Tezler
Permanent URI for this communityhttps://gcris.yasar.edu.tr/handle/123456789/13677
Browse
Browsing Tezler by Publisher "Yaşar Üniversitesi / DOKTORA"
Now showing 1 - 20 of 120
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından verilen ölüm cezalarının Türk basınında sunumu / The presentation of the death penalty sentences in Turkish press after 12 March 1971 Memorandum(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2021) PINAR ÖZŞARLAK12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında Sıkıyönetim Mahkemeleri'nce ölüm cezası kararı verilmiştir. Bu çalışmada, konuya ilişkin haberlerin yakalama, yargılama ve infaz dönemlerine göre Türk basınında nasıl sunulduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylelikle, basının iktidara göre konumu ve üstlendiği rol Gramsci'nin "hegemonya", Althusser'in "devletin ideolojik aygıtları" kavramsallaştırmalarına dayanarak eleştirel bakış açısıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın temel varsayımı, basının rızaya dayalı bir hegemonya kurmasında iktidara destek olan ideolojik bir araç olduğudur. Araştırmada niceliksel ve niteliksel çözümleme yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Nicel çözümlemede, örnekleme alınan Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman Anahtar sözcükler: Deniz Gezmiş ve arkadaşları, ölüm cezası, Britanya Kültürel Çalışmaları, ideoloji çözümlemesi, Türk basını gazetelerindeki haberler, köşe yazıları, fotoğraflar ve karikatürler nicel açıdan çözümlenmiştir. Niteliksel çözümlemede ise Stuart Hall vd.'nin (1978) yapısalcılık etkisindeki kültürel çalışmalara denk gelen kategorilendirmelerine dayalı ideolojik çözümleme yapılmıştır. Araştırma sonucunda, özellikle Tercüman gazetesinin, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını "vatan haini" çerçevesi içine yerleştirerek belirgin bir ideolojik üretim yaptığı saptanmıştır. Cumhuriyet gazetesinin Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında en fazla haber yapan gazete olduğu, Tercüman gazetesinin ise en fazla köşe yazısı ve fotoğraf yayımlayan, keskinleştirme ve kızıştırma gibi yollarla iktidar lehine en fazla ideolojik üretim yapan gazete olduğu görülmüştür. Hürriyet gazetesi, ana akım habercilik anlayışına uygun şekilde, sansasyonel başlık, haber içerikleri ve fotoğraflarla öne çıkarak, çok satmayı hedefleyen, bunu yaparken de iktidarla ters düşmemeye özen gösteren bir sunum sergilemiştir. Sonuç olarak, gazetelerin siyasi iktidarla kurdukları ilişkiler ve yapısal konumları ideolojik üretimde temel belirleyiciler olarak rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler: Deniz Gezmiş ve arkadaşları, ölüm cezası, Britanya Kültürel Çalışmaları, ideoloji çözümlemesi, Türk basını After the 12 March 1971 Memorandum, a Martial Law Court, sentenced Deniz Gezmiş and his friends with death penalty. The aim of this study is to analyze the related news in Turkish press with respect to seizure, trail, and execution periods. Thus, the position the press with respect to political power and the role it assumed is explored from a critical perspective based on conceptualizations of Gramsci's "hegemony" and Althusser's "ideological state apparatus". The basic assumption of the study is that in coup d'état periods, the press is used as an ideological apparatus by the state in support of establishing a hegemony based on consent. Qualitative and quantitative analysis methods were used together in the study. In the quantitative analysis, news, columns, photographs, and cartoons in Cumhuriyet, Hürriyet, and Tercüman dailies were analyzed. In the qualitative analysis, ideological analysis based on the categorization of Stuart Hall et al. (1978), corresponding to cultural studies influenced by structuralism. As a result of the analysis, Tercüman, specifically served as an ideological apparatus by framing Deniz Gezmiş and his friends as "traitors". It was detected that Cumhuriyet was the newspaper that published the highest number of news stories about Deniz Gezmiş and his friends, whereas Tercüman published the highest number of columns and photographs, and thus producing more ideological support for the government through sharpening and agitation. Hürriyet, in compliance with mainstream journalism, presented sensational headlines, news contents, and photographs aiming at high sales and simultaneously avoiding a conflict with the government. It is concluded that relationships of newspaper with the government and their structural positions are the main determinants of their ideological production. Keywords: Deniz Gezmiş and his friends, death penalty, British Cultural Studies, ideological analysis, Turkish pressDoctoral Thesis A big data analytics based methodology for strategic market analysis / Büyük veri analitiği yöntemiyle stratejik pazar analizi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) MURAT ÖZEMREGünümüzün rekabetçi iş ortamı, şirketleri içinde bulundukları iş ortamları ile ilgili daha iyi tahmin yapmaya ve daha doğru kararlar almaya zorlamaktadır. Bu nedenle, stratejik pazar analizi şirketler için en kritik görevlerden birisi olmaktadır. Ancak, karar vericiler stratejik kararları vermeden önce ellerinde bulunan yüksek hacimli veriyi, farklı bakış açılarını da katarak iyice özümsemelidirler. Bu tez, Büyük Veri Analitiği kullanarak stratejik pazar analizi için bütünsel bir yöntem sunmaktadır. Sunulan yöntem, açık ticaret verilerinin kullanılması ve iki farklı makine öğrenme algoritması (Random Forest (RF) ve Yapay Sinir Ağları (YSA)) yardımıyla, ülkeler arasında ürün bazında ihracat hacmini tahmin etmektedir. Ardından, elde edilen sonuçlar stratejik pazar analizi yapmak için Boston Consulting Group (BCG) Matrisine dahil edilir. Önerilen metodolojinin etkinliğini göstermek için, İngiltere'ye buzdolabı ve dondurucu ihraç eden farazi bir Türk ve bir Çin şirketi üzerinde uygulanmıştır. Uygulamanın ardından elde edilen sonuçlara göre yönetsel çıkarımlar sunulmuştur. Today's competitive business environment forces companies to make better predictions and decisions for their business environments. Therefore, strategic market analysis is one of the most critical tasks for companies. However, business decision-makers should absorb the high volume of data with different views before making their strategic decisions. This dissertation presents a novel and holistic methodology for strategic market analysis by using Big Data Analytics. The proposed methodology of this dissertation employs two different machine learning algorithms, Random Forest (RF) and Artificial Neural Networks (ANN), to forecast the export volumes using an extensive amount of open trade data. Then, the forecasted values are included in the Boston Consulting Group (BCG) Matrix to conduct strategic market analysis. To demonstrate the effectiveness of the proposed methodology, two hypothetical case studies of a Turkish and Chinese company exporting refrigerators and freezers to the United Kingdom are considered and the managerial implications after implementing the proposed methodology are presented.Doctoral Thesis A cultural and relational approach to illegitimate tasks: A study from education sector / Meşru olmayan görevlere kültürel ve ilişkisel bir yaklaşım: Eğitim sektöründen bir araştırma(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2020) SERVER SEVİL AKYÜREKBu çalışma, günümüze dek kültürün ve sosyal ilişkilerin iş süreçlerindeki belirleyici etkisi gözönünde bulundurulmadan tartışılan meşru olmayan görevleri ve iki alt boyutunu (mantıksız ve gereksiz görevler) araştırmaktadır. Temel amaç, dikey toplulukçu kültürel değerler ve amirle ilişkilerin doğası kapsamında meşru olmayan görevlerin, çalışanın iş ve mesleki tutumlarını nasıl şekillendirdiğini keşfetmektir. Çoklu-yöntem kullanılan araştırmanın nitel aşamasında 28 öğretmenle yarı-yapılandırılmış mülakatla veri toplanırken, nicel aşamada toplam 521 öğretmene anket çalışması uygulanmıştır. Mülakat verileri tematik inceleme ile, anket verileri ise yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, gereksiz görevlerin çalışanın mesleki aidiyetini ve mesleki prestij algısını azalttığını, mantıksız görevlerin ise çalışanın işteki iyi halini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ancak, öngörülenin aksine rol boyutlarının (rol belirsizliği ve rol çatışması) anlamlı bir aracı etkisi bulunamamıştır. Öte yandan, kültürel değerlerin ve amirle etkileşimin bu süreçler üzerindeki etkileri anlamlı bulunmuştur. Sonuçlar, dikey toplulukçu değerleri yüksek çalışanların mantıksız görevlerin işteki iyi hal ve mesleki prestij üzerindeki olumsuz etkilerini daha az hissettiklerini göstermektedir. Benzer biçime, amirleriyle ilişkileri daha güçlü olan çalışanlar için mantıksız görevlerin işteki iyi hale verdiği zarar hafiflemektedir. Bu çalışma, örgütlerdeki ilişkisel ortamı ve kültürel değerleri göz önünde bulundurmanın meşru olmayan görevler ve iş stresi yazınına önemli kuramsal katkılar sağlayacağını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: meşru olmayan görevler, rol özellikleri, işyeri iyilik hali, mesleki özdeşleşme, mesleki itibar algısı, kültürel değerler, amir-çalışan etkileşimi. This study focuses on illegitimate tasks and its two dimensions, unreasonable and unnecessary tasks, which have been studied and discussed without considering the impact of relational context and cultural values on work processes. The main objective of this multi-method study is to explore how employee illegitimate task experiences have essential work and occupation-related consequences under the influence of vertical collectivist values and the nature of the supervisor-employee relationship. In the qualitative phase, data were collected from 28 teachers through semi-structured interviews, and in the quantitative phase, a survey was applied to 521 teachers. Thematic analysis was utilized to evaluate interview data whereas structural equation modeling was used for analysing the quantitative data. The findings suggest that unnecessary tasks significantly decrease employee's professional identification and perceived occupational prestige while unreasonable tasks reduce employee's work wellbeing. However, no mediation of role dimensions, role conflict and role ambiguity, was found between illegitimate tasks and these employee outcomes. Moreover, the moderation effects of cultural values and supervisor interaction were partially supported. That is, results show that employees with high vertical collectivist values feel a less negative effect of unreasonable tasks on their workplace wellbeing and occupational prestige. Similarly, if the supervisor-employee exchange is stronger, the adverse impact of unreasonable tasks on work wellbeing is alleviated. This study indicates that consideration of social relationships and cultural values at workplace can bring significant theoretical contributions to illegitimate task research and the general work stress literature. Keywords: illegitimate tasks, role attributes, professional identification, occupational prestige, workplace wellbeing, cultural values, supervisor-employee interactionMaster Thesis A novel power consumption model for cloud resource scheduling problem / Bulut çizelgelme problemi için yeni bir güç tüketimi modeli(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2024) ALPER KIZILBulut bilişim, hesaplama gücü, grafik hesaplama gücü, depolama, bant genişliği, veri tabanı ve yazılım hizmetleri gibi bilgi işlem kaynaklarının dinamik olarak internet üzerinden kullanıcılara sunulmasıdır ve hem büyük hem de küçük şirketler ile geliştiriciler için maliyet tasarrufu, uygulamalarda esneklik ve ölçeklenebilirlik, kolay erişilebilirlik, güvenilirlik ve kolay afet kurtarma gibi pek çok avantaj sağlar. Öngörülebilir gelecekte, bulut bilişime olan talebin artacağı açıktır. Bulut veri merkezleri, tasarımlarının gereği olarak, önemli miktarda enerji tüketirler. Dolayısıyla, küçük tasarruflar bile daha büyük ölçekte önemli enerji tasarrufuna yol açabilir. Karbon nötr ve yeşil bilişimin giderek daha önemli hale gelmesiyle, bulut bilişimdeki en önemli sorunlardan biri olan ve NP Zor Problemi olduğu kanıtlanmış bulut kaynak planlaması, teorik olarak sınırsız sayıda kullanıcıya hizmet verebilecek sınırlı sayıda bulut kaynağı için en iyi çözümü bulmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, farklı CPU mimarileri için güç tüketimi verilerini deneysel olarak toplanmış, bu deneysel verilerle yeni ve özgün bir güç modeli önerilmiştir. Ayrıca, Bulut Kaynak Planlama sorununda önemli iki metrik, toplam tamamlanma süresi ve güç tüketimi, farklı homojen ve heterojen veri merkezi senaryolarında farklı deterministik, sezgisel ve meta sezgisel tek amaçlı algoritmalar kullanılarak olası bir denge araştırılmıştır. Sonuçlar, belirli senaryolarda iki hedef arasında açık bir ödünleşim olduğunu göstermektedir. Bu senaryolar için, çok amaçlı ve tek amaçlı algoritmalar arasında bir karşılaştırma yapılmış ve ortak bir Pareto kümesi bulunmuştur. Cloud computing is the dynamic allocation of computational resources like compute power, graphics compute power, storage, bandwidth, database, and software services over the internet to the paying users and allows numerous benefits for both large and small companies as well as developers such as cost savings, flexibility and scalability in applications, easy-accessibility and convenient collaboration as well as reliability and easy disaster recovery. In the foreseeable future, it is clear that the demand for cloud computing will increase. Cloud data centres are, by their very design, substantial consumers of energy. Consequently, even minor savings can lead to substantial energy conservation on a larger scale. With carbon neutral and green computing becoming more and more prominent, one of the most critical problems in cloud computing is cloud resource scheduling, which is proven to be an NP-Hard Problem that aims to find the best solution for the limited number of cloud resources that can serve a potentially infinite number of users. This study collects power consumption data for different CPU architectures empirically and proposes a new novel power model based on this experimental data. Furthermore, two prominent metrics in the Resource Scheduling problem, mainly makespan and power consumption, are investigated for a possible trade-off in different homogenous and heterogenous datacenter scenarios using deterministic, heuristic and metaheuristic single objective algorithms. Results show a clear trade-off between the two objectives in specific scenarios. For these scenarios, a comparison between multi–objective and single-objective algorithms is made, and a common Pareto front is found.Master Thesis A study on modeling and solution methods of resource constrained project scheduling problems / Kaynak kisitli proje çizelgeleme problemlerinin modellenmesi ve çözüm yöntemleri üzerine çalişma(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2024) GÜLER ÖZTÜRK GÖRGÜLÜSınırlı kaynaklarla projelerin etkin yönetimi ve zamanlanması, günümüzün rekabetçi ortamında, organizasyonların projeleri zamanında, bütçe dahilinde ve kaynakları en iyi şekilde kullanarak teslim etme baskısı altında giderek daha kritik hale gelmiştir. Kaynak Kısıtlı Proje Zamanlama Problemi (RCPSP), bu zorlukların üstesinden gelmek için güçlü bir çerçeve sunar. Bu tez, mevcut RCPSP literatüründe belirlenen önemli boşlukları doldurmayı, özellikle sürekli zaman matematiksel modellerinin uygulanmasıyla ilgili eksiklikleri gidermeyi amaçlamaktadır. Kapsamlı bir literatür incelemesi, özellikle Çok Modlu Kaynak Kısıtlı Proje Zamanlama Problemleri (MRCPSP) için sürekli zaman yaklaşımlarını kullanan çalışmaların dikkate değer bir şekilde az olduğunu ortaya koymuştur. Bu boşluğu gidermek için, yenilikçi bir sürekli zaman matematiksel modeli geliştirilmiş ve bu model, kıyaslama problemleri kullanılarak doğrulanmıştır. Sonuçlar, modelin karmaşık çizelgeleme senaryolarındaki etkinliğini göstermekte ve ayrık zaman modellerine ve literatürdeki diğer sürekli zaman temelli modellere göre daha esnek ve ölçeklenebilir bir alternatif sunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, tez geleneksel yaklaşımların ötesine geçen çözüm yöntemlerini de araştırmakta ve bu çalışmalar, özgün bir sezgisel çözüm yöntemi geliştirilmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu yöntem, hesaplama verimliliğini önemli ölçüde artırırken etkili çözümler sunmaktadır. Ayrıca, mevcut veri setlerinin sınırlamalarını gidermek için yeni bir kıyaslama problem kütüphanesi oluşturulmuştur ve bu kütüphane, gelecekteki RCPSP ve ilgili alanlardaki araştırmalar için değerli bir kaynak sağlamaktadır. Effective management and scheduling of projects with limited resources has become critical in today's competitive environment, where organizations face pressures to deliver projects on time, within budget, and with optimal resource utilization. The Resource-Constrained Project Scheduling Problem (RCPSP) offers a powerful framework to address these challenges. This thesis aims to fill key gaps identified in the existing RCPSP literature, particularly regarding the application of continuous-time mathematical models. A comprehensive literature review revealed a notable scarcity of studies employing continuous-time approaches, especially for Multi-Mode Resource-Constrained Project Scheduling Problems (MRCPSPs). To address this gap, a novel continuous-time mathematical model was developed and validated using benchmark problems. The results demonstrate its effectiveness in handling complex scheduling scenarios, offering a more flexible and scalable alternative to traditional discrete-time models and other continuous-time-based models in the literature. Additionally, the thesis explores solution methods that extend beyond conventional approaches, culminating in the development of an original heuristic solution method. This method significantly enhances computational efficiency while providing effective solutions. Furthermore, a new benchmark problem library was created to address the limitations of existing datasets, providing a valuable resource for future research in RCPSP and related fields.Doctoral Thesis AB tek pencere sisteminin Türkiye dış ticaretinde pazarlama ve lojistik faaliyetlerine etkileri / Impacts of EU single window system on marketing and logistics activities in the foreign trade of Turkey(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2017) AHMET ÖZKENSon 40 yıldır dünya ticaretinin, liberal görüşlerin de etkisiyle giderek artan bir hızla küreselleşme eğilimine girdiği görülmektedir. Dünya ekonomisinde uzun bir süredir ülkelerin ticarette birbirine bağımlı olduğu görülmektedir ancak son yıllarda hava ve deniz taşımacılığında yaşanan gelişmeler insanların ve malların tüm dünyada hızlı bir şekilde dolaşımını kolaylaştırmıştır. Bunun yanında iletişim ve dijital haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler de küresel ticareti hızlandırmıştır. Küreselleşme dünyadaki tüm ülke ekonomilerinin bütünleşmesi anlamına gelmektedir bunun içinde para, mal ve emeğin hiçbir mali, bürokratik ve hukuki engele takılmadan ülkeler arasında dolaşabilmesi gerekmektedir. Ancak farklı ekonomik gelişmişlik düzeyine ve hukuki alt yapılara sahip birçok ülkenin dış ticarete katılmasıyla karmaşık bir hale gelen dünya ticaretinin düzenlenmesi, standart kurallara bağlanması ve bu kuralların uygulanmasında bağlayıcı ve zorlayıcı bir hukuksal mekanizma oluşturulmasını zorunlu kılmıştır. Bu amaçlara yönelik olarak 164 ülkenin de kabul ettiği ve üye olduğu, dünya ticaretindeki toplam payı %98 olan Dünya Ticaret Örgütü kurulmuştur. Bu aşamada en önemli hedef dünya ticaretindeki ithalat ve ihracat mallarına uygulanan vergi dışındaki her türlü engelin, gümrük tarifeleri ve kotaların kaldırılmasıydı. Zaman içinde bu hedeflere büyük ölçüde ulaşılınca dünya ticaret hacminde çok büyük artışlar meydana geldi. Bunlar sağlandıktan sonra ülkeler rekabet gücünü arttırabilmek için artık maliyet düşürücü yöntemler aramaya başladılar. Bunun içinde yapılması gereken en önemli şeyin; malların gümrüklerden hızlı bir şekilde geçmesi, müşteriye hızlı güvenli ve daha düşük maliyetle ulaştırılması, lojistik faaliyetlerinin iyileştirilmesi olduğu görüldü. Bu konuda yapılan çalışmalar ve dijital teknolojilerdeki büyük gelişmelerin sayesinde Tek Pencere Sistemi geliştirildi. Tek pencere Sistemi'nde ticarete konu olan malla ilgili izin ve onaylar karmaşık prosedürler gerektirmeden tek bir noktadan başvurularak alınabilmektedir. Bu uygulama sayesinde mükerrer veri girişlerine gerek duyulmaması belge sayısının ve prosedürlerin azaltılması, bilgilerin doğruluğunun kontrolünün sistem üzerinden kolaylıkla yapılması sayesinde işlemler düşük maliyetle, şeffaf, güvenli ve hızlı bir şekilde yapılabilmekte böylece hem zamandan hem de maliyetten tasarruf sağlanmaktadır. Sistemi uygulayan ülkelerde yatırım ortamının geliştiği ve uluslararası rekabet gücünün arttığı görülmektedir. Bu sistem halen dünyanın yarıya yakın ülkesinde uygulanmakta ve sisteme hızla diğer ülkelerde de geçilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada Tek Pencere sisteminin Türkiye'deki uygulamasının pazarlama ve lojistik faaliyetleri üzerine etkisi; ihracat, ithalat ve gümrük sektöründe faaliyet gösteren firmalarla anket yapılarak incelenmiştir. Çalışmanın anket analiz sonuçlarına göre Dış ticaret firmaları; tek pencere sisteminin gümrük işlemlerini hızlandırdığı, işlem maliyetlerini azalttığı ve ticari karlılığa olumlu katkısının olduğunu düşünmektedirler. Ayrıca uygulamadan dolayı hızlı çözümler alabildiklerinden dolayı müşteri memnuniyetinde de artış olduğunu söylemektedirler. Anahtar Kelimeler: Tek Pencere Sistemi, Dış Ticaret, Gümrük, Küreselleşme, Lojistik The past 40 years have witnessed the global trade has become increasingly globalized aided by the liberalization of trade policies around the world. The world economy has become increasingly interdependent for a long time however, in recent decades the process of globalization has accelerated due to the improved transportation in sea and air-travel, enabling movement of people and goods across the globe easily; and also the improved digital technology making easier to communicate. Globalization refers to global economic integration of many national economies into one global economy. It needs the removal of all trade barriers so that both capital and goods can flow freely between countries without any financial, bureaucratic and legal obstacles. However, the international trade has become more complicated by the involvement of a number of countries are at varying levels of economic development and have substantially different legal infrastructures. For this reason, international standard rules of law framework are established. The states which agreed and adopted this rules have been obliged by international law and agreements to regulate their trade policies that enhance competition. The World Trade Organization (WTO) hereby is established to regulate, policy and promote global trade and to penalize perceived anti-competitive behaviours. As of 2017 the WTO has 164 members and member states represented 98 % of global trade. The most important goal at first stage was to remove all kinds of barriers, customs tariffs and quotas except the tax applied to import and export goods of the world trade. In time, these targets have been achieved either fully or to a great extent and the world trade has increased dramatically. Once these goals are achieved, the countries started to look for new ways to reduce their costs of trade and to increase their competitive capacity and revenues. It has been that the most important thing to do this goods must be passed through customs quickly, transported safely with lower cost and so that logistic activities are improved. Thanks to the work done in this regard and great developments in digital technology, the Single Window System was developed to simplify the entire process and facilitate trade. The implementation of a Single Window System, enables the permissions and approvals for goods subject to trade can be obtained from a single point without the need for complicated procedures. Thanks to this implementation, it is possible to reduce the number of documents and procedures and to control the accuracy of the information through the system easily, so that transactions can be done with lower cost, more transparent, secure and fast so that both time and cost savings are achieved. The countries that implement the system seem to have improved investment climate and increased international competitiveness. This system is currently being implemented in the near half of the world, and the system is rapidly being introduced in other countries. The purpose of the study is to examine the effect of system on the marketing and logistics activities in Turkey from the firms involved foreign trade and customs operations. According to the results of the study's survey analysis; that the single window system accelerates customs transactions, reduces transaction costs, and positively contributes to commercial profitability. They also say that there is an increase in customer satisfaction as they can get quick solutions. Keywords: Single Window System, International Trade, Customs, Globalization, LogisticsMaster Thesis Acı, maruz kalış ve bağışlama: 12 eylül darbesinin sinema hafızası / Pain, suffering, and forgiveness: cinema memory of the september 12 coup(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2022) MURAT BARAN AKKUŞBu tez, Türkiye tarihinde halen tam olarak yüzleşilmemiş/iyileşmemiş bir hafıza yarası (travma) olan 12 Eylül Darbesini bir "acı olayı" olarak ele alıyor ve bu yarayı seksenli yıllarda Türkiye sinemasının hatırladıklarına bakarak yorumluyor. Tezin örneklemini unutulmaya yüz tutmuş ve bu yüzden daha da hatırlanması gereken, "unutuşun yedeğinde," anlattıklarının ve kaydettiklerinin tanınmasını bekleyen erken dönem "12 Eylül filmleri" oluşturuyor. Bu araştırmada, film metinleri, metinlerin bir şeyler sakladıklarını varsayan "şüpheci yaklaşım"la değil, bildikleri bir şeyler olduğuna inanan "aşırı okuma hermenötiği" ile yorumlanıyor. Bu yorumlama çalışması, üç ana kavrama dayanarak üç başlıkta toplanmakta: Acı olayı, maruz kalış ve bağışlama. 12 Eylül'ün belirleyici unsurlarından işkence meselesi, Elaine Scarry ve Joanna Bourke'un metinleri üzerinden ortaya konulan "acı olayı" kavramı aracılığıyla tartışılıyor. Paul Ricoeur felsefesinin işaret ettiği "maruz kalış" kavramı ise, 12 Eylül'ün bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı acıdan taşan depresyon ve yalnızlık gibi sonuçları açıklamak üzere rehber alınıyor. Yine Ricoeur felsefesinden yola çıkarak, 12 Eylül'ün acılarının ve maruz kalışlarının yarattığı öfkenin, utancın, kederin sonu olan "bağışlama" olgusunun, geleceğe konuşan bir anlatıyı şekillendirdiği iddia ediliyor. Tezin örneklemi "unutuşun yedeğinde" hatırlanmayı bekleyen Sen Türkülerini Söyle (Şerif Gören, 1986), Ses (Zeki Ökten, 1986), Su da Yanar (Ali Özgentürk, 1987), Av Zamanı (Erden Kıral, 1988), Kara Sevdalı Bulut (Muammer Özer, 1988) ve Bütün Kapılar Kapalıydı (Memduh Ün, 1989) filmlerinden oluşuyor. Acı, maruz kalış ve bağışlanma kavramlarının her biri üzerinden yorumlandıklarında, bu filmlerin 12 Eylül'ün hafızasına göz ardı edilemeyecek katkıları olduğu görülmekte. Bu filmlerin, yalnızca işlenen suçları, kaybedilen ve yası tutulması gereken arkadaşları hatırlamakla kalmayıp, 12 Eylül'ün mirası olan kederli bir hafızanın ufkunu işaret eden bağışlama konusunu da ele alarak "sinema-hafıza" görevini yerine getirdiği söylenebilir. Bunun yanı sıra, Türkiye'nin içinde bulunduğu özgürlük ve demokrasi krizine dair de önemli ipuçları taşıyan bu filmlerin oluşturduğu sinema hafızasında, geçmişe, şimdiye ve geleceğe konuşan, kendimizin ve başkasının acı dolu, kederli ama bir yandan da dirençli ve umut dolu sesi duyulabilir. This thesis considers the September 12 Coup, which is a memory wound (trauma) that is yet to be fully confronted/healed, as a "pain event" and interprets this wound through what Turkey's cinema remembers in the 80's. The sample of the thesis consists of early period "September 12 films" that are fading into oblivion, that are waiting in "the reserve of forgetting" to be remembered, to be recognized for what they told and recorded. In this research, the texts of the films are interpreted through "the hermeneutics of overreading" which believes that these texts know something rather than "the hermeneutics of suspicion" which assumes that they hide something. This hermeneutical analysis is based on three concepts under three headings: the pain-event, suffering, and forgiveness. Being one of the defining elements of September 12, torture is discussed through the texts of Elaine Scarry and Joanna Bourke which provide the concept of "the pain event". Paul Ricoeur's philosophy which points the way towards the concept of "suffering" acts as a guiding principle through which September 12's individual and social consequences such as depression and loneliness which exceed pain are explained. Ricoeur's philosophy once again provides a concept, the fact of forgiveness as the end of the anger, shame, and sorrow resulting from the pains and suffering of September 12. It is argued that forgiveness gives shape to a narrative which speaks to the future. The sample of the thesis consists of films waiting to be remembered in "the reserve of forgetting" which are Sen Türkülerini Söyle (Şerif Gören, 1986), Ses (Zeki Ökten, 1986), Su da Yanar (Ali Özgentürk, 1987), Av Zamanı (Erden Kıral, 1988), Kara Sevdalı Bulut (Muammer Özer, 1988) and Bütün Kapılar Kapalıydı (Memduh Ün, 1989). Interpreted through the concepts of pain, suffering, and forgiveness, it is shown that these films make invaluable contributions to the memory of September 12. It is argued that these films not only remember the crimes committed, the lost friends who we must mourn, but they also accomplish the duty of "cinema-memory" by considering the possibility of forgiveness which points toward the horizon of a sorrowful memory, the heritage of September 12. In addition, in the cinema memory that these films shape which provides clues about the crisis of democracy and freedom that Turkey is going through, there can also be heard a voice who speaks to the future, who belongs to ourselves and to each other, who is full of pain and sorrow but at the same time resilient and full of hope.Doctoral Thesis Aile işletmelerinde anayasalar ve getirdikleri bağlayıcı kuralların etkisi / Constitutions in family busi̇ness and the effect of their binding rules(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2018) ÖZGE TÜRKBAYAile işletmeleri konusu günümüzde gittikçe yaygınlaşmaya devam eden çalışmalarla kendine geniş bir yer edinmektedir. Değişen ekonomi koşulları ve dünya düzeni içerisinde ülkelerin ekonomilerinde büyük bir etkiye sahip olan aile işletmelerinin devamlılığını sağlayabilmek adına çözüm yolları geliştirmeye çalışılmaktadır. Aile anayasası bu yollardan biri olarak kabul görmektedir. Aile anayasası ciddi ve uzun bir çalışma sonucunda ortaya çıkarılan bir metindir ve uyulması beklenen kuralları kapsamaktadır. Türkiye'de aile anayasasına sahip olan işletme sayısının artması ile beraber literatür çalışmaları yaygınlaşmıştır. Çalışmada aile işletmelerinin konu edildiği, taraf olduğu, aile işletmesi üyelerinin taraf olduğu ve davaların unsurları arasında aile işletmelerinin bulunduğu ve temyiz mercii olan Yargıtay ve Danıştay'a temyizi için başvurulmuş davalar incelenmektedir. Davaların açılmasına sebep olan hususlar, anlaşmazlıklar ve talepler incelenerek bunlarla ilişkili aile anayasasında hangi koruyucu ve engelleyici önlemler ve kuralların oluşturulabileceği belirlenmiştir. Böylece hem aile işletmelerinin yargıya yansıyan sorunları irdelenmiş hem de benzeri sorunların oluşmaması için veya meydana gelmeleri halinde nasıl bir yol haritası izlenebileceğine ilişkin aile anayasasında olması öngörülen hususlar belirlenmiştir. Family business subject acquires to a wide range by the on going works that increasingly growing. In the changing economical conditions and the World order the solutions are being developed which ensure the continuity of family businesses that have a major impact on the economies of the countries. The family constution is one of these solutions. The family constution is a text that build with serious and long period of study and it holds the rules which are expected to be obeyed. In the study the cases about family businesses that appealed to the Supreme Court of Appeals and the Council of State are examined. In these cases, the family businesses are inolved as subjects, as parties or at least as elements. The issues, disputes and claims that led to the opening of the cases were examined to determine which relevant preventive and preventive measures and rules could be established in the family constitution. Thus, the problems faced by the family businesses in the judiciary have been examined and also the issues have been specified that must be part of the family constitution that offer a road map to follow to prevent the similar problems happen again or in case of they come to the scene.Doctoral Thesis Akademik girişimcilik yönelimi ve kariyer motivasyonu / Academic entrepreneurship orientation and career motivation(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) FİGEN SÜTAYAkademik girişimciliğin başlangıç noktası, bilim insanlarının kariyerleri boyunca edindiği bilgi ve deneyimleri ile gerçekleştirdikleri araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesi, ekonomik ve sosyal fayda yaratılması olarak ortaya konulmaktadır. Üniversitelerin öğretme ve araştırma ve misyonu ile ekonomik kalkınmanın uyumlaştırılması sonucu ortaya çıkan girişimci üniversite kavramı, akademik girişimcilik kavramına temel oluşturmaktadır. Bu çalışma akademik personelin girişimcilik niyeti ve girişimcilik yönelimlerini ayrıca bunlar üzerinde akademik personelin kariyer motivasyonu ve kariyer başarısı etkilerini araştırmaktadır. Araştırma verisi, Kasım 2017 ve Şubat 2018 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) bünyesinde fakültelerde çalışan 1425 akademik personel ile gerçekleştirilen, ve 81 cevabın elde edildiği online anket ile toplanmıştır. Araştırma yöntemi olarak; betimsel istatistiksel teknikler, güvenilirlik analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu regresyon analizi, pearson korelasyon analizi, scheffe çoklu karşılaştırma testi gibi analiz teknikleri kullanılmıştır. Bu tez, akademik girişimcilik araştırmalarına, akademik girişimcilik niyeti ve yönelimi ile kariyer motivasyonu ve başarısı arasındaki ilişkiye ışık tutarak katkıda bulunmuştur. The starting point of academic entrepreneurship is the commercialization of research results and the creation of economic and social benefits through the knowledge and experience of scientists during their careers. The concept of entrepreneurial university, which emerged as a result of the harmonization of economic development with the teaching and research mission of universities, forms the basis of the concept of academic entrepreneurship. This study explores the academic entrepreneurial intention and entrepreneurial orientation of academic staff, as well as the effects of academic staff on career motivation and career success. The data of the study was collected by an online questionnaire which was conducted with 81 of 1425 academic staff working in faculties of Dokuz Eylül University, between November 2017 and February 2018. Statistical analyses included: descriptive statistical techniques, reliability analysis, t-test, one-way analysis of variance, multiple regression analysis, pearson correlation analysis, scheffe multiple comparison test. This thesis contributes to academic entrepreneurship research by shedding light on the relationship between academic intention and orientation, and the motivation and success of career.Doctoral Thesis Aktörlerin gözünden aile işletmelerinin kurumsallaşamama sebeplerinin incelenmesi / The investigation of the reasons of non institutionality of family enterprises through the eyes of the actors(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2017) MUSTAFA İDUĞBu çalışmanın temel amacı, aile işletmelerinde kurumsallaşma sürecinde yaşanan sorunların irdelenmesi ve kurumsallaşamamaya neden olan faktörlerin incelenmesidir. Çalışmada öncelikle, yapılan yazın araştırması ile aile işletmeleri ve aile işletmelerinde kurumsallaşma kavramları tanımlanmış, daha sonra aile işletmelerinde kurumsallaşma sürecinde yaşanan sorunlar ve kuramsallaşmaya engel olan sebepler değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, bu çalışmada aile işletmeleri kavramı, kurumsallaşmanın ilkeleri, aile işletmelerinin olumlu ve olumsuz yönleri, kurumsallaşmanın önündeki temel engeller incelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise, önceden belirlenmiş olan aile işletmelerinde çalışan ile üyeleri, sahip yöneticiler, görev yapan diğer personel ve profesyonel yöneticilerden oluşan farklı gruplar üzerinde nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak görüşme yapılan katılımcılardan kurumsallaşma, sürdürülebilirlik, kurumsal işletme yapısını oluşturan unsurlar ve kurumsallaşmanın önündeki engeller gibi konularda bilgi elde edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen görüşme raporları içerik analizine tabi tutulmuş ve bu analizler neticesinde çalışmanın temel konusu ve ana kavramları çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. The aim of this study is to investigate the problems of institutionalization process in family businesses and to examine the main causes, problems and barriers that prevent the family businesses to be institutionalized. In the study, firstly a preliminary literature study had been done and in the light of the literature, the concepts of family business, institutionalization and institutionalization of family businesses were defined. Then, the basic problems of institutionalization in family business and the barriers for institutionalization were evaluated. In this framework, this study examined the concepts of family business, institutionalization, the principles of institutionalization, the positive and negative sides of family businesses and the barriers that prevent institutionalization of family businesses. In the application part of the study, a qualitative research had been conducted on a group of participants working in family businesses as employees, family members, professional managers, and owners. In this research, interview method was utilized in order to obtain information regarding the opinions of the participants in terms of institutionalization enhancing sustainability in family businesses, the factors that establish institutionalized management structure and the barriers or causes that prevent the family businesses to be institutionalized. The data obtained from the interviews were analyzed via content analysis and as a result of these analysis general evaluations were provided regarding the main purpose and concepts of the study.Master Thesis An assessment model proposal forsmart and sustainable neighbourhood / Akıllı ve sürdürülebilir mahalleler içinbir değerlendirme modeli önerisi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2024) DUYGU ÇINAR UMDUBu çalışmada, kıyı, Ege ve Akdeniz bölgeleri ile bölgesel, benzer iklim ve coğrafi koşulları paylaşan şehirler için mahalle sürdürülebilirliği ve akıllılığına dayalı bir kentsel model ele alınmıştır. Net Sıfır tanımının doğduğu ve benimsendiği günümüzde NSEM (Net Sıfır Enerji Mahalle) Modeli olarak adlandırılan bu mahalle-şehir modeli hem sürdürülebilir hem akıllı hem de dayanıklı bir kentsel süreç sunmayı hedeflemektedir. Çevresel, sosyal ve mekânsal bağlamda mahalle birimi üzerinden, idari ve ekonomik bağlamda şehir yönetimlerinin (belediyeler) planlama ve denetimi altında analiz edilen bir model üzerinde çalışılmıştır. Çeşitli ölçümler, analizler ve karşılaştırmalar sonucu özelikle Türkiye'nin ılıman iklime sahip kentsel alanları için bir model önerisi sunulmuştur. This study considers an urban model based on neighborhood sustainability and smartness for cities with similar climates and conditions in the coastal, Aegean, and Mediterranean regions. Today, when the definition of Net Zero was born and adopted, this neighborhood-city model, the NZEN (Net Zero Energy Neighborhood) Model, aims to offer a sustainable, smart, and resilient urban process. It was studied using a model analyzed through the neighborhood unit in the environmental, social, and spatial context and under the planning and control of the city administrations (municipalities) in the administrative and economic context. As a result of various measurements, analyses, and comparisons, a model proposal has been presented, especially for urban areas with a temperate climate in Turkey.Doctoral Thesis An efficient model for representing sparkle effects in automotive paints / Araba boyaları üzerinde sedefli ışıltı etkisini temsil eden verimli bir model(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2020) SERMET MİROtomotiv endüstrisi için araba boyası plakalarının görüntülemesini tahminleme oldukça zahmetli ve önemli bir süreçtir. Araba boyası üreticileri plakaların görüntülemesini gerçekleştiren uygulamalara karşı ticari bir ilgi duymaktadır ve birçok bilgisayar grafikleri araştırmacısı bu bağlamda çözüm sunan modeller ortaya koymuştur. Fakat araba boyasının son görüntü üzerinde etkili olan çok katmanlı ve mikroskobik yapısı gereği, bu alan hala araştırmaya açıktır. Gerçek bir araba boyası materyali örnek bir ışık kaynağı altında perdah, parıltı ve gölge, renk değişkenliği ve sedefli ışıltılar gibi etkiler göstermektedir. Sonuç olarak, gerçekçi bir şekilde görselleştirilmiş bir uygulama çıktısı da aynı koşullar altında benzer etkiler görülmelidir. Sedefler ve renk değişimi gibi etkiler, materyal içerisindeki mikroskobik sedefler üzerinde gerçekleşen saçılım nedeniyle oluşmaktadır ve ışık süreç içerisinde birden fazla sedef ile etkileşebilir. Bu problem çoklu saçılım problemi olarak adlandırılmaktadır ve hesaplama açısından oldukça masraflıdır. Verimli bir model bu tarz problemleri kabul edilebilir bir hızla çözebilmelidir. Bu tez çalışmasında, plakanın görüntüsünü oryantasyona bağlı olarak çözümleyen yaklaşımsal bir model önerilmiştir. Çoklu saçılım hesaplamasında enerjinin korunumu yasası göz önünde bulundurularak denklemleri basit ve doğru bir şekilde çözen ekleme-çıkarma yöntemi kullanılmıştır. Tez aynı zamanda deneysel ve istatistiksel analizlerle çözümlerle çıktıların doğruluğunu test etmektedir. Predicting the appearance of the car paint coatings is an expensive and crucial process for the automotive industry. Car paint manufacturers have commercial interest in tools that can visually simulate the appearance of the coatings to speed up their production phase and many models have been proposed by computer graphics researchers in this regard. However, due to the nature of the car paint coating which is composed of multiple layers and microscopic features that affect the final appearance, this area remains as an open research problem. A real car paint structure shows the effects of gloss, glitter, shade, color shift and sparkling under some sample light. Consequently, in a realistically rendered output we must observe these effects under similar conditions. The sparkle and color shift effects are the result of the scattering caused by the microscopic flakes and the light may interact with multiple flakes during its scattering process. This problem is named as the multiple scattering problem which is computationally costly and an efficient model should solve this problem at adequate speed. In this thesis study, an approximate model is presented to simulate the appearance of the coatings from their orientation. The Radiative Transfer Equation is used for the representation of the multiple scattering, and it is computed with the Adding-Doubling method to provide the computational simplification and accuracy. The thesis also covers empirical and statistical analysis to ensure the correctness of the outputs.Master Thesis Analysis of M/G/1 and M/M/s make-to-stock production systems / M/G/1 ve M/M/s stoğa-üretim sistemlerinin analizi Yazar:SİNEM ÖZKAN(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2022) Sinem ÖzkanÇoğu gerçek hayattaki üretim-envanter sistemleri, rassal üretim ve talepler arası varış sürelerine sahiptir. Üretim ve envanter maliyetlerini en aza indirmek için bu tür sistemlerin performans değerlendirmesi ve etkin kontrolü hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada, çeşitli stoğa-üretim sistemlerinin üretim-envanter kontrol problemleri ele alınmıştır. İlk olarak, tek bir üretim birimine, üretime başlama ve kayıp satış maliyetlerine sahip tek tip ürün üreten stoğa-üretim sistemleri incelenmiştir. Üretim sürelerinin bağımsız, özdeş ve genel bir dağılıma sahip olduğu, taleplerin ise durağan bir Poisson sürecine göre geldiği varsayılmıştır. Üretim ve dolayısıyla envanter, ardısmarlamalı sistemler için eniyi olduğu bilinen iki kritik sayı politikası tarafından kontrol edilmektedir. Ele alınan sistem tek tip ürünün üretildiği M/G/1 stoğa-üretim kuyruğu olarak modellenmiştir. Üretime başlama maliyeti ihmal edilebilir olduğu durumda, durum vektörünün kararlı durum dağılımı kuyruk teorisine dayalı bir yaklaşımla bulunmuştur. Üretim başlangıç maliyeti olan sistemler için, biri durağan durum dağılımını bulan, diğeri ise doğrudan uzun dönem beklenen ortalama maliyeti hesaplayan iki farklı yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntemler yarı-Markov ve yenileme teorilerine dayanmaktadır. Ayrıca, iki kritik sayı politikasının kontrol parametrelerini hesaplamak için bir yaklaşım önerilmiştir. Sayısal sonuçlar, önerilen yaklaşımın birçok durumda eniyiye yakın performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bildiğimiz kadarıyla, bu çalışma, kayıp satışlı M/G/1 stoğa-üretim sistemlerini analiz eden ilk çalışmadır. İkinci olarak, üretim sürelerinin Markov yapıda olduğu birden çok sunuculu stoğa-üretim sistemleri ele alınmıştır. Genişletilmiş iki kritik sayı politikası tarafından kontrol edilen M/M/s tek ürünlü stoğa-üretim sistemleri için, sırasıyla gömülü Markov zincirleri ve yenileme analizleri ile durağan durum dağılımı ve beklenen ortalama sistem maliyeti hesaplanmıştır. Analizler hem kayıp satışlı hem de ardısmarlamalı sistemler için ayrı ayrı yapılmıştır. Son çalışmada hem kayıp satışlı hem de ardısmarlamalı durumlar için çok ürünlü M/M/s stoğa-üretim sistemleri ele alınmıştır. İlk önce eniyi üretim politikalarının davranışını araştırmak için dinamik programlama formulasyonlarını geliştirilmiştir. Dinamik programlama formulasyonunun sonuçlarının alınmasının uzun sürmesi nedeniyle, alternatif sezgisel üretim politikaları önerilmiştir. Bu politikalar, çok ürünlü tek sunuculu stoğa-üretim sistemleri için önerilen mevcut politikaların çok sunuculu uzantılarıdır. Kapsamlı bir sayısal çalışma ile sezgisel politikaların performansları değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır. Most real-life production-inventory systems experience random production and inter-demand-arrival times. To minimize the production and inventory related costs, performance evaluation and effective control of such systems are vital. This thesis addresses production-inventory control problems of several make-to-stock systems. We first consider a single-item make-to-stock system with a single production unit and production start-up and lost sales costs. Production times are independent and identically distributed general random variables and demands are generated according to a stationary Poisson process. Production and hence inventory are controlled by the two-critical-number policy, which is known to be optimal for the backordering case. We model the system as an M/G/1 single-item make-to-stock queue. With a queueing theory-based approach the steady-state distribution of the state vector is calculated when the production start-up cost is negligible. For the systems with production start-up cost, we develop two different methods that one finds the steady-state distribution, and the other directly calculates the long-run expected average cost. The developed methods are based on semi-Markov and renewal theories. Furthermore, an approximation to calculate the control parameters of the two-critical-number policy is proposed. Numerical results reveal that the proposed approximation performs near-optimal in numerous instances. To the best of our knowledge, this study is the first to analyze M/G/1 make-to-stock systems with lost sales. Secondly, we extend the first study by considering multi-server make-to-stock systems with Markovian production times. For M/M/s single-item make-to-stock systems controlled by the extended-two-critical-number policy, we calculate the steady-state distribution and expected average system cost with analyses based on embedded Markov chains and renewal theory. The analyses are conducted separately for both lost sales and backordering cases. In the last study, we consider multi-item M/M/s make-to-stock systems for both lost sales and backordering cases. We first develop the dynamic programming formulations to investigate the behavior of the optimal production policies. Due to the curse of dimensionality, we propose alternative heuristic production policies. These policies are multi-server extensions of the existing policies defined for multi-item single-server make-to-stock systems. With an extensive numerical study, we evaluate and compare the performances of the heuristic policies.Doctoral Thesis Analyzing the impact of corporate governance on sustainability disclosure using a GRI based evaluation methodology / Kurumsal yönetişimin sürdürülebilirlik açıklamaları üzerindeki etkisinin GRI temelli değerlendirme metodolojisi kullanarak analizi(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2018) BENGÜ YARDIMCIMevcut araştırma, kurumsal yönetim faktörlerinin, şirketlerin sürdürülebilirlik açıklamaları düzeyine etkisini, yeni oluşturulan GRI tabanlı değerlendirme yöntemini kullanarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemi, Borsa İstanbul'da işlem gören ve sürdürülebilirlik uygulamaları hakkında açıklamalarda bulunan 79 şirketten oluşmaktadır. Araştırma problemlerinin çözümüne yönelik analizler için hem nicel, hem de nitel yöntemler kullanılmıştır. Şirketler tarafından sağlanan sürdürülebilirlik açıklamasının düzeylerinin incelenmesi, açıklanan bilgilerin farklı sektörlerdeki şirketler arasında önemli ölçüde değiştiğini göstermektedir. Ayrıca, çalışma, kurumsal sürdürülebilirlik komitesinin varlığının, firma büyüklüğünün, halka açıklık oranının ve sektör türünün, Türkiye'deki kurumsal sürdürülebilirlik açıklamalarının üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular, sürdürülebilirlik açıklamasına ilişkin ortaya çıkan eğilimleri, mevcut uygulamalar hakkında bilgi sağlayarak açıklamaktadır. Ayrıca bu çalışma, gelişmekte olan bir ülkede, hem sürdürülebilirlik açıklama düzeyini ölçen yeni bir sistem önerisinde bulunması, hem de şirketlerin sürdürülebilirlik bilgilerini açıklama düzeyleri ile kurumsal yönetim ve şirkete özgü faktörler arasındaki ilişkiyi ortaya koyması nedeniyle, literatüre katkıda bulunmaktadır. The current research study aims to analyze the impact of corporate governance factors on the level of sustainability disclosure, using a newly constructed GRI based evaluation methodology. The sample of the study is composed of 79 companies, which are listed in Borsa Istanbul and disclosing information on sustainability practices. The quantitative and qualitative methods are employed for the data analysis in order to provide the best understanding of the research problems. The examination of the levels of sustainability disclosure provided by companies reveals that the information disclosed varies significantly among the companies in different sectors. Additionally, the study finds that the existence of corporate sustainability committee, firm size, free float rate and the type of industry have significant influences on corporate sustainability disclosure practices in Turkey. These findings present the emerging trends and practices related to sustainability disclosure by providing a knowledge about the current applications for the policy-makers. Moreover, this study contributes to the literatüre, since it proposes a new evaluation system that measures the level of sustainability disclosure, as well as reveals the association between the level of sustainability disclosure and factors of corporate governance and firm-specific factors in a developing country.Master Thesis Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde sendika üyelik güvencesi / Trade union membership assurance in the constitution and international contracts(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2023) GÖKBEN GÜLERSendika üyeliği hem ulusal alanda hem de uluslararası alanda birçok düzenlemeye konu olmuştur. İlk kez 1961 Anayasası ile Anayasal bir güvenceye kavuşan sendika üyeliği, uluslararası alanda hazırlanan birçok sözleşme ile de uluslararası bir güvenceye sahip olmuştur. Çalışmamızda Anayasalarımızda ve Uluslararası Sözleşmelerde düzenlenen üyelik güvenceleri ile birlikte önemli güvenceler düzenlemeleri açısından, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu da incelenmiştir. 6356 sayılı Kanun kapsamında tipik iş sözleşmeleri ile çalışan işçilerin sendika üyeliği yanında tüm dünyada çalışma hayatında giderek artan atipik çalışma ilişkileri detaylı bir şekilde incelenerek atipik iş sözleşmeleri ile çalışan işçilerin sendika üyeliği ve bu konuda bazı ülkelerin tutumları açıklanmıştır. Trade union membership has been the subject of many regulations both nationally and internationally. Trade union membership which gained a constitutional guarantee for the first time with the 1961 Constitution, has also gained an international guarantee with many conventions prepared in the international arena. In our study, as well as membership guarantees which arranged in our Constitutions and International Agreements, Collective Bargaining Law No. 6356 and the Law on Public Servants Unions and Collective Bargaining No. 4688 have also been examined due to important guarantees regulations. Within the scope of the Law No. 6356, the union membership of the workers working with typical employment contracts, as well as the increasing atypical working relations in the working life all over the world, were examined in detail and the trade union membership of the workers working with atypical employment contracts and the attitudes of some countries on this issue were explained.Master Thesis Asymmetric climate policies: Impacts and implications for trade and environment / Asimetrik iklim politikaları: Ticaret ve çevre için etkileri ve sonuçları(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2024) EFE DEMİRNet sıfır ve iklim nötrlüğü hedefleri gibi iddialı küresel iklim hedefleri, çevre düzenlemelerinin sıkılığının artmasına yol açmıştır. İklim hedeflerine küresel anlamda ulaşılması gerekse de düzenlemeler sadece belirli bölgelerde uygulanmaktadır. Dünyanın bir kısmı iklim düzenlemelerini giderek daha sıkı şekilde uygularken, diğer bir kısmı ise iklim değişikliğine aynı hassasiyetle tepki vermemektedir. Ülkeler arasında çevre düzenlemelerindeki asimetri, kirlilik sığınaklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada dünyanın en sıkı Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) olan Avrupa Birliği ETS'si (AB ETS) ticaret kanalı ile karbon sızıntısı açısından incelenmiştir. Karbon yoğun en önemli üç ürün olan çimento, demir-çelik ve alüminyum ürünlerinin AB ETS bölgesine ithalatı, AB ETS'sinin başlatıldığı 2005 yılından 2021 yılına kadar analiz edilmiştir OECD Çevresel Sıkılık Endeksi'ni bağımsız bir değişken olarak dahil ederek ticaretin çekim modeli kullanmıştır. AB ETS'de yer alan her ülke bireysel sistemler olarak ele alınmıştır. Bireysel sistemlerden elde edilen sonuçlar, modelin toplam AB düzeyinde yürütülmesiyle de doğrulanmıştır. En Küçük Kareler (EKK) yaklaşımının yanı sıra Tamamen Geliştirilmiş EKK, Dinamik EKK ve Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif yaklaşımları kullanılarak sağlamlık sağlanmıştır. Sonuçlar, çimento ve demir-çelik için AB ETS bölgesine ithalat kanalı yoluyla karbon sızıntısını doğrulamakta ve bireysel veya kıta bazlı işleyen ETS'ler yerine tek tip bir ETS'ye sahip olmanın önemini vurgulamaktadır. Ambitious global climate targets such as net zero and climate neutrality goals led to an increase in the stringency of environmental regulations. Although climate targets need to be achieved globally, regulations are being implemented only in various countries. One part of the world is applying climate regulations with increasing stringency while the other part is not responding to climate change with the same level of sensitivity. This asymmetry in environmental regulations among countries has led to the emergence of pollution havens. In this study, the strictest Emission Trading System (ETS) in the world, the European Union ETS (EU ETS), has been examined in terms of carbon leakage via trade channel. The import of the three most significant carbon-intensive products, cement, iron & steel and aluminum, to the EU ETS region has been analyzed from the initiation of the EU ETS in 2005 to 2021. Gravity model of trade has been utilized by incorporating the OECD Environmental Stringency Index as an independent variable. Each country participating in the EU ETS have been treated as individual systems. The results obtained from individual systems also validated by conducting the model at the aggregate EU level. In addition to employing Ordinary Least Squares (OLS) approach, robustness was provided by employing Fully Modified OLS, Dynamic OLS, and Autoregressive Distributed Lag (ARDL) approaches. The results validate carbon leakage for cement and iron & steel via the import channel to the EU ETS region, while highlighting the importance of having a uniform ETS instead of individually or continent-based functioning ETSs.Doctoral Thesis Bankacılıkta kanal yönetimi stratejileri ve Türkiye uygulamaları / Channel management strategies at banking and Turkey applications(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2016) TUNCAY ARISOYBankacılık da dâhil birçok sektörde teknolojiye adaptasyon konusu Teknoloji Kabul Modeliyle (TAM) incelenmiş, bu çalışmalarda ana model birçok dış değişkenle test edilmiş, söz konusu dış değişkenlerin kullanım isteğini ne kadar etkilediği veya etkilemediği deneysel çalışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışmasının literatüre katkıları, TAM Modelin performansını artırmak için bankaların teknoloji tabanlı bir dağıtım kanalına yatırım yapmadan önce (Tam Modeli öncesinde) ne gibi hazırlıklar yaptıkları, kullanışlık ve kullanım kolaylığına yönelik bakış açılarını nasıl geliştirdikleri ve bu konuda ne gibi özendirici tedbirler aldıkları, bu çalışmaların nerelerinde eksikliklerinin olduğu, hatalı planlamalarının var olup olmadığı, mevzuat ve regülasyonların çalışmalarını nasıl etkilediği, kurum içi eğitim çalışmalarında nelere dikkat ettikleri, insan kaynağı sermayesini nasıl planladıkları, inovasyonların ne kadarının müşteri ile birlikte ve ne kadarının kapalı oluşturulduğu yarı yapılandırılmış görüşme yaklaşımı ile araştırılmış ve yapılan mülakat çerçevesinde verilen cevaplar nitel analiz yöntemleriyle Nvivo bilgisayar programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda çok sayıda bulgu elde edilmiştir. Söz konusu bulgulara göre Modelin performansını artırmak için teknoloji tabanlı bir dağıtım kanalına yatırım yapmadan önce bankaların insan kaynaklarını, teknolojik alt yapılarını, uygulanan regülasyonları, organizasyonun şeklini, eğitim çalışmalarını, çalışanlarının "müşterinin isteği ne" sorusunu ön planda tutup tutmadıklarını, müşteriler ile "bağlantılı ve kapsayıcı" olup olmadıklarını ve son olarak da coopetition çalışmalarını gözden geçirmeleri önerilmektedir. Various studies in many sectors, including banking, have examined the technological adaptation issue by using Technology Acceptance Model (TAM), have tested main model against different external variables and through experimental studies, have tried to find out the extent to which those external variables affect usage preferences. This study contributes the literature, elaborates on issues such as, banks' preparation process before engaging in an investment concerning technology-based distribution channels (before TAM model), how banks improve their viewpoints with respect to practicality and suitability and what sort of incentives they offer in this regard, deficiencies in these efforts, whether there are erroneous planning or not, how laws and regulations affect processes, which points they emphasize in vocational training programs, how they use their human resources, and to what extent innovations are developed in touch with clients, through semi-structured interview approach and assesses the answers received in interviews via qualitative analysis methods by using Nvivo computer program. A deep interview counducted within this study resulted in many findings which suggest that in order to improve the performance of the Model, before investing in a technology-based distribution channel, banks should first review and reconsider their human resources, technological infrastructure, regulations of the field, type and shape of their organizational structure, vocational training programs, whether or not employees prioritize the question: "What does the client want?", whether they're "connected and inclusive" with their customers, and finally, coopetition studies.Master Thesis Barriers in cement industry towards circular economy / Döngüsel ekonomiye doğru çimento endüstrisi önündeki engeller(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2024) UĞUR AYDINBetonun ana elemanı olan çimento, ekonomik büyüme ve uygarlaşmada önemli bir yer tutan endüstriyel üründür. Ancak, üretimi yoğun enerji tüketimine, çevre kirliliğine ve yoğun CO2 emisyonuna sebep olmaktadır. Çimento endüstrisinde döngüsel ekonomiye geçişin başarısı ve sürdürülebilir üretimi hızlandırabilmek için temel engellerin anlaşılması ve tanımlanması önemlidir. Bu bakış açısı altında, bu çalışma çimento endüstrisinin döngüsel ekonomiye geçişte karşılaşacağı zorluklar ve engelleri tanımlamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, bilimsel araştırma sonuçlarını ve iş dünyası pratik ölçütlerini entegre eden bütüncül bir model kurgulamak amacıyla sistematik literatür taraması ve odak grup çalışma sonuçları kullanılmıştır. Çimento sektöründe döngüsel ekonomi uygulamalarını hızlandıracak sonuçları ortaya çıkarmak için kullanılacak, 6 grup altında toplam 18 engel bulunmuş ve aralarındaki sebep-sonuç ilişkileri açığa çıkarılmıştır. Çimento endüstrisinde döngüsel ekonomi hakkında birçok çalışma olmasına rağmen çimento prosesine girdi olarak kullanılacak farklı alternatif malzemelerin teknik ve laboratuvar çalışmalarına odaklanılmıştır. Çimento sektörünü döngüsel ekonomiye geçişten geri tutan engellerin çalışılmış olması, bu çalışmayı orijinal yapmaktadır. Anahtar Kelimeler: sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, çimento, dematel, engeller Cement, serving as the primary ingredient in concrete, plays a pivotal role in industrial development and societal progress. However, its production is marked by high energy consumption, environmental pollution, and significant CO2 emissions. This study adopts the perspective to explore the challenges and barriers facing the cement industry in transitioning to a circular economy. It aims to define the causal relationships among these barriers and identify practical implications necessary to overcome them. To achieve a comprehensive understanding, the study integrates results from a systematic literature review and focus group study. The DEMATEL method is employed to elucidate the causal relations between various factors. A total of 18 barriers, organized into six clusters, have been identified. These findings are intended to inform managerial decisions and accelerate the adoption of circular economy applications in the cement business. While existing studies on circular economy in cement focus on technical and laboratory aspects related to the use of alternative materials, this study stands out by examining and revealing the barriers hindering the cement sector's transition to circular economy practices, making it a novel and unique contribution to the field. Keywords: sustainability, circular economy, cement, barriers, challengesDoctoral Thesis Bir sosyal medya platformu olarak instagram kullanım güdüleri: Kullanıcıların kimlik sunumu üzerine bir araştırma / Motives for instagram usage as a social media platform: A research on the identity presentations of users(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2019) EZGİ SAATCIOĞLUSosyal medya kullanıcıları, birtakım psikolojik ve sosyal güdülerle sosyal medyada kimlik sunumları gerçekleştirmektedirler. Bu çalışma, birincil olarak sosyal medya kullanıcılarının bir fotoğraf/video paylaşım platformu olan Instagram'ı kullanım güdülerini cinsiyet, yaş ve kimlik stilleri temelinde karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ikincil amacı ise Instagram kullanıcılarının platformu kullanım güdüleri temelinde gerçekleştirdikleri farklı kimlik sunumlarını belirlemektir. Çalışma, nicel tasarıma sahip olup veriler, anket tekniğiyle çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırma evrenini Instagram kullanıcıları oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi, olasılıklı olmayan örneklem seçimi yöntemlerinden uygunluk örneklemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya 206 kadın ve 182 erkek olmak üzere toplam 388 Instagram kullanıcısı katılmıştır. Araştırma sonucunda; erkek katılımcıların ve kadın katılımcıların Instagram kullanım güdülerinin düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ancak yaş ile arşivleme, kaçış ve gözetleme güdüsünün düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre yaş arttıkça arşivleme, kaçış, gözetleme güdüsünün düzeyi azalmaktadır. Bilgi yönelimli kimlik stilinin düzeyi ile sosyal etkileşim ve gözetleme güdüsünün düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki vardır. Karmaşa yönelimli kimlik stilinin düzeyi ile kaçış güdüsünün düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmanın ikincil amacı doğrultusunda Instagram kullanıcılarının platformu kullanım güdüleri temelinde kimlik sunumlarını belirlemek üzere kümeleme analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda Instagram kullanıcılarının Çok Yönlüler ve İçe Dönükler olmak üzere iki farklı kimlik sunumu gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Social media users are motivated by socio-psychological motives. While using social media platforms, individuals present their identities. This study aims primarily to consider social media users' use of Instagram, a photo/video sharing platform, comparatively on the basis of sex, age, and identity styles. The secondary purpose of the study is to determine the different identity presentations of Instagram users, based on their motives of platform usage. The study has a quantitative research design, and the online survey technique was utilized for data collection. Instagram users make up the research universe. The survey sample was determined by convenience sampling. Total of 388 questionnaires (206 women, 182 men) were obtained. As a result of the study it's determined that there's no statistically significant difference between males and females. However there's a statistically significant relationship between age and the level of archiving, escapism, peeking motives. Accordingly, as age increases the level of archiving, escapism, surveillance motives decrease. There's a statistically significant relationship between the level of information-oriented identity style and the level of social interaction and surveillance motives. There's also a statistically significant relationship between the level of the diffuse-avoidant oriented identity style and the level of escapism motive. Finally, as a result of the cluster analysis, it's determined that the participants perform two types of identity presentations namely; Versatiles, and Introverts.Master Thesis Büyükşehir belediyelerinde mezarlıkların işletilmesi ve verimli kullanılması ekseninde iç denetim mekanizmasının rolü ve etkileri / The role and effects of internal audit mechanism in the management and efficient use of cemeteries in metropolitan municipalities(Yaşar Üniversitesi / DOKTORA, 2021) GÖKHAN TEMİZGünümüzde küreselleşme ve teknolojinin gelişimiyle birlikte, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kamu mali ve idari yönetiminde değişikliklere gidilmiştir. Bu gelişmeler, yeni yapılanmada; iç denetimin var olmasını da gündeme getirmiş, özellikle kamu kuruluşlarında kurumsal yönetime geçilmesi, etkin bir iç denetim mekanizmasının olmasını gerekli kılmıştır. Bu bağlamda; ülkemizdeki Büyükşehir Belediyeleri bünyesinde bulunan İç Denetim Birim Başkanlığı'nın, Mezarlıklar Daire Başkanlığı'nın iç denetim mekanizması marifetiyle denetlenmesi; mezarlıkların yönetimi, işleyişi, faaliyetleri, kullanılması gibi hususlarda çok önemli bir rol üstlendiği ve yapılan tüm faaliyetlerde iç denetim mekanizmasının temel fonksiyonları yadsınamaz bir gerçektir. Bu tez çalışmasında iç denetim mekanizmasının; Mezarlıklar Daire Başkanlığı'na bağlı birimlerinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin kontrolünde, olası eksik ya da hatalı işlerin ortaya çıkartılmasında büyük önem arz ettiği, ancak denetim mekanizmasının bu birim bünyesinde verimli ve etkili şekilde işleyip işlemediği hususunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; Mezarlıklar Daire Başkanlığı'na bağlı birimlerdeki faaliyetlerin, ilgili yasa ve yönetmelikler çerçevesinde yapılıp yapılmadığı irdelenmiş ve bir Büyükşehir Belediyesi'nde görevli on iç denetçiden mülakatla alınan görüşlerin yorumlanabilmesinde nitel araştırma tekniklerinden durum çalışması deseni seçilmiştir. Katılımcıların görüşleri araştırmanın alt amaçları doğrultusunda temalar ve alt temalar halinde bulgular kısmında incelenmiş olup bu temalar katılımcıların ifadelerinden alıntılarla desteklenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; araştırmaya konu olan Büyükşehir Belediyesi'nde iç denetçi kadrosunun yetersiz olduğu, gerek birimler arası ve gerekse üst yönetim koordinasyonunun zaman zaman sağlanamaması, denetimlerin üst yönetimin talebi doğrultusunda yapıldığı, fakat belirli aralıklarla yapılamadığı, denetçilerin mezarlıklarla ilgili spesifik konularda yeterli donanıma sahip olmadıkları tespit edilmiştir. Kurumda iç denetim mekanizmasının Mezarlıklar Daire Başkanlığı'nın denetimi üzerindeki rolünü tam olarak yerine getiremediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Denetim, İç Denetim, İç Denetçi, Mezarlıklar, Büyükşehir Belediyesi Today, with the development of globalization and technology, changes have been made in the public financial and administrative management in our country as in the whole world. These developments brought the existence of internal audit to the agenda in the new structuring, and the transition to corporate management, especially in public institutions, required an effective internal audit mechanism. In this context, the supervision of the internal audit unit within the body of the metropolitan municipalities in our country and the cemetery departments through the internal audit mechanism; It is an undeniable fact that it plays a very important role in the management, functioning, activities, use of cemeteries and that the internal control mechanism has essential functions in all activities. In this thesis, it is aimed to examine whether the internal control mechanism is of great importance in the control of the activities carried out in the units of the cemetery department, and in revealing possible missing or faulty works, but whether this mechanism works efficiently and effectively in the cemetery department. In the study, it was examined whether the activities in the workplaces affiliated to the Department of Cemeteries can be carried out within the framework of the relevant laws and regulations and the case study pattern was chosen from the qualitative research techniques to interpret the opinions of ten internal auditors working in the metropolitan municipality. According to the findings obtained; It has been determined that the internal auditor staff in the Metropolitan Municipality, which is the subject of the study, is insufficient, the coordination between units and senior management cannot be provided from time to time, audits are carried out in line with the request of the senior management, but cannot be carried out at regular intervals, and the auditors are not sufficiently equipped on specific issues related to cemeteries. It was concluded that the internal control mechanism in the institution could not fully fulfill its role on the supervision of the Department of Cemeteries. Keywords: Audit, Internal Audit, Internal Auditor, Cemeteries, Metropolitan Municipality

