Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Entities
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Kaplan, Onur"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 15 of 15
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    7405 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE KAMU YARARINA ÇALIŞAN SPOR KULÜPLERİ
    (2023) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    Hukuki niteliği itibarıyla 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nda özel hukuk kişiliği olarak nitelendirilen spor kulüpleri diğer özel hukuk kişilerinde olduğu gibi faaliyet gösterdiği alana dair doğrudan kamu yararı amacı güderek hareket etme yükümlülüğü altında değildir. Bu kapsamda kural olarak spor kulüplerine kamu yararının gerçekleştirilmesi maksadıyla pozitif hukuk kurallarıyla verilen görev ve yetkilerden de bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla ilgililerin bir spor kulübünden kamu yararına yönelik faaliyetlerde bulunması noktasında talep hakkı mevcut değildir. Bununla birlikte özel hukuk kişilerinin kamu yararına hareket edebilmeleri açısından hukuki bir sınırlama bulunmadığı gibi hukuk düzeninde bu şekilde faaliyet gösteren tüzel kişilere özgü hukuki statüler de yaratılabilmektedir. Bu kapsamda 7405 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi neticesinde spor kulüplerinin açıkça kamu yararına çalışabileceği ve kamu yararına çalışan spor kulübü statüsünde olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca spor kulüplerinin kamu yararına çalışan statüsüne geçiş için aranan şartları sağladığı sürece kamu yararına çalışan derneklerin yararlandığı haklardan yararlanabileceği ifade edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmada kamu yararına çalışan spor kulübü sayılmanın şartları belirlenme usulü ve bu belirlemenin hukuki etki ve sonuçlarının ne olacağı irdelenecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Çevresel etki değerlendirmesi kararlarının hukuki etkisi ve yargısal denetimi
    (2022) Kurdoğlu, Fatih; Kaplan, Onur
    ÇED yapılması planlanan projenin çevreye olası muhtemel etkilerini göstermek, projenin onay verilmeden önce ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini tespit etmek, olası etkilerin nasıl ortadan kaldırılacağına ilişkin çözümlerin sunulduğu, inşaat ve işletme sürecini anlatan disiplinlerarası bir çevre yöntemidir. ÇED süreciyle projenin çevresel zararlarının tespiti sağlanacak ve çevre kirliliğinin önlenmesi için alınacak tedbirler hazırlanacaktır. Çevrenin korunmasının temel dayanağı olan çevre hakkının gerçekleştirilmesini sağlayan teknik bir araçtır. Çalışmamızın ilk bölümünde çevre kavramına, çevre hakkının çevreyle olan ilişkisine, çevre hakkının yerel ve uluslararası mevzuatta gelişimine, ÇED kavramının tanımlanmasına, ÇED'in çevre hakkıyla ve diğer temel haklarla ilişkisine, ÇED'in uluslararası hukukta ve yerel hukukta ki gelişimine yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise ÇED sürecine ve hukuki etkisine yer verilmiş, bir idari işlem olarak ÇED'in hukuki niteliği, ÇED idari işleminin unsurları açısından ve yapılış usulü ayrıntılı biçimde anlatılmış, ÇED idari işleminin tabi olduğu idari usul ilkeleri ve özellikle katılım ilkesi değerlendirilmiş ve ÇED süreci sonucunda verilen ÇED kararlarına yer verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü ve son bölümünde ise, ÇED süreci sonunca verilen kararlara karşı görevli ye yetkili yargı yerinin belirlenmesi konuları ele alınmış, ÇED kararlarına karşı açılacak iptal davasının tabi olduğu yargılama türüne yer verilmiş, iptal davası açılabilmesinin ön koşulları özellikle menfaat açısından değerlendirilmiş, yürütmenin durdurulması müessesesi ayrıntılı bir şekilde anlatılmış, yargı kararlarına uyulmamasının sonuçları ele alınmış ve ÇED kararlarının yargısal denetiminde AYM'nin ve Danıştay'ın yaklaşımı değerlendirilmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    DANIŞTAY KARARLARI ÇERÇEVESİNDE İDARİ YAPTI RIMLARDA LEHE HÜKMÜN UYGULANMASI İLKESİ
    (2021) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    Tipik suç fiili niteliği taşımamakla birlikte kişilerce kamu düze nini ihlal eden tutum ve davranışların gerçekleştirilmesi neticesindeyetkili idari makamların kamu gücü kullanmak suretiyle tek yanlıbiçimde tesis ettiği idari işlemlerden olan idari yaptırım kararlarındaceza hukuku ilkesi olarak kabul edilen bazı prensiplerin uygulamaalanı bulduğu görülmektedir. Bu anlamda kişilere yönelik biçimdetesis edilen belirli idari yaptırım kararları bakımından lehe hükmünuygulanması imkanı varsa bunun uygulanma gerekliliği, hukuki gü venlik ve öngörülebilirlik ilkelerine koşut biçimde önemli bir prensipolarak karşımıza çıkmaktadır. Kesinleşmemiş ve icrası devam edenidari yaptırım kararlarına ilişkin olarak lehe hükmün varlığının tespi tine hukuk düzeninde bazı hukuki sonuçların bağlandığı ifade edilebi lir. Buna göre idari cezalar bakımından yasal dayanağı bulunan lehekanun hükmünün uygulanması ilkesi yönünden idare hukuku ve ceza hukuku disiplinleri arasında bir koşutluk halinin varlığından bahsedi lebilir. Danıştay tarafından verilen kararlarda bu hususa vurgu yapıl dığı ve bu kapsamda söz konusu prensibin idari cezalar bakımındanda uygulanabilir olduğunun ifade edildiği görülmektedir. Bu ifadebiçimi idari yaptırım kararlarının içerdiği müeyyidenin niteliği vekapsamı yönünden etki ürettiği gibi idari usul ilkeleri çerçevesindebireylere sağlanan imkanların geniş biçimde yorumlanması bakımın dan da kendini göstermektedir. Bu doğrultuda çalışmada idari yaptı rım kararlarında lehe hükmün uygulanması ilkesinin benimsenmesi nin hukuki sonuçları irdelenerek konunun Danıştay kararlarında neşekilde ele alındığı değerlendirilecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    ELEKTRİK DAĞITIM FAALİYETİYLE İLGİLİ UYUŞMAZLIK MAHKE-MESİ KARARLARI ÇERÇEVESİNDE İDARİ DAVALARDA HUSUMET KAVRAMINI YENİDEN DÜŞÜNMEK
    (2021) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    İdari yargılama hukukunda ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklar yönünden kural ola-rak idari makamların davalı konumda olacağı kabul edilmektedir. Bir hukuki uyuşmazlıkta davalı tarafın kim olacağını ifade eden husumet kavramı idari davalarda ilk inceleme aşa-masında dikkate alınan bu nedenle de idari yargılama hukuku yönünden önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla bağlantılı biçimde Uyuşmazlık Mahkemesinin ver-miş olduğu kararlara bakıldığında, genel olarak organik kriterin ön planda tutulduğu ve bu doğrultuda uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girmesi için hasım olarak gösterilen bir kamu kurum ya da kuruluşunun bulunması gerektiği ifade edilebilir. Uyuş-mazlık Mahkemesinin yakın zamanda elektrik dağıtım şirketleri tarafından yürütülen faali-yetler kapsamında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözümünde de bu çerçevede adli yargının görevli olduğuna karar verdiği görülmektedir. Ancak bu kararlarda özellikle özel hukuk kişilerinin de idari fonksiyon yerine getirebileceği ve bu nedenle tesis ettiği işlem ve eylemlerinden ötürü bireylerin temel hak ve hürriyetlerini etkileyebildiği hususu dikkate alınmamıştır. Bununla birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi kamu hizmeti niteliğinde bir faali-yet yaptığını belirtmesine rağmen, ilgili elektrik dağıtım şirketinin özel hukuk kişisi olması-na vurgu yaparak mutlak bir yaklaşım biçimi ortaya koymuştur. Bu sebeple idari yargının görev alanının belirlenmesinde ortaya konulan ölçütlerle bağlantılı olarak husumet kavra-mını yeniden düşünmek gereksinimi doğmuştur. Bu doğrultuda çalışmada idari yargılama hukukunda özel hukuk kişilerinin davalı olup olamayacağı sorunu ortaya konularak Uyuş-mazlık Mahkemesinin bu konudaki yaklaşımının sonuçları irdelenecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Hukuki boyutlarıyla Avrupa Birliği yapay zeka yasası bağlamında risk temelli yaklaşım
    (2025) Ocak, Girayhan; Kaplan, Onur
    Yapay zeka teknolojisi artık günümüzde eğitim, sağlık, tarım, finans sektörü gibi birçok noktada ve kamu faaliyetlerinde çeşitli alanlarda kullanım alanına sahiptir. Bu teknoloji insan yaşamı üzerinde dönüştürücü etkisini her geçen gün arttırmaktadır. Bununla birlikte yapay zeka teknolojisinin kullanımı ekonomik ve sosyal faydaları beraberinde getirirken, bireyler ve toplumlar için potansiyel riskler ve olumsuz sonuçların dikkate alınması gerekmektedir. Yapay zeka sistemlerinin şeffaf olmayan doğası, bireylerin bu sistemler tarafından nasıl değerlendirildiklerini anlamalarını güçleştirirken; teknolojisin yaygınlaşması, yapay zekanın işleyişine dair belirsizlikler ve ortaya çıkan sonuçlarla ilgili etik ve hukuki kaygıları arttırmaktadır. Bu belirsizlik ve riskler temel haklar, güvenlik ve sağlık üzerinde olumsuz etkiler doğurmakla birlikte bireyleri otomatik karar verme sistemlerine karşı zayıf bir konuma itmektedir. Yapay zeka sistemlerinin güvene değer olduğunun ortaya konulması ve bireylerin temel haklarına zarar vermeyecek bir şekilde tasarlanması gerekmektedir. Bu çerçevede yapay zekanın fırsatları ile birlikte getirdiği zorluklar ve ihtilaflar bu teknolojinin düzenlenme ihtiyacını ortaya koymuş ve Avrupa Birliği tarafından yapay zekanın belirli çerçevede kurallara bağlanmasına yönelik Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası hazırlanmıştır. Bu bağlamda Yapay Zeka Yasası atılan ilk kapsamlı adımdır. Yasa yapay zeka teknolojilerine risk temelli bir yaklaşım izleyerek risk kategorilerine ayırarak düzenleme yoluna gitmiş Avrupa Birliği içerisinde yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi, piyasaya sürülmesi ve kullanımı için risk sınıflandırmasına göre kurallar belirlemektedir. Bu çerçevede çalışma kapsamında öncelikle yapay zeka teknolojine ilişkin kavramlar ele alınarak yapay zeka teknolojisinin kullanımı sonucu ortaya çıkan çekinceler, problemler ve etkileri üzerinde durulacak, Avrupa Birliği'nin yapay zeka teknolojisine yönelik 'güvenilir yapay zeka' anlayışı temel unsurları değerlendirilecektir. Bu bağlamda güvenilirliğin sağlanmasında bir unsur olan Yapay Zeka Yasası'nın konusu ve kapsamı, yapay zeka teknolojisini düzenlenmeye yönelik 'risk temelli yaklaşım' yasa hükümleri ve sistematiği çerçevesinde ele alınacaktır. Risk temelli yaklaşım çerçevesinde yapay zeka sistemlerine yönelik risk sınıflandırması, yasa hükümleri ve yapım süreci değerlendirilmiş ve risk temelli yaklaşım bağlamında yapay zeka sistemleri ve bu sistemlerin aktörleri bakımından ortaya konulan yükümlülükler ile yapay zeka sistemleri ve ilgili aktörlere yönelik yönetişim modeli değerlendirilecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    HUKUKİ KESİNLİK İLKESİNİN DEĞERİ VE ETKİSİ ÜZERİNE: İHAM’IN ŞAMAT/TÜRKİYE KARARININ İNCELENMESİ
    (2022) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    Hukuk devleti ilkesinin alt ilkelerinden biri olan hukuki kesinlik ilkesi hukuk normları ile hukuk düzeninde etki ve sonuç doğuran yargı kararlarının bütünsel olarak istikrarlı ve öngörülebilir olma hallerini ihti-va eder. Temel hak ve hürriyetlerle bağlantılı olarak hukuk kurallarının geriye yürümezliği ve haklı beklentilerin korunması gibi hususların hu-kuki kesinlik ilkesiyle sıkı ilişki içerisinde olduğu ifade edilebilir. Bu bağlamda hukuk düzeninde kararın tesis edilmesi aşamalarında önemli bir değer arz eden hukuki kesinlik ilkesinin İnsan Hakları Avrupa Mah-kemesi (İHAM) kararlarında da kendisine yer bulduğu görülmektedir. İHAM tarafından verilen Şamat/Türkiye kararında da öncesinde yapılan kadastro çalışmalarında orman sınırı dışında kaldığı belirtilen kişinin mülkiyet hakkı çerçevesinde maliki olduğu bir arazinin sonrasında ka-dastro çalışmalarını yapan kişilerin kadastro mahkemesinin kararını uy-gulamaması neticesinde orman arazisi içerisinde kaldığını tespit etmesi çerçevesinde farklı bir statüye girmesi söz konusu olmuştur. Bu çerçe-vede kişinin mülkiyet hakkına müdahale edilmesine neden olan kadastro çalışmalarının sonucunda tapu iptali istemi hakkında verilen mahkeme kararında hukuki kesinlik ilkesinin ne şekilde değerlendirileceği konusu gündeme gelmiştir. Özellikle idare hukuku açısından kesin hüküm nite-liğindeki kararların idari makamlar yönünden bağlayıcı nitelikte olması hususu göz önüne alındığında hukuki kesinlik kavramının idari makam-ların birel işlemlerine de yansıması söz konusu olabilmektedir. Nitekim Şamat/Türkiye kararında da hukuki kesinlik ilkesine uygun hareket edilmemesinin arazinin hukuki statüsünü değiştirdiğine ve başvurucular yönünden İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) 6. maddesinde dü-zenlenen adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğine dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda çalışmada İHAM tarafından verilen Şa-mat/Türkiye kararı temel hak ve hürriyetlerle bağlantılı olarak hukuki kesinlik ilkesi yönüyle irdelenecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    İdare hukuku açısından biyoçeşitlilik
    (2025) Agah, Ekin Su; Kaplan, Onur
    Biological diversity, or in short, biodiversity, refers to the diversity of living things all over the world. Mankind has benefited from biodiversity in many areas since its creation. However, the decrease in biodiversity, which has recently become a serious environmental problem, directly affects today's people and future generations. This situation of being directly affected has led to the development of environmental awareness, and states have begun to establish environmental policies and principles on a national and international scale in the context of environmental protection. For this purpose, states impose certain obligations on themselves and individuals by making regulatory actions for the implementation of environmental policies, and perform some auditing activities in accordance with these regulatory procedures. If the aforementioned regulatory procedures are insufficient or not implemented properly, and if sufficient care is not shown in the audit activities, a loss will arise from the responsibility of the administration. Accordingly, in our study, first of all, the issue of biodiversity conservation was explained along with the concept of biodiversity, legal regulations and legal preparations for biodiversity conservation were included, the duties and powers of the administration for biodiversity conservation were determined by examining the principles for biodiversity conservation, and cancellation and full judicial cases to be filed against the administration for biodiversity conservation were examined.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    İdari Kolluk Faaliyetlerinde Dijital Dönüşümün Etkileri ve Sınırları: İki Artı İki Beş Eder Mi?
    (2025) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    İdare hukuk kurallarıyla sınırları belirli olmak kaydıyla kamu düzeninin ve onun unsurları olarak kabul edilen emniyetin dirlik-esenliğin ve kamu sağlığının korunmasına yönelik genel idari kolluk yetkilerine sahiptir. İdari makamların özel hukuk kişilerinden farklı olarak kamu gücü kullanma imtiyazını elinde bulundurması, bir yandan düzeni sağlamaya yönelik müdahalesini öte yandan kişilerin temel hak ve hürriyetlerinin korunmasını gerektirmektedir. Geniş anlamda idari faaliyetlerin uyarlanabilirlik ilkesi çerçevesinde icra edilmesi sürecinde kullanılan araçlar değişmektedir. Bunun bir örneği kamu düzeninin bozulması halinde oluşan olumsuz durumu çabuk ve etkili biçimde gidermeyi sağlayacak durumun tespitini kolaylaştıracak yapay zeka araçlarının ve bilişim sistemlerinin kullanılmasıdır. Çoğu halde kamu düzenini bozan spesifik davranışları tespit ederek yetkili idari makamlara ileten bu araçlar teknolojik gelişmelere bağlı olarak birbirleriyle (nesneler arası) veri akışını da sağlayabilmektedir. Oluşturulan ve aktarılan veri içeriğine bağlı olarak makine öğrenimi ve otomatik karar alma mekanizmalarının hukuka uygunluğu meselesi bir sonraki aşamada kendi kendine karar alma yetisini geliştirerek kişilerin hukuki durumlarını etkileyebilecek işlemleri tesis eden yapay zeka araçlarının kullanımındaki sınırların neler olması gerektiğinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Aksi durum yapay zeka araçlarıyla tesis edilen işlemlerin geçerliliğinin sorgulanamadığı maddi ve usuli güvencelerden yararlanılamayan kişilerin düşünce ve ifade özgürlüğünün olumsuz etkileneceği durumların ortaya çıkmasına da yol açabilir. Nitekim Orwell’in 1984 adlı eserinde geçtiği haliyle ütopik bir düzlemde söz konusu araçların belirli ve açık komutlar dahilinde işlem yapması karşısında “iki artı ikinin beş olmadığını” ileri sürmenin imkansızlığı karşımıza çıkabilir. Şu halde çalışmada özellikle temel hak ve hürriyetlere müdahale olgusunun yoğun olduğu idari kolluk faaliyetlerinde dijital dönüşüm olgusuna bağlı olarak ilgili bilişim araçlarının kullanımındaki hukuki sınırların ve uyulması gereken ilkelerin kapsamı irdelenecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    İmar Hukukunda Umumi Hizmetlere Ayrılan Yerlerde Muvakkat Yapılar
    (2024) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    Kent ölçeğinde bütüncül yaklaşımla sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkının sağlanması bakımından kişilerin belirli kurallara uyma zorunluluğu mülkiyet hakkı ve yerleşme özgürlüğü açısından sonuçlar doğurmakta ve bu bağlamda yapılacak yapıların belirli usullere uygun biçimde yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Kişilerin yapacağı yapılar bakımından gündeme gelen belki de en önemli unsur yapı izni almak ve yapıyı ruhsat ve eklerine uygun biçimde yapmaktadır. Belirli istisnaları bulunmakla birlikte imar hukuku açısından genel kuralın yapılacak yapılar bakımından ilgili idari makamdan yapı ruhsatı almak olduğu ifade edilebilir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nda kalıcı nitelikteki yapı izni yanında muvakkat (geçici) yapı izni kavramına yer verilerek kişilerin geçici yapı ruhsatı almak suretiyle yapı yapabilmelerine imkan tanınmıştır. Özellikle imar planlarının uygulanması aşamasında belirli kent mekanlarının çıkmaz sokak olarak öngörülmesi ve buna bağlı olarak yeni yapılaşma yasağı ortaya çıkabilmektedir. Ancak söz konusu planların uygulanmasının belirli hallerde uzun sürmesi kişilerin mülkiyet hakkına önemli derecede müdahale oluşturduğundan kanun koyucunun geçici nitelikte yapı ruhsatı alınmak suretiyle yapı yapma olanağı getirdiği ifade edilebilir. Benzer durum umumi hizmetlere ayrılan bölgelerde bulunan parsellerde yapı yapılabilmesinin mümkün olduğu hallerde planların uygulanmasına kadar geçen sürede yapılacak yapılar açısından da geçerlidir. Bununla birlikte geçici yapı ruhsatının etkisinin ne zaman sona ereceği yahut kalıcı niteliğe dönüşüp dönüşmeyeceği sorularının yanıtlaması gerekir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Karar İncelemesi:\rGizli Savunma Arşivlerinin Erişime\rAçık Hale Gelmesi Üzerine Düşünceler
    (2021) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    Devlet güvenliğinin sağlanması amacıyla birtakım belgelerin erişime kapalı olması hususu birçok hukuk\rsisteminde karşımıza çıkan bir mesele olarak ifade edilebilir. Devlet güvenliğinin korunması açısından\rgizli kalması gerekli görülen gizli savunma arşivlerinin doğrudan kişilerin erişimine açık olmaması bireylerin\rbilgi edinme ve belgelere erişim hakkı kapsamında bir istisna teşkil etmektedir. Fransız hukuku\ryönünden kendiliğinden sona eren süre sonunda gizli savunma arşivlerinin kişilerin erişimine açık olduğu\rilgili kanunda belirtildikten sonra buna ilişkin ayrıca ek bir idari usul kuralının getirildiği görülmektedir.\rBu durumun kişilerin ilgili arşivlere erişimini geciktirdiğini ve bilgi ve belgelere erişim hakkına ağır bir\rmüdahale teşkil ettiğini ifade etmek mümkündür. Fransız Danıştayının (Conseil d’État) vermiş olduğu\rkararda da gizli savunma arşivlerinin erişime açılması için yeni idari işlem yapılmasını öngören kuralın\riptaline karar verildiği görülmektedir. Bu durum öngörülen idari prosedürün temel hak ve hürriyetin\riçeriğini zedeleyebilmesi ve kanunda öngörülen şartın kendiliğinden gerçekleşmesi halinde o kuralın\rkonusu oluşturan nesne/şeyin hukuki statüsünün değiştiğinin ne şekilde ileri sürülebileceği noktasında\rönemli tartışma konularını barındırmaktadır. Bu kapsamda çalışmada söz konusu karara konu olay\raçıklanarak Fransız hukuk sisteminde gizli savunma arşivlerinin erişime ne şekilde açık hale geldiği ve\rbunun hukuki etkilerinin neler olduğu ortaya konulacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Legal Effects of the Use of Artificial Intelligence Tools by Administration in the Zoning Plan Process of Preparation and Implementation
    (Istanbul University Press, 2025) Onur Kaplan; İlayda Kocak; Koçak, İlayda; Kaplan, Onur
    One of the most important stages in terms of regulating land plots and ensuring that construction is carried out in an orderly manner is the process of preparing zoning plans. Accurate preparation of zoning plans based on real numerical data will facilitate the implementation process and will also reduce the legal disputes that will arise. At this point the use of artificial intelligence tools in zoning plans will be beneficial in terms of ensuring the optimisation of setback distances identifying public goods and facilitating zoning programs and zoning plan applications based on them. However the use of these tools especially when operated autonomously or because of machine learning can also lead to machine-based defects. Accordingly the preparation and implementation processes in zoning plans should be carried out in a way that includes human intervention considering the connection between settlement property and the right to live in a healthy and balanced environment. This study will explain the legal powers of the use of artificial intelligence (AI) tools in the preparation and implementation processes of zoning plans and how this situation will be reflected in the judicial review phase will be explained also taking into account the principles of zoning law. © 2025 Elsevier B.V. All rights reserved.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Legal Nature of Unnamed Regulatory Acts in Tax Law
    (2024) Şentürk, Ege; Kaplan, Onur
    Kamu giderlerinin karşılanması için vergi ödenmesi noktasında bireylerin bazı temel hak ve özgürlüklerine müdahale edilmesi nedeniyle vergi hukuku, temel haklara müdahale hukuku niteliği taşımaktadır. Vergilendirmede keyfi uygulamaları önleyecek kurallara kanunlarda yer verilmesi, böylece bireyin hak ve özgürlüklerinin korunması, bu kuralın anayasalara taşınması, vergi hukukunun bu özelliğinden kaynaklanan tarihsel bir sürecin ürünüdür. Anayasamızda da kendisine yer bulan 'verginin kanuniliği ilkesi' uyarınca Devlet sahip olduğu vergilendirme yetkisini, yasama organı tarafından kabul edilen kanunlara dayalı olarak kullanmaktadır. Bu, vergi mükelleflerinin yasama organında temsil edildiği ve onun kararlarına rıza gösterdikleri esasına dayandığından kuvvetler ayrılığı ilkesi ve bu ilkenin aradığı dengenin bir sonucu olarak ortaya çıkmış bir olgudur. Türk hukuk sisteminde de anayasal düzenleme ile vergilerin konulması, değiştirilmesi ve kaldırılmasının ancak kanun ile yapılabileceği ilkesi benimsenmiş, istisnai olarak ancak yine kanunla belirlenen alt ve üst sınırlar içinde Cumhurbaşkanınca oran tespiti konusunda sınırlı bir yetki yürütmeye bırakılmıştır. Vergi hukuku literatüründe kabul edildiği üzere verginin kanuniliği ilkesi gereği, Kanun Koyucu'nun yalnızca konusunu belli ederek bir vergi, resim, harç veya benzeri bir mali yükümlülük alınmasına izin vermesi bunun kanunla konulmuş sayılması için yeterli olmayıp, getirilen mali yükümlülüğe dair matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların da farklı maddelerde olsa dahi kanunlarda gösterilmesi gerekmektedir. Hal böyleyse de verginin kanuniliği ilkesi, vergilendirme ile ilgili tüm işlemlerin kanunlarla düzenlenmesini gerektirmediği gibi günümüz dünyasında böyle bir yaklaşımın uygulanabilirliği de çeşitli zorluklar nedeni ile kendi içinde oldukça zorluklar taşımaktadır. Esasen kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemiş yönetimlerde kanunları yürütmek ayrı bir organ olan yürütmenin ve bunun içinde yer alan idarenin görevi ve ülkemiz örneğinde olduğu gibi yetkisindedir. Bu çerçevede idarenin diğer idare hukuku alanlarında olduğu gibi vergi hukuku yönünden de bir kısım imkanlarla donatılması ihtiyacı doğmuştur. Bu imkanlar bazen bizzat kanunların verdiği açık ve özel yetkilerle ve bazen de 'usul ve esasları belirleme' şeklindeki muğlak ve genel ifadelerle yaratılmaktadır. İdare bu yetkilerini kullanırken kanunların verdiği yetkiye dayalı olarak bazen kanunları açıklayan, uygulama şeklini gösteren düzenlemeler yanında bazen de ve özellikle kanunun verdiği özel ve açık yetkiye dayalı olarak kural koyucu düzenlemeler de yapabilmektedir. Bunun yanında vergi hukukunda idarenin kendi örgütüne yön vermek yanında kanunla kendisine yüklenen bireylerin izahat taleplerini karşılama anlamında da bir kısım düzenleyici işlemler yapması söz konusu olmaktadır. Anayasa ve idare hukuku öğretisinde genel ve baskın görüş, idarenin 'genel, soyut, sürekli ve kişilik dışı irade açıklaması' şeklinde yaptığı genel düzenlemeler Anayasada adı ile anılmadıkları durumlarda 'adsız düzenleyici işlemler' olarak nitelenmektedir. Bu çalışmada öncelikle bu tür işlemler anayasa ve idare hukuku açısından terminolojik olarak ele alınacak, yapılma neden ve şekilleri ortaya konulduktan sonra vergi hukuku özelinde yansımalarına değinilecektir. Son olarak ise temelde bir idari işlem olan söz konusu işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yargısal boyutu, bunların bağlayıcılıkları ve ilgililerin menfaatlerini etkilemeleri çerçevesinde ele alınacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Other
    Türk Hukukunda Cumhurbaşkanı Kararlarının Hukuki Niteliği ve Yargısal Denetimi
    (2022) Kaplan, Onur
    Türk hukuk düzeninde 2017 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri neticesinde, yürütme organının güçlendirilmesine koşut olarak Cumhurbaşkanının yetkileri artmış ve bu kapsamda Cumhurbaşkanı tarafından yeni formda belirli hukuki işlemlerin tesis edilmesi söz konusu olmuştur. Bu hukuki işlemlerden Cumhurbaşkanı kararları, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden farklı olarak Anayasada doğrudan düzenlenmemiştir. Bunun yanında yöneldiği konu çerçevesinde farklı içeriklere sahip olabilen Cumhurbaşkanı kararlarıyla, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden farklı olarak anayasada belirtilen bazı konularda ilk elden düzenleme yapılması imkanı da bulunmamaktadır. Özellikle, Cumhurbaşkanı kararlarının bazı hallerde bir konuyu düzenlemesi yahut sadece bir kişi ya da nesneye yönelmesi mümkün olduğundan; genelleyici ve tüketici biçimde hukuki niteliğinin belirlenmesi zorluk arz etmektedir. Bu nedenle, Cumhurbaşkanı kararlarının hukuki niteliğini ve Türk hukuk sistemi içerisindeki yerini belirlerken diğer normlarla karşılaştırma yapmak suretiyle çıkarım yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, yöneldiği kişi ya da nesne üzerinde hukuki etki üretebilen Cumhurbaşkanı kararlarının yargısal denetimi noktasında her ne kadar 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nda açık bir hüküm bulunsa da bu denetimin hangi esaslar çerçevesinde yapıldığının ve sonuçlarının neler olduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda, çalışmada öncelikle Cumhurbaşkanı kararlarının hukuki niteliği pozitif hukuk kuralları çerçevesinde irdelenecek, ardından Danıştay kararları ışığında yargısal denetiminin hangi hukuki esaslara tabi olduğu açıklanacaktır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    TÜRK HUKUKUNDA RESMİ İLAN YÖNETİMİ AÇISINDAN BASIN İLAN KURUMUNUN İDARİ İŞLEVLERİ
    (2024) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    Türk hukukunda anayasada temel hak ve hürriyetler seviyesine yükseltilen basın hürriyeti belirli bir fikri ürün haline gelen değer ve nesnenin yayınlanmasını ve ilgililere ulaştırılmasını ihtiva etmektedir. Özellikle iletişim medya gibi kavramlarla bağlantılı olarak basın kav-ramının toplum açısından önemi hukuki boyutuyla da konunun ele alınmasını gerektirmektedir. Basın ve yayın organlarının faaliyetlerinin genel olarak serbest piyasa faaliyeti olduğu ifade edilebilirse de bu alanda devletin müdahalesi ve girişimi söz konusudur. Bu doğrultuda idari makamların resmi ilanlarının yayınlanmasına aracılık ederek koordinasyon görevini üstlenmek ilgili piyasada faaliyet gösteren özel hukuk kişilerini desteklemek ve gerekli araç-gereçleri temin etmek maksadıyla kamu tüzelkişiliğine sahip Basın İlan Kurumu oluşturulmuştur. Literatürde özellikle idare hukuku boyutuyla, basın hürriyeti resmi ilan yönetimi ile Basın İlan Kurumunun görev ve yetkilerini hukuki açıdan irdeleyen yeterli çalışmanın bulunmaması nedeniyle bu çalışmanın yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda Basın İlan Kurumunun resmi ilanların yönetimine dair kamusal yetkilerinin kullanımı neticesinde basın hürriyetinin ne şekilde etkilendiği hususu yargı kararlarından hareketle incelenecektir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Türkiye’de Jeotermal Kaynakların Aranması ve İşletilmesi Faaliyetlerinin Tabi Olduğu Hukuki Esaslar
    (2022) Onur Kaplan; Kaplan, Onur
    Enerji üretiminde jeotermal kaynakların kullanımının fosil kaynakların kul-lanımına nazaran çevreye olumsuz etkilerinin daha az oluşu bu kaynaklara yönelimi artırmıştır. Özellikle sağlıklı ve dengeli bir çevrenin oluşturulmasının yanında elektrik enerjisi üretimi ısınma gibi gereksinimlerin karşılanması maksadıyla değerlendirilen jeotermal kaynaklar hukuk düzeninde ayrıca düzenlenmiştir. Bu kapsamda elektrik enerjisi üretimi konusunda dışa bağımlılığın azaltılması doğrultusunda jeotermal kaynaklar bakımından önemli bir potansiyele sahip olan Türkiye’de hukuk düzeninde bazı düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir. 2007 yılında çıkarılan 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Ka-nunu çerçevesinde jeotermal kaynakların aranması ve işletilmesi yanında bu faaliyetlere bağlı olarak idare payı bloke alanlar gibi kavramların da ele alındığı görülmektedir. Esasen jeotermal kaynaklara dair arama ve işletme faaliyetleri yetkili idari makamlara talepte bulunarak öncelik esasına dayalı biçimde bu makamların vereceği izin belgesini ifade eden ruhsatla mümkün olmaktadır. Bununla birlikte söz konusu ruhsatların devri ve/veya zamana bağlı olarak başka kişilere intikal etmesi mümkündür. Bu nedenle idari makamlar tarafından verilen ruhsat-lara bağlı olarak ruhsat sahibi kişilerin hak ve yükümlülüklerin niteliğinin ve içe-riğinin de ayrıca irdelenmesi gerekir. Bu bağlamda devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir mal olarak jeotermal kaynaklardan yararlanmanın tabi olduğu rejim açıklanarak bu kaynakların bulunduğu alanlarda gerçekleştirilen arama ve işletme faaliyetlerinin usul ve esasları yargı kararları da değerlendirilmek suretiyle incelenecektir.
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
Entities
  • Research Outputs
  • Organizations
  • Researchers
  • Projects
  • Awards
  • Equipments
  • Events
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Log in to GCRIS Dashboard

GCRIS Mobile

Download GCRIS Mobile on the App StoreGet GCRIS Mobile on Google Play

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback