Demir, Fevzi
Loading...

Name Variants
Job Title
Prof.Dr.
Email Address
Main Affiliation
01.01.07.01. Hukuk Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
4QUALITY EDUCATION
0
Research Products
5GENDER EQUALITY
0
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
1
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
1
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
0
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
2
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
22
Articles
9
Views / Downloads
0/0
Supervised MSc Theses
12
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
10
Supervised Theses
12
| Journal | Count |
|---|---|
| Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi | 3 |
| Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi | 2 |
| Çalışma ve Toplum | 1 |
| Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi | 1 |
| Yasama Dergi̇si̇ | 1 |
Current Page: 1 / 2
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

22 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 22
Master Thesis Preventing Violence against Women(2018) Özçoban, Alara Dilem; Demir, Fevziİnsanın yaratılışından itibaren farklı şekil ve uygulanış biçimleriyle her toplum ve dönemde şiddet var olmuştur. Evde, sokakta, işyerinde, okulda, toplu taşımada, spor müsabakalarında, film ve dizilerde, kamu kurumlarında, kısacası zaman ve mekan gözetmeksizin yaşamın her alanında mevcut olan şiddet kadına, çocuğa, yaşlıya, yani genellikle daha güçsüz konumda olanlara yönelik olsa da sadece insanlara karşı değildir. Kadına yönelik şiddet, toplumsal bir sağlık sorunu ve insan hakları ihlalidir. Kadınları temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakan kadına yönelik şiddet, kadın-erkek eşitsizliğinin nedeni ve sonucudur. Dünyanın her yerinde ve her zaman kadınlar şiddete maruz kalmaktadırlar. Kadının günlük hayatının her sahnesinde kadına yönelik şiddet vardır: evde, işte, sokakta, kısacası her yerde. Şiddet denilince ilk akla gelen fiziksel şiddet, duygusal şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet, sözel şiddet, ısrarlı takip ve mobbing kadının hayatının her alanında mevcut olan şiddet türlerindendir. Her ne kadar kadına yönelik şiddetin bir sorun olarak ele alınması çok eski zamanlara dayanmıyorsa da günümüzde kadına yönelik şiddetin önlenmesinde gerek uluslararası gerek ulusal hukuk bağlamında çok çeşitli düzenlemeler mevcuttur. Ancak çok boyutlu, kompleks bir karaktere sahip olan kadına yönelik şiddetin önlenmesi için sadece hukuksal çalışmalar yeterli değildir. Toplumlar ne zaman kadına yönelik şiddeti olağan ve sıradan karşılamayı bırakır, kadına olan bakış açılarını değiştirirler, işte o zaman kadına yönelik şiddet önlenebilir.Master Thesis Esnek çalışma süreleri ve denkleştirme esasına göre çalışma(2017) Erel, Damla; Demir, FevziAs a result of today's technological, economic and social developments, the need for the adoption of a flexible working model, in which the working times can be freely adjusted by the parties, according to the needs of the business and the activities carried out in the business, rather than the strict working model. Flexibility of working times is an approach that allows parties to adjust their working time via legal instruments such as labor contracts or collective agreements and to adapt them to changing circumstances. With the Labor Law No. 4857, a flexible working model was adopted instead of the strict working model accepted in the previous Law; strict provisions have given their place to more flexible provisions. In our study, the examination was made according to the principle of equalization, which is one of the flexible working models introduced by Labor Law No. 4857. Keywords: Flexibility, Flexibility of Working Times, Working Times, Working Based on the Principle of Equalization.Master Thesis Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı(2014) Büke, Ahmet; Demir, FevziKişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından son derece önem taşıyan bir haktır. Bu hakkın özünü oluşturan özgürlük ve güvenlik kavramları birbirlerini tamamlayan nitelik taşımaktadır. Dolayısıyla kişi özgürlüğüne yapılacak insanlık onuru ile bağdaşmayan işkence ve eziyet tarzında hukuka aykırı eylem ya da işlemler, kişi güvenliğini de tehdit ederek insanların hukuk güvenliği içinde yaşamadığı bir yönetim modelinin oluşumuna yol açacaktır. Bu durum da hukuk devleti ilkesinin uygulamada işlerliğini yitirmesine neden olacaktır. Bu çalışmada; ilk bölümde öncelikli olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği kavramlarının tanımına, dünyadaki tarihsel gelişimine ve uluslararası belgelere yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye'de kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı başlığı altında Cumhuriyet öncesi dönemdeki tarihsel süreç ele alınmıştır. Daha sonraki aşamada ise bu hakka yönelik olarak getirilen güvence ve sınırlamalar AİHS ve AİHM içtihatları ile kıyas edilerek son hukuksal düzenlemeler ışığında incelenmiştir. Bunun akabinde sonuç bölümündeki görüşlerimizin sunumu ile çalışma tamamlanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Özgürlük, güvenlik, Anayasa, hukuk devleti ve hak.Article Sendikaların kuruluşu ve işleyişi(2013) FEVZİ DEMİR; Demir, Fevzi6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun kuruluş esasları ile ilgili olarak getirdiği önemli yeniliklerden biri sendikalar için “Türkiye çapında faaliyette bulunma” şartını aramaması yerel ve bölgesel sendikalar kurulmasına da imkân sağlanmasıdır. “Önceden izin almaksızın kuruluş” esasını benimseyen 6356 Sayılı Kanun işyeri ve meslek esasına göre sendika kurulması yasağını kaldırmıştır. Böylece “serbestlik” ve “ihtiyarilik” ilkelerine uygun olarak “çoğulcu sendikacılığı” devam ettirmektedir. Kanun’un getirdiği başka bir yenilik daha önce sadece “kurucularda” aranan koşulların aynı zamanda yönetim denetim ve disiplin kurulu üyelerinde de aranmasıdır. Buna karşılık 2821 Sayılı Kanun’dan farklı olarak bu koşullar “işyeri sendika temsilcilerinde” aranmamaktadır. 6356 Sayılı Kanun işçi ve işveren sendika ve konfederasyon kurucularında daha önce aranan “Türk vatandaşı olmak” “Türkçe okur-yazar olmak” ve “işkolunda fiilen çalışmak” koşulunu aramamakta, sadece “fiilen çalışma koşulunu” yeterli görmektedir. Kanun’a göre sendikalar kurucuların “yazılı beyanları” ile “genel kurul kararı” ve “sendika tüzüğünün” ekli olduğu kuruluş dilekçesinin sendika merkezinin bulunduğu yerdeki ilin valiliğine verilmesiyle “tüzel kişilik” kazanır. Sendikanın “üst kuruluşa üye olmak” veya “üst kuruluş üyeliğinden çekilmek” için “genel kurul kararı” alması gerekmektedir. Sendikalar uluslararası kuruluşlara da “tüzüklerindeki amaçlarına” ulaşmak amacıyla serbestçe üye olabilir ve üyelikten çekilebilir. Buna karşılık, “uluslararası işçi ve işveren kuruluşlarının” Türkiye’de temsilcilik açmaları ve Türkiye’deki üst kuruluşlara üye olabilmeleri Dışişleri Bakanlığı’nın görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığı’nın iznine bağlanmıştır. Nihayet sendikaların yönetimi ile getirilen en önemli değişiklik geçmişte tüzüklerde “genel başkandan belge alma” veya “icra kurulunca seçilme” koşuluna bağlanan doğal delegeliğin 6356 Sayılı Kanun’da sadece genel kurul dışındaki zorunlu organlara seçilen “yönetim denetim ve disiplin kurulu üyeleri” ile sınırlandırılmasıdır. Kanun’da bu organlara seçilecek üye sayılarının “üçten az dokuzdan fazla” konfederasyonların yönetim kurullarının üye sayılarının “beşten az yirmi ikiden fazla” ve şubelerin genel kurul dışındaki organlarının üye sayılarının “üçten az beşten fazla” olamayacağı bu organlara asıl üye sayısı kadar yedek üye seçileceği hükme bağlanmıştır.Master Thesis Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı ve Özgürlüğü(2016) Ertürk, Gül Ümit; Demir, FevziThe main purpose of this study which subjects the right and the freedom of assembly and demonstration is to evaluate this right and freedom in its historic process, to express it in the scope of basic international documents and conventions and within the legistation of Turkish legal system, and to clarify it in the light of the decisions of European Court of Human Rights (ECHR), interpret the practice of sentences passed by those organizations. In the first part of thesis, the historical development of the right and the freedom of assembly and demonstration is mentioned. Also, the way how right and freedom of assembly and demonstration are approached in the past, and the examination of these rights based on constitutional progress in Turkish legal system are discussed in the first part. The second part of this work comprised of the legal examination of this right and freedom according to 1982 constitution, and the relation between the right and freedom of assembly and demonstration, and other rights and freedoms are approached. Also, the subject is evaluated in accordance 1982 constitution the law no 2911 and European Convention on Human Rights In the conclusion, a general evaluation of the right and the freedom of assembly and demonstration, and also the opinions about this topic are included. Keywords: Right, Freedom, Assembly and Demonstration, the Law No 2911Article TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİNDE KİTLE İLETİŞİMİNİN (MEDYANIN) HUKUKİ ALTYAPISI(2017) FEVZİ DEMİR; Demir, FevziTürkiye Cumhuriyetinde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde kitle iletişiminin (medyanın) hukuki altyapısı teorik anlamda (hukuken) birbiri ile örtüştüğü görülmektedir. Gerçekten Basın Yayın Özgürlüğünün uzantıları sayılan Haber ve Düşüncelere Serbestçe Ulaşma Hakkı Haber ve Düşünceleri Serbestçe Açıklama Hakkı Haber ve Düşünceleri Serbestçe Yayabilme Hakkı Süreli ve Süresiz Yayın Hakkı Basın Araçlarının Korunması Basın Dışı Görsel-İşitsel İletişim Özgürlüğü ve İnternet Özgürlüğü bakımından hukuki alt yapının birbiri ile örtüşen yönleri çok olduğu halde TC Hükümetinin kısıtlayıcı uygulamalarının fazlalığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden farklı kılmaktadır. Özellikle son olarak çıkarılan 15.08.2016 tarih ve 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname her iki ülke uygulamalarını hem teorik (hukuki) hem de uygulama alanında daha da derinleştirmiştir.Master Thesis Uluslararası ve ulusal hukuk kaynaklarında kültür ve tabiat varlıkları ile arkeolojik sit alanlarının korunması(2017) Bozan, Fatma; Demir, FevziCultural assets are all movable and immovable underground or under water and related to science, culture, religion and fine art that have been subject to social life in prehistoric or historical periods and they are on-ground assets of scientific and cultural value that belong to prehistoric and historical periods. Natural assets are underground or under water which must be protected because of their rare existance ,beauty and properties that belong to geological,prehistoric and historical periods. Protected area; It is the product of various civilizations that date from the beginning of history. Archeological Site ; is the product of various civilizations that date from the beginning of history. City and city residences reflecting the social, economic, architectural and similar characteristics of the periods they lived has been the subject of social life in which cultural assets are concentrated or the places where important historical events are experienced and the properties of nature that have been determined and are necessary to be protected. The concept that collects these three definitions under a topic is concept of protection. The emergence of the concept of protection has begun by trying to protect monumental and religious structures with various practices , as it has been throughout history. Protection is the process of enough endeavouring about all kinds of economic, physical (technical), social and scientific to transfer the nature or cultural assets to future generations. In order to protect what they have and to prolong their life, people were in the effort to get the most yield throughout history. For this reason, the efforts of people to protect what they have are the basis of their protection activitie Each piece of immovable cultural assets is an essential element to be kept alive and evaluated in the protected environment we live in regardless of its location or quality. However, in parallel with the rapid economic growth and globalization processes that have been experienced in our country for the past 30 years, the zoning case is at the forefront in our cities that are undergoing a rapid change process, and the protection case is also pushed to the background. While processes such as the construction of coasts, metropolitanization and opening up to the earth revitalize economic growth, efforts to share the profits generated are creating problems for the protection of immovable cultural assets. In addition to this transformation in our cities, many other reasons, such as ignorance, unconsciousness, economic concerns, resource shortage, cause immovable cultural assets to be damaged or irreversibly destroyed or even destroyed. On the other hand, the lack of protection politics causes our cultural heritage to be used carelessly and uncontrollably, abandoned if it is not used, destroyed unconsciously or consciously by means of zoning practices. The study I have done consists of three main sections and several sub-headings. According to this; In the first part of my study, the concepts are explained in detail; The historical process in protective awareness and legislation has been examined both in the west and in our country along with the subheadings of legal resources within the framework of laws and regulations.Furthermore, both national and international law sources has been examined about protection of cultural and natural assets. In the second part, conservation of protected areas and historical circles are evaluated within the framework of central and local administrations. The functions of Civil Society Organizations, which are competent in the protection of the administrative units, are explained in a comprehensive manner. In the third chapter; In addition to the protection of archaeological sites, the procedures for their identification have been discussed in detail and the expropriation has been taken into consideration in archaeological sites. While preparing this study, master and doctoral dissertations on similar topics were examined. The site, archaeological site, cultural and natural assets, and many written sources written in the area of protection have benefited. In addition to these resources, the legislative laws, regulations, principles and international agreements that determine the principles of protection and use of archaeological sites are also emphasized. Keywords: Cultural and Natural Assets , Conservation, Consciousness, Sit, Archaeological Site, Protection, Legal Resources, Administrative Units, Identification, Registration, Planning, Property Rights.Master Thesis The Positive Obligations of Member States on the Right to Life under the Scope of ECHR(2018) Doğmuş, Simay; Demir, FevziAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin hemen hemen her kararında belirtildiği üzere, temel hak ve özgürlüklerin korunması için devletlerin bu hak ve özgürlüklere dokunmama şeklinde negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bunun yanında, devletlerin bu hak ve özgürlüklerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayacak pozitif yükümlülükleri de vardır. Pozitif yükümlülükler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde doğrudan düzenlenmese de Mahkeme, bu yükümlülükleri Sözleşme'nin başlangıç metni, 1. maddesi, 13. maddesi ile temel hak ve özgürlükleri düzenleyen maddelerden türetmektedir. Mahkeme, yapılan başvurularda, taraf devletlerin pozitif yükümlülüklerine ilişkin değerlendirmeler yapmakta; ancak bu yükümlülüğü kesin olarak tanımlamaktan kaçmaktadır. Pozitif yükümlülük kavramının içinin bu şekilde kesin olarak doldurulmaması oldukça doğaldır; çünkü bu şekilde kesin bir tanımlama ile pozitif yükümlülüklerin günün gereklerine göre genişletilmesinin ya da değiştirilmesinin engelleneceği kabul edilmektedir. Yaşama hakkı, Sözleşme'ye hâkim temel ilkelerin düzenlendiği yerde öngörülmüş olup, niteliği gereği en temel ve diğer temel hak ve özgürlüklerin gerçekleştirilmesi için ön koşul niteliğinde bir haktır. Dolayısıyla, doktrinde Sözleşme'de yer alan diğer temel hak ve özgürlükler açısından etkili bir genel hukuk ilkesi olarak da kabul edilmektedir. Yaşama hakkının bu denli önemli olması nedeniyle Mahkeme, bu hakka ilişkin yapılan başvuruları büyük bir titizlikle incelemektedir. Mahkeme, yaşama hakkı ile ilgili pozitif yükümlülükleri Sözleşme'nin yaşama hakkını düzenleyen 2. maddesinin ilk paragrafındaki 'Herkesin yaşama hakkı yasayla korunur' hükmünden türetmektedir. Bu hüküm ile devlet, bireylerin yaşamını koruma yükümlülüğü altına girmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, yaşama hakkının nasıl korunması gerektiğine ilişkin genel bir formül vermemekte, belirdiği ilkeleri her bir olay için ayrı ayrı değerlendirmektedir. Bu durum ise yaşama hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerin kapsamını gün geçtikçe genişletmekte ve günün koşullarına uygun olarak yeni yükümlülükler öngörülmesine imkân vermektedir.Master Thesis İdare Hukuku açısından petrol piyasası(2016) Örs, Cengiz Ozan; Demir, FevziWhile petroleum Market is an area which natural and legal persons carry out trade and industrial activities; this market is also needed to be inspected from the perspective of administrative law. Because the licence from Energy Market Regulatory Authority is needed in order to make activities in petroleum Market; as for Authority there are important duties and authorities such as applying 5015 numbered Law, making inspections and giving administrative sanction decisions. Oil industry contains activities from the oil prospecting until selling oil at dealer. That is to say petroleum Market and activities take part in oil industry. Because of that reason, we see fit to partially include oil includes that is not part of market activities in our study which we examine petroleum Market from the perspective of administrative law. In the first part of our study, we examined oil concept from perspective of law after introductory parts of the subject. Here, we examined the meaning of the rule that being at disposal and being under dictum of state from the perspective of law. Here, we determined the permit and licence in order to oil prospecting and production activities express one of the enforce methods from the perspective of administrative law. Then we examined oil and relevant legal references and the development of petroleum Market concept respectively. Here, we explained market and market economy concepts are different from each other, then we examined where and how petroleum Market is developed and development of petroleum Market in Turkey. In the second part, we examined administrative authorities in petroleum Market after we explained petroleum Market principles as equality, transparency, competition, economy, supply and environmental security. We determined Energy Market Regulatory Authority is the most important authority from the perspective of our subject and we specified its administrative structure, and its duties and authorities from the perspective of petroleum Market. In the end of this part, we explained petroleum Market activities and this activity's legal system of government. In the third part, we included matters such as petroleum Market inspected by Authority, administrative sanction in case of violation of regulations, remedial ways against administrative sanction. We tried to classify administrative sanctions that regulated at 5015 numbered Law as administrative sanctions and administrative measure duly with difference acknowledged at jurisprudence and discipline.Master Thesis Right to Work and Its Limitations in Turkey in Terms of International Agreements(2020) Küdür, Osman Faruk; Demir, FevziTürk devletinin ilk anayasası olan 1921 Teşkilat-ı Esasiye'de temel hak ve hürriyetler yer almazken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk anayasası olan 1924 Anayasası'nda sözleşme yapma ve çalışma hakkından bahsedilmiştir. Türkiye'de, anayasal olarak çalışma hakkı ile ilgili ayrıntılı düzenleme 1961 ve 1982 Anayasalarında yer almıştır. Bu tezde 1982 Anayasası'nda yer alan çalışma hakkı ve ödevini açıklamaya çalıştım. Çalışma hakkını, unsurlarına ayırarak ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla örneklendirerek anlattım. Çalışma hakkının sınırlamalarından ve özel olarak korunması gereken kişilerden bahsettim. Çalışma hakkının sonucu olarak ortaya çıkan diğer birçok hakkı anlattım. Çalışma hakkı ile çalışma özgürlüğü arasındaki ilişkiyi ve farklılıkları açıkladım. Çalışma hakkının ihlali konusunda ülkemiz Anayasa Mahkemesi'nin tutumunu anlattım. Sonrasında Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ve iç mevzuat uyarınca çocuk ve genç çalışanlara yönelik sınırlamaları, yabancılara yönelik sınırlamaları anlattım. İç mevzuatımızdaki uluslararası sözleşmelere aykırı olan asgari çalışma yaşı hükümlerini eleştirdim. Çalışanlara ilişkin olarak gece çalıştırma yasağını, yer ve su altında çalıştırma yasağını, analık halinde çalışma ve süt iznini anlattım. Yabancıların çalışma hakkına ilişkin olarak 111 Sayılı Ayrımcılık Sözleşmesi (İLO), Göçmen İşçilerin Hukuki Statüsü Hakkında Avrupa Sözleşmesi, Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme, 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Sözleşme 'de yer alan bazı hükümleri anlattım. 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu uyarınca yabancıların çalışma izni sürecini ve türlerini anlattım. Ülkemizde Türk soylu yabancıların çalışma hakkını ve Türk vatandaşlarına hasredilen işlerde çalışmaları için gereken şartları anlattım. Göçmen ve mülteci kavramı arasındaki farkı anlattım. Tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca kimlerin mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma statüsü ve geçici koruma statüsü sahibi olabileceğini anlattım. Ülkemizde, Suriye'den gelip koruma talebinde bulunan kişiler gibi, kendilerine Geçici Koruma Yönetmeliği uyarınca geçici koruma sağlanan kişilerin çalışma hakkını ve onlara uygulanan kotanın daha yüksek olması gerektiğini anlattım. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yer alan, ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağını Danıştay içtihatlarıyla beraber anlattım. Sonuç olarak bu tez; ülkemizde çalışma hakkının daha çok sağlanmasına ve geliştirilmesine hizmet edecektir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

