Kaplan, Onur
Loading...
Name Variants
Job Title
Doç.Dr.
Email Address
Main Affiliation
02.11. Kamu Hukuku Programları
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Files
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
4QUALITY EDUCATION
0
Research Products
5GENDER EQUALITY
0
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
1
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
0
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
5
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

Documents
1
Citations
0
h-index
0

Documents
0
Citations
0

Scholarly Output
15
Articles
10
Views / Downloads
0/0
Supervised MSc Theses
4
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
11
Supervised Theses
4
| Journal | Count |
|---|---|
| Anayasa Hukuku Dergisi | 1 |
| Annales de la Faculté de Droit d’Istanbul | 1 |
| Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi | 1 |
| Bilişim Hukuku Dergisi | 1 |
| Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi | 1 |
Current Page: 1 / 3
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

15 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 15
Article DANIŞTAY KARARLARI ÇERÇEVESİNDE İDARİ YAPTI RIMLARDA LEHE HÜKMÜN UYGULANMASI İLKESİ(2021) Onur Kaplan; Kaplan, OnurTipik suç fiili niteliği taşımamakla birlikte kişilerce kamu düze nini ihlal eden tutum ve davranışların gerçekleştirilmesi neticesindeyetkili idari makamların kamu gücü kullanmak suretiyle tek yanlıbiçimde tesis ettiği idari işlemlerden olan idari yaptırım kararlarındaceza hukuku ilkesi olarak kabul edilen bazı prensiplerin uygulamaalanı bulduğu görülmektedir. Bu anlamda kişilere yönelik biçimdetesis edilen belirli idari yaptırım kararları bakımından lehe hükmünuygulanması imkanı varsa bunun uygulanma gerekliliği, hukuki gü venlik ve öngörülebilirlik ilkelerine koşut biçimde önemli bir prensipolarak karşımıza çıkmaktadır. Kesinleşmemiş ve icrası devam edenidari yaptırım kararlarına ilişkin olarak lehe hükmün varlığının tespi tine hukuk düzeninde bazı hukuki sonuçların bağlandığı ifade edilebi lir. Buna göre idari cezalar bakımından yasal dayanağı bulunan lehekanun hükmünün uygulanması ilkesi yönünden idare hukuku ve ceza hukuku disiplinleri arasında bir koşutluk halinin varlığından bahsedi lebilir. Danıştay tarafından verilen kararlarda bu hususa vurgu yapıl dığı ve bu kapsamda söz konusu prensibin idari cezalar bakımındanda uygulanabilir olduğunun ifade edildiği görülmektedir. Bu ifadebiçimi idari yaptırım kararlarının içerdiği müeyyidenin niteliği vekapsamı yönünden etki ürettiği gibi idari usul ilkeleri çerçevesindebireylere sağlanan imkanların geniş biçimde yorumlanması bakımın dan da kendini göstermektedir. Bu doğrultuda çalışmada idari yaptı rım kararlarında lehe hükmün uygulanması ilkesinin benimsenmesi nin hukuki sonuçları irdelenerek konunun Danıştay kararlarında neşekilde ele alındığı değerlendirilecektir.Article İdari Kolluk Faaliyetlerinde Dijital Dönüşümün Etkileri ve Sınırları: İki Artı İki Beş Eder Mi?(2025) Onur Kaplan; Kaplan, Onurİdare hukuk kurallarıyla sınırları belirli olmak kaydıyla kamu düzeninin ve onun unsurları olarak kabul edilen emniyetin dirlik-esenliğin ve kamu sağlığının korunmasına yönelik genel idari kolluk yetkilerine sahiptir. İdari makamların özel hukuk kişilerinden farklı olarak kamu gücü kullanma imtiyazını elinde bulundurması, bir yandan düzeni sağlamaya yönelik müdahalesini öte yandan kişilerin temel hak ve hürriyetlerinin korunmasını gerektirmektedir. Geniş anlamda idari faaliyetlerin uyarlanabilirlik ilkesi çerçevesinde icra edilmesi sürecinde kullanılan araçlar değişmektedir. Bunun bir örneği kamu düzeninin bozulması halinde oluşan olumsuz durumu çabuk ve etkili biçimde gidermeyi sağlayacak durumun tespitini kolaylaştıracak yapay zeka araçlarının ve bilişim sistemlerinin kullanılmasıdır. Çoğu halde kamu düzenini bozan spesifik davranışları tespit ederek yetkili idari makamlara ileten bu araçlar teknolojik gelişmelere bağlı olarak birbirleriyle (nesneler arası) veri akışını da sağlayabilmektedir. Oluşturulan ve aktarılan veri içeriğine bağlı olarak makine öğrenimi ve otomatik karar alma mekanizmalarının hukuka uygunluğu meselesi bir sonraki aşamada kendi kendine karar alma yetisini geliştirerek kişilerin hukuki durumlarını etkileyebilecek işlemleri tesis eden yapay zeka araçlarının kullanımındaki sınırların neler olması gerektiğinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Aksi durum yapay zeka araçlarıyla tesis edilen işlemlerin geçerliliğinin sorgulanamadığı maddi ve usuli güvencelerden yararlanılamayan kişilerin düşünce ve ifade özgürlüğünün olumsuz etkileneceği durumların ortaya çıkmasına da yol açabilir. Nitekim Orwell’in 1984 adlı eserinde geçtiği haliyle ütopik bir düzlemde söz konusu araçların belirli ve açık komutlar dahilinde işlem yapması karşısında “iki artı ikinin beş olmadığını” ileri sürmenin imkansızlığı karşımıza çıkabilir. Şu halde çalışmada özellikle temel hak ve hürriyetlere müdahale olgusunun yoğun olduğu idari kolluk faaliyetlerinde dijital dönüşüm olgusuna bağlı olarak ilgili bilişim araçlarının kullanımındaki hukuki sınırların ve uyulması gereken ilkelerin kapsamı irdelenecektir.Master Thesis Çevresel etki değerlendirmesi kararlarının hukuki etkisi ve yargısal denetimi(2022) Kurdoğlu, Fatih; Kaplan, OnurÇED yapılması planlanan projenin çevreye olası muhtemel etkilerini göstermek, projenin onay verilmeden önce ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini tespit etmek, olası etkilerin nasıl ortadan kaldırılacağına ilişkin çözümlerin sunulduğu, inşaat ve işletme sürecini anlatan disiplinlerarası bir çevre yöntemidir. ÇED süreciyle projenin çevresel zararlarının tespiti sağlanacak ve çevre kirliliğinin önlenmesi için alınacak tedbirler hazırlanacaktır. Çevrenin korunmasının temel dayanağı olan çevre hakkının gerçekleştirilmesini sağlayan teknik bir araçtır. Çalışmamızın ilk bölümünde çevre kavramına, çevre hakkının çevreyle olan ilişkisine, çevre hakkının yerel ve uluslararası mevzuatta gelişimine, ÇED kavramının tanımlanmasına, ÇED'in çevre hakkıyla ve diğer temel haklarla ilişkisine, ÇED'in uluslararası hukukta ve yerel hukukta ki gelişimine yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise ÇED sürecine ve hukuki etkisine yer verilmiş, bir idari işlem olarak ÇED'in hukuki niteliği, ÇED idari işleminin unsurları açısından ve yapılış usulü ayrıntılı biçimde anlatılmış, ÇED idari işleminin tabi olduğu idari usul ilkeleri ve özellikle katılım ilkesi değerlendirilmiş ve ÇED süreci sonucunda verilen ÇED kararlarına yer verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü ve son bölümünde ise, ÇED süreci sonunca verilen kararlara karşı görevli ye yetkili yargı yerinin belirlenmesi konuları ele alınmış, ÇED kararlarına karşı açılacak iptal davasının tabi olduğu yargılama türüne yer verilmiş, iptal davası açılabilmesinin ön koşulları özellikle menfaat açısından değerlendirilmiş, yürütmenin durdurulması müessesesi ayrıntılı bir şekilde anlatılmış, yargı kararlarına uyulmamasının sonuçları ele alınmış ve ÇED kararlarının yargısal denetiminde AYM'nin ve Danıştay'ın yaklaşımı değerlendirilmiştir.Article 7405 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE KAMU YARARINA ÇALIŞAN SPOR KULÜPLERİ(2023) Onur Kaplan; Kaplan, OnurHukuki niteliği itibarıyla 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nda özel hukuk kişiliği olarak nitelendirilen spor kulüpleri diğer özel hukuk kişilerinde olduğu gibi faaliyet gösterdiği alana dair doğrudan kamu yararı amacı güderek hareket etme yükümlülüğü altında değildir. Bu kapsamda kural olarak spor kulüplerine kamu yararının gerçekleştirilmesi maksadıyla pozitif hukuk kurallarıyla verilen görev ve yetkilerden de bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla ilgililerin bir spor kulübünden kamu yararına yönelik faaliyetlerde bulunması noktasında talep hakkı mevcut değildir. Bununla birlikte özel hukuk kişilerinin kamu yararına hareket edebilmeleri açısından hukuki bir sınırlama bulunmadığı gibi hukuk düzeninde bu şekilde faaliyet gösteren tüzel kişilere özgü hukuki statüler de yaratılabilmektedir. Bu kapsamda 7405 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi neticesinde spor kulüplerinin açıkça kamu yararına çalışabileceği ve kamu yararına çalışan spor kulübü statüsünde olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca spor kulüplerinin kamu yararına çalışan statüsüne geçiş için aranan şartları sağladığı sürece kamu yararına çalışan derneklerin yararlandığı haklardan yararlanabileceği ifade edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmada kamu yararına çalışan spor kulübü sayılmanın şartları belirlenme usulü ve bu belirlemenin hukuki etki ve sonuçlarının ne olacağı irdelenecektir.Article Karar İncelemesi:\rGizli Savunma Arşivlerinin Erişime\rAçık Hale Gelmesi Üzerine Düşünceler(2021) Onur Kaplan; Kaplan, OnurDevlet güvenliğinin sağlanması amacıyla birtakım belgelerin erişime kapalı olması hususu birçok hukuk\rsisteminde karşımıza çıkan bir mesele olarak ifade edilebilir. Devlet güvenliğinin korunması açısından\rgizli kalması gerekli görülen gizli savunma arşivlerinin doğrudan kişilerin erişimine açık olmaması bireylerin\rbilgi edinme ve belgelere erişim hakkı kapsamında bir istisna teşkil etmektedir. Fransız hukuku\ryönünden kendiliğinden sona eren süre sonunda gizli savunma arşivlerinin kişilerin erişimine açık olduğu\rilgili kanunda belirtildikten sonra buna ilişkin ayrıca ek bir idari usul kuralının getirildiği görülmektedir.\rBu durumun kişilerin ilgili arşivlere erişimini geciktirdiğini ve bilgi ve belgelere erişim hakkına ağır bir\rmüdahale teşkil ettiğini ifade etmek mümkündür. Fransız Danıştayının (Conseil d’État) vermiş olduğu\rkararda da gizli savunma arşivlerinin erişime açılması için yeni idari işlem yapılmasını öngören kuralın\riptaline karar verildiği görülmektedir. Bu durum öngörülen idari prosedürün temel hak ve hürriyetin\riçeriğini zedeleyebilmesi ve kanunda öngörülen şartın kendiliğinden gerçekleşmesi halinde o kuralın\rkonusu oluşturan nesne/şeyin hukuki statüsünün değiştiğinin ne şekilde ileri sürülebileceği noktasında\rönemli tartışma konularını barındırmaktadır. Bu kapsamda çalışmada söz konusu karara konu olay\raçıklanarak Fransız hukuk sisteminde gizli savunma arşivlerinin erişime ne şekilde açık hale geldiği ve\rbunun hukuki etkilerinin neler olduğu ortaya konulacaktır.Article HUKUKİ KESİNLİK İLKESİNİN DEĞERİ VE ETKİSİ ÜZERİNE: İHAM’IN ŞAMAT/TÜRKİYE KARARININ İNCELENMESİ(2022) Onur Kaplan; Kaplan, OnurHukuk devleti ilkesinin alt ilkelerinden biri olan hukuki kesinlik ilkesi hukuk normları ile hukuk düzeninde etki ve sonuç doğuran yargı kararlarının bütünsel olarak istikrarlı ve öngörülebilir olma hallerini ihti-va eder. Temel hak ve hürriyetlerle bağlantılı olarak hukuk kurallarının geriye yürümezliği ve haklı beklentilerin korunması gibi hususların hu-kuki kesinlik ilkesiyle sıkı ilişki içerisinde olduğu ifade edilebilir. Bu bağlamda hukuk düzeninde kararın tesis edilmesi aşamalarında önemli bir değer arz eden hukuki kesinlik ilkesinin İnsan Hakları Avrupa Mah-kemesi (İHAM) kararlarında da kendisine yer bulduğu görülmektedir. İHAM tarafından verilen Şamat/Türkiye kararında da öncesinde yapılan kadastro çalışmalarında orman sınırı dışında kaldığı belirtilen kişinin mülkiyet hakkı çerçevesinde maliki olduğu bir arazinin sonrasında ka-dastro çalışmalarını yapan kişilerin kadastro mahkemesinin kararını uy-gulamaması neticesinde orman arazisi içerisinde kaldığını tespit etmesi çerçevesinde farklı bir statüye girmesi söz konusu olmuştur. Bu çerçe-vede kişinin mülkiyet hakkına müdahale edilmesine neden olan kadastro çalışmalarının sonucunda tapu iptali istemi hakkında verilen mahkeme kararında hukuki kesinlik ilkesinin ne şekilde değerlendirileceği konusu gündeme gelmiştir. Özellikle idare hukuku açısından kesin hüküm nite-liğindeki kararların idari makamlar yönünden bağlayıcı nitelikte olması hususu göz önüne alındığında hukuki kesinlik kavramının idari makam-ların birel işlemlerine de yansıması söz konusu olabilmektedir. Nitekim Şamat/Türkiye kararında da hukuki kesinlik ilkesine uygun hareket edilmemesinin arazinin hukuki statüsünü değiştirdiğine ve başvurucular yönünden İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) 6. maddesinde dü-zenlenen adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğine dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda çalışmada İHAM tarafından verilen Şa-mat/Türkiye kararı temel hak ve hürriyetlerle bağlantılı olarak hukuki kesinlik ilkesi yönüyle irdelenecektir.Master Thesis İdare hukuku açısından biyoçeşitlilik(2025) Agah, Ekin Su; Kaplan, OnurBiological diversity, or in short, biodiversity, refers to the diversity of living things all over the world. Mankind has benefited from biodiversity in many areas since its creation. However, the decrease in biodiversity, which has recently become a serious environmental problem, directly affects today's people and future generations. This situation of being directly affected has led to the development of environmental awareness, and states have begun to establish environmental policies and principles on a national and international scale in the context of environmental protection. For this purpose, states impose certain obligations on themselves and individuals by making regulatory actions for the implementation of environmental policies, and perform some auditing activities in accordance with these regulatory procedures. If the aforementioned regulatory procedures are insufficient or not implemented properly, and if sufficient care is not shown in the audit activities, a loss will arise from the responsibility of the administration. Accordingly, in our study, first of all, the issue of biodiversity conservation was explained along with the concept of biodiversity, legal regulations and legal preparations for biodiversity conservation were included, the duties and powers of the administration for biodiversity conservation were determined by examining the principles for biodiversity conservation, and cancellation and full judicial cases to be filed against the administration for biodiversity conservation were examined.Master Thesis Hukuki boyutlarıyla Avrupa Birliği yapay zeka yasası bağlamında risk temelli yaklaşım(2025) Ocak, Girayhan; Kaplan, OnurYapay zeka teknolojisi artık günümüzde eğitim, sağlık, tarım, finans sektörü gibi birçok noktada ve kamu faaliyetlerinde çeşitli alanlarda kullanım alanına sahiptir. Bu teknoloji insan yaşamı üzerinde dönüştürücü etkisini her geçen gün arttırmaktadır. Bununla birlikte yapay zeka teknolojisinin kullanımı ekonomik ve sosyal faydaları beraberinde getirirken, bireyler ve toplumlar için potansiyel riskler ve olumsuz sonuçların dikkate alınması gerekmektedir. Yapay zeka sistemlerinin şeffaf olmayan doğası, bireylerin bu sistemler tarafından nasıl değerlendirildiklerini anlamalarını güçleştirirken; teknolojisin yaygınlaşması, yapay zekanın işleyişine dair belirsizlikler ve ortaya çıkan sonuçlarla ilgili etik ve hukuki kaygıları arttırmaktadır. Bu belirsizlik ve riskler temel haklar, güvenlik ve sağlık üzerinde olumsuz etkiler doğurmakla birlikte bireyleri otomatik karar verme sistemlerine karşı zayıf bir konuma itmektedir. Yapay zeka sistemlerinin güvene değer olduğunun ortaya konulması ve bireylerin temel haklarına zarar vermeyecek bir şekilde tasarlanması gerekmektedir. Bu çerçevede yapay zekanın fırsatları ile birlikte getirdiği zorluklar ve ihtilaflar bu teknolojinin düzenlenme ihtiyacını ortaya koymuş ve Avrupa Birliği tarafından yapay zekanın belirli çerçevede kurallara bağlanmasına yönelik Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası hazırlanmıştır. Bu bağlamda Yapay Zeka Yasası atılan ilk kapsamlı adımdır. Yasa yapay zeka teknolojilerine risk temelli bir yaklaşım izleyerek risk kategorilerine ayırarak düzenleme yoluna gitmiş Avrupa Birliği içerisinde yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi, piyasaya sürülmesi ve kullanımı için risk sınıflandırmasına göre kurallar belirlemektedir. Bu çerçevede çalışma kapsamında öncelikle yapay zeka teknolojine ilişkin kavramlar ele alınarak yapay zeka teknolojisinin kullanımı sonucu ortaya çıkan çekinceler, problemler ve etkileri üzerinde durulacak, Avrupa Birliği'nin yapay zeka teknolojisine yönelik 'güvenilir yapay zeka' anlayışı temel unsurları değerlendirilecektir. Bu bağlamda güvenilirliğin sağlanmasında bir unsur olan Yapay Zeka Yasası'nın konusu ve kapsamı, yapay zeka teknolojisini düzenlenmeye yönelik 'risk temelli yaklaşım' yasa hükümleri ve sistematiği çerçevesinde ele alınacaktır. Risk temelli yaklaşım çerçevesinde yapay zeka sistemlerine yönelik risk sınıflandırması, yasa hükümleri ve yapım süreci değerlendirilmiş ve risk temelli yaklaşım bağlamında yapay zeka sistemleri ve bu sistemlerin aktörleri bakımından ortaya konulan yükümlülükler ile yapay zeka sistemleri ve ilgili aktörlere yönelik yönetişim modeli değerlendirilecektir.Article TÜRK HUKUKUNDA RESMİ İLAN YÖNETİMİ AÇISINDAN BASIN İLAN KURUMUNUN İDARİ İŞLEVLERİ(2024) Onur Kaplan; Kaplan, OnurTürk hukukunda anayasada temel hak ve hürriyetler seviyesine yükseltilen basın hürriyeti belirli bir fikri ürün haline gelen değer ve nesnenin yayınlanmasını ve ilgililere ulaştırılmasını ihtiva etmektedir. Özellikle iletişim medya gibi kavramlarla bağlantılı olarak basın kav-ramının toplum açısından önemi hukuki boyutuyla da konunun ele alınmasını gerektirmektedir. Basın ve yayın organlarının faaliyetlerinin genel olarak serbest piyasa faaliyeti olduğu ifade edilebilirse de bu alanda devletin müdahalesi ve girişimi söz konusudur. Bu doğrultuda idari makamların resmi ilanlarının yayınlanmasına aracılık ederek koordinasyon görevini üstlenmek ilgili piyasada faaliyet gösteren özel hukuk kişilerini desteklemek ve gerekli araç-gereçleri temin etmek maksadıyla kamu tüzelkişiliğine sahip Basın İlan Kurumu oluşturulmuştur. Literatürde özellikle idare hukuku boyutuyla, basın hürriyeti resmi ilan yönetimi ile Basın İlan Kurumunun görev ve yetkilerini hukuki açıdan irdeleyen yeterli çalışmanın bulunmaması nedeniyle bu çalışmanın yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda Basın İlan Kurumunun resmi ilanların yönetimine dair kamusal yetkilerinin kullanımı neticesinde basın hürriyetinin ne şekilde etkilendiği hususu yargı kararlarından hareketle incelenecektir.Article ELEKTRİK DAĞITIM FAALİYETİYLE İLGİLİ UYUŞMAZLIK MAHKE-MESİ KARARLARI ÇERÇEVESİNDE İDARİ DAVALARDA HUSUMET KAVRAMINI YENİDEN DÜŞÜNMEK(2021) Onur Kaplan; Kaplan, Onurİdari yargılama hukukunda ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklar yönünden kural ola-rak idari makamların davalı konumda olacağı kabul edilmektedir. Bir hukuki uyuşmazlıkta davalı tarafın kim olacağını ifade eden husumet kavramı idari davalarda ilk inceleme aşa-masında dikkate alınan bu nedenle de idari yargılama hukuku yönünden önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla bağlantılı biçimde Uyuşmazlık Mahkemesinin ver-miş olduğu kararlara bakıldığında, genel olarak organik kriterin ön planda tutulduğu ve bu doğrultuda uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girmesi için hasım olarak gösterilen bir kamu kurum ya da kuruluşunun bulunması gerektiği ifade edilebilir. Uyuş-mazlık Mahkemesinin yakın zamanda elektrik dağıtım şirketleri tarafından yürütülen faali-yetler kapsamında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözümünde de bu çerçevede adli yargının görevli olduğuna karar verdiği görülmektedir. Ancak bu kararlarda özellikle özel hukuk kişilerinin de idari fonksiyon yerine getirebileceği ve bu nedenle tesis ettiği işlem ve eylemlerinden ötürü bireylerin temel hak ve hürriyetlerini etkileyebildiği hususu dikkate alınmamıştır. Bununla birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi kamu hizmeti niteliğinde bir faali-yet yaptığını belirtmesine rağmen, ilgili elektrik dağıtım şirketinin özel hukuk kişisi olması-na vurgu yaparak mutlak bir yaklaşım biçimi ortaya koymuştur. Bu sebeple idari yargının görev alanının belirlenmesinde ortaya konulan ölçütlerle bağlantılı olarak husumet kavra-mını yeniden düşünmek gereksinimi doğmuştur. Bu doğrultuda çalışmada idari yargılama hukukunda özel hukuk kişilerinin davalı olup olamayacağı sorunu ortaya konularak Uyuş-mazlık Mahkemesinin bu konudaki yaklaşımının sonuçları irdelenecektir.

