Yeşilova, Bilgehan
Loading...
Name Variants
Job Title
Doç.Dr.
Email Address
Main Affiliation
02.16. Özel Hukuk Programları
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
4QUALITY EDUCATION
0
Research Products
5GENDER EQUALITY
0
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
0
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
11
Articles
7
Views / Downloads
0/0
Supervised MSc Theses
3
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
8
Supervised Theses
3
| Journal | Count |
|---|---|
| Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi | 2 |
| Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi | 1 |
| Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi | 1 |
| Ankara Barosu Dergisi | 1 |
| Selcuk Universitesi Hukuk Fakultesi Dergisi | 1 |
Current Page: 1 / 2
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

11 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 11
Article 1961 CENEVRE (AVRUPA) SÖZLEŞMESİ'NİN TÜRK MİLLETLERARASI TAHKİM HUKUKUNDAKİ YERİ VE UYGULAMA ALANI (MTK m. 1/VI)(2014) Bilgehan YEŞİLOVA; Yeşilova, BilgehanTürkiye -kısaca ifade edildiği şekliyle- 1961 Cenevre (Avrupa)Sözleşmesinin 1991 yılından bu yana tarafı ve sözleşmeci devleti konumundadır. Sözleşmeye taraf olan ülkeler (örneğin Almanya Avusturya Fransa İtalya Belçika Rusya Azerbaycan gibi) dikkate alındığında, Sözleşme hükümlerinin Türk (tahkim) hukukunda bugüne kadardaha çok ve esaslı bir biçimde uygulanması beklenirdi. Tahkim yerindende bağımsız uygulanma şartı sözleşmeci devletlerde oturan/bulunanyahut işyeri olan kimseler arasında Sözleşme hükümlerinin kendiliğinden doğrudan ve milli hukukların üstünde hayat bulmasına yol açmaktadır. Milletlerarası Tahkim Kanununun (MTK) 1/VI. maddesi hükmü milletlerarası sözleşme hükümlerinin bu kanuna olan üstünlüğünü veönceliğini bir kez daha teyit etmiştir. Oysa böyle bir hüküm bulunmasaydı yaşanacak tartışma sonraki tarihli ve daha yeni/modern milli tahkim kanunu (MTK) hükümleriyle önceki tarihli ve eskimiş milletlerarasısözleşme hükümleri arasındaki uygulanma önceliğinin AY m. 90/V özelinde kime ait olduğu yönünde şekillenecekti (karş. MÖHUK m. 1/II).Türkiye bazı sözleşmeci devletlerin sonradan kendi aralarında akdettiği,-yine kısaca- 1962 Paris Anlaşması olarak bilinen ve 1961 CenevreSözleşmesinin IV. maddesinin (tarafları arasında) tadilinden ibaret buikinci milletlerarası sözleşmeye taraf değildir. Anılan nedenle Sözleşme ülkemiz açısından ilk hâliyle uygulama alanı bulmaktadır. Çalışma Sözleşmenin kimi hükümlerinin ön plana çıkartılarak bir kez daha tanıtımını ve bu hükümlerle ortak uygulama alanına sahip 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümleri arasındaki bağlantının kurulmasınıamaçlamaktadır.Other Konkordatonun (Projesinin) Tasdiki Kararına Karşı Kimler Kanun Yoluna Başvurabilir? Bir Yargıtay Kararının Düşündürdükleri [HGK, 10.03.2022, 2021/(15)6-966-283](2023) Kazancı, İdil Tuncer; Yesılova, BılgehanTasdik edilen konkordatoya karşı daha ziyade “hangi şartlarla” istinaf yoluna başvurabileceği hususu, Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/966-283 sayılı kararına konu olmuştur. Kararın tartışılmaya değer birçok yönü bulunmakla beraber, özellikle istinaf ve temyiz kararları birlikte değerlendirildiğinde; meselenin daha ziyade İİK m. 308/a’da yer verilen “itiraz eden diğer alacaklılar” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği noktasında toplandığı görülmektedir. Esasen 7101 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce de hukukumuzda kanun yoluna başvuru imkanının kimlere tanınacağı hususu tartışmalı idi. 7101 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise kanun yoluna başvuru şartının kim tarafından, ne zaman karşılanmış sayılacağı sorunu, özellikle incelediğimiz Hukuk Genel Kurulu kararı ile daha da somut bir hâl almıştır. İİK m. 308/a’da yer verilen “itiraz eden alacaklı” kavramının, İİK m. 304 uyarınca itirazlarını duruşma gününden en az üç gün önce bildiren alacaklılarla sınırlı olarak anlaşılıp anlaşılamayacağına, bir yanıt bulmak gerekir. Bu dar yorum da tartışmadan ırak değildir. Zira süreside itiraz edenlerden, ayrıca duruşmaya gelmelerinin beklenip beklenmeyeceği veya mahkeme önünde hiç itiraz etmediği hâlde projeyi benimsemediğini, bu kez alacaklılar toplantısına katılarak veya iltihak müddeti içinde red oyu kullanmak suretiyle gösteren alacaklıların durumu da ayrıca ele alınmalıdır.Article KARAR İNCELEMESİ İCRA VE İFLÂS KANUNU’NUN 337. MADDESİNİN [İKİNCİ FIKRASININ (?)] ANAYASAYA UYGUNLUĞU SORUNU (16. HD. 14.02.2010 580/1202)(2014) Bilgehan YEŞİLOVA; Yeşilova, Bilgehan-Article TEBLİGAT KANUNU'NUN 6099 s. K İLE DEĞİŞİK 10/II VE 21/II MADDESİ HÜKÜMLERİNİN UYGULAMA ALANLARININ TESPİTİ BİR İÇTİHAT DEĞERLENDİRMESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ*(2014) Bilgehan YEŞİLOVA; Yeşilova, BilgehanTebligat Kanunu'nda 2011 yılında 6099 s. K ile özellikle gerçek kişi-muhataplar için geçerli tebligat hükümlerinde önemli değişiklikler yaşanmıştır. Esasen 2006 yılında bu kez 5490 s. K ile vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes -gerçek kişi- için yerleşim yeri adresini ve bunda sonraki tarihli değişiklikleri bildirmek ve kayıt altına aldırmak zorunluluğu getirilmişti. Tebligat hukukuyla alâkalı sözü edilen değişiklikle ise kayıtlı adresin kanundaki sair şartların da sağlanmasıyla Tebligat Kanunu bakımından \"bilinen son adres\" olarak kabulü yönünde bir mecburiyet getirilmiştir. Çalışmaya konu edilen içtihat 6099 s. K ile değişik Tebligat Kanunu'nun 10/II ve 21/II. maddesi hükümleriyle ilgili olup oy çokluğuyla verilmiştir. Muhalefet şerhi kanun değişikliği sonrası geçerli bu yeni hükmün nasıl ve hangi şartlarla uygulanabileceği konusunda son derece tartışmalı karşı görüşleri haizdir. Çalışmamız bu çok yeni kazai içtihadın gerek çoğunluk görüşünde gerekse muhalefet şerhinde yer alan argümanlar bağlamında değerlendirilmesini içerdiği gibi öğretide aynı içtihatla ilgili olarak yapılmış çalışmaya da göndermede bulunarak orada yazılı görüşleri de tartışmaya açmaktadır.Master Thesis Resolution of Intra-Corporate Disputes in the Way of Arbitration in Capital Companies(2023) Türkeş, Yağmur; Yeşilova, BilgehanIt is preferable to resolve intra-corporate disputes in the way of arbitration because it is both fast and confidential. Since one party is the company and the other party is the shareholders, many problems arise in these multiparty arbitration proceedings. Many studies have been conducted on the subject, especially in Germany and Switzerland. Significant developments are also taking place in Turkey. The consent to arbitration, the arbitrability of intra-company disputes, the principle of equality, the right to be heard and the effects on the appointment of arbitrators and consolidation are the main focus of Study. Study basically consists of two parts. In the first part, the arbitration agreement in the articles of association is examined in terms of substantive validity and arbitrability. In this context, especially the consent of arbitration and the arbitrability of controversial disputes are analyzed. In the second part, the problems arising from multiparty arbitration are evaluated, particularly with respect ton the appointment of arbitrators, the principle of equality of the parties and the right to be heard. Finally, parallel proceedings are analyzed only in the context of intra-corporate disputes.Article İLK TALEPTE ÖDEME KAYITLI BANKA TEMİNAT MEKTUBU BEDELİNİ ÖDEYEN BANKANIN MUHATABA YÖNELİK İADE TALEBİ VE HUKUKÎ DAYANAĞI İlk Talepte Ödeme Kaydının Mahiyeti Hakkında Düşünceler(2024) BILGEHAN YESILOVA; Yasemin KALKANCI; Kalkancı, Yasemin; Yesılova, BılgehanGarantör banka teminat mektubu muhatabının haksız tazmin talepleriyle karşılaşabilir. Teminat mektubu ilişkisinin hukukî niteliği böyle bir “haksızlığın” yerli yerinde tavsifini gerektirir. Ne var ki, ilk talepte ödeme kayıtlı banka teminat mektupları bakımından dahi bankanın haksız veya dürüstlük kuralına aykırı tazmin taleplerine karşı çeşitli gerekçelerle ve bilhassa “likit” delillere dayanarak ödemeden imtina edebileceği kabul edilir. Bu imkânı bulamamış bankanın ise ödemeden başka bir yolunun kalmayacağı aşikârdır. Şu hâlde bankanın ödemekten kaçamadığı teminat mektubu bedeli yönünden kontrgaranti yanında ve hatta ondan da evvel bu kez muhataba müracaat edip edemeyeceği, bunun sebebi ve kapsamı, bu durumda lehtar ile muhatap arasında bir sıra olup olmadığı konuları çalışmanın ana temasını teşkil etmektedir. Müşterisine gayri nakdi kredi sağlayarak ticari faaliyetine destek olan ve alacaklıya da şahsi teminat sağlayarak onu ticaret yapmaya teşvik eden bankanın bu kez kendi faaliyetine devam edebilmesi için yapmak zorunda kaldığı ve fakat sonradan “haksız” olduğu da anlaşılan kaybını gidermesi gerekir. Bankanın bilhassa muhataba yönelteceği söz konusu talebin hukukî sebebinin tespiti önem arz eder. Söz gelimi, sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak ödenen bedelin iadesi kimi şartların tahakkukuna bağlıdır. Bu hâlde muhataba müracaat etmeden evvel garantörün örneğin elindeki kontrgarantiyi öncelikle tüketmesinin gerekip gerekmediği yanıtı özellikle aranan sorulardan olmuştur. İlk talepte ödeme kayıtlı teminat mektupları uygulamada sıklıkla tercih edildiğinden, bu mektup türü temel alınarak hukuki sorunlara çözüm aranmıştır.Article 7201 SAYILI TEBLİGAT KANUNU'NUN VE TEBLİĞE İLİŞKİN DİĞER HÜKÜMLERİN TAHKİMDE UYGULANMA YERİ(2014) Bilgehan YEŞİLOVA; LL.M Queen MARY; Mary, Ll.m Queen; Yeşilova, BilgehanTahkim yargılamasında yapılacak yazılı bildirimler bakımından içhukukumuzda iki ayrı kanunda düzenleme bulunmaktadır. 1086 sayılıHukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda esasen bu yönde herhangi birhüküm yer almadığı hâlde içtihatlarda tereddütsüz bir biçimde TebligatKanununa atıf yapılmıştı. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 438/I. maddesinde ise bu kez Tebligat Kanununa atfen açıkbir hüküm getirilmiştir. Ne var ki tahkime ilişkin söz konusu hükümler yerli/iç tahkimde geçerlidir. Yapılan atfın sınırları ve kapsamı ile tahkimde hangi iş ve işlemler için geçerli olduğu konularında anılan hüküm yoruma ve açıklamaya muhtaçtır. Milletlerarası tahkim bakımından 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununda başkaca hiçbir kanuna atıfta bulunmaksızın, doğrudan bu kanunda özel hüküm getirmeyolu tercih edilmiştir. Yazılı bildirim/tebligat ile ilgili meseleler hukukidinlenilme/bilgilenme hakkıyla yakından ilgilidir. Kime nerede nasıl vene zaman tebliğ yapıldığı konuları özellikle tebliğe bağlanan hukukisonuçların doğumu açısından büyük önem arz etmektedir. Bu sebepleçalışmamızda Tebligat Kanunu ve tahkim mevzuatımızda yer alan diğerhükümlerin tahkimde nasıl uygulanacağı meselesi ele alınacaktır.Master Thesis The Members of the Board of Directors of the Joint Stock Company the Liability of the Parties in the Case(2017) Bulut, Ali; Yeşilova, BilgehanThe body that is mandatory organ in stock companies has the authority to manage and represent the company. If the board elected by the General Assembly causes a loss for the company or creditors, it is responsible for recoupment using its personal assets. These responsibility provisions are arranged between the article 549 and the article 557 of The Turkish Commercial Law( TCL). Due to the fact that, in our country, in general, joint stock companies are away from institutional structure and being family-owned company, the shareholders have become a board member, as well. This situation has two significant drawbacks: The first is that the management is under the control of people who are away from business knowledge. The second is the conflict of the company interest and the share holder interest in some cases. For the reasons mentioned, the issue of responsibility of the board members is important in terms of the Turkish Commercial Law. There are many works on this crucial issue. However, these works have dealt with the issue from the point of the substantative law/commercial law, this study tries to present the reason of the case mainly belongs to the field of commercial law, but this time, being handled from very special aspect for parties. Even though the article 561 of the TCL that regulates the component court for the liability case conflicts with the article 14 of the Code of Civil Procedure, the judgment's to be managed in a simple entry and having many subjects matters about the law of procedure as burden proof, the content of the thesis is restricted with the parties of the case own to be searched within a thesis scope. In the 'introduction' part of our work, the reason and the subject of the liability case have been mentioned. The aim of this is to help readers as much as possible to recall the technical concepts within the chapters. In the first chapter, except for the bankruptcy within the scope of the article 556 of the TCL and in case of the bankruptcy within the 556 article of TCL, who will open the case and the situation in the cases have been searched under the title of 'plaintiff'. In the second chapter, the definition and the enclosure of the concept of the board are tried to be made under the title of 'defendant'. In the last chapter, 'the differentiated continuity' which is a kind of the joint liability and for the first time adopted with the article 557 has been discussed. In this chapter, firstly, it is tried to be explained the difference between joint liability and differentiated continuity, then, it has been tried to be found to which kind of joinder of parties belong within the scope of differentiated continuity.Article Tasdik Edilen Konkordatonun ‘...Hacizleri Hükümden...’ Düşürmesi için Kesinleşmiş Olması da Gerekir mi?(2023) BILGEHAN YESILOVA; Yesılova, Bılgehanİcra ve İflâs Kanunu’nun konkordatoya dair 7101 s. K ile değişik hükümleri tasdik edilen konkordatonun derdest icra takipleri üzerindeki etkisi bakımından dikkat çekici bir sonucu beraberinde getirmiştir. Gerçi mülga kanun döneminde de tasdik edilen konkordato hacizleri hükümden düşürmekteydi. Lâkin yazılı sonucun ne zaman gerçekleşeceği hakkında gerek ilmî gerekse kazaî içtihadın önceki kanun döneminde ulaştığı kanaatin 7101 s. K ile yapılan değişikliklerin ardından hâlâ muhafaza edilip edilmeyeceği acilen yanıtlanması gereken bir soru halini almıştır. Kazaî içtihat bu konuda kanun metninin lâfzına sadık kalmış, hacizlerin kalkması için tasdik kararının kesinleşmesini gerekli görmemiştir. Oysa önceki kanun döneminde metnin açık [bugünkü gibi] lâfzına karşın hacizlerin tereddütsüz bir surette ancak tasdik kararının kesinleşmesiyle hükümden düşeceği sonucuna ulaşılmıştı. Bu sonucun bugün de devamında ısrar edilebilmesi için öncelikle konkordatonun tasdiki kararının “bağlayıcılığı” ile “icra edilebilirliği” ve ardından da geçmiş ile günümüz rejimlerinin aralarındaki farklılıklara değinmek gerekmiştir. Bu sırada mehaz ülke hukukunun tercihlerinin tetkiki de menfaatler dengesinin yeninden tarif ve tesisi adına kaçınılmaz olmuştur. Metin duvarının “gai yorum” altında bu kez daraltıcı şekilde tatbiki olağan değildir. Elde bir gerçek/örtülü boşluğun olduğu sonucuna varılabilmesi için düzenlemenin önce ratio legis’inin açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu yolla hükmün aslında geniş tatbikinin de beklenmedik zora sokucu ve amaç dışı neticelerin husule gelmesine yol açacağı kanaatine varılmalıdır. İİK m. 308/ç I hükmünün öngördüğü sonuç için [lâfzına sadık kalınarak] konkordatonun bağlayıcılığıyla yani tasdikiyle yetinilmesi, bunun için ayrıca kesinleşmenin aranmaması düşüncesi kanun yolu denetimi neticesinde tasdikin bu kez reddinin o zamana kadar çoktan kaldırılmış haczin ardından telafisi güç zararlara yol açabilecek olması nedeniyle itinayla ve tereddütle ele alınmış, çalışma içerisinde metodolojik bir teste tabi tutulmuştur.Article Rehinli Malın İİK m. 295 II Hükmü Gereğince Satışına Geçici Mühlet İçinde İzin Verilebilir mi?(2023) BILGEHAN YESILOVA; Yesılova, BılgehanRehinli malın kesin mühlet içinde cebri satışı yapılamaz. 7327 s. K ile yapılan değişiklik neticesinde İİK m. 295’e yeni bir ikinci fıkra eklenmiş ve yazılı şartların ikmaliyle rehinli malın derdest icra takibi içinde cebren satışına izin verilmiştir. Bu yeni ek fıkra içinde sadece şartlar değil, söz konusu iznin hangi usulde verilebileceği de bu kez bir başka hükme (İİK m. 297 II) gönderme yapmak suretiyle düzenlenmiştir. Çalışmanın merkezindeki tartışmalı düzenleme İİK m. 288 I hükmüdür. Zira böylece kesin mühletin sonuçları geçici mühlet için de geçerli kılınmıştır. İİK m. 295 (şimdiki birinci fıkra) hükmünün kesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından “sonuçlarını” düzenlediği tereddütsüzdür. Lâkin anılan yeni fıkra hükmünün de bu yolla geçici mühlet içinde uygulanıp uygulanmayacağı meşkûktür. İlginçtir hükmün gerekçesi bu yeni ikinci fıkranın da geçici mühlet içinde tatbik edileceği hakkında adeta bir yasama kanaatini içermektedir. Çalışmada İİK m. 288 I ve İİK m. 295 yeni II. fıkra hükümleri gerek yorum kuralları gerekse kıyas metodu bakımından ele alınmaya çalışılmış ve anılan yasama kanaatinin (gerekçesinin?) metodolojik olarak tetkikine gayret edilmiş, sonuçta gerekçede yazılanın aksi yönünde bir sonuca ulaşılmıştır.

