected online survey data. In this study we used quantitative research methods. In total, probability sampling method were collected with 579 pcs usable online questionnaire data in this study. The data collection process has been realized by specially designed e-commerce web site (e-yorumcu.com) that has integrated scenarios and online survey. Collected 579 pieces of data, were analyzed by using of methodological techniques of analysis of variance (ANOVA), Multivariate Analysis of Variance (MANOVA), simple regression analysis and multiple regression analysis When eWOM review factors were examined, the important role of risk factor carried out in the forming of beliefs and attitudes. The negative results of any purchasing activity have effected to perceived risk belongs to factors of goods and services. Also negative affect of perceived risk on attitudes and intension about purchasing has been observed in this study. The difference were gotten between high and low rating scores in the frame of perceived risk in eWOM. There is no differences in other components of eWOM. Not only the attitude of online customer depends on only review score but also it has been carried out that components of eWOM has depended on review content, reviewer identity and number of reviews. In this study, perceived valance of eWOM acquired from online customer in ecommerce web site has revealed not only to create an affect on purchase intention. In this study, it has seen that negative eWOM is more effective on online customer than positive eWOM. eWOM is an effective, dependability and usable gun for incurring online customer. The owners of business have to invest to this effective gun and they have to give place to it in their future plan, program and strategies. Thus they may increase their sales of goods and services online while they were having a higher comparative advantage.Doctoral Thesis Elektronik ticarette siparişlerin yerine getirilmesinde lojistik hizmet kalitesinin müşteri memnuniyetine etkisi: Özel alışveriş sitelerinde uygulamalar / The impact of logistics service quality on customer satisfaction during the process of order fulfillment in e-commerce: The associated practices for online private shopping sites(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2014) GÜLMÜŞ BÖRÜHANTürkiye'de 2008 yılında yeni bir e-iş modeli olarak ortaya çıkan Özel Alışveriş Siteleri, e-perakendeciliği ve e-pazarlama'yı önemli derecede canlandırarak yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiştir. Özel Alışveriş Siteleri'nin sayısı kısa sürede artmasına rağmen, son zamanlarda lojistik faaliyetlerinde yaşadıkları aksaklıklar nedeniyle bazılarının faaliyetlerine son verdikleri görülmektedir. Bu nedenle, Siparişlerin Yerine Getirilmesi süreci boyunca müşterilerin karşı karşıya kaldıkları Lojistik Hizmet Kalitesi'nin müşteri memnuniyetini sağlayan önemli bir faktör olduğu söylenebilir. Çalışmaya başlamadan önce yapılan gözlemler ve gayriresmi soruşturmalardan bu sitelerden alışveriş yapan müşterilerin söz konusu sitelerin lojistik hizmetleriyle ilgili birtakım sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Bu nedenle, bu çalışmada, öncelikle Özel Alışveriş Siteleri müşterilerinin Lojistik faaliyetlere ilişkin yaşadıkları sorunları ortaya çıkarabilmek amacıyla İçerik Analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemle üç büyük Özel Alışveriş Sitesi'nde 2012 yılı Ocak-Şubat ayına ait 450 müşteri şikâyeti incelenerek gruplara ayrılmıştır. Sonrasında, Özel Alışveriş Siteleri'nin en çok kullanıldığı İzmir, Ankara ve İstanbul'da ikâmet eden ve bu sitelerden en az bir alışveriş deneyimi yaşayan 630 katılımcıya anket çalışması uygulanmıştır. Yapısal Eşitlik Modeli kullanılarak, Satın Alma Öncesi, Satın Alma Anı (Teslim) ve Satın Alma Sonrası'nı (Teslim Sonrası) kapsayan Siparişlerin Yerine Getirilmesi sürecini oluşturan boyutların birbirleri ile olan ilişkileri incelenmiştir. Özel Alışveriş Siteleri'nde İade Yaşayan ve İade Yaşamayan müşterilere ait iki model geliştirilerek, ayrı ayrı analiz edilip yorumlanmıştır. Buna göre, her iki modelde de Siparişlerin Yerine Getirilmesinde her bir süreçte gelişen algılar bir sonraki sürecin algısını ve sonunda da müşteri memnuniyetini oluşturmaktadır. Müşterilerin Değer Algısı'nı etkileyen en önemli faktör ise Ürün Bilgisidir. İade yaşayan müşterilerde ise memnuniyet Çıktı Kalitesi'nin (Hizmet Sonucunun Kalitesi) arttırılması ve İade ve Şikâyetlerin azaltılması sonucu oluşmaktadır. Bu çalışma, Özel Alışveriş Siteleri'nde Siparişlerin Yerine Getirilmesi Sürecinde Lojistik Hizmet Kalitesi'nin müşteri memnuniyetine olan etkisini ortaya koymak için yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların, hem Özel Alışveriş Siteleri'nin etkili ve verimli yönetimi için hem de bu alandaki gelecek çalışmalar için yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: e-Ticaret, Lojistik Hizmet Kalitesi, Özel Alışveriş Siteleri, Siparişlerin Yerine Getirilmesi, Yapısal Eşitlik Modeli Private Shopping Sites, which emerged as a new e-business model in Turkey in 2008, have significantly revitalised the e-retailing and e-marketing sector, by attracting domestic and foreign investment. Although the number of Private Shopping Sites has increased in a short period, it has been observed recently that some of the sites have failed due to problems encountered in their logistics operations. Therefore, Logistics Service Quality provided during the process of order fulfillment is considered to be an important factor in providing customer satisfaction. At the outset, the preliminary observations and informal investigations have shown that customers shopping from Private Shopping Sites had been going through problems related to Logistics Services of this e-tailers. In this study, primarily Content Analysis Method was conducted to reveal the difficulties related to Logistics activities that the Private Shopping Sites' customers encountered. With this approach, 450 customer complaints concerning the three largest Private Shopping Sites for the month of January-February, 2012 were examined and classified. Following this, a survey was conducted with 630 participants with at least one shopping experience with these sites and living in İzmir, Ankara or İstanbul, the cities in Turkey in which Private Shopping Sites are most widely used. In the study, Structural Equation Modeling was used to examine interaction between the dimensions, which were composed of the Order Fulfillment Process covering the Pre-Purchase, during the Purchase (Delivery) and Post-Purchase (Post Delivery) stages. Two models, for customers who had a return experience, and those who did not, respectively, were developed, analysed and interpreted seperately. Accordingly, in both models, during the process of order fulfillment, perceptions that are developed in each stage of the process contribute to the perception formed in the next stage, and eventually resulting in an overall level of customer satisfaction. The most important factor that affects customer perceived value was found to be Product Information. Customer satisfaction is created by increasing outcome quality (quality of service result), and by reducing the frequency of returns and complaints for the customers who had a return experience. This study was conducted to determine the effect of Logistics Service Quality on the customer satisfaction during the process of fulfillment of orders in Private Shopping Sites. It is thought that the results obtained from this study have the potential to guide both the effective and efficient Management of Private Shopping Sites, and also future research in the area. Keywords: e-commerce, Logistics Service Quality, Private Shopping Sites, Order Fulfillment, Structual Equation Model.Doctoral Thesis ERP: Impact of alignment on perceived business performance / ERP: Süreç ve sistem uyumunun algılanan kurum performansına etkisi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2017) ELİF GÜLFIRAT GÖKÇEİşletmeler, Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) sistemlerini devreye alarak çeşitli kazanımlar sağlamayı hedeflerler. ERP projeleri genelde yüksek maliyetli yatırımlardır ve proje sürecinde bir aksama olması kurumun faaliyetlerini tehlikeye atabilir. ERP kurulumlarının başarıya ulaşmasında etkili olan faktörler uzun bir süreden beri incelenmektedir. Bu çalışmada, ERP kurulumu ile birlikte işletmede gözlenen performans iyileşmelerine etkisi olan faktörler için bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu çerçeve, önceden tanımlanmış Teknoloji-Organizasyon-Çevre yapısı üzerine kurgulanmıştır. Bu çalışmada farklı olarak ERP kullanımının işletme performansına olan etkisi süreç ve sistem uyumu üzerinden incelenmiştir. ERP süreç ve sistem uyumu, ERP uygulamasını devreye alan kurumun iş süreçleri ile kullanılmaya başlanan sistemin sağladığı işlevsellik arasındaki örtüşme olarak tanımlanmıştır. Çeşitli araştırmalar süreç ve sistem uyumu arttıkça, kurumun ERP sisteminden sağladığı performans iyileştirmelerinin arttığını desteklemektedir. Bu nedenle süreç ve sistem uyumuna etkide bulunan faktörlerin anlaşılması, ERP kurulumunun performansa etkisini anlamak açısından önemlidir. Bu araştırmada, süreç ve sistem uyumu ihtiyaç belirleme ve kurulum kalitesi üzerinden kurgulanmıştır. İhtiyaç belirleme ve kurulum kalitesi ERP örgütsel faktörlerine dayandırılmıştır. Türkiye'de ERP projelerine katılmış kişilerden, anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Bu veriler kısmi en küçük kareler (PLS) yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma modelinin değerlendirilmesi sonucunda, sistem ve süreç uyumu ile algılanan iş faydaları arasında pozitif bir ilişki görülmektedir. Kurulum kalitesinin, sistem ve süreç uyumuna olumlu etkisi görülmüştür. İş süreci becerilerinin, kurulum kalitesine olumlu etkisi istatiksel olarak anlamlı iken, diğer değişkenler için anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Araştırmanın sonucunda, ERP kurulum sürecinde etkin iş süreci becerilerinin kullanımının daha yüksek seviyede sistem ve süreç uyumuna, bunun üzerinden de algılanan iş faydalarında artışa yol açtığı sonucuna varılmıştır. Enterprise Resource Planning (ERP) applications are implemented globally to derive business value. ERP implementations are substantial investments and their failure can disrupt operations of the adopting organizations. Factors that contribute to the success of the implementation and consequently improve the business performance, have been studied since the introduction of ERP. This study presents a framework based on the Technology-Organization-Environment (TOE) framework to capture diverse aspects that contribute to business performance improvements due to ERP. This study takes a novel approach in explaining the impact of the ERP implementation on business performance outcomes through the concept of alignment. ERP alignment is the match between business requirements addressed by the application and capabilities provided by the system. Literature supports that increased ERP alignment leads to better performance improvements. This study aimed at understanding the factors that influence alignment. ERP alignment is defined based on two constructs; requirement identification and implementation quality. These constructs were hypothesized to be influenced by organizational ERP competences. Empirical data was collected via a survey in Turkey. The data was analyzed using the Partial Least Squares (PLS) technique. The results show strong association between ERP alignment and perceived business benefits. Implementation quality construct was found to be positively associated with ERP alignment. Business process skills was found to be positively associated with implementation quality. The other relationships were not statistically significant. Based on the findings, it can be concluded that business benefits can be improved by increasing ERP alignment by the effective use of business process skills.Doctoral Thesis Esnek üretim sistemlerinde etkin yükleme ve dağıtım için geleneksel olmayan bir depo tasarım modeli önerisi / Nontraditional warehouse design proposal for efficient shipment and distribution in flexible production systems(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2016) YELİZ KOCAMANArtan rekabet sebebi ile depolama konusu tedarik zincirinde gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Depolama sadece ürünlerin saklandığı alanlar olmaktan çıkmış, müşteriye ürünlerini tam istediği zamanda teslim edebilme için üretimi destekleme noktaları, hatta ürüne değer katan pek çok işlemin yapıldığı noktalar haline gelmiştir. Depoların etkin bir şekilde yönetimi kurum performansı açısından önem kazanmaya başlamıştır. Zaman kavramının çok önemli olduğu günümüzde depolarda üretimi besleme ya da müşteri siparişini hazırlama aşamasında geçen zamanın yönetimi oldukça önemlidir. Aktarma ya da sevkiyat işlemlerinin zamanında yapılması ürünlerin lokasyonlarından hızlı bir şekilde toplanmasını gerektirir. Ürün toplama süresi ürüne ulaşmak için kat edilen mesafeye bağlıdır ve bu mesafe depo koridor yerleşimine bağlı olarak değişmektedir. Bu tez çalışmasında depo alanındaki ürün giriş/çıkış noktalarından ürüne ulaşmak için kat edilen ortalama mesafeyi minimize edecek koridor tasarımının bulunması hedeflenmiştir. Öncelikle herhangi bir kapıdan herhangi bir ürün lokasyonuna ulaşmak için kat edilmesi gereken ortalama mesafe denklemleri sürekli uzayda matematiksel olarak modellenmiştir. Mesafeler, ürünü yerinden almak ya da ürünü depolama alanına yerleştirmek için kat edilen tek yönlü mesafe olarak ele alınmıştır. Sevkiyat ve mal kabul işlemlerinin daha hızlı bir şekilde yapılabilmesi için depolarda birden fazla giriş/çıkış kapısı olması işletmeler için avantaj yarattığı düşünülmektedir. Bu nedenle bu tezde çok sayıda giriş/çıkış kapısı olması halinde nasıl bir koridor yerleşimi önerilebileceği üzerine çalışılmıştır. Model üç farklı akış politikası altında parçacık sürü en iyileme algoritması kullanılarak çözülmüştür. Depolama politikası olarak ürünlerin depo alanına yerleşitirlirken ilk boş lokasyona konulduğu rastgele depolama politikası ile çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Depo, Koridor Tasarımı, Parçacık Sürü Eniyileme Warehousing is becoming more important in the supply chain management because of increasing competitiveness in market. A warehouse is not just a place to store items, it is a critical point to deliver products to customers on time and to provide value added operations. Managing warehouse is getting important as customer requirements gets more complex and the response time becomes critical. The concept of time is important and management of the time elapsed for feeding production or preparing delivery in warehouses is crucial for organizations. In order to make deliveries and trasnshipments on time, the products must be picked from their locations quickly. Order picking time mainly depends on the distance between pickup/deposit (P&D) point and the product location in storage area. This distance changes according to the warehouse layout. In this dissertation, we aimed to find the arrangement of aisles which is actually main part of the warehouse layout, that minimizes the expected single command travel distance between P&D points and a product in a storage location. Single command distance is defined as one-way distance traveled to reach a product location from a P&D point or distance traveled to turn back to P&D point from a product location. First, mathematical cost expressions for expected single command travel distance in continuous warehouse space is developed. It is known that multiple P&D points create advantage for quick shipment and receiving of products. Therefore in this study it is aimed to develop a new aisle design for a warehouse that has multiple P&D points. The functions of travel distance are nonlinear so Particle swarm optimization method is used to solve the problem under three different material flow policy. We implement randomised storage policy where the products are put away randomly in storage area and have same picking probabilites is used as storage policy. Keywords: Warehouse, Aisle Design, Particle Swarm Optimization
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

